Rusya
Rus milyarder Fridman Hollanda’yı varlıklarını el koymakla suçladı

Rus milyarder Mihail Fridman, yatırımlarının kamulaştırıldığı gerekçesiyle Hollanda’ya karşı Uluslararası Daimi Hakem Mahkemesi nezdinde yatırım tahkimi başlattı. Milyarder, yaptırımlar nedeniyle uğradığı zararın en az yüzlerce milyon dolar olduğunu belirtirken, uyuşmazlığın mahkeme merkezi olarak Dubai Uluslararası Finans Merkezi belirlendi. Süreç, Fridman’ın bir Avrupa ülkesine karşı başlattığı üçüncü tahkim davası oldu.
Rus milyarder Mihail Fridman, Avrupa ülkeleriyle yürüttüğü hukuki mücadelelere bir yenisini ekleyerek Hollanda’ya karşı yatırım tahkimi sürecini başlattı.
Konuya ilişkin ayrıntılar, uyuşmazlığın idari süreçlerini yürüten Uluslararası Daimi Hakem Mahkemesinin (PCA) internet sitesinde yer alan dava dosyasından aktarıldı.
Vedomosti gazetesinin haberine göre Fridman, Hollanda hükümetini, SSCB ile Hollanda arasında 1989 yılında imzalanan Yatırımların Teşviki ve Karşılıklı Korunması Anlaşması’nı ihlal ederek yatırımlarını kamulaştırmakla suçluyor.
Rusya Federasyonu, söz konusu anlaşmada SSCB’nin hukuki halefi konumunda bulunuyor. Fridman, uğradığı nihai zarar miktarını yargılama sürecinde kesinleştireceğini, ancak muhafazakar bir hesaplamayla bile bu miktarın en az birkaç yüz milyon ABD doları seviyesinde olduğunu bildirdi.
Fridman, dondurulan varlıkları nedeniyle Ağustos 2024’te Lüksemburg’a karşı Hong Kong Uluslararası Tahkim Merkezinde (HKIAC) 16 milyar dolarlık bir tahkim davası açmıştı.
Kasım 2025’te ise Fridman’ın Birleşik Krallık’a karşı da bir tahkim süreci başlattığı kamuoyuna yansımıştı. Birleşik Krallık ile ilgili davanın ayrıntıları henüz netleşmiş değil.
Tahkim başvurusunda 2000’li yıllarda yatırım faaliyetlerinin merkezini Avrupa’ya taşıdığını belirten Fridman, istikrarlı iş ortamı ve elverişli vergi rejimi sayesinde Hollanda’nın küresel işlerini yöneten holding şirketleri ve Alfa-Bank’ın Avrupa pazarına açılımı için ideal bir hukuki zemin oluşturduğunu kaydetti.
Fridman’a ait yapılar, 2001 yılında Hollanda merkezli Amsterdam Trade Bank’ı (ATB) satın almıştı.
Batı’ya dönük bu adımın başlangıçta olumlu sonuçlar verdiğini belirten Fridman, güven bağladığı hukuk devleti ilkesinin zamanla bir “seraptan ibaret” kaldığını savundu.
Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı özel askeri harekatın ardından durumun kökten değiştiğini ifade eden işinsanı, Avrupa Birliği’nin Avrupa’da yatırımları bulunan varlıklı Rus girişimcilere karşı “keyfi bir cadı avı” yürüttüğünü beyan etti.
Sermayesi güçlü bankanın iflası ilan edildi
Fridman’a yönelik yaptırımlar 28 Şubat 2022 tarihinde yürürlüğe girdi. Milyarder, yaptırımların doğrudan bir sonucu olarak, Nisan 2022 itibarıyla yaklaşık 1 milyar avroluk bilançosuyla ödeme gücüne ve finansal istikrara sahip olan ATB’nin yalnızca birkaç ay içinde iflas ettirildiğini kaydetti.
Fridman, “Hollanda bankayı batırdı” ifadesini kullandı.
Fridman, Hollanda’daki şirketleri üzerinde kağıt üzerinde kalan haklarının kendisini yönetimden, gelir elde etmekten veya şirketlerin ticari değerini realize etmekten alıkoyduğunu aktardı.
Şubat 2022 itibarıyla Fridman; ATB Holdings, ABH Holdings ve Rusya merkezli Alfa-Bank üzerinden ATB’de, Lüksemburg merkezli LetterOne üzerinden telekomünikasyon grubu Veon’da, Holland & Barrett sağlıklı yaşam zincirinde ve gıda perakendecisi X5 Retail Group’un holding yapısında dolaylı olarak önemli paylara sahipti.
Fridman, Hollanda’nın bu varlıklara fiilen ve kalıcı olarak el koyduğunu, bu durumun SSCB ile imzalanan anlaşmadaki yükümlülüklerin açık bir ihlali anlamına geldiğini belirtti.
Söz konusu anlaşmada, “Akit taraflardan hiçbiri, diğer akit taraf yatırımcılarını yatırımlarından mahrum bırakacak tedbirler alamaz. Kamu yararı gereği, mevzuata uygun olarak, ayrımcılık yapılmaksızın ve adil bir tazminat ödenmesi koşuluyla alınan tedbirler bu hükmün dışındadır” ifadesi yer alıyor.
Fridman, bu ihlal nedeniyle Hollanda’nın yaptırımların yürürlüğe girdiği tarihteki adil piyasa değerinde veya davacının seçeceği alternatif bir tutarda tazminat ödemekle yükümlü olduğunu vurguladı.
Ülkenin bu ödemeyi rıza göstererek yapacağına dair bir emare bulunmadığını kaydeden milyarder, şirketlerin geri dönülemez şekilde zarar gördüğünü ve 2022’de el konulan yapıların bugün eski ticari güçlerinden uzak kaldığını bildirdi.
Diplomatik temaslardan sonuç alınamadı
Uyuşmazlığı barışçıl yollarla çözmek amacıyla Mayıs 2024’te Amsterdam yönetimine resmi bildirimde bulunduğunu açıklayan Fridman, bunu takip eden kısıtlı yazışmaların ve Eylül 2024’teki sonuçsuz görüşmenin ardından Mart 2025’te Uluslararası Daimi Hakem Mahkemesine başvurduğunu belirtti.
Dava dosyasına göre uyuşmazlığı inceleyecek tahkim heyetine Kosta Rika’nın eski Dış Ticaret Bakanı Diala Jiménez başkanlık edecek. Heyette ayrıca Sırp hukuk profesörü Vladimir Pavić ve Kanadalı avukat Christopher Thomas yer alıyor.
Tahkim yeri olarak Dubai Uluslararası Finans Merkezi (DIFC) kararlaştırıldı. Fridman başlangıçta Hong Kong’u önermiş, alternatif olarak Dubai’yi kabul edebileceğini bildirmişti.
Hollanda ise Cenevre, Singapur veya Barbados seçenekleri üzerinde durmuştu. Tarafların uzlaşamaması üzerine hakem heyeti uzlaşı adresi olarak DIFC’yi seçti.
Davada Fridman’ı Rus hukuk bürosu Dyakin, Gortsunyan ve Ortakları, Birleşik Krallık merkezli Twenty Essex ve Gherson, Fransız Kiejman & Marembert firmaları ile bağımsız hukukçulardan oluşan bir ekip temsil ediyor.
Hollanda tarafını ise ülkenin Dışişleri Bakanlığı ile yerel hukuk firması De Brauw Blackstone Westbroek savunuyor.
Pen & Paper Hukuk Bürosu Kıdemli Ortağı Anton İmennov, yaptırımların hukuki sonuçlarına ilişkin içtihatların henüz oluşmaması nedeniyle tarafların şansını değerlendirmenin zor olduğunu kaydetti.
İmennov, Fridman’ın uğradığı zararı kanıtlayabilecek güçlü gerekçelere sahip olduğunu, Hollanda’nın ise adımları AB’nin dış politika ve güvenlik ilkeleri çerçevesinde savunacağını ifade etti.
NSP Hukuk Bürosu Ortağı Ilya Raçkov ise Fridman’ın hukuki konumunu güçlü gördüğünü belirtti. Raçkov, işinsanının anlaşma kapsamında yabancı yatırımcı, varlıklarının ise koruma altındaki sermaye yatırımı niteliği taşıdığını vurguladı.
Uzmanlara göre yargılamada ana odak noktalarını yaptırımların hukuka aykırı kamulaştırma sayılıp sayılmayacağı ve Hollanda’nın AB düzeyinde alınan kararlardan sorumluluk derecesi oluşturacak.
Yargılama sürecinin 3,5 ila 5 yıl sürebileceği tahmin ediliyor. BAE’nin Rusya’ya karşı yaptırımlara katılmaması ve Fridman’a kişisel bir kısıtlama getirmemesi sebebiyle DIFC tarafsız bir merkez olarak değerlendiriliyor.
Vedomosti gazetesi, konuyla ilgili olarak Fridman’ın temsilcisine, Hollanda Dışişleri Bakanlığına ve De Brauw Blackstone Westbroek firmasına bilgi talebinde bulundu.
Rusya
Lüksemburg Mahkemesi, Rus varlıklarında AB tüzüğü yorumunu geçersiz saydı

Lüksemburg İdare Mahkemesi, AB yaptırım listesinde yer almayan Rus şirketine ait menkul kıymetlerin iadesini reddeden Maliye Bakanlığı kararını mevzuat yorumunu hatalı bularak iptal etti. Kararda, yaptırımlardan önceki sözleşmelere dayalı ödeme kavramının menkul kıymet devirlerini de kapsadığı ve ret tarihinde şirketin yaptırım altında olmadığı kaydedildi.
Lüksemburg İdare Mahkemesi, Avrupa Birliği (AB) yaptırım listesinde bulunmayan Rus şirketine ve müşterilerine ait menkul kıymetlerin blokajının kaldırılması talebini reddeden Lüksemburg Maliye Bakanlığının kararını iptal etti.
Mahkemenin 30 Ekim tarihli kararına göre, Lüksemburg Maliye Bakanlığının AB yaptırım mevzuatına getirdiği yorum hatalı bulundu.
İsmi açıklanmayan Rus şirketi, AB’nin Ulusal Takas Depozitosu’na (NRD) Haziran 2022’de uyguladığı yaptırımların ardından bloke edilen kendi varlıkları ile müşterilerinin varlıklarının iadesi için hukuk mücadelesi yürütüyordu.
Rus şirketi, Aralık 2022’de Lüksemburg Maliye Bakanlığına başvurarak varlıkların serbest bırakılması için izin talep etti ancak ret cevabı aldı.
Bakanlık, ret kararını Eylül 2023’te yeniden teyit etti.
Lüksemburg Maliye Bakanlığı ret gerekçesinde, 269/2014 sayılı AB Tüzüğü’nün 6. maddesinin yalnızca yaptırımlardan önce akdedilen sözleşmeler kapsamındaki ödemelere izin verdiğini, menkul kıymetlerin devrini kapsamadığını ileri sürdü.
Mahkeme, bakanlığın bu yorumunu geçersiz bularak AB tüzüğündeki ödeme kavramının yalnızca para transferleriyle sınırlı olmadığını, menkul kıymetlerin hak sahiplerine iadesini de kapsadığını karara bağladı.
İdare Mahkemesi ayrıca, Lüksemburg Maliye Bakanlığının ret kararı verdiği tarihte ne şirketin ne de müşterilerinin AB yaptırım listesinde yer almadığını tespit etti.
Mahkeme, bu gerekçelerle bakanlığın ret kararını hukuka aykırı bularak iptal etti.
2022 yılı başı itibarıyla Rusya’nın dondurulan egemen varlıklarının tutarı yaklaşık 300 milyar dolar olarak hesaplanıyordu.
Rusya’nın Avrupa’daki rezervlerinin büyük bölümü Belçika merkezli Euroclear depozitosunda tutuluyor.
Avrupa Birliği, Aralık 2025’te Rusya’ya ait 210 milyar euro tutarındaki varlığı süresiz olarak dondurdu.
Batılı ülkeler son aylarda dondurulan bu kaynakların Ukrayna’ya yardım amacıyla kullanılmasını yeniden tartışmaya açtı.
Moskova yönetimi ise yurt dışındaki varlıklarına yönelik her türlü adımı yasa dışı olarak nitelendiriyor ve hukuki sonuçlar doğuracağı uyarısını yapıyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, eylül ayı başında yaptığı açıklamada, Rus varlıklarını açıkça çaldıkları gerekçesiyle Batılı ülkelere duyulan güvenin tamamen kaybolduğunu belirtti.
Lavrov, “Gizlice çalıyorlar, bildiğiniz üzere açıkça da yağmalıyorlar. Batı şu anda hem varlıklar hem de sözde gölge filo konusunda açık bir yağma yürütüyor” ifadelerini kullandı.
Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Basın Bürosu ise AB’nin Rus kaynaklarını ele geçirme girişimlerinin Avrupa genelindeki kurumlara güveni sarsacağını duyurdu.
SVR’ye göre Avrupa ülkeleri, Rusya’nın varlıklarına el koymadan Ukrayna’yı süresiz finanse edemeyeceklerinden endişe duyuyor.
Rusya
Ermenistan’da iş insanı Samvel Karapetyan ve yeğeninin evinde arama

Ermenistan Soruşturma Komitesi, Taşir Grubu Başkanı Samvel Karapetyan ve yeğeni milletvekili Narek Karapetyan’ın evlerinde arama başlattı. Soruşturma, Taşir Vakfı üzerinden aktarıldığı öne sürülen 4,4 milyon dolar ile 230 bin euroluk kaynak ve kara para aklama iddialarıyla bağlantı taşıyor.
Ermenistan Soruşturma Komitesi müfettişleri, Taşir Şirketler Grubu Başkanı ve Güçlü Ermenistan Partisi Genel Başkanı Samvel Karapetyan ile yeğeni milletvekili Narek Karapetyan’ın evlerinde arama başlattı.
Aramaların Karapetyan ailesiyle bağlantılı diğer adresleri de kapsadığı bildirildi.
Gelişmeyi Güçlü Ermenistan Partisi Sözcüsü Agavni Sukiasyan sosyal medya hesabından duyurdu.
İnterfaks ajansının aktardığına göre Sukiasyan, “Ermenistan Soruşturma Komitesi müfettişleri, sabah saatlerinden itibaren Güçlü Ermenistan Partisi Genel Başkanı Samvel Karapetyan ve Meclis Grubu Başkanı Narek Karapetyan’ın evlerinde arama yürütüyor. Aramalar Karapetyan ailesiyle bağlantılı diğer adreslerde de sürüyor.” açıklamasını yaptı.
Karapetyan hakkındaki kara para aklama suçlaması
Aynı zamanda Güçlü Ermenistan Partisi Meclis Grubu Başkanı olan Narek Karapetyan’ın evi, bir ceza soruşturması kapsamında 31 Temmuz 2026 tarihinde de kolluk kuvvetlerince aranmıştı.
Aramadan bir hafta önce Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu, Başsavcılığın Karapetyan’ın milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması yönündeki talebini onaylamıştı.
Narek Karapetyan’a bu süreçte nitelikli kara para aklama suçlaması yöneltildi.
Sputnik Ermenistan’ın aktardığı bilgilere göre soruşturma, partinin destekçilerinden Aleksan Aleksanyan hakkındaki suçlamalarla bağlantı taşıyor.
Soruşturma makamları, Aleksanyan’ın Karapetyan’a ait Taşir Vakfından hediye ve kredi adı altında yaklaşık 4,4 milyon dolar ile 230 bin euro aldığını öne sürüyor.
Taşir Şirketler Grubunun sahibi olan iş insanı Samvel Karapetyan hakkında ise Haziran 2025’te Ermenistan’da yönetimi zorla ele geçirmeye yönelik kamuoyu önünde çağrıda bulunma suçlamasıyla dava açılmıştı.
Soruşturmanın sonraki aşamalarında Karapetyan’a ayrıca nitelikli vergi kaçırma ve kara para aklama suçlamaları yöneltildi.
İş insanı kendisine yöneltilen üç suçlamayı da reddetti. Güçlü Ermenistan Partisi, Şubat 2026’da Karapetyan’ı parlamento seçimleri için başbakan adayı olarak göstermişti.
Rusya
Lukoil’in 22 milyar dolarlık yabancı varlığı için takas planı

Amerikalı milyarder Todd Boehly öncülüğündeki konsorsiyum, Rus enerji şirketi Lukoil’in yurt dışındaki milyarlarca dolarlık varlıklarını nakitsiz bir hisse takası yöntemiyle devralmaya hazırlanıyor. Bir banka aracılığıyla Batılı fonların elindeki dondurulmuş menkul kıymetleri toplayan konsorsiyum, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’daki rafineri ile akaryakıt tesislerini portföyüne katmayı amaçlıyor.
Amerikalı milyarder Todd Boehly liderliğindeki konsorsiyum, Rus petrol devi Lukoil’in yurt dışı varlıklarını devralmak amacıyla nakit içermeyen bir hisse takası planlıyor.
Reuters haber ajansının müzakerelere yakın dört kaynağa dayandırdığı habere göre, taraflar arasındaki anlaşmanın birkaç hafta içinde tamamlanması bekleniyor.
Ajansa konuşan kaynaklardan üçü, konsorsiyum adına hareket eden bir bankanın, Rus şirketinin yurt dışındaki varlıklarıyla takas etmek üzere Batılı yatırım fonlarının elindeki milyarlarca dolarlık dondurulmuş Lukoil menkul kıymetini satın aldığını belirtti.
Söz konusu hisselerin yaklaşık on Amerikan ve İngiliz yatırım fonunun yanı sıra bireysel yatırımcılar adına saklama hizmeti veren ABD mevduat bankalarından, her bir dolar değerine karşılık 30 sent ödenerek toplandığı kaydedildi.
Süreç olumlu sonuçlanırsa, Lukoil’in yurt dışı varlıkları için bir yılı aşkın süredir devam eden satış trafiği noktalanacak.
İlk aşamada 22 milyar dolar değer biçilen portföy; Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’daki petrol sahalarını, rafinerileri ve akaryakıt istasyonlarını kapsıyor.
Ancak Reuters’a konuşan iki kaynak, bazı tesislerin faaliyetlerini durdurması nedeniyle portföyün toplam piyasa değerinin gerilediğine dikkat çekti.
Forbes verilerine göre 9,2 milyar dolarlık serveti olan Todd Boehly, yatırım şirketi Eldridge Industries’in kurucu ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı ve icra kurulu başkanlığı görevlerini yürütüyor.
Los Angeles Dodgers ve Los Angeles Lakers spor kulüplerinde hisseleri olan Boehly’nin liderlik ettiği konsorsiyum, 2022 yılında Rus milyarder Roman Abramoviç’in elindeki Chelsea futbol kulübünü satın almıştı.
Konsorsiyumda Boehly’nin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri merkezli International Holding Company (IHC) ve Al Hail Holding yer alıyor.
Girişime Suriye ve Katar kökenli Al-Khayyat kardeşler ile ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu (DFC) da destek sağlıyor.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rusya ile ABD arasında Lukoil’in yurt dışı varlıklarına dair temasların yürütüldüğünü doğrulamıştı.
ABD yönetimi, 22 Ekim 2025 tarihinde Lukoil ve bağlı ortaklıklarına yaptırım uygulama kararı aldı.
Şirket, Ocak 2026’da Kazakistan’daki projeler hariç tutulmak kaydıyla yurt dışı varlıklarının Carlyle grubuna satışı konusunda anlaşmaya vardı.
ABD Hazine Bakanlığı dahil düzenleyici kurumların onayına bağlanan süreçte şirket, diğer potansiyel alıcılarla temaslarını sürdürdü.
Financial Times gazetesi eylül ayında yayımladığı haberde, Carlyle ile yürütülen yaklaşık 20 milyar dolarlık satış sürecinin ABD’deki kurumlar arası onay aşamasında tıkandığını yazdı.
Habere göre Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) anlaşmayı onaylasa da dönemin ABD Başkanı Donald Trump yönetiminden nihai onay çıkmadı ve sözleşme temmuz ayı sonunda yürürlükten kalktı.
Gazete, Boehly’nin Lukoil varlıklarını devralmak için hem ABD hükümetinin hem de Körfez’deki etkin yatırımcıların onayını aldığını kaydetti.
Diplomasi2 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Ortadoğu2 hafta önceYBŞ, Irak ordusuna katılacak
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hudson: ABD’nin Körfez’deki seksen yıllık himaye devri resmen bitti
Dünya Basını1 hafta önceGünah keçisi olarak Netanyahu
Avrupa2 hafta önceSırbistan seçimleri: Dört sütunlu illüzyonun dağılışı
Asya2 hafta önceÇin, ticari sırlarını ‘yabancı kuruluşlara’ karşı korumak için yeni kurallar hazırladı









