Rusya
Rusya parlamentosu, yabancı örgütlerle işbirliği yapanların hapsedilmesini ve mallarına el konulmasını önerdi

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, ülkenin katılmadığı uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapanlara hapis ve mal varlığına el koyma cezası getiren bir yasa tasarısı hazırladı. Tasarı, aynı zamanda yabancı acenta siciline kaydedilen Rusya vatandaşlarına yönelik mevcut yasaları daha da sertleştirmeyi amaçlıyor. Yeni düzenlemelerle, bazı davaların sanıkların katılımı olmadan görülebileceği ve yabancