Ortadoğu
Netanyahu, gizlice BAE’ye giderek bin Zayed ile görüştü

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pazar günü Abu Dabi’yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed El Nahyan ile bir araya geldi.
Bu bilgiyi Reuters’a üst düzey bir İsrailli yetkili verdi.
Ziyaret, İsrail gazetesi Haaretz’in, Şeyh Muhammed’in 7 Ekim 2023’ten bir buçuk hafta önce Netanyahu’yu Hamas’ın İsrail’e karşı büyük çaplı bir operasyon planladığı konusunda uyardığını bildirmesinin ardından gerçekleşti.
Haaretz‘in haberine göre İsrail başbakanı bu uyarıyı İsrail istihbarat kurumlarına veya ordusuna iletmedi.
Haberi yalanlayan ve gazeteye karşı yasal işlem başlatmakla tehdit eden Netanyahu, zorlu bir yeniden seçim kampanyasıyla karşı karşıya.
Muhalefet liderleri, başbakanı Hamas’ın 7 Ekim saldırısı öncesindeki güvenlik zaaflarından sorumlu olmakla suçluyor.
BAE, Haaretz’in haberine ilişkin yorum yapmaktan kaçındı ama BAE ile İsrail’in 2020’de diplomatik ilişkiler kurduğundan bu yana “açık ve doğrudan iletişim kanalları” sürdürdüğünü belirtti.
Bir BAE kaynağı daha önce Reuters’a, BAE’nin güvenlik konularını ülkelerle “ilgili kurumlar” aracılığıyla görüştüğünü ama “ulusal liderler düzeyinde” görüşmediğini söylemişti.
Bu yılın başlarında, İsrail başbakanlığı ofisinin Mayıs ayında Netanyahu’nun Körfez ülkesini “gizlice ziyaret ettiğini” ve cumhurbaşkanıyla görüştüğünü açıklamasının ardından BAE, Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed’in Netanyahu ile görüştüğünü yalanlamıştı.
Toplantıya yakın bir kaynak, o dönemde Netanyahu ve Şeyh Muhammed’in 26 Mart’ta, Abu Dabi’de Umman sınırında bulunan bir vaha kenti olan El Ayn’de bir araya geldiğini söylemişti.
İran savaşı sırasında saldırıya uğradığından beri BAE, 2020 İbrahim Anlaşmaları sonucunda ilişkiler kurduğu ABD ve İsrail ile bağlarını güçlendirdi.
Ortadoğu
Irak’tan ucuz petrol alan Vitol eylülde 25 milyon varil taşıdı

Irak yönetimi, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik maliyetlerini gerekçe göstererek ham petrolde yüzde 20’ye varan indirime gitti. Ucuzlatılmış petrolden en az 25 milyon varil alan ABD merkezli Vitol, aynı zamanda İsrail ordusuna yakıt sağlayan sevkiyat zincirinde yer alıyor.
Irak, ham petrol satışlarında yüzde 20’ye varan indirime giderek ihracatını savaş öncesi seviyelere yaklaştırdı. İndirimli petrolden en büyük payı alan şirketler arasında, İsrail’e petrol tedarik eden ve ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle yakın bağları olan enerji devi Vitol öne çıkıyor.
Bağdat yönetimi, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle ağır bir bütçe krizi yaşamıştı.
Gelirlerinin ve sevkiyatının yaklaşık yüzde 90’ını kaybeden Irak; Türkiye hattı ve Suriye’ye kara yoluyla taşımacılık gibi alternatifleri devreye soksa da açığı kapatamadı.
Tahran’ın ağustos ayında Irak tankerlerine geçiş izni vermesiyle akış yeniden hızlandı.
Irak Federal Meclisi Maliye Komisyonu Başkanı Uday Avad, 27 Eylül’de Rudaw’a yaptığı açıklamada indirim uygulamasını doğruladı.
Avad, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri ile kabaran nakliye ve sigorta maliyetlerini telafi etmek için alıcıya göre yüzde 10 ile 20 arasında fiyat kırıldığını duyurdu.
İndirim hamlesiyle birlikte Irak’ın günlük ihracatı yaklaşık 3 milyon varile ulaştı. Bu veri, savaş öncesindeki 3,4 milyon varillik seviyeye oldukça yakın.
Reuters’ın Kpler verilerine dayandırdığı habere göre Bağdat, geçen ay yalnızca güney limanlarından günde ortalama 2,35 milyon varil ham petrol sevk etti.
Pazardaki en büyük alıcılar Birleşik Arap Emirlikleri’nin kamu şirketi ADNOC ve ABD merkezli Vitol oldu.
Vitol, eylülde ucuzlatılmış Irak petrolünden en az 25 milyon varil satın aldı. ADNOC ise ağustosta 32 milyon varil olan alımını eylülde 40 milyon varile yükseltti.
Irak’tan yüksek hacimli alım yapan Vitol, küresel enerji ağındaki operasyonlarıyla dikkat çekiyor. Ulusal üreticilerden ham petrol alıp nakliye, sigorta ve finansman süreçlerini yöneterek dünya rafinerilerine dağıtan şirket, Venezuela petrolünün ihracatında da kritik rol oynuyor.
ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırarak ülke petrolünü denetimine almasının ardından Vitol yöneticisi John Addison, Ocak 2026’da Beyaz Saray’da Trump ile bir araya gelmişti.
Trump yönetimi Venezuela ham petrolünün satışı için Vitol ve Trafigura’yı yetkilendirdi; Vitol yaklaşık 250 milyon dolarlık ilk sevkiyatı yürüttü. Reuters, iki şirketin günlük 600 bin varillik sevkiyatla Venezuela ihracatının yarısından fazlasını üstlendiğini aktarmıştı.
Vitol aynı zamanda İsrail’in temel enerji sağlayıcıları arasında yer alıyor. Oil Change International (OCI) verilerine göre Vitol ile Heritage Petroleum, Ekim 2023 ile Haziran 2026 arasında İsrail’e yaklaşık 22 milyon varil ham petrol teslim etti.
Bu hacim, ülkenin toplam ithalatının yaklaşık yüzde 11’ini kapsıyor.
Sevkiyatlar Eilat-Aşkelon Boru Hattı Şirketi ile Hayfa’daki Bazan ve Aşdod’daki Paz rafinerilerine yapıldı.
OCI, İsrail tesislerinde işlenen bu petrolün ordunun yakıt ihtiyacını karşıladığını ve Gazze’deki Filistinlilere yönelik saldırılarda doğrudan kullanıldığını vurguluyor.
Ortadoğu
Smotrich Batı Şeria’ya savaş ve Güney Lübnan’a ilhak çağrısı yaptı

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, işgal altındaki Batı Şeria’da savaş başlatılması, Filistin Yönetimi’nin dağıtılması ve Gazze ile Güney Lübnan’ın ilhak edilmesi çağrısında bulundu. Gazze’nin yaklaşık yüzde 70’ini, Lübnan’ın ise yüzde 7’sini işgal altında tutan İsrail, Sukot Bayramı gerekçesiyle Batı Şeria’ya bir haftalık tam kapanma uyguluyor.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, işgal altındaki Batı Şeria’da “Gazze’de yapılanların tekrarlanması”, bölgede savaşa girilmesi ve Filistin Yönetimi’nin tamamen dağıtılması çağrısında bulundu.
Aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi lideri olan yerleşimci bakan, ayrıca Gazze Şeridi ile Güney Lübnan’daki geniş toprak parçalarının da resmen İsrail’e ilhak edilmesini talep etti.
Katıldığı podcast yayınında İsrail basınına yansıyan değerlendirmeleri aktarılan Smotrich, Filistin direnişi karşısında Batı Şeria’daki hedeflerin nasıl sürdürüleceğine dair soruya şu sözlerle yanıt verdi:
“Yahudiye ve Samiriye’da savaşa girmemiz, Gazze’de yaptığımızı orada da yapmamız ve terör yönetimi olan Filistin Yönetimi’ni dağıtmamız gerektiğini düşünüyorum. Gazze’de en azından Sarı Hat’a kadar, Lübnan’da ise Litani Nehri’ne kadar olan bölgeyi ilhak etmeyi çok isterim.”
Smotrich’in ilhakını istediği Gazze Şeridi, İsrail’in 2023 yılından bu yana sürdürdüğü geniş çaplı yıkım ve askeri operasyonlar neticesinde yaklaşık yüzde 70 oranında İsrail işgali altında yer alıyor.
Bölge, doğrudan işgal altındaki kısımlarla Hamas kontrolünde kalan kesimleri ayıran Sarı Hat ile fiilen ikiye bölünmüş durumda.
İsrail ordusunun Lübnan topraklarındaki işgali ise ülke sathının yaklaşık yüzde 7’sini kapsıyor. İsrail güçleri her iki bölgede de bombardımanlarda yıkılan yerleşimlerin izlerini tamamen silmeye yönelik geniş çaplı tahribat yürütüyor.
Gelecek ay düzenlenecek genel seçimler öncesinde seçim kampanyasını işgal altındaki topraklardaki yerleşimlerin büyütülmesi vaadi üzerine kuran Smotrich, daha önce de 1967’de işgal edilen Batı Şeria’nın yüzde 80’inden fazlasının ilhakını savunmuştu.
Mevcut koalisyon hükümetinde yedinci kez başbakanlık koltuğuna oturmayı hedefleyen Likud lideri Binyamin Netanyahu ile aşırı görüşleri ve Filistinlilere yönelik şiddet çağrılarıyla tanınan dini milliyetçi Yahudi Gücü Partisi lideri Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de yer alıyor.
İsrail yönetimi bu yıl Batı Şeria’daki yerleşim inşaatlarına hız verirken, planlar arasında Batı Şeria’yı coğrafi olarak ikiye bölerek işgal altındaki Doğu Kudüs ile bağını koparmayı hedefleyen E1 projesi de yer alıyor.
Projenin uygulanması, toprak bütünlüğüne sahip bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını fiilen imkansızlaştıracak nitelik taşıyor. 1967 işgalinden bu yana inşa edilen yaklaşık 160 yerleşim ve 360 yerleşim biriminde 700 bini aşkın Yahudi yerleşimci ikamet ediyor.
Bölgede yerleşimcilerin köylere düzenlediği ve Filistinlileri topraklarını terk etmeye zorlayan organize saldırılara İsrail ordusu koruma sağlıyor.
Filistinliler ise son haftalarda Yahudi yerleşimcileri hedef alan araçla ezme ve silahlı eylemler gerçekleştirdi. Smotrich’in dağıtılmasını istediği Filistin Yönetimi ise 1993 Oslo Anlaşmaları çerçevesinde bağımsız devlet kurulana dek geçici yönetim olarak hayata geçirilmişti ve halen Ramallah, Nablus, Cenin ile Beytüllahim dahil bazı kentlerde sivil idareyi yürütüyor.
Siyasi gerilimin tırmandığı bölgede İsrail makamları, Yahudilerin Sukot Bayramı gerekçesiyle Batı Şeria’da cumartesi gününe kadar sürecek bir haftalık “kapsamlı kapanma” kararı aldı.
Çalışma iznine sahip binlerce Filistinlinin İsrail’e ve yerleşimlere geçişini engelleyen uygulama kapsamında geçiş kapıları kapatıldı.
Filistin resmi haber ajansı WAFA, Ramallah’ın kuzeyindeki Turmus Ayya’nın giriş kapısının kapatılarak halkın taciz edildiğini; Abud, Nabi Salih, Atara ve Taybeh girişlerinin kilitlendiğini; Yabrud ile Ayn Siniya girişlerine ise ilave askeri kontrol noktaları kurulduğunu duyurdu.
Ortadoğu
Netanyahu boş salona konuştu: Türkiye, Katar ve İran’ı hedef aldı

İsrail Başbakanı Netanyahu, çok sayıda ülke heyetinin salonu terk ettiği Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Türkiye, Katar ve İran yönetimlerini hedef aldı. Gazze’deki soykırım suçlamalarını reddeden Netanyahu’nun konuştuğu saatlerde New York sokaklarında düzenlenen gösterilerde 100’den fazla kişi gözaltına alındı. Protestolara çok sayıda siyasetçi, insan hakları savunucusu ve ünlü oyuncu katıldı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, New York’ta toplanan 81. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kürsüsünde yaptığı konuşmada Türkiye, Katar ve İran yönetimlerine yönelik ağır ithamlarda bulundu.
Netanyahu kürsüye adım atmadan hemen önce Arap ve Müslüman ülkelerin temsilcileri başta olmak üzere çok sayıda diplomat Genel Kurul salonunu terk etti.
Birleşik Arap Emirlikleri heyeti ise salonda kalmayı sürdürdü. Sıraları boşaltan delegasyonları “ahlaki korkaklık” sergilemekle suçlayan Netanyahu, hitabını büyük bölümü boşalan koltuklara karşı gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı doğrudan hedef alan Netanyahu, Erdoğan için “tiran” nitelemesini kullandı.
Konuşmasında Türkiye’yi Kuzey Kıbrıs’ı yasa dışı şekilde işgal etmekle, Yunanistan’ı tehdit etmekle, gazetecileri cezaevine atmakla ve Kürtlere şiddet uygulamakla suçladı.
Erdoğan’ın her gün İsrail’in yok edilmesi çağrısı yaptığını öne süren Netanyahu, “Kudüs’ün hâkimi olacağını söylüyor. Hayır, olmayacaksınız. Burası bizim şehrimiz” dedi.
Konuşmasında Katar’a da geniş yer ayıran İsrail Başbakanı, Doha yönetiminin Hamas’a destek verdiğini ve İsrail karşıtı söylemleri küresel ölçekte yaydığını iddia etti.
Katar’ın ABD üniversiteleri ile El Cezire televizyonuna milyarlarca dolar aktararak genç nesillerin zihnini yönlendirmeye çalıştığını savundu.
Gazze’de ateşkes ve esir takası müzakerelerinde kilit arabuluculardan biri olan Katar ile ilgili bu suçlamalar sürerken, Netanyahu’nun yakın çalışma ekibindeki kimi isimler hakkında Katar’dan maddi kaynak temin edip İsrail basınında Doha lehine yayın yaptırdıkları iddiasıyla yürütülen resmi soruşturma devam ediyor.
Netanyahu, önceki BM temaslarında izlediği yöntemi yineleyerek konuşmasında görsel araçlara başvurdu. Eylül 2024’te Lübnan genelinde siviller dahil binlerce kişinin ölümüne ya da yaralanmasına yol açan patlamaları hatırlatmak üzere kürsüde çağrı cihazı gösterdi.
Ardından Elon Musk’ın kurucusu olduğu Starlink uydusuna ait iletişim aygıtını havaya kaldıran Netanyahu, sistemin İran halkının bağımsız bilgiye ulaşmasını sağladığını ileri sürdü.
Bu cihazı Genel Kurul’daki İran heyetinin masasına bırakacağını belirten İsrail Başbakanı, İranlı yetkililerin “kaçınılmaz olarak saf değiştirdiklerinde anlatacaklarını sosyal medyada paylaşabileceklerini” savundu.
Tahran yönetiminin bizzat halk tarafından alaşağı edileceğini öne süren Netanyahu, “Halkın gücü, iktidardakilerin gücünü aşacak” dedi. İran’ın nükleer kapasitesi ve balistik füze programına ilişkin yeni kanıtlar sunması beklenen Netanyahu, konuşmasında bu başlıkta somut hiçbir yeni veri paylaşmadı.
Konuşmasının ağırlık merkezini Gazze’ye kaydıran Netanyahu, ülkesine yöneltilen soykırım suçlamalarını “yüzyılın en büyük yalanı” diye niteledi. İsrail ordusunun sivil can kayıplarını engellemek için her türlü tedbiri aldığını iddia eden Netanyahu, bölgeye ulaştırılan gıda ve aşı sevkiyatlarını örnek gösterdi.
Buna karşın İsrail’in çatışmalar sürecinde insani yardımların girişini iki ayı aşkın süre tamamen engellemesi, bölgede yaygın açlık felaketi yaşandığını ortaya koyan uluslararası basına yansımıştı.
Yardım kuruluşları da Gazze’ye ulaştırılan malzemelerin asgari insani ihtiyaçların dahi çok gerisinde kaldığını vurguluyor.
İsrail ordusunun “dünyanın en ahlaklı ordusu” olduğunu savunan Netanyahu, Tel Aviv’i soykırımla suçlayan çevrelere “Yazıklar olsun” sözleriyle çıkıştı.
İşgal altındaki Batı Şeria’da tırmanan yerleşimci şiddetini önemsizleştirmeye çalışan Netanyahu, saldırıları yaklaşık 150 kişiden oluşan “bir avuç çocuk suçlunun” taş atması, zeytin ağaçlarını kesmesi ve münferit yangınlar çıkarmasından ibaret gösterdi.
Yerleşimci eylemlerinde yılda yalnızca iki veya üç kişinin yaşamını yitirdiğini iddia eden Netanyahu, Filistinlilerin binlerce saldırı teşebbüsünde bulunduğunu ileri sürdü.
Sahada yerleşimci baskınları neredeyse her gün tekrarlanırken faillere yönelik gözaltı ve ceza süreçlerinin son derece yetersiz kaldığı biliniyor.
Netanyahu ise kanunsuzluğa göz yummayacaklarını öne sürerek iç istihbarat teşkilatı Şin Bet’i olayların üzerine sevk ettiğini iddia etti.
Netanyahu, konuşmasında New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’yi de hedef tahtasına oturttu.
İsrail politikalarına dönük sert eleştirileriyle tanınan Mamdani’nin sesini kesmek istediğini iddia eden Netanyahu, “Beni susturamazsınız, gerçeği susturamazsınız” dedi.
Mamdani’yi Hamas sempatizanı ve Yahudi düşmanı olmakla itham eden Netanyahu’nun sözleri, New York Belediye Başkanlığı tarafından yalanlandı. Mamdani, Uluslararası Ceza Mahkemesinin savaş suçları kapsamında Netanyahu hakkında çıkardığı yakalama kararının New York sınırları içinde derhal infaz edilmesi gerektiğini savunuyor.
Konuşmasında ABD Başkanı Donald Trump’a sadece bir kez teşekkür eden Netanyahu, iki ülkenin Tahran’a karşı omuz omuza durarak “medeniyeti kurtardığını” savundu.
Önceki konuşmalarının aksine Suudi Arabistan ile normalleşme sürecine ve İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesine hiç değinmemesi dikkat çekti. Netanyahu bu açıklamaları, İsrail’de yapılması planlanan genel seçimlere yaklaşık bir ay kala yaptı.
Netanyahu salonda konuşurken New York sokakları kitlesel eylemlere sahne oldu. Eylemi organize edenlerin verdiği bilgiye göre polis 100’den fazla göstericiyi gözaltına aldı.
BM Genel Kurul salonunda diplomatlar salonu terk ederken dışarıdaki yüzlerce eylemci “Gazze yaşasın” ve “Bütün dünya izliyor” sloganları attı.
Gösterilere Yahudi, Filistinli, İranlı ve Lübnanlı New York sakinlerinin yanı sıra kamu görevlileri, kasım seçimlerinde yarışacak adaylar ve tanınmış isimler katıldı.
Eylemcilerin giydiği tişörtlerde “Bombaları değil, insanları finanse edin” mesajı yer aldı. Göstericilerin ana cadde üzerinde bir saatten uzun süre oturma eylemi yapması nedeniyle BM yerleşkesine giden resmi konvoylar güzergah değiştirmek zorunda kaldı.
“Soykırımı durdurun” yazılı pankartlar açan grup, üzerinde “Özgür Filistin” yazan uçurtma uçurdu.
Right now in NYC a massive crowd of protesters take to the streets demanding war criminal Netanyahu be brought to justice! Free Palestine! pic.twitter.com/NAD8F2dFGX
— The People's Forum (@PeoplesForumNYC) September 24, 2026
Organizatörler bu eylemin, İsrail’in Gazze’de uçurtma uçuran Filistinli çocukları hedef alma tehdidine doğrudan bir yanıt niteliği taşıdığını aktardı.
İlk gösteriden saatler sonra Bryant Park’ta toplanan binlerce kişi BM binasına doğru yürüyüşe geçti.
Başlarına kefiye takan ve Filistin bayrakları taşıyan kalabalığa bando ve davullar eşlik etti. Taşınan dövizlerde BM üyesi ülkelere İsrail’e karşı somut yaptırımları yürürlüğe koyma çağrısı yapıldı.
Filistin Gençlik Hareketi temsilcisi Nas İssa, Trump ve Netanyahu’nun BM zeminini “kaba güce, uluslararası saldırı suçlarına ve hukuk dışı kesintisiz savaşlara dayalı hedeflerini dayatmak amacıyla kullandığını” söyledi.
İssa, üye devletlerin özellikle Gazze savaşının başından bu yana ABD ve İsrail’in zırhına büründüğü cezasızlık kalkanına dur demesi gerektiğini vurguladı.
Netanyahu karşıtı protestolar hafta boyunca kentin farklı noktalarında sürdü.
Amerika Demokratik Sosyalistleri teşkilatı, çarşamba günü John F. Kennedy Havalimanı’nda toplanarak İsrail ordusuna tahsis edilen silah ve patlayıcıların sivil yolcu uçaklarıyla sevk edilmesini protesto etti.
New York polisinin müdahalesi sonucu gözaltına alınanlar arasında sinema dünyasından Susan Sarandon, Debra Winger, Hannah Einbinder ve Indya Moore; eski ordu mensubu ve ihbarcı Chelsea Manning; komedyen Caleb Hearon; yazar Glennon Doyle; aktivist Linda Sarsour; Haham Abby Stein ve yazar David Velasco yer aldı.
Polisin dağılma ihtarına uymayan protestocuların gözaltı işlemi sırasında güvenlik güçlerine direnmediği kaydedildi.
Filistinlilerin haklarını kararlılıkla savunan isimlerden oyuncu Hannah Einbinder, “Hükümetimiz Filistin’deki soykırımı bütünüyle finanse ederken sessiz kalmayacağız” diyerek bu eyleme katılmayı “bir Yahudi, bir Amerikalı ve bir insan olarak ahlaki görev” şeklinde tanımladı.
Gösterilerde, yıl içindeki ön seçimleri İsrail’e sağlanan askeri yardımların kesilmesi vaadiyle kazanan sol eğilimli siyasetçiler de ön saflarda yer aldı.
New York’tan Darializa Avila Chevalier ve Brad Lander, Pennsylvania’dan Chris Rabb, New Jersey’den Adam Hamawy ve Colorado’dan Melat Kiros alana çıktı. New York Belediye Meclisi üyeleri Chi Ossé ve Tiffany Cabán dahil olmak üzere bölgeden en az 10 siyasetçi ve aday polis tarafından gözaltına alındı.
Gözaltı işleminden önce konuşan Chevalier, “New Yorkluların bu duruma rıza göstermediğini haykırmamız hayati önem taşıyor. Vergilerimizin savaş suçlarına kalkan yapılmasına karşı duracağız” ifadelerini kullandı.
Gazze’deki insani kriz sırasında sağlık heyetinde gönüllü çalışan eski askeri doktor Adam Hamawy, BM’nin Netanyahu’yu konuk etmesine tepki gösterdi.
Hamawy, “Soykırımı engellemek için sokaklara dökülmek zorunda kalmamalıydık. Netanyahu’nun Lahey’deki mahkemede savaş suçlusu olarak yargılanması gerekirken bizim sokakta hakkımızı aramak zorunda bırakılmamız kabul edilemez” dedi.
Kasım seçimlerinde New York eyalet meclisine girmesi beklenen ilk Filistin kökenli Amerikalı aday Aber Kawas da gözaltına alınanlar arasında yer aldı.
Mamdani’nin Netanyahu’yu gözaltına alma vaadiyle geniş kitlelerin desteğini kazandığına dikkat çeken Kawas, “New Yorklular Netanyahu’nun bu kentte serbestçe dolaşmasını istemiyor; bağımsız yargı önünde tutuklanmasını talep ediyor” sözleriyle kamuoyunun tepkisini aktardı.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Dünya Basını2 hafta önceAkademisyen Norman Finkelstein: Üniversitelerdeki baskı McCarthy dönemini aştı












