Rusya

Rusya istihbaratı: Britanya, yaptırım için ‘çevre felaketi’ tezgâhlayacak

Yayınlanma

Rusya Dış İstihbarat Teşkilatı (SVR), Britanya’nın Rus petrolü taşıyan bir tankeri batırmayı planladığını duyurdu. SVR’ye göre Londra’nın amacı, bir çevre felaketi yaratarak Washington’ı Rusya’dan enerji kaynağı alan ülkelere karşı en sert ikincil yaptırımları uygulamaya zorlamak. Sabotaj operasyonunun, NATO müttefiklerinin desteğiyle Ukrayna tarafından gerçekleştirilmesinin planlandığı öne sürüldü.

Rusya Dış İstihbarat Teşkilatı (SVR), Britanya’nın Rus petrolü taşıyan tanker filosuna karşı büyük bir sabotaj hazırlığında olduğunu bildirdi.

SVR’nin açıklamasına göre, Londra’nın temel hedefi, Washington’ı Rusya’nın enerji kaynaklarını satın alan ülkelere yönelik mümkün olan en sert ikincil yaptırımları uygulamaya mecbur bırakmak. Bu faaliyetin başlangıcının ise “bir veya daha fazla tankerle ilgili ses getirecek bir olayla” verilmesi planlanıyor.

SVR, olayların gelişebileceği iki muhtemel senaryo üzerinde duruyor. İlk senaryo, “istenmeyen” bir tankerin “deniz yollarının dar geçitlerinden birinde” kaza yapmasının organize edilmesini içeriyor.

Britanya’ya göre, petrol sızıntısı ve geçiş yolunun kapanması, NATO’ya gemileri güvenlik standartlarına uygunluk açısından denetleme gerekçesi sunacak.

İkinci senaryoya göre ise Londra, “Rusya’ya dost bir ülkenin limanında” enerji kaynaklarının boşaltılması sırasında bir tankeri ateşe vermeye çalışacak.

Çıkacak yangının, alıcı ülkenin ulaşım altyapısına ciddi zarar vermesi ve diğer gemilerde arızalara yol açarak uluslararası bir soruşturma başlatılmasını gerektirmesi hedefleniyor.

Her iki senaryo da Rus petrolü ithal eden ülkelerin “trajedinin dolaylı failleri” olarak gösterilmesini öngörüyor. Bu durumun, ABD’nin bu ülkelere yönelik “mümkün olan en sert ikincil yaptırımların” uygulanması teklifini sunmasına olanak tanıyacağı belirtiliyor.

Sabotajın organizasyonu için Londra’nın NATO’daki müttefiklerini de sürece dahil etmeyi planladığı, operasyonun faillerinin ise Ukraynalılar olacağı iddia ediliyor.

Hindistan, Trump’ın tehditleri üzerine Rusya petrolüne ambargoya hazırlanıyor

Batı’nın ‘gölge filo’ ile mücadelesi

Geçen ayın başında Financial Times gazetesi, Britanyalı yetkililerin Manş Denizi’nde her ay 40’tan fazla tankeri denetlediğini yazmıştı. Habere göre, gemilerin bekletilme nedeni, Batı yaptırımlarını delerek Rus petrolü taşıdıkları yönündeki şüphelerdi. Gazetenin verilerine göre, Ekim 2024’ten Haziran 2025’e kadar 343 tanker alıkonuldu.

Ancak Moskova’nın gölge filosuna ulaşmaya çalışan tek NATO üyesi Londra değil. Mayıs ayında Estonya, uluslararası sularda Gabon bayraklı Jaguar adlı tankeri durdurmaya çalışmıştı. Hindistan’ın Sikka limanından yola çıkıp Rusya’ya giden gemi; devriye botları, bir helikopter, bir uçak ve Polonya Hava Kuvvetlerine ait MiG-29 savaş uçakları tarafından takip edilmişti.

Tallinn, gemiyi Estonya makamlarının alıkoyma işlemi yapabileceği bir deniz sahasına yönlendirmeye çalıştı. Fakat mürettebat, provokasyonlara boyun eğmeyerek rotasını korudu. Baltık ülkesinin komuta kademesi, mürettebatı gemiye çarpma tehdidinde bulunmuş ve helikopterle gemiye asker indirmeye çalışmıştı. Son dönemde AB de tankerlere yönelik çok sayıda yaptırım uyguluyor.

