Bizi Takip Edin

Rusya

Rafinerilere yönelik saldırılar Rusya bütçesinde kayba yol açtı

Yayınlanma

Ukrayna insansız hava araçlarının hedefi olan rafinerilerindeki hasarla mücadele eden Rus petrol şirketlerine, federal bütçeden son üç ayda bir trilyon rubleyi aşan rekor düzeyde sübvansiyon aktarıldı. Artan ham petrol fiyatlarına rağmen bütçeye dönen her üç rubleden birinin destek olarak şirketlere ödenmesi, bütçe gelir hedeflerinin gerisinde kalınmasına neden oluyor

Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine ait insansız hava araçlarının Rusya genelindeki petrol rafinerilerini hedef alması, petrol tesislerinde ardı ardına yangınlara ve üretim kesintilerine yol açarken Rusya hükümeti bütçeden petrol şirketlerine rekor düzeyde ödemeler yapmayı sürdürüyor.

Rusya Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan verilere göre federal bütçeden haziran ayında petrol üreticilerine toplam 312,5 milyar ruble aktarıldı.

Bu tutarın 210,6 milyar rublelik kısmı iç piyasada akaryakıt fiyatlarını dengelemek amacıyla uygulanan dempfer mekanizması kapsamında ödenirken, 101,9 milyar rublelik bölümü ise ters özel tüketim vergisi aracılığıyla şirketlerin hesaplarına geçirildi.

Hükümetin petrol sektörüne yönelik sübvansiyon ödemeleri mayıs ayında 357,3 milyar ruble, nisan ayında ise 359,3 milyar ruble seviyesinde gerçekleşti.

Böylece petrol şirketleri son üç ayda bütçeden toplam 1,029 trilyon ruble destek aldı. Bu miktar, Rusya’nın Sverdlovsk Bölgesi veya Krasnoyarsk Krayı gibi büyük idari birimlerinin iki yıllık bütçe büyüklüğüne denk geliyor.

Raiffeisenbank analistleri, bütçeden petrol üreticilerine yapılan ve aralık ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaşan dempfer ödemelerindeki bu artışın, rafinerilerde yaşanan teknik ve yapısal zorluklardan kaynaklandığına işaret ediyor.

Petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen federal bütçe, yüksek sübvansiyon ödemeleri nedeniyle bu artıştan tam olarak faydalanamıyor.

Haziran ayında bütçeye aktarılan maden çıkarma vergisi, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 59 artışla 968 milyar rubleye ulaşsa da toplanan her üç rubleden biri sübvansiyon ödemeleriyle doğrudan petrol şirketlerine iade ediliyor.

Haziran ayında petrol ve gaz vergilerinden elde edilen toplam gelir, geçen yıla göre yüzde 38 artarak 683,6 milyar ruble olarak kaydedildi.

Buna karşılık, yılın ilk altı aylık döneminde bütçeye giren toplam ham madde rantı yüzde 23 oranında gerileyerek 3,66 trilyon rubleye düştü. Bu miktar, petrol ve gaz gelirlerinde 2020 yılından bu yana görülen en düşük seviye olarak kayıtlara geçti.

Maliye Bakanlığı, 2026 yılı bütçe kanununda petrol ve gaz gelirleri hedefini bir önceki yıla göre 440 milyar ruble artırarak 8,92 trilyon ruble olarak belirlemişti.

Rusya yakıt krizine karşı kükürt oranını artırdı

Ancak mevcut veriler, yılın ilk yarısında bütçe hedefinin yalnızca yüzde 41’inin karşılanabildiğini ortaya koyuyor.

Rusya Sayıştay verilerine dayanan tahminler ise yıl sonunda bütçe gelirlerindeki açığın yaklaşık 1 trilyon rubleyi bulabileceğini gösteriyor.

Freedom Finance Global analisti Vladimir Çernov, yaz sonuna doğru Rus petrol fiyatlarında yaşanan düşüşün bütçe üzerindeki baskıyı daha da artıracağına dikkat çekiyor.

Urals marka ham petrolün varil fiyatı nisan ayında 100 dolar seviyesini test etmişken, haziran sonu itibarıyla 45 dolar sınırının altına gerilemiş durumda.

Çernov, Rusya’daki akaryakıt sıkıntısının ham petrol fiyatları üzerinde de baskı oluşturduğunu ifade ediyor.

Rafinerilerdeki hasar nedeniyle Rusya’nın ham petrol ihracatını artırmak ve aynı zamanda Hindistan gibi ülkelerden hazır benzin ithal etmek zorunda kaldığını belirten Çernov, bu durumun Hindistanlı alıcıların pazarlık gücünü artırdığını kaydediyor.

Hindistan limanlarında Urals petrolüne uygulanan iskonto haziran sonunda varil başına 4 dolardan 7 dolara yükselerek neredeyse iki katına çıktı.

Fiyatlardaki gerilemenin bütçeye etkisinin zaman alacağını belirten Çernov, “Rusya için petrolün hızla ucuzlaması, ihracat gelirlerinin azalması, petrol şirketleri üzerinde baskı oluşması ve bütçedeki petrol-gaz gelirlerinin düşmesi anlamına geliyor. Ancak vergiler belirli bir zaman gecikmesiyle hesaplandığı için bu etki istatistiklere hemen yansımıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Sektör uzmanları, federal bütçedeki daralmanın yanı sıra petrol şirketlerinin kendi finansal yapılarının da zarar göreceğini öngörüyor.

Ekonomist Kirill Rodionov, rafinerilerin altyapısında meydana gelen hasarın ve buna bağlı üretim kayıplarının, ilerleyen dönemde yüz milyarlarca rubleyi bulacak onarım masraflarına yol açacağını belirtiyor.

Sinara Yatırım Bankası analistlerinin tahminlerine göre, iki kez hedef alınan ve faaliyetlerini 2027 yılına kadar tamamen durduran Moskova Petrol Rafinerisi’nin tek başına onarım maliyeti yaklaşık 1 milyar doları buluyor.

Rusya, kırılgan bölgeler için yeni akaryakıt adımları hazırlıyor

Rusya

Rusya parlamentosunda sandalye dağılımı netleşti: İktidar partisi rekor kırdı

Yayınlanma

Rusya Merkezi Seçim Komisyonu, Devlet Duması seçimlerinin kesin sonuçlarını onaylayarak meclisteki sandalye dağılımını ilan etti. İktidardaki Birleşik Rusya Partisi 349 milletvekili kazanarak 25 yıllık tarihinin en yüksek parlamento temsiline ulaştı. Seçimi ikinci sırada tamamlayan Rusya Federasyonu Komünist Partisi ise 37 sandalyede kaldı.

Rusya Federasyonu Merkezi Seçim Komisyonu, 18-20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen parlamento seçimlerinin kesin sonuçlarını onaylayarak Devlet Duması’ndaki nihai sandalye dağılımını açıkladı.

Resmi verilere göre iktidardaki Birleşik Rusya Partisi, 9. Yasama Dönemi’nde 349 milletvekiliyle parlamentoda temsil hakkı kazandı. Bu sonuçla parti, Devlet Duması’ndaki 25 yıllık tarihinin en geniş parlamento grubunu oluşturacak.

Parti Başkanı Dmitriy Medvedev, Birleşik Rusya’nın yeni dönemdeki milletvekili sayısının bir önceki döneme kıyasla 25 kişi arttığını söyledi.

Birleşik Rusya ayrıca yeni yasama döneminde parlamentodaki 35 komisyondan 20’sinin başkanlığını üstlenecek.

Merkezi Seçim Komisyonunun federal liste ve tek sandalyeli seçim bölgelerindeki nihai oy sayımına göre, seçimleri ikinci sırada tamamlayan Rusya Federasyonu Komünist Partisi (KPRF) 37 sandalye elde etti.

Liberal Demokrat Parti (LDPR) 23, Yeni İnsanlar Partisi 19, yüzde 5’lik seçim barajını az farkla aşan Adil Rusya Partisi ise 17 milletvekili çıkardı. Dört milletvekilliği bağımsız adaylara giderken, Rodina (Vatan) Partisi de parlamentoya tek bir temsilci gönderdi.

Rodina adına parlamentoda yer alacak isim Parti Lideri Aleksey Juravlyov oldu. Juravlyov’un kazandığı bu sandalye, partiye gelecekteki seçimlere imza toplama zorunluluğu olmadan doğrudan katılma hakkı sağlıyor.

Muhalefetteki Yabloko Partisi’nin federal seçim listesi, daha önce Rodina Partisi’nin açtığı dava neticesinde seçim yarışından çıkarılmıştı. Merkezi Seçim Komisyonu başlangıçta Yabloko’nun listesini tescil etmiş, ancak sonrasında partinin adaylığı iptal edilmişti.

Seçimlerin ardından Birleşik Rusya’nın parlamento yönetim kadrosu da şekilleniyor. Dmitriy Kobılkin’in partinin Devlet Duması grup başkanlığına aday gösterildiği bildirildi.

Vedomosti gazetesinin kaynaklarına göre, Devlet Duması Birinci Başkanvekilliği görevi için İrina Yarovaya değerlendiriliyor. Yarovaya’nın bu makamda Aleksandr Jukov’un yerini alabileceği aktarılıyor.

Beş yıl boyunca görev yapacak olan 9. Yasama Dönemi Devlet Duması milletvekilleri karma seçim sistemiyle belirlendi. Toplam 450 sandalyeli parlamentoda 225 milletvekili, yüzde 5’lik barajı geçen partiler arasında federal çaptaki oy oranlarına göre nispi temsil yöntemiyle paylaştırıldı.

Kalan 225 milletvekili ise dar bölge esasına dayalı tek sandalyeli seçim çevrelerinde en yüksek oyu alan adaylar arasından seçildi.

Üç güne yayılan oylama sürecinde Rusya genelinde toplamda 2 bin 200’den fazla seçim kampanyası yürütüldü ve yaklaşık 20 bin 700 sandalye ile kamu görevi için sandık kuruldu.

Parti listeleri üzerinden yarışa Birleşik Rusya, LDPR, Doğrudan Demokrasi Partisi, Yeşiller, Adil Rusya, Rodina, KPRF, Emekliler Partisi, Rusya’nın Komünistleri ve Yeni İnsanlar olmak üzere on siyasi parti katıldı.

Devlet Başkanı Vladimir Putin, seçim sürecinin tamamlanmasının ardından Rus halkına hitaben bir konuşma yaptı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri

Yayınlanma

Orduyla kontrat imzalayan bir piyade adayına ödenen toplam ikramiye 1,6 milyon ruble. Bölgedeki ortalama aylık gelirin yaklaşık 23 bin 400 ruble (kabaca 280 dolar) olduğu hesaba katıldığında, tek bir imzanın bedeli yerel ortalama gelirin tam 68 katına karşılık geliyor.

Bu başlık altında uzaktan, basına veya resmi beyanlara yansıyanlardan anladıklarımı ve orada kendi şahit olduklarımı mukayese etmek istiyorum. 18-20 Eylül tarihlerinde gerçekleşen 9. Duma seçimleri vesilesiyle seçim gözlemcisi sıfatıyla Moskova ve Rostov-na-Donu’nda şahit olduklarım, bu rakamın alelade bir askeri teşvik bordrosu olmadığını gösteriyor. Karşımızdaki tablo, Batı yaptırımları altındaki Rusya Federasyonu’nun hem yeni sınıfsal tabanını hem de bu tabanı ayakta tutan finansal tahkimatı özetliyor.

Duma seçimleri, Merkezi Seçim Komisyonu’nun açıkladığı ve sandıkların yüzde 58,42’sinin sayıldığı geçici tablonun işaret ettiği üzere, herhangi bir sürprize kapı aralamadı: Birleşik Rusya (Yedinaya Rossiya), yüzde 57,88 ile ipi göğüslerken, 225 tek sandalyeli bölgenin 201’inde önde giderek parlamentonun alt kanadında anayasal çoğunluğu (450 sandalyenin üçte ikisinden fazlasını) yeniden cebe koydu. Komünist Parti (KPRF) yüzde 13,81 ile ikinci sıradaki yerini korurken, Jirinovski sonrası LDPR yüzde 8,67, kentli sağın adresi “Yeni İnsanlar” (Noviye Lyudi) yüzde 7,84 ve Adil Rusya yüzde 5,10 ile barajı aştı. Yüzde 57’ye dayanan katılım oranı, 1993, 2016 ve 2021 seçimlerinin belirgin biçimde üzerinde kaldı.

Seçim sürecinde teknik şeffaflık genel hatlarıyla tesis edilmiş görünüyordu; fakat dijital altyapının genişliği ile internet erişimindeki kısıtlamalar arasındaki çelişki hemen göze çarpıyordu. Yalnızca sekiz federal bölgede uygulanan ve blockchain mimarisiyle işletilen Uzaktan Elektronik Oylama (DEG) platformunda katılımın yüzde 90’ı aşması, devlet aygıtının yurttaşla kurduğu teknolojik bağı tahkim ettiğini belgeliyor. Batı basınının beklediği türden bir “çözülme” ya da kriz manzarası sahada yoktu; tam aksine, savaş koşullarında kurumsallaşmış pürüzsüz ve teknokratik bir konsolidasyon işliyordu.

Sandıktan çıkan bu istikrarı yalnızca idari tedbirlerle ya da propaganda aygıtıyla izah etmek de yanlış olur. Asıl mesele, sandığın altına serilen ve Rusya toplumunun alt katmanlarını dönüştüren iktisadi hareketlilik ile bu hareketliliği finanse eden mekanizmanın niteliği.

Billboard’lar, kuryeler, parlak şehirler

Rusya’da 2022 başında Ukrayna’ya askeri müdahale başladığında, uluslararası finans çevreleri ve liberal iktisatçılar gayrisafi yurtiçi hasılada çift haneli çöküşler, sermaye kaçışıyla felç olan bir bankacılık sistemi ve sokakları saracak bir yokluk öngörmüştü.

Oysa bugün karşılaştığımız manzara, beklenmedik bir nakit patlaması.

Savaş harcamaları, Sovyetler Birliği’den bu yana ilk kez Rusya’nın en yoksul hinterlandına kontrolsüz bir likidite akıttı. Soğuk Savaş yıllarında güvenlik gerekçesiyle taşraya taşınan ve 1991 sonrası talan furyasında atıl kalan devasa savunma tesisleri, bugün 7/24, üç vardiya halinde çalışıyor. Savunma sanayiine son iki yılda dahil olan 500 bini aşkın yeni işçi, yüzde 20 ila 60 arasında ücret artışları gördü. Cephedeki askeri personelin taban maaşının 200 bin rubleye (yaklaşık 2 bin 200 dolar) sabitlenmesi ve buna eklenen astronomik bölgesel primler, Rusya’nın çevre bölgelerinde yaşayan yoksul kitleler için savaşı eşi görülmemiş bir “sosyal asansör” haline getirdi.

Bu da, reel ücretlerin ülke genelinde yüzde 14 civarında artmasına ve tüketici harcamalarında yüzde 25’lik bir sıçramaya yol açtı. Mavi yakalıların, kamyon şoförlerinin, dokumacıların ve Sibirya’daki bir belediye otobüsü şoförünün gelirinin ayda 100 bin rubleyi aşması, Rusya’nın otuz yıllık bağımsızlık dönemi boyunca hiçbir kalkınma programının başaramadığı bir gelir dağılımı düzeltmesini -ironik bir biçimde savaş vasıtasıyla- üretti. 2021’de ayda 100 bin rubleden fazla kazananların payı yüzde 5,7 iken, bu oran 2023’te yüzde 10’a fırladı; hiçbir maddi sıkıntısı olmadığını beyan edenlerin oranı ise yüzde 1-2 bandından yüzde 5 seviyesine çıktı.

Moskova sokaklarında dolaşırken insanın hissettiği duygu da Batılı yaptırımlarla hırpalanmış bir başkentin kasveti değil; bilakis, petrol zengini körfez emirliklerini ya da City of London’ı andıran aşırı parlak ve steril bir atmosfer. Yaptırımlar nedeniyle servetlerini Londra veya Kıbrıs off-shore hesaplarına transfer edemeyen Rus zenginlerinin, sermayeyi yurt içinde tutmak zorunda kaldıkları yönündeki bilgi doğruymuş. Bu da, Moskova ve St. Petersburg’da muazzam bir lüks tüketim dalgasını tetiklerken, kenti düşük gelirliler için bir yaşam alanı olmaktan çıkardı. Yurt dışına seyahat imkanlarının daralmasıyla geceliği binlerce dolarlık lüks tatil köyleri türerken, Rusya’nın KFC’si konumundaki Rostic’s gibi zincirlerin bu yıl 100 yeni şube açma planı, harcama patlamasının yaygınlığını gösteriyor.

Ancak şunu da es geçmemek lazım; tabandan gelen bu nakit tufanı üretken bir sanayi birikimine dönüşmekte zorlanıyor; ülke, devasa bir tüketim çılgınlığı ve hizmet sektörü hegemonyası içine sürüklenmiş vaziyette. Ozon ve Wildberries (WB) gibi e-ticaret tekelleri ve lojistik ağları, ülkenin en ücra noktalarına kadar yerleşmiş. Her köşe başında bir teslimat noktası, her caddede bir kurye ordusu…

Belki, yaptırımların ve savaş maliyetlerinin ortasında bu devasa tüketim ve harcama dalgasını sırtlayan finansal mekanizmanın işleyişine biraz daha yakından bakmak faydalı olabilir.

Rusya’da kamu bankacılığı nasıl işliyor?

Liberal iktisat doktrininin Rus bankacılığına dair ezberi bellidir: Kamu ağırlığının yüksek olduğu bir finans sistemi hantaldır, kaynak tahsisini bozar, piyasayı verimsizleştirir ve kaçınılmaz olarak kriz üretir. Rusya mevcut resim bu ezberi tam ortasından çatlatıyor.

Evvela kavramsal bir ayrımın altını çizmek lazım: “Devlet bankası” ile “devletin doğrudan sahip olduğu banka” kesinlikle aynı şey değil. Hukuken esas mesele bankanın doğrudan kamu mülkiyetinde bulunması değil; sermaye payları vasıtasıyla devletin kontrol sahibi olması. Rusya’da bu kontrol yalnızca doğrudan hazine veya merkez bankası eliyle yürütülmüyor; başka bir devlet bankası, bir kamu işletmesi veya Rusya’ya mahsus “devlet korporasyonu” üzerinden dolaylı biçimde, birkaç katlı şirket piramitleri halinde işletiliyor. Dolayısıyla yalnızca doğrudan kamu payına bakarak Rus bankacılığını analiz etmeye kalkanlar, buzdağının suyun altındaki devasa gövdesini ıskalıyor. 2022 sonrasında kamuyu aydınlatma bilgilerinin kısıtlanması da bu kontrol zincirlerinin tespitinde kör inançları değil, ihtiyatlı bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.

Sayılar ile iktisadi ağırlık arasındaki uçurum meselenin özünü oluşturuyor. Rusya’da faal banka sayısı 300 sınırına kadar gerilemiş durumda. Devlet bankaları sayıca bu toplamın yalnızca yaklaşık onda birine denk geliyor. Ancak bu onda birlik çekirdek, toplam bankacılık aktiflerinin yüzde 70’inden fazlasını elinde tutuyor. Hanehalkı mevduatlarının yarıdan fazlası, şirket mevduatlarının ve menkul kıymet portföylerinin ise yaklaşık yarısı doğrudan bu kamu blokunda toplanmış vaziyette.

Dahası, “kamu mülkiyeti yatırımları ve büyümeyi köreltir” iddiası Rusya verilerinde karşılık bulmuyor. Ayrışma, toplam kredi miktarında değil; vadesinde ve yöneldiği alanda ortaya çıkıyor. En büyük üç devlet bankası, Rusya’daki bütün uzun vadeli şirket kredilerinin yüzde 60 ila 70’ini tek başına sağlıyor; diğer kamu bankaları eklendiğinde bu oran yüzde 85’e yaklaşıyor. Başlıca devlet bankalarının aktifleri içinde uzun vadeli kredilerin payı yüzde 20 bandına otururken, bu oran yerli özel bankaların ve yabancı iştiraklerin katbekat üzerinde seyrediyor. Yani özel sermayenin riskinden kaçtığı uzun vadeli sabit sermaye yatırımlarını, altyapıyı ve savaş sanayiini bizzat bu kamu kredi makinesi finanse ediyor. Küçük ve dolaylı devlet bankaları kâr güdüsüyle özel bankalar gibi davranırken, çekirdek kamu bankaları stratejik planlamanın finansal kalkanı haline geliyor.

Batı’nın beklediği finansal çöküşün gerçekleşmemesi de bu yapıyla doğrudan bağlantılı. 2004 ile 2020 yılları arasında Rusya Mevduat Sigorta Kurumu tarafından tasfiye edilen 523 bankanın istisnasız tamamının özel bankalardan oluşması manidar. Kırılganlık ve batak kamu mülkiyetinde değil, özel sektörün spekülatif iştahında yuvalanmıştı. Devlet bankaları kriz anlarında krediyi kesmek yerine, piyasaya likidite pompalayarak ve faizleri sübvanse ederek tampon işlevi görmüş.

Sahada gördüğümüz 9. Duma seçim neticeleri, savaş, Moskova’daki şatafatlı tüketim patlaması ve taşradaki sükunet, birbirinden kopuk olgular değil; birbirini besleyen tek bir devasa yapının parçaları.

Bir yanda, cephe hattında aldığı astronomik ikramiyelerle taşrada ev tadilatı yapan, borçlarını kapatıp araba alan ve taşra bankalarındaki mevduatları şişiren Rusya’nın geleneksel yoksulları ve ordu gönüllüleri; diğer yanda silah siparişleriyle üç vardiya çalışan sanayi işçileri ve bu nakit sirkülasyonunun komisyonunu toplayan Ozon-WB tüccarları yer alıyor. Birleşik Rusya, kamu kaynaklarının ve savaş gelirlerinin tabana aktarılmasını sağlayan siyasi dağıtım merkezi rolünü üstlenerek anayasal çoğunluğu tescilliyor. Bu çarkın arka planında ise, aktiflerin yüzde 70’ine hükmeden ve uzun vadeli finansmanı sırtlayan devlet kontrollü bankacılık omurgası duruyor.

Fakat bu tablo, çelişkisiz bir gelecek vaat etmiyor. Rusya ekonomisi teknolojik egemenlik ve derinlikli bir üretken sanayileşme hamlesine muhtaç; tabanda oluşan yapı, tüketimi kamçılayan, finansallaşmış ve hizmet sektörünün asalaklığına teslim olmuş bir rant döngüsünü besliyor.

Seçimler bitti; Birleşik Rusya anayasal çoğunluğunu tazeledi ve makam sahipleri DEG ekranlarındaki yüksek katılım yüzdelerini bir başarı belgesi olarak kayda geçirdi. Haklılar da.

Son bir notu da eklemem lazım, buradaki anlatım bile aceleci olabilir, belki biraz daha uzun kalmak iyi olabilirdi. Rusya, “tatilci” için iyi bir rota olmasa da savaş veren bir ülkenin nasıl ayakta kalabileceğine kafa yoranlar için iyi bir laboratuvar.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rus iş dünyasından Batılı şirketlere kayyum atanmasında net kural çağrısı

Yayınlanma

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı Aleksandr Şohin, Batılı şirketlere kayyum atanmasına ilişkin kriterlerin belirlenmesini istedi. Şohin, Auchan ve Nestle gibi firmalara kayyum atanmasının, Rus varlıklarına el koymayı planlayan Avrupa Birliği’ne dönük önleyici bir misilleme sinyali taşıdığını kaydetti.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği (RSPP) Başkanı Aleksandr Şohin, Batılı şirketlere geçici kayyum atanmasına ilişkin somut ve açık kriterler belirlenmesi çağrısı yaptı.

Rus haber ajansı TASS’ın aktardığına göre Şohin, yürürlükteki kayyum atama uygulamalarının dayandığı ilkelerin belirsizliğini koruduğunu söyledi.

Sürecin ilk döneminde “mütekabiliyet” kuralının işletildiğini hatırlatan Şohin, daha önce yalnızca Rus şirketlerinin mal varlıklarına el koyan ülke vatandaşlarının mülklerine yönelik adımlar atıldığını dile getirdi.

İnterfaks ajansına konuşan RSPP Başkanı, “2022 ve 2023 yıllarında geçici kayyum yönetimine devir süreçleri başladığında uygulamanın bir ayna niteliğinde olduğunu, yani tam bir mütekabiliyet esasına dayandığını hatırlatmak isterim” dedi.

Mevcut tabloda şirketlere kayyum atanmasını tetikleyen net kuralların olmadığını savunan Şohin, “Kurallar dizisi yok. En belirleyici ölçüt, ilgili kuruluşların ‘dost olmayan’ ülkelerin yerleşikleri veya şirketleri üzerine kayıtlı olması” değerlendirmesini yaptı.

Şohin ayrıca, “dost olmayan” ülkelerin varlıklarına atanan kayyum idaresinin performansını ölçecek verimlilik göstergelerinin de yürürlüğe girmesi gerektiğini kaydetti.

Şohin; Auchan, Lemana PRO ve Nestle gibi küresel firmaların Rusya’daki iştiraklerine kayyum atanmasını, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya Merkez Bankası rezervlerine el koyma tartışmalarına karşı Moskova’nın verdiği “önleyici uyarı sinyalleri” şeklinde niteledi.

Bu mesajların karşı tarafta yeterince anlaşılmadığını belirten Şohin, “Bu adımlar, ‘Bunu yaparsanız bizim de karşı önlemlerimiz hazır’ mesajını iletme çabası taşıyor. Ancak bu sinyallerin gerektiği gibi algılandığı söylenemez” dedi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, AB’nin dondurulan Rus rezervlerini kullanma girişimlerinin gayrimeşru sayılacağını ve hukuki süreçler doğuracağını ifade etmişti.

Peskov, kararı alan ve uygulayan mercilere karşı Moskova’nın geniş kapsamlı hukuki yollara başvuracağını dile getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 17 Eylül’de imzaladığı kararnameyle Auchan, eski adıyla Leroy Merlin olan Lemana PRO, Nestle ve FM Logistic şirketlerinin ana tüzel kişiliklerinin yönetimini kayyum sıfatıyla L.E.V. Management anonim şirketine devretti.

Peskov, bu tasarrufta adı geçen şirketlerin “dost olmayan” Avrupa ülkelerine ait olmasının belirleyici faktör teşkil ettiğini açıkladı. Kremlin Sözcüsü, söz konusu ülkelerin Rusya’ya dönük askeri eylemlere ve Rus ekonomik altyapısını hedef alan saldırılara doğrudan dahil olduğunu savundu.

Kararnamenin ardından Nestle ve Auchan’ın Rusya temsilcilikleri, pazardaki faaliyetlerini eksiksiz sürdüreceklerini duyurdu.

İki şirket, kayyum olarak atanan L.E.V. Management yönetim ekibiyle kurulacak koordinasyonun şirketlerin gelişimine ve verimliliğine katkı sağlayacağına inandıklarını kaydetti.

Benzer bir açıklama Lemana PRO tarafından da yayımlandı.

Kurumsal yönetim yapısında da doğrudan değişikliğe gidildi. Auchan Retail Rusya genel müdürlüğüne 19 Eylül itibarıyla İlya Berdnikov atandı.

Rusya tüzel kişiler resmi sicil kayıtlarına göre Lemana PRO’nun tepe yöneticiliğine ise Denis İsayev getirildi; her iki şirket de Forbes yayınına yaptıkları açıklamalarda üst yönetim değişikliklerini doğruladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English