Rusya
Rus ham petrolü yeniden Hindistan rotasına döndü
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırganlık eylemi ve küresel tedarik zinciri aksaklıkları, Hindistan’ın enerji ithalat stratejisini yeniden şekillendiriyor. Hindistan, Katar kaynaklı sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedarikindeki düşüş ve bölgedeki petrol arzı belirsizlikleri nedeniyle Rusya’dan yapılan sevkiyat hacmini artırıyor.
Hindistan, Ortadoğu’daki çatışmaların etkisiyle enerji tedarikinde stratejik bir değişikliğe giderek Rus petrolü taşıyan tankerleri yeniden yönlendirmeye başladı.
Bloomberg tarafından aktarılan bilgilere göre, Doğu Asya’ya gitmek üzere yola çıkan iki tanker, rota değiştirerek rotasını Hindistan limanlarına çevirdi ve toplamda 1,4 milyon varil Rus ham petrolü teslim etti.
Hindistan, geçtiğimiz aylarda ABD’nin uyguladığı diplomatik ve ekonomik baskılar nedeniyle Rus petrolü ithalatını azaltma yoluna gitmişti.
Geçen yılın ortalarında günlük 2 milyon varil olan ithalat hacmi, bu yılın şubat ayında günlük 1,159 milyon varil seviyesine kadar gerilemişti.
Hindistan’ın doğalgaz tedarikinde kırılganlık arttı
Hindistan yalnızca petrol değil, doğalgaz temininde de ciddi zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. Katar’daki LNG üretim tesislerinde faaliyetlerin durdurulması, Hindistan’ın sanayiye yönelik gaz arzını kısıtlamasına yol açtı.
Reuters kaynaklarına göre, arz kesintisi yüzde 10 ile yüzde 30 arasında değişiyor. En büyük LNG ithalatçısı konumundaki Petronet LNG, devlet şirketi GAIL ve diğer piyasa katılımcılarını mevcut gaz hacimlerinin azaldığına dair bilgilendirdi.
Ulusal Enerji Güvenliği uzmanı İgor Yuşkov, Vzglyad gazetesine verdiği demeçte, Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesini hem ekonomik hem de diplomatik nedenlere dayandırıyor. Yuşkov’a göre, ABD ile Hindistan arasındaki ilişkilerde yaşanan değişim, bu kararın temelini oluşturuyor.
ABD’nin daha önce uyguladığı gümrük vergilerinin bir mahkeme tarafından yasa dışı ilan edilmesi, Hindistan’a Rus petrolü ithalatını artırma konusunda manevra alanı sağladı.
Yuşkov, bu hamlenin ABD tarafında bir “havuç ve sopa” politikasına yol açabileceğini, Hindistan’ın ise bu durumu lehine kullanabileceğini belirtiyor.
Stratejik rezervler çatışma riskine karşı korunuyor
Enerji uzmanları, Hindistan’ın temel tedarikçileri olan İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) gelen arzın azalmasını, Rusya’ya dönüşün ikinci ana nedeni olarak gösteriyor.
Rus petrolü, olası bir ABD-İran çatışması durumunda Hindistan’ın stratejik rezervlerini korumasına olanak tanıyor.
Freedom Finance Global analisti Vladimir Çernov, Ortadoğu’daki askeri faaliyetlerin ve Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat risklerinin, Hindistan rafinerilerini uzun vadeli ihaleler yerine hızlı teslimat yapabilecek alternatiflere yönelttiğini ifade ediyor.
Hindistan’ın daha önce Rus petrolünden kaçınmasıyla birlikte, söz konusu sevkiyatlar Çin’e yönelmiş veya tankerlerde depolanmıştı. Uzmanlar, bu depolama stratejisinin temelinde, fiyatların yükselmesini bekleme veya mevsimsel talep artışlarını yakalama hedefinin yattığını belirtiyor.
Hindistan kıyılarına yakın noktalarda bir hafta içinde erişilebilir durumda olan 9,5 milyon varil ve Hint Okyanusu genelinde yaklaşık 30 milyon varil ham petrolün depolarda bekletildiği ifade ediliyor.
Piyasadaki bu büyük hacim, Hindistan ile Çin arasında bir rekabeti beraberinde getirse de arzın hızlıca yönlendirilebilmesi, tedarik güvenliği açısından kritik bir avantaj sağlıyor.
Rusya tarafında ise OPEC+ kotalarının üzerindeki arz kapasitesi ve yüksek talep, ihracat gelirlerini olumlu yönde etkiliyor.
LNG tedarikindeki darboğaz, Hindistan’ın endüstriyel tüketiminde öncelikleri yeniden belirlemesine neden oluyor.
Çernov, LNG tedarik zincirinin petrol piyasasına göre daha kırılgan olduğuna dikkat çekerek, kısa vadede küçük çaplı spot alımların ve takas işlemlerinin ön plana çıkacağını, uzun vadede ise yeni altyapı projelerinin gerekeceğini vurguluyor.
Öte yandan, artan navlun ve sigorta maliyetleri, Hindistan’ın enflasyon ve ödemeler dengesi üzerinde risk oluşturuyor. Bölgedeki belirsizliklerin, Hindistan’ın dizel ve jet yakıtı ihracatındaki volatiliteyi artırabileceği ve rafineri marjları üzerinde çift yönlü etki yaratabileceği değerlendiriliyor.