Ortadoğu
Netanyahu’nun en büyük rakibi Eisenkot, Suriye ile anlaşma koşullarını açıkladı
Bu ay yapılacak seçimlerde Binyamin Netanyahu’nun en dişli rakibi olan Gadi Eisenkot, Suriye ile anlaşmayı “Türklerin ve Rusların çekilmesine” bağladı.
The Times of Israel’e (ToI) uzun bir mülakat veren Yaşar Partisi lideri ve eski genelkurmay başkanı, Suriye’deki “değişken durumdan yararlanmak” gerektiğini söyledi.
Suriye’nin geçici lideri Ahmed Şara’nın “aslen çok aşırı bir kişi, bir IŞİD üyesi” olduğunu savunan Eisenkot, “Onun hakkında hiçbir yanılsamam yok; Suriye’de faaliyet gösteren Amerikalılarla birlikte, onun örgütünden birçok kişiyi öldürdüm,” diye konuştu.
Bununla birlikte muhalefet lideri, şu soruyu sormak gerektiğini vurguladı:
“1974 tarihli Kissinger ara anlaşmalarını alıp, Suriye’den yabancı güçlerin nihayetinde çekilmesini sağlayacak sıkı güvenlik düzenlemeleriyle önemli ölçüde iyileştirme imkânı var mı?”
Muhabirin, “Buna, İsrail’in Hermon [Şeyh] Dağı’ndan ve Suriye’deki önemli stratejik mevzilerden çekilmesi de dahil mi?” sorusuna Eisenkot şu cevabı verdi:
“Temel şart, Türklerin ve Rusların tamamen bölgeden çıkarılmasıdır. Hermon Dağı ve ilgili güvenlik düzenlemeleri konusunda ise müzakere edilmesi gerekmektedir.”
“Güçlü bir konumdan” ve “sarsılmaz Amerikan garantileri” ile konuşmak gerektiğini savunan Eisenkot, “İsrail’in hesaplı riskler almasını mümkün kılacak bir Amerikan koruma şemsiyesi, denetim ve taahhüt olması gerekiyor,” dedi.
Netanyahu’nun son üç yılda yarattığı “son derece sorunlu durum”a işaret eden Yaşar lideri, bu sorunlu durumu “Orta Doğu’daki Amerikan çıkarları ile İsrail’in çıkarları arasında giderek artan ve tehlikeli bir mesafenin oluşması” olarak tarif etti.
ABD ile “derin ortak çıkarlarının bulunduğunu” kaydeden Eisenkot, bunları şöyle sıraladı: “Ortadoğu’da istikrarı korumak, ılımlı Sünni kampını güçlendirmek, radikal Şii eksenini zayıflatmak, köktendinci Sünni eksenini zayıflatmak ve ardından bölgede iktisadi refahı sağlamak.”
Ortadoğu için “stratejik bir değer olan güçlü bir İsrail”in, aynı zamanda ABD için de bir değer olduğunu söyleyen İsrailli siyasetçi, “Sünni devletlerin NATO’su”nun kurulması yönünde ilerlenmesini desteklediğini; İsrail’in “erken uyarı istihbaratı ve savunma sistemleri konusunda büyük katkı sağlayabileceğini” vurguladı ve şöyle devam etti:
“Bu yeteneğimizi kanıtladık. Bugün Körfez’de İsrail’in korumasını sessizce alan Arap ülkeleri var. Bunu, İsrail liderlerinin ne yazık ki artık bahsetmeyi bıraktıkları daha geniş kapsamlı barış çabasıyla da ilişkilendiriyorum. Barış istiyoruz.”
Bu kapsamda, halihazırda imzalanmış olan “barış anlaşmalarını” güçlendirmek gerektiğini kaydeden Eisenkot, “Bunlar asla hafife alınmamalı, zira bu anlaşmaların geriye doğru kayabileceğine dair derin bir endişe de mevcut. Bu nedenle Mısır, Ürdün ve İbrahim Anlaşmaları’na taraf ülkelerle ilişkilerimizi güçlendirmemiz ve başka ülkeleri de aktif olarak sürece dahil etmemiz gerekiyor. Bence Lübnan konusunda da bir fırsat olabilir,” diye konuştu.
Netanyahu’nun “bariz akılsızlığı ve berbat siyasi-stratejik muhakemesi”nin, İsrail’i dibe sürüklediğini savunan muhalefet lideri, şu anda 12 ülke İsrail’e yaptırım uygulamak için beklediğine işaret etti.
Eisenkot, “Hatta Amerikalılar bile, Yahudiye ve Samiriye’deki [Batı Şeria] resmi İsrail aktörlerine yaptırım uygulama olasılığını değerlendirmeye başlamıştır,” dedi.
Batı Şeria’da atacağı adımların, Suudi Arabistan’ı İbrahim Anlaşmaları’na dahil etmeye yönelik siyasi bir jest olarak değil, “tamamen İsrail’in çıkarları doğrultusunda” olacağını kaydeden Eisenkot, bölgedeki güvenlik durumunu iyileştireceğini, Filistinlilerin ev ve köylerinin aşırılıkçı Yahudi yerleşimciler tarafından yakılmasını önleyeceğini ve kanun dışı hareket eden herkese karşı “demir yumrukla” müdahale edeceğini söyledi.
Eisenkot, “Askerlik hizmetim boyunca tam da bu şekilde hareket ettim. [O saldırılar] ben Genelkurmay Başkanıyken gerçekleşmedi,” diyerek, yasadışı Yahudi yerleşimcilerin Batı Şeria’daki Filistin köylerine yaptıkları saldırılara işaret etti.
Yaşar lideri, Batı Şeria üzerinde tam egemenlik kurmak ve 2,8 milyon Filistinliyi daha İsrail’e dahil etmek isteyen herkesin “Siyonist projeyi ve Yahudi demografik çoğunluğunu tehlikeye attığını” savundu.
Netanyahu’nun yargı reformuna işaret eden Eisenkot, “Yüksek Mahkeme’yi zayıflatmak ve yargıyı ezmek isteyen herkes, demokrasiyi tehlikeye atmaktadır,” dedi.
Netanyahu’nun “sonsuz savaşlar” istediğini ileri süren muhalefet lideri, “Bunu akılcı bir hükümet aracılığıyla değiştireceğiz. Netanyahu’nun hükümeti tamamen mantıksız bir politika izliyor: Yalnızca iç siyasi tabanını güçlendirmek amacıyla çatışmayı kışkırtıyor. Bu tek amaç uğruna herkesle çatışıyor,” dedi.