Görüş
Nick Fuentes Amerikan sağının İsrail karşıtı cephesini nasıl büyüttü?
MAGA’nın daha da sağı: Nick Fuentes ve Groyperlar Amerikan sağının İsrail karşıtı cephesini nasıl büyüttü?
İki hafta önce ABD’de bir röportaj yüzünden ortalık birbirine girdi. Artık Türk medyasında bile adını duyduğumuz, Vladimir Putin röportajıyla şimşekleri üzerine çeken müesses nizam düşmanı muhafazakar gazeteci Tucker Carlson, Putin’den bile daha tartışmalı bir figürü yayınına davet etmişti. Sahi, Amerikan politik normu içinde Putin’den daha fazla gürültüyü kim çıkarabilirdi? Carlson, röportaj sonrası “35 yıllık kariyerimde Liberya’daki yamyam isyancılarla bile röportaj yaptığımda bu kadar olay çıkmamıştı” dedi.
Bu gürültüyü çıkaran kişi Nick Fuentes’ti. Carlson’ı eleştirenlere göre Fuentes bir yamyamdı, menüsünde ise merkezdeki Amerikan sağı vardı. Cumhuriyetçi senatör Ted Cruz’dan Mitch McConnell’a bir çok muhafazakar figür Carlson’a, Fuentes’e platform sağlamasından ötürü ağır tepki gösterdi. 27 yaşındaki bu canavar, yalnızca 10 sene içinde Groyperlar adında bir siyasi hareket başlatmış, Amerika’nın neredeyse tüm politik cephelerinde ise radikal, hatta meczup ilan edilmişti. New York Times’a göre bugün Trump’ın hükümetindeki 30 yaş altı çalışanların yüzde 40’ı kendini Groyper olarak tanımlıyor. Yani Fuentes’in “çevrimiçi” bir fenomen olduğu söylenebilir ancak ulaştığı noktalar siyaseti doğrudan etkileme potansiyeline sahip.
Ne kadar kitleselleştiği belli olmasa da Fuentes’i bu kadar tartışmalı hale getiren politik spektrumda söyleyebileceği en aşırı cümleleri kuruyor olması.
“Sorun Yahudiler değil, sorun kadınlar ya da siyahlar değil diyorlar. Hayır, sorun onlar. Yahudiler toplumu yönlendiriyor, kadınlar çenesini kapar, siyahlar çoğunlukla hapse atılırsa cennette yaşarız. Bu kadar basit” – Nick Fuentes
Aşırı sağ fikirleri internet “memeleriyle” harmanlayıp sol gençlikteki “woke” liberal yükselişe bir karşı argüman sunan Fuentes, merkez Cumhuriyetçilerin de tehdit algısında zirveye oturdu. Peki neden? Fuentes, bütün aşırı sağ retoriklerine rağmen Gazze konusunda Filistinlilerden yana tutum sergiliyor. Bu Fuentes’in Yahudi düşmanlığı ve ABD’nin Yahudiler tarafından kontrol edildiğine inanması üzerinden de okunabilir. Öyle ya da böyle Fuentes’in popülerleşmesi merkez muhafazakarları epey endişelendiriyor.
İSRAİL’İN EN SEVMEDİĞİ SİYONİST
Tabii bu Fuentes’e özel bir durum değil. 2 yıl önce, MAGA’nın “Önce Amerika” sloganının er ya da geç İsrail’in başına dert çıkaracağını ve hatta bunun MAGA içinde bölünmelere gideceğini yazmıştım. Önce Amerika, Trump’ı bile yutacaktı! Tam da öyle oldu. Sadece Fuentes değil, çok daha kitlesel ve hatta kendini Siyonist olarak duyuran bir figür bile bu bölünmede bir rol oynadı; Charlie Kirk. Geçtiğimiz ay bir suikaste kurban giden Kirk, geçmişinde ne kadar İsrail’i desteklemiş olsa da son dönemde ABD üzerindeki İsrail etkisinden ötürü bezmiş, tüm baskılara rağmen İsrail karşıtı muhafazakar figürlere platform tanımaya devam etmişti. Tabii Charlie’nin İsrail konusundaki geçmişi onu Fuentes’in gazabından korumamıştı. Fuentes Kirk’e o denli sert yükleniyordu ki suikast sonrası katilin bir Groyper olduğu bile iddia edilmişti.
İsrail tarafı bu iki figürden de inanılmaz rahatsızdı. Fuentes, aşırı fikirlerinden ötürü kitleselleşemiyordu ancak Charlie Kirk’in böyle bir sorunu yoktu. Kirk’in hareketi Turning Point USA, tüm ABD’ye yayılmış devasa bir gençlik örgütüydü. Kendisine Siyonist diyen, tüm ABD’de inanılırlığı son derece yüksek büyük bir figürün İsrail konusunda şüpheye düşmesi, “gerçekten bizi kontrol ediyor olabilirler” gibi cümleler sarf etmesi tahmin edileceği üzere İsrail adına bir facia demekti. İsrail, soykırımı tek başına işleyemeyen bir ülke. Amerikan desteği almak zorunda ve bu desteği de yalnızca Cumhuriyetçiler üzerinde kurdukları boyunduruk sayesinde garantiliyorlar. Eğer bu cephede fikir değişirse, “Büyük İsrail” projesi tehlikeye girecektir. Bu bağlantıları kafasında kuran yalnızca ben değilim. Charlie Kirk’in ölümünde İsrail parmağı olduğunu bir çokları iddia ediyor. Bunun tabii ki bir ispatı yok ancak Netanyahu’nun Kirk’le ilgili defalarca açıklama yaptığı düşünülürse İsrail tarafının da okların kendilerine döndüğünü hissetmeleri gayet olası. Bir İsrail Başbakanı neden iki de bir Kirk’le ilgili açıklama yapar ki?
GENÇ MUHAFAZAKARIN İSRAİL SORUNU
“Kirk’ü İsrail öldürdü!” iddiası şimdilik bir komplo teorisi. Ancak Fuentes üzerinden Groyperlara yapılan baskı daha sağlam temellere oluşuyor. Carlson’ın Fuentes’le yaptığı röportajda genç ve gelecek vadeden bir muhafazakarın İsrail konusunda nelerle karşılaşabileceğini çok daha net anlıyoruz.
Fuentes, hikayesinin 18 yaşında üniversite kampüsünde başladığını söylüyor. Önceden Trump’a mesafeli olan, ancak zamanla MAGA hareketinin heyecanına kapılan ve kampüste sürekli MAGA şapkası giydiği için liberal öğrencilerle kavga eden bir Fuentes var. Kavgalarını sosyal medyada anlatmaya başlayınca okuldaki siyasi grupların ilgisini çekiyor ve kendisiyle liberal öğrenciler arasında bir münazara tertipleniyor. Fuentes, bu münazarada açık ara galip geldiğini iddia ediyor. O kadar başarılı oluyor ki bugün İsrail’in ABD’deki en büyük destekçilerinden Ben Shapiro’nun medya platformu Daily Wire’a çalışan Cassie Dillan isimli bir kadın Fuentes’le iletişime geçiyor. Dillan, Fuentes’e fikirlerini soruyor ve münazara sonrası bir söyleşi yapmak isteyip istemediğini öğreniyor. Ancak konuşmanın sonunda Dillan ağzındaki baklayı çıkarıyor;
“Bir kaç gün önce İsrail’den döndüm. Harika bir yer! İsrail’e gitmek ister misin?”
Fuentes, o dönemde Trump’ın “Önce Amerika!” retoriğine kelimenin tam anlamıyla aşık olmuş biri. Dillan’a yanıt veriyor;
“İhtiyacım olan her şey burada, Amerika’da. Teşekkür ederim.”
Fuentes devam ediyor. Obama, başkanlığının son aylarında İsrail’in Batı Şeria’daki politikalarını kınayan BMGK önergesine doğrudan ret vermek yerine çekimser kalınca tüm muhafazakar medyada “antisemit” olarak işaretlenmiş ve bu olay Fuentes’in kafasını epey bulandırmıştı. Bir muhafazakar olarak Obama’dan nefret ediyordu. Ancak Obama, ABD’nin Batı Şeria konusundaki olağan politikalarının dışına çıkmamıştı. Neden bir anda antisemit damgası yiyivermişti? Fuentes, o anda Obama’yla enteresan bir bağ kurmuş. Nasıl kendisi göçmenler, siyahlar ya da LGBT gruplarla ilgili konuştuğunda içerikten bağımsız ırkçı, homofobik vs. ilan ediliyorsa, Obama da sıradan bir dış politika tutumundan ötürü antisemit ilan edilmişti. Fuentes, bu konuyla ilgili konuşmaya başladı. Kendisine ulaşan Daily Wire’ın sahibi Shapiro’ya bile sordu. “Neden platformun İsrail’le ilgili hiç bir eleştiri taşımıyor?”
Bu noktadan sonra Fuentes “ocak dışı” ilan edildi. Daily Wire’la ilişiği kesildi. Shapiro kendisini alıntılayıp “Bir Yahudi’ye birden fazla aidiyeti olduğunu söylemek antisemitizmdir!” diyor Shapiro. Önceden Fuentes’e ulaşan Cassie Dillan bile Fuentes’in başka platformlardaki patronlarını arayıp Fuentes’le ilişkiyi kesmelerini söylüyor.
Fuentes’in başına gelen Amerika’da muhafazakar siyaset yapmak isteyen birinin kongreye girer girmez neden koşa koşa İsrail’e gittiğini, neden duvarın önünde ağlarken fotoğraf verdiğini, neden daha görevine başlamadan “İsrail’e hizmeti” politikalarının başına koyduğunu daha net özetliyor.
SAĞ AMA NE KADAR SAĞ?
İsrail’in Amerikan muhafazakarı üzerindeki nüfuzunun kırılması Filistin’in özgürleşmesi ve Büyük İsrail projesinin Türk topraklarındaki bölücü emellerinin durdurulması adına kritik önemde. Bu konuya yoğunlaşma ve Türk kamuoyuna anlatma arzum da bundan kaynaklanıyor. Bu nedenle, Tucker Carlson, Candace Owens hatta Nick Fuentes gibi figürlerin mücadelesi bizim işimize gelir. Ancak bu Fuentes matah bir figür demek değil. Fuentes’in kadın düşmanlığı seviyesi öyle bir boyutta ki muhafazakar, geleneksel yaşayan kadınların dahi “fazla konuşmamasını” ve itaatkar olmasını talep ediyor. İsrail konusu açıldığında konu bir şekilde Hitlere ve Nazi övgülerine geliyor. Çözüm önerileri, saptamaları ağır faşizan arka planlar ve beyaz üstünlükçü fikirler taşıyor. ABD’deki göçmen krizinin “Great Replacement Theory” (Büyük ırk değiştirme teorisi) kapsamında elitler tarafından beyazların azınlık gruplarla değiştirilmesi projesi olduğunu anlatıyor. Aslında Fuentes, Woke tayfasının muhafazakarlara, hatta merkezdekilere sürekli yaptığı “faşist, nazi” yakıştırmasının vücut bulmuş hali gibi. Belki de bu canavarı onların en mülayim insanı dahi ötekileştirdikleri ve diyaloğu “nazi” yakıştırmasıyla engelledikleri bu dönem yarattı.
Her şekilde Nick Fuentes ve Groyperlar ABD’de yeni nesil sağın önemli bir kanadını oluşturuyorlar. Kitleselleşmemiş olmalarına rağmen Amerikan siyasetinde yarattıkları etki tahmin edilenin üstünde. Tucker Carlson’ın Fuentes röportajı Tucker’ın kanalında Putin’den sonra en çok izlenen video oldu. Amerika’nın en ünlü komplo teorisyeni Alex Jones’u, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u, Macar Cumhurbaşkanı Viktor Orban’ı ve hatta İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ı bile geride bıraktı. Röportajın yarattığı gürültü sonrası bir çok ünlü muhafazakar, Carlson’a bile platform verilmemesi konusunda uyarılar yapıyor. Ancak Trump’ın arkasındaki en büyük düşünce kuruluşlarından biri olan Heritage Foundation, Carlson’a sahip çıktı. Ona platform vermeye devam edeceklerini söyledi. Hatta Heritage Foundation bile bu kararından ötürü şu anda ABD merkez medyası tarafından “fazla MAGA’laşmakla” itham ediliyor.
Yani, İsrail karşıtı muhafazakar cephe enteresan biçimde büyüyor. İsrail buna daha ne kadar tahammül edecek bilmiyoruz ancak MAGA’nın son nefesini Trump’ın emekliliğiyle vermeyeceği ortada. Artık MAGA, “Trump’a kayıtsız şartsız bağlı olan” değil, Trump’ın seçim öncesi ortaya koyduğu “Önce Amerika” tezinin peşinden giden demek.