Ortadoğu
Petrol tekelleri savaşa rağmen Ortadoğu’ya yatırım planlıyor
Küresel enerji devleri, süren savaşa ve üretim kesintilerine rağmen düşük çıkarma maliyetleri nedeniyle Ortadoğu’daki yatırımlarını artırmayı hedefliyor. Savaş nedeniyle Katar’ın sıvılaştırılmış doğalgaz kapasitesinin yüzde 17’si devre dışı kalırken TotalEnergies küresel üretiminin yüzde 15’ini sağlayan tesislerde üretimi geçici olarak durdurdu.
Uluslararası enerji tekelleri, Ortadoğu’da süren çatışmalar, tesislerdeki yıkım ve üretim kesintilerine rağmen bölgedeki petrol ile doğalgaz rezervlerine erişimi genişletmeyi hedefliyor.
Financial Times’ın (FT) Londra’daki Energy Intelligence forumuna dayandırdığı habere göre Shell, BP, TotalEnergies, ConocoPhillips ve Chevron yöneticileri, bölgedeki düşük üretim maliyetinin artan jeopolitik risklerden daha ağır bastığını değerlendiriyor.
Şirketler çatışmaların ardından Arap ülkelerinin hasar gören tesisleri onarma ve altyapıyı geliştirme ihtiyacı duyacağını, bunun da yeni yatırım kapıları açacağını öngörüyor.
Bazı şirket yöneticilerinin bu doğrultuda bölge yönetimleriyle temaslarını sıklaştırdığı belirtiliyor.
Şirketler Hürmüz Boğazı’na alternatif boru hatları arıyor
Fransız enerji şirketi TotalEnergies CEO’su Patrick Pouyanné, petrol ihracatı için ek boru hatları inşa edilmesi gerekse dahi bölgedeki tüm ülkelere yatırım yapmayı “her zamankinden daha fazla” istediklerini söyledi.
Dünyada çıkarma maliyeti en düşük petrolün Ortadoğu’da yer aldığını belirten Pouyanné, Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif sevkiyat rotalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Pouyanné bu kapsamda Abu Dabi, Irak ve Suriye’deki projelere işaret etti.
Shell CEO’su Wael Sawan, bölgedeki varlıkların kalitesi ile hükümetlerin çabalarının piyasaya kaynak arzını güvenceye alacağına inandığını kaydetti.
BP CEO’su Meg O’Neill ise şirketin Ortadoğu ile tarihi bağlarına dikkat çekerek bölgedeki varlıklarını koruma kararlılığında olduklarını ifade etti.
FT, uluslararası enerji şirketleri açısından en cazip fırsatın Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) sahalara erişim olduğunu aktarıyor.
Her iki ülke de en değerli enerji varlıklarını ulusal petrol şirketleri aracılığıyla denetim altında tutuyor, yabancı yatırımcıların katılımını sınırlandırıyor ya da görece düşük getiri oranları sunuyor.
Londra’daki etkinlik, ABD ve İsrail’in şubat ayında İran ile başlayan çatışmalarının ardından Saudi Aramco CEO’su Amin Nasser’in kamuoyu önüne çıktığı ilk toplantı oldu.
Görüşmelere BAE merkezli ADNOC şirketinin arama ve üretim birimi başkanı Musabbeh el-Kaabi de katıldı.
Saudi Aramco Strateji Başkanı Eşref el-Gazzavi, dünya petrol rezervlerinin yarısının Ortadoğu’da yer aldığını, bölgenin atıl üretim kapasitesine ve düşük maliyet avantajına sahip olduğunu söyledi.
Enerji sektörünün uzun vadeli bir yaklaşım gerektirdiğini belirten Gazzavi, şirketlerin mevcut krizin ötesine odaklanması gerektiğini savundu.
Forum katılımcısı bir yönetici ise Saudi Aramco ve ADNOC’un son yıllarda bölge dışındaki yatırımlarını artırarak varlıklarını çeşitlendirdiğine dikkat çekti.
Irak sahalarında yeni sözleşmeler gündemde
ConocoPhillips Yönetim Kurulu Başkanı Ryan Lance, Ortadoğu ülkelerinin yatırımcılara daha cazip şartlar sunma gereğini görmeye başladığını ifade etti.
Kısa süre önce Irak’taki Kerkük sahasının geliştirilmesi için BP ile ortaklık kuran şirketin yöneticisi, sözleşmelerin jeopolitik riskleri gözetmesi gerektiğini, Irak ile Suriye’nin bu tür düzenlemelere gittiğini, diğer bölge ülkelerinin de benzer adımları değerlendirdiğini bildirdi.
Chevron CEO’su Mike Wirth, bölgedeki ekonomik şartların yatırımlar için daha elverişli hale geldiğini kaydetti.
Wirth, daha önce Rus Lukoil tarafından işletilen Irak’taki Batı Kurna sahasına ilişkin anlaşmanın birkaç ay içinde imzalanabileceğini belirtti.
Irak’ı cazip bir yatırım alanı olarak niteleyen Wirth, risklerin sürdüğünü ancak getiri oranının bu risk düzeyine göre şekillendiğini dile getirdi.
Chevron ocak ayında Lukoil’in yüzde 75 hisseye sahip olduğu Batı Kurna-2 sahasında şartların iyileştirilmesini talep etmiş, Irak Petrol Bakanlığı görüşmelerin sürdüğünü teyit etmişti.
Savaş nedeniyle üretimin ve altyapının bir kısmı durdu
Bölgedeki savaş uluslararası şirketlerin bazı sahalarda üretimi durdurmasına yol açtı.
TotalEnergies mart ayında Katar, Irak ve BAE açıklarındaki deniz sahalarında üretimin kesildiğini açıklamıştı. Şirket, bu tesislerin küresel üretiminin yaklaşık yüzde 15’ini karşıladığını bildirdi.
BAE’nin kara sahalarındaki üretim ise devam etti ve petrol Fuceyrah terminali üzerinden ihraç edildi.
Savaş ihracat altyapısında da hasara yol açtı. Katar Enerji Bakanı ve QatarEnergy CEO’su Saad el-Kaabi, mart ayında yaptığı açıklamada İran’ın hava saldırıları sonucu ülkenin sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracat kapasitesinin yüzde 17’sinin devre dışı kaldığını belirtti.
Kaabi yıllık gelir kaybının yaklaşık 20 milyar dolar olduğunu, hasarın giderilmesinin ise üç ila beş yıl süreceğini kaydetti.