Dünya Basını

Prof. Marandi: İran, ABD üsleri ve enerji altyapısını meşru hedef sayacak

Yayınlanma

Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Muhammed Marandi, ABD veya İsrail tarafından düzenlenecek sınırlı bir saldırıya dahi İran’ın bölgesel ve topyekûn bir savaşla karşılık vereceğini belirtti. Marandi, Basra Körfezi’ndeki Amerikan üslerinin ve enerji nakil hatlarının hedef alınacağını, Hürmüz Boğazı’nın kapatılabileceğini kaydetti.

İranlı akademisyen ve siyasi analist Profesör Muhammed Marandi, Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu “Judging Freedom” programına Moskova’dan katılarak Tahran ile Washington hattında yükselen tansiyonu ve olası çatışma senaryolarını değerlendirdi.

Yayında Marandi, Tahran yönetiminin ABD ve İsrail kaynaklı tehditlere karşı “en kötü senaryoya” hazırlandığını belirtti.

Marandi, Donald Trump yönetiminin öngörülemez politikalarına dikkat çekerek, İran Silahlı Kuvvetleri’nin olası bir çatışma durumunda vereceği tepkinin kapsamına dair ayrıntılı bilgiler paylaştı.

Marandi, İran’ın savunma doktrininin caydırıcılık üzerine kurulu olduğunu vurgulayarak, “Savaşı önlemenin en iyi yolu savaşa hazır olmaktır. Silahlı kuvvetler de tam olarak bunu yapıyor” ifadelerini kullandı.

Olası bir saldırının kapsamı

ABD veya İsrail’in İran topraklarına yönelik olası bir müdahalesinin niteliği hakkındaki soruyu yanıtlayan Marandi, geniş çaplı bir kara harekâtı beklemediklerini kaydetti.

ABD’nin mevcut askeri ve ekonomik koşullarda İran’ı işgal edecek kapasiteye sahip olmadığını belirten Marandi, tehdidin daha çok hava saldırıları ve füze sistemleri üzerinden şekillendiğini ifade etti.

Marandi, “ABD’nin bir işgal gerçekleştirebilmesi için en az bir milyon askere ihtiyacı var. Ne finansal kaynakları ne de asker sayıları buna elverişli. Beklenti, saldırıların füze ve bombalarla gerçekleştirilmesi yönünde” diye konuştu.

Ancak Marandi, saldırının boyutu ne olursa olsun Tahran’ın tepkisinin sınırlı kalmayacağının altını çizdi. İranlı yetkililerin tutumunu aktaran Marandi, “İranlılar, saldırı sembolik veya sınırlı olsa dahi, buna topyekûn savaşla karşılık vereceklerini açıkça belirttiler” dedi.

Bölgesel ABD üsleri ve “vasal” devletler hedefte

Marandi, İran’ın tanımladığı “topyekûn savaş” kavramının, Orta Doğu’daki tüm Amerikan askeri varlığını ve İsrail’i kapsadığını belirtti.

Özellikle Basra Körfezi ülkelerinde konuşlu ABD üslerinin meşru hedef sayılacağını vurgulayan Marandi, bu ülkelere yönelik sert uyarılarda bulundu.

İranlı akademisyen, “Basra Körfezi’nde ABD üslerine ev sahipliği yapan küçük yapılar adil hedefler olarak kabul ediliyor. Çünkü bu üsler şu anda İran’a karşı komplo kurmak ve operasyon yürütmek için kullanılıyor” ifadelerini kullandı.

Marandi, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin nüfus ve askeri kapasite bakımından ABD’ye kayda değer bir destek sağlayamayacağını, ancak topraklarını kullandırmaları durumunda çatışmanın doğrudan tarafı olacaklarını kaydetti.

Mülakatın en dikkat çekici bölümlerinden biri, İran’ın enerji arz güvenliğine yönelik kapasitesine ilişkin değerlendirmeler oldu.

Marandi, olası bir savaş durumunda Basra Körfezi, Kafkasya ve Batı Asya genelindeki petrol ve gaz ihracatının durma noktasına geleceğini belirtti.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kapasitesine ilişkin bir soru üzerine Marandi, Tahran’ın elindeki seçeneklerin bununla sınırlı olmadığını vurguladı.

Marandi, “Hürmüz Boğazı’nı kapatabilirler, ancak bundan fazlasını da yapabilirler. Petrol ve gaz tesislerini, limanları ve Körfez ile Hint Okyanusu’ndaki gemileri imha edebilirler” diye konuştu.

Marandi, İran’ın yer altı üslerinde konuşlu yüz binlerce kısa ve orta menzilli füze ile insansız hava aracına (İHA) sahip olduğunu, bu envanterin Basra Körfezi’ndeki her türlü hedefi yok edebilecek kapasitede bulunduğunu kaydetti.

Marandi, “ABD için bu bir tercih savaşı olur, ancak İran ve direniş ekseni için bir hayatta kalma savaşıdır” ifadelerini kullandı.

Trump’ın “nükleer programı yok ettik” iddiasına yanıt

Programda, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir televizyon mülakatında İran’ın nükleer tesislerini “yok ettikleri” yönündeki açıklamaları da gündeme geldi.

Marandi, Trump’ın bu ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, İran’ın nükleer altyapısının Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetiminde olduğunu ve barışçıl nitelik taşıdığını kaydetti.

Marandi, “Programın temel bileşenlerine ciddi bir zarar verildiğini düşünmüyorum. Bombaladığını veya yok etmeye çalıştığını iddia ettiği program, her zaman uluslararası denetime açıktı” dedi.

Marandi ayrıca, İran’ın nükleer tesislerinin ve zenginleştirme kapasitesinin korunduğunu, Batı medyasının ve siyasetçilerinin aksine, İran’ın savunma kapasitesinden ödün vermeyeceğini vurguladı.

İran’da yaşanan toplumsal olaylar ve rejim karşıtı protestolar hakkındaki iddiaları da yanıtlayan Marandi, bu olayların dış istihbarat servisleri tarafından kışkırtıldığını ifade etti.

Marandi, ABD Hazine Bakanlığı’nın İran para birimini kasıtlı olarak değersizleştirdiğini ve Mossad, MI6 ile CIA’in ülkede bir darbe girişiminde bulunduğunu belirtti.

Protestolar sırasındaki can kayıplarına ilişkin detaylı rakamlar paylaşan Marandi, Batı medyasının ölü sayılarını abarttığını ve olayları çarpıttığını kaydetti.

Marandi, “Gerçek şu ki 3 bin 117 kişi hayatını kaybetti. Bunların yüzlercesi polis memuru, yüzlercesi masum siviller ve yüzlercesi de ambulansları, bankaları ateşe veren isyancılardı” bilgisini paylaştı.

Marandi, İran halkının büyük çoğunluğunun dış destekli şiddet eylemlerine karşı olduğunu ve 11 Şubat devrim yıl dönümü kutlamalarının halkın hükümete olan desteğini göstereceğini ifade etti.

Müzakere sürecindeki tıkanıklık ve şartlar

Washington ile Tahran arasında yürütülen dolaylı görüşmelere de değinen Marandi, Türkiye, Katar ve Mısır’ın arabuluculuğunda sunulan tekliflerin İran tarafından reddedildiğini doğruladı.

Marandi, ABD’nin İran’dan nükleer zenginleştirmeyi durdurmasını ve savunma kapasitesini sınırlamasını talep ettiğini, ancak bu şartların egemenlik haklarına aykırı olduğunu belirtti.

Marandi, “İran, Umman üzerinden ABD’ye, müzakerelerin sadece nükleer programla ilgili güvencelerle sınırlı kalabileceğini iletti. Ancak İran, 2015’teki nükleer anlaşma (JCPOA) şartlarına geri dönmeyecektir çünkü o dönemden bu yana teknolojik ilerleme kaydedildi ve yaptırımlar nedeniyle bedel ödendi” diye konuştu.

Marandi, İran’ın savunma kapasitesini veya müttefiklik ilişkilerini pazarlık konusu yapmayacağını, Suriye örneğinde olduğu gibi savunma sistemlerinin zayıflatılmasının felakete yol açacağını bildiklerini kaydetti.

Almanya’ya yönelik sert eleştiriler

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in İran’daki hükümete yönelik sözlü saldırılarını değerlendiren Marandi, Almanya’nın geçmişteki rolüne dikkat çekti.

Marandi, İran-Irak savaşı sırasında Saddam Hüseyin yönetimine kimyasal silah sağlayan ülkelerin başında Almanya’nın geldiğini hatırlattı.

Marandi, “Ben o kimyasal saldırıların ikisinden sağ kurtuldum. Halepçe’yi ziyaret ettim. Alman hükümeti ne İranlılardan ne de Iraklılardan özür diledi. Scholz’un İran hakkında konuşması, sadece kendi rejiminin işlediği suçları hatırlatıyor” ifadelerini kullandı.

Mülakatın sonunda Marandi, ABD’nin İran’a saldırması durumunda bunun sadece askeri değil, ekonomik sonuçlarının da yıkıcı olacağı uyarısında bulundu.

Marandi, olası bir savaşın küresel ekonomiyi ve ABD ekonomisini çökertacağını, bunun da Donald Trump’ın başkanlığının sonunu getireceğini dile getirdi.

Marandi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Donald Trump’ın kişisel çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini, ancak İran’ın haziran ayındaki 12 Gün Savaşı’ndan büyük dersler çıkardığını ve her geçen gün askeri hazırlıklarını artırdığını sözlerine ekledi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version