“Amaçları şüpheli”

Vzglyad gazetesine konuşan ekonomist İvan Lizan, “SVR tarafından sıralanan senaryoların her ikisi de bence eşit derecede tehlikeli. Teorik olarak Londra, tankerlerden birinin ambarına mayın döşeyip onu Malta açıklarında bir yerde patlatabilir. Daha önce benzer operasyonlar gördük. Örneğin, Leningrad Oblastı’nda Batı güçleri tarafından amonyak taşıyan bir gemiye terör saldırısı düzenlenmişti,” diye anımsattı.

Lizan, “Ekolojik açıdan bu tür eylemlerin sonuçları feci olabilir ancak siyasi mantıklılığı pek çok soru işareti barındırıyor. İngilizler neyi başarmaya çalışıyor? Çin ve Hindistan’ı Rus enerji kaynaklarından vazgeçmeye mi zorlamak istiyorlar? Bu işe yaramaz. Bizim petrolümüzün alımı bu ülkelerin ekonomileri için hayati önem taşıyor,” ifadelerini kullandı.

Söz konusu uzmana göre AB, bu alanda Moskova ile işbirliğini zaten kendisi sonlandırdığı için Brüksel’in ek bir teşvike ihtiyacı yok.

Lizan, “İkincil yaptırımlar için gerekçe yaratmak da şüpheli bir girişim. Sorun, kısıtlamaları organize etme iradesinde değil, bu kısıtlamaların başlatılma yaklaşımında yatıyor,” diye açıkladı.

Lizan, “Zira ABD ve müttefikleri yıllardır yaptırımlarla ‘herkes tarafından kabul edilen’ kötüleri cezalandırdı. Washington, ‘korkunç’ Moskova imajını kolektif Batı’daki sıradan insanlara satmayı başardı. Bu yüzden bize karşı kısıtlamalar getirilmesi en azından doğal ve mantıklı görünüyor. Ancak Çin ve Hindistan şu anda askeri ihtilaflara katılmıyor. Onların tek suçu Rus petrolü satın almaları. Oysa bu devletlerin her birinin nüfusu bir milyarı aşıyor. Dolayısıyla, devasa miktarda enerji kaynağına temel ihtiyaçları var,” diye belirtti.

Lizan, “Hiç kimse onlara Moskova ile aynı miktarda ve aynı fiyatta enerji sağlayamaz. Dolayısıyla Batı, Pekin ve Yeni Delhi’yi sadece kendi ulusal çıkarlarını sağladıkları için cezalandırmak niyetinde. Bu, gerçeğe dönüşmesi halinde ABD’ye yönelik uluslararası güveni önemli ölçüde sarsacak bir saçmalık. Ancak bu kadar derin konulara girmesek bile, Çin’e yönelik ikincil yaptırımlar Washington’ı Pekin ile gelecekteki ticaret anlaşmaları yapma imkânından tamamen mahrum bırakacaktır. Bu, Moskova’yı yaralamak gibi hayali bir şans uğruna Donald Trump’ın göze almaya hazır olmadığı aşırı yüksek bir risk,” diye vurguladı.

Lizan, “Rusya’nın ise ideal koşullarda Londra’nın planlarının uygulayıcılarını yakalayıp onlardan sabotaj organizasyonunun tüm yapısı hakkında bilgi alması gerekirdi. Ancak SVR raporunun yayımlanmasından sonra Britanya’nın bu planı hayata geçirmeye hazır olacağını sanmıyorum,” diye ekledi.

“Riskler son derece yüksek”

Rusya hükümetine bağlı Finans Üniversitesi ve Ulusal Enerji Güvenliği Fonu (FNEB) uzmanı İgor Yuşkov ise Britanya’nın planlarının hayata geçirilmesinin Rusya için ekonomik risklerini “son derece yüksek” olarak değerlendiriyor.

Yuşkov, “Londra, Moskova ile ticaretin uluslararası toplum için neden tehlike taşıdığına dair somut bir örneğe ihtiyaç duyuyor,” diye açıkladı.

Yuşkov, “Çevrenin kirletilmesi bu bağlamda farklı devletlerin tutumları üzerinde baskı kurmak için oldukça işlevsel bir araç. Bu nedenle SVR’nin bildirdiği patlamalar oldukça muhtemel. Ayrıca son zamanlarda bazı yerli limanlarımızda benzer olaylar yaşandı. Endişelenmemiz gereken şeyler var. Özellikle Kuzey Akım hatlarının patlatılmasından sonra bu alanda aşırı paranoyadan bahsetmek akıllıca olmaz. Ek bir güvenlik sistemi getirilmesi ve tanker denetim tedbirlerinin güçlendirilmesi tamamen haklı eylemlerdir,” değerlendirmesinde bulundu.

“Trump’ın zayıflığı Londra’nın işine yarayabilir”

Öte yandan siyaset bilimci Dmitriy Drobnitskiy, Estonya’nın daha önce Rus petrolünün taşınmasıyla mücadele etmeye çalıştığını hatırlatarak, “Fakat Moskova, Tallinn’e bu tür ‘manevraların’ iyi sonuçlanmayacağını net bir şekilde gösterdi. Şimdi ise Batı, oyuna daha büyük bir balık sürmeye karar verdi. Britanya, tarihsel olarak dünya genelinde sabotajlar gerçekleştirme konusunda uzmanlaşmıştır,” dedi.

Drobnitskiy, “Elbette Londra’nın planları cüretkâr olarak nitelendirilebilir. Eğer bu bilgi mart veya nisan aylarında ortaya çıksaydı, Donald Trump’ın İngiliz kraliyetinin küstahlığına öfkeleneceğini düşünüyorum. Muhtemelen Keir Starmer ile bizzat konuşmaya ve onu tanker patlatma organizasyonundan vazgeçirmeye çalışırdı. Ancak o zamanlar Beyaz Saray’ın başkanı zirvedeydi. Bugün ise ABD’de onu canı isteyen herkes ‘ısırıyor’. Başkanlığının ilk aylarındaki şevkini kaybetti ve bu, Ukrayna’daki ihtilafa ilişkin tutumunda açıkça görülüyor. Her hafta bu tutumu, önceki ABD yönetiminin siyasetine daha fazla benziyor,” diye belirtti.

Uzman, “Trump, Moskova’ya baskı yapmaya yöneliyor, bu da Londra’nın planlarının işe yarayabileceği anlamına geliyor. Dahası, sabotaj Britanya’nın diğer Avrupa güçleriyle diyaloğunu da bozmayacaktır. Batı bugün son derece şekilsiz bir durumda: Washington ve Brüksel kampı içindeki ihtilaflar yapay olarak yatışıyor. Eski Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un ofisinin dinlendiği haberi, Kuzey Akım hatlarının patlatılması… Bu olaylardan herhangi biri on yıl önce yaşansaydı, pek çok siyasetçinin boğulacağı devasa bir ihtilafa dönüşme riski taşırdı. Ama bugün böyle bir yankı yok,” diye ekledi.

Ayrıca Drobnitskiy, “Bu yüzden Londra’nın elleri fazlasıyla serbest. Dahası, Rusya ile diyalogda sert bir çizgi taraftarı olan Amerikalı yetkililer, muhtemelen Britanya’nın planlarından haberdar edildi. Trump’ı uyarmaya ise gerek yok: Sonbaharda Kongre’nin sadakatini kaybetme riskiyle karşı karşıya, bu da fiilen onun iktidarını çökertecektir,” diye konuştu.

Rusya hükümetine bağlı Finans Üniversitesi’nde araştırmacı ve FNEB’in önde gelen uzmanlarından Stanislav Mitrahoviç ise Batılı ülkelerin uzun zamandır Rusya’nın enerji kaynaklarını taşımak için kullandığı tankerleri “karalamaya” çalıştığını söyledi.

Mitrahoviç, “Her yola başvuruyorlar: Gemilerin kayıtlı olduğu yerleri eleştiriyorlar, sigortalarında ‘hatalar’ buluyorlar. Ancak bu tür şeyler tüm dünyayı işbirliğinden vazgeçmeye ikna edemediği için İngilizler dikkat çekici bir sabotaj düzenlemeye karar verdi. Fakat yerli şirketler ve nakliyatçılar da ‘dünkü çocuk değil’. Moskova’nın, hasımlarının planının gerçekleşmesini önleyecek bir yol bulacağından eminim,” diyerek sözlerini tamamladı.

Financial Times: Witkoff Moskova’dan eli boş dönerse Trump küplere binecek

Çok Okunanlar

Exit mobile version