Ortadoğu

Prof. Marandi: İran, bölgedeki askeri altyapısını koruyor

Yayınlanma

Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Muhammed Marandi, Dialogue Works programında yaptığı değerlendirmede, ABD Başkanı Trump’ın İran’ın savunma kapasitesinin yok edildiğine dair iddialarını asılsız olarak nitelendirdi. Marandi, İran’ın askeri altyapısının büyük ölçüde operasyonel olduğunu ve ülkenin uzun süreli bir çatışmaya hazır olduğunu vurguladı.

Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Muhammed Marandi, dün Dialogue Works YouTube kanalına verdiği mülakatta, bölgede devam eden askeri hareketliliğe ve diplomatik sürece dair değerlendirmelerde bulundu.

Marandi, ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya üzerinden yaptığı, İran’ın hava savunma, hava kuvvetleri ve deniz kuvvetlerinin imha edildiğine yönelik açıklamalarının sahadaki gerçeklikle uyuşmadığını ifade etti.

Marandi, ABD yönetiminin daha önceki çatışma süreçlerinde de benzer söylemlerde bulunduğunu hatırlatarak, “Trump, 12 günlük savaş sırasında da koşulsuz teslimiyet talep etmişti. Ancak daha sonra çatışmaların durduğu dönemde, İran’ın askeri gücünün hafife alınmaması gerektiği gerçeği ortaya çıktı” diye konuştu.

İranlı akademisyen, mevcut askeri harekatta ABD ve İsrail tarafından yoğun bir silahlanma mobilizasyonuna gidildiğini, ancak bu adımların stratejik hedeflere ulaşmakta yetersiz kaldığını kaydetti.

“Yeraltı tesisleri operasyonel kapasitesini koruyor”

İran’ın askeri doktrininde yer alan yeraltı savunma tesislerine atıfta bulunan Marandi, söz konusu tesislerin büyük bir kısmının hala zarar görmediğini belirtti.

Marandi, “İran’ın insansız hava araçları ve füze sistemlerinden oluşan yeraltı tesisleri, Amerikan ve İsrail güçlerinin imha edemeyeceği bir yapıya sahip. Bu tesislerin çoğu henüz aktif olarak kullanılmadı; sadece emir bekliyor” ifadelerini kullandı.

Marandi, İran’ın hava savunma sistemlerinin Rus, Çin ve İran yapımı teknolojilerin entegrasyonuyla çalıştığını belirterek, bu sistemlerin koordine bir şekilde hareket ettiğini kaydetti.

ABD’nin İran hava sahasına giremediğini ifade eden Marandi, “İran, 20 yıl öncesine ait füze teknolojisiyle bile savunma hatlarını aşabiliyor. Henüz en modern teknolojiye sahip silahlarımızı kullanmadık” değerlendirmesinde bulundu.

“Uzmanlar Meclisi karar sürecini gizlilikle yürütüyor”

Ülkedeki liderlik süreci ve güvenlik endişeleri hakkında da bilgi veren Marandi, anayasal prosedürlerin işlediğini ifade etti. Marandi, “Anayasaya göre yargı erki başkanı, cumhurbaşkanı ve Anayasayı Koruyucular Konseyi temsilcisinden oluşan üç kişilik bir konsey, yeni lider seçilene kadar yetkileri üstleniyor” dedi.

İsrail’in Uzmanlar Meclisi’nin toplantı alanlarını hedef aldığına dair haberleri değerlendiren Marandi, “Güvenlik gerekçeleriyle bu tür toplantıların nerede ve nasıl yapıldığı gizli tutuluyor. Parlamentonun hedef alındığı yönündeki iddialar ise sahadaki gerçekleri yansıtmıyor; meclis faaliyetleri farklı bir protokol üzerinden devam ediyor” diye konuştu.

Marandi, devlet kurumlarının askeri baskı altında dahi işlevselliğini yitirmediğini ve sosyal düzenin korunduğunu belirtti.

“ABD, bölgesel müttefiklerini riske atıyor”

Bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerinin stratejik önemi ve bu üslerin İran’a karşı kullanımı konusunda uyarılarda bulunan Marandi, “Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Suudi Arabistan, Umman, Kuveyt, Ürdün ve Türkiye’deki ABD üsleri, İran’a karşı birer operasyonel merkez olarak kullanılıyor. Bu ülkeler, ABD’nin bölgedeki varlığına ev sahipliği yaparak kendilerini doğrudan bir çatışma riskine sokuyor” ifadelerini kullandı.

Marandi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol altında tuttuğunu belirterek, boğazdan geçişlerin sadece İran’ın onay verdiği tankerler için açık olduğunu vurguladı.

“Hürmüz Boğazı’nı kapattık. ABD talimatıyla geçmeye çalışan tankerler hedef alındı. Bu durum petrol ve doğalgaz fiyatlarını artırarak, bölgedeki baskıyı derinleştiriyor” diyen Marandi, ABD’nin bölgedeki müttefiklerinin İran ile çatışma riskini göze almalarının ekonomik sonuçlarının ağır olacağını belirtti.

“Stratejik bir yenilgi arayışındayız”

Çatışmaların ne kadar süreceğine dair bir tahminde bulunmaktan kaçınan Marandi, İran’ın uzun süreli bir yıpratma savaşına hazır olduğunu dile getirdi.

Marandi, “İran, ateşkes veya müzakere arayışında değil. Stratejik bir yenilgiyi düşmana dayatarak, bu durumun tekrar etmesini önlemeye çalışıyoruz” diye konuştu.

Marandi, Batı medyasının İran’a yönelik “çöküş” söyleminin 47 yıldır değişmediğini ve bu tür analizlerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. İran halkının ve bölgedeki müttefik güçlerin (Hizbullah, Husiler ve Irak’taki gruplar) mevcut çatışmayı “varoluşsal bir savaş” olarak gördüğünü aktaran Marandi, “ABD’nin bölgedeki etkisi bu çatışma ile kalıcı bir şekilde zayıflayacaktır” şeklinde konuştu.

“Sivil altyapı hedef alınıyor”

İsrail ve ABD’nin askeri hedeflerde başarı sağlayamaması nedeniyle hastaneleri, okulları ve medya merkezlerini hedef aldığını iddia eden Marandi, “İran’da sivil altyapı, iletişim ağları ve hastaneler doğrudan bombalanıyor. Bu, ABD ve İsrail’in sahadaki askeri başarısızlıklarının bir yansımasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Marandi, bu eylemlerin İran toplumu üzerindeki etkisinin “sosyal dokuyu parçalamak” olduğunu belirtti.

Mülakatın sonunda, İran’ın bölgedeki diğer aktörlerle olan ilişkilerine değinen Marandi, “Emirlikler ve Bahreyn gibi yönetimlerin geleceği, bu çatışmanın sonucuna bağlı. İran, savaşı kazandığında, bölgedeki statükonun tamamen değişeceğini öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

Marandi, ABD’nin bölgedeki müttefiklerini savunma kapasitesinin sınırlı olduğunu ve İran’ın bu durumu “stratejik bir avantaj” olarak gördüğünü sözlerine ekledi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version