Dünya Basını
Prof. Jeffrey Sachs: Dünya 80 yıldır böyle bir tehlike görmedi
Kıdemli ekonomi profesörü Jeffrey Sachs, Trump yönetiminin İsrail ile eş güdüm içinde yürüttüğü “tercihli savaşın” küresel jeopolitik ve ekonomik sistem üzerindeki yıkıcı etkilerini analiz ediyor. Sachs, ABD ve İsrail’in narsist liderlikleri altında dünyanın II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük varoluşsal tehditle karşı karşıya kaldığını vurguladı.
Eski yargıç Andrew Napolitano’nun “Judging Freedom” programına konuk olan Columbia Üniversitesi Profesörü Jeffrey Sachs, ABD hükümetinin ilan edilmemiş savaşları sıradanlaştırdığını ve bu durumun toplumsal bir duyarsızlığa yol açtığını belirtti.
Sachs, “Maalesef halkımız, hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alıştı. Özgür bir toplum inşa etmek için şiddet başlatma meselesinin anlaşılması ve reddedilmesi gerekiyor” dedi.
Napolitano’nun Trump’ın “tercihli savaşının” uluslararası jeopolitik sahneye verdiği zarar hakkındaki sorusunu yanıtlayan Sachs, dünyanın öncelikle büyük ekonomik felakete girdiğine dikkat çekti.
Ortadoğu’da petrol ve doğalgaz üretiminin durmasının küresel piyasalarda fiyat artışlarına ve üretimin daralmasına neden olacağını vurgulayan Sachs, “İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri tüm dünyayı ekonomik krize sürüklüyor” ifadelerini kullandı.
“Bu, iki megalomanın başlattığı dünya savaşı”
Mevcut durumu “çılgınlık” olarak nitelendiren Sachs, bu sürecin sorumluluğunu ABD Başkanı ve İsrail Başbakanı’na yükledi.
Her iki lideri de “megaloman” olarak tanımlayan profesör, “Kendi askeri makinelerinin tepesinde oturan bu iki isim, denetimsiz yetkilerini kullanarak belki de III. Dünya Savaşı’nı başlattı. ABD ve İsrail birlikte bu deliliğe yol açıyor. Bu, İsrail’in ABD’yi içine çekmesi değil; her iki tarafın da dünyayı felakete sürüklemesidir” diye konuştu.
Sachs, bu liderlerin ellerine dizginler verildiği sürece şiddeti artıracaklarını ve daha fazla kitlesel cinayete yol açacaklarını savundu. Tahran’ın halı bombardımanına tutulmasını Gazze’deki yıkıma benzeten Sachs, “Bu insanlar hayatını kaybedenler konusunda en ufak endişe duymuyor” dedi.
“Savaş Trump’ın kararıyla her yere yayılıyor”
Sachs, savaşın sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmadığını, çok kıtalı bir boyuta ulaştığını belirtti. Trump’ın Küba’ya yönelik askeri eylemleri artırabileceğini ve Venezuela’daki krizi yok yere körüklediğini ifade eden Sachs, Pakistan ve Afganistan arasında nükleer güçleri de içine alan yeni bir cephenin açıldığını kaydetti.
“O kadar çok kırmızı çizgiyi aşıyoruz ki artık onları fark etmiyoruz bile” diyen Sachs, ABD’deki bazı kesimlerin bu durumu “kıyamet” (Armageddon) beklentisiyle alkışlamasını “delilik” olarak nitelendirdi. Sachs’a göre dünya, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en tehlikeli dönemini yaşıyor.
“Dünyanın sahibi olduklarını sanıyorlar”
Programda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in Hindistan’ın Rus petrolü almasına dair kullandığı “izin verdik” ifadesini yorumlayan Sachs, bu dili “kaba ve trajik” olarak tanımladı.
“Trump, sanrılar içinde dünyanın sahibi olduğunu, petrol kaynaklarını kendisinin yönettiğini ve kimin kime ne satacağına kendisinin karar vereceğini sanıyor” diyen Sachs, Körfez ülkelerinin de Trump’ın zihninde “vasal devletler” olarak görüldüğünü belirtti.
İran’ın 1953 yılında CIA tarafından devrilen demokratik hükümetine atıfta bulunan Sachs, CIA, Trump ve Netanyahu’nun İran’ı yeniden bir “vassal devlet” haline getirmek istediğini vurguladı. Bessent, Hegseth ve Trump üçlüsünü “cehalet, şiddet ve sorumsuzluk silsilesi” olarak tanımlayan Sachs, “Dünya ağır ve tehlikeli bir hesaplaşmaya giriyor” uyarısında bulundu.
“CIA en berbat ve denetimsiz kurumumuz”
Sachs, ABD hükümetinin yasaların dışında hareket eden “haydut bir yapıya” dönüştüğünü ve anayasanın işlevsiz kaldığını savundu. Kongre’nin savaş ve barış kararlarındaki sorumluluğunu yerine getirmediğini belirten Sachs, “Bu insanlar ne yaptıklarını bilmiyorlar, sadece gerilimi yükseltmeyi biliyorlar” dedi.
Moskova’nın bu durumu “rasyonaliteden uzak, çocukça bir yönetim” olarak gördüğünü ifade eden profesör, CIA ve Mossad’ın İranlı liderlere yönelik suikastlarını “Cinayet Şirketi” (Murder Incorporated) olarak nitelendirdi.
Sachs, “Dünyanın her yerinde insanlar korku içinde saklanıyor. Bu, Amerikan kurumları tarafından bir an bile tartışılmamış, Birleşmiş Milletler tarafından dikkate alınmamış bir savaş” dedi. Ayrıca CIA’in hiçbir eylemi için hesap vermediğini ve başkan üzerinde hiçbir kısıtlama kalmadığını ekledi.
“Netanyahu 40 yıldır bu savaşın hayalini kuruyor”
Sachs, ABD’nin İsrail ile ortaklaşa yürüttüğü son otuz yıllık savaşların tamamının başarısızlıkla sonuçlandığını hatırlattı.
Irak, Libya, Sudan, Somali ve Suriye’deki müdahalelerin sadece kaos yarattığını belirten profesör, “Netanyahu 1996’dan beri, hatta kendi ifadesiyle 40 yıldır bu savaşın hayalini kuruyor. Tek engel, İranlıların nükleer silah istememesi ve müzakere taraftarı olmasıydı. Bu yüzden İranlı liderlere suikast düzenlemek onlar için önemli; çünkü bir anlaşma yapılması Netanyahu’nun hayallerini suya düşürebilirdi” dedi.
Netanyahu’yu “mahkum edilmiş bir savaş suçlusu” olarak tanımlayan Sachs, “Büyük İsrail” idealinin sınırsız genişleme ve komşu ülkelerin işgali anlamına geldiğini vurguladı.
“İnsanlarımızı ateş topları içinde yaktılar”
Sachs, İran’ın güneyinde bir kız ilkokuluna düzenlenen ve 175 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıya dair sarsıcı detaylar paylaştı. Beş Amerikan Tomahawk füzesiyle okulun bir “ateş topuna” dönüştürüldüğünü ve çocukların öğretmenleriyle birlikte yanarak can verdiğini anlatan Sachs, Trump’ın bu saldırıyı İran’ın üzerine atma çabalarını sert bir dille eleştirdi.
“Bu insanlar en yüksek perdeden savaş suçlusudur. Nazi Almanyası’ndan bu yana dünyada böyle bir şey görülmedi” diyen Sachs, Trump’ın “kötücül narsist” kişiliği nedeniyle ne ölen çocukları ne de eve tabutla dönen Amerikan askerlerini umursadığını belirtti.
“Ekonomik kıyametin eşiğindeyiz”
Savaşın ekonomik sonuçlarının Amerikan işçisini doğrudan vuracağını ifade eden Sachs, üretim sektöründe Trump döneminden bu yana 100 bin istihdam kaybı yaşandığını hatırlattı.
“Petrol şokları üzerine doktora yapmış bir ekonomist olarak söylüyorum: Derin bir krizin eşiğindeyiz” diyen Sachs, akaryakıt fiyatlarındaki artışın ve iş kayıplarının halkı perişan edeceğini öngördü. Hukukun ve verilerin dikkate alındığı bir cumhuriyet özlemini dile getiren profesör, “Bu bizim ülkemiz ve haydutların onu elimizden almasına izin veremezsek” diyerek konuşmasını sonlandırdı. Napolitano ise Sachs’ın analizlerine teşekkür ederek, “Saldırı savaşları tüm savaş suçlarının anasıdır” diyerek Nuremberg savcısı Jackson’ın sözlerini hatırlattı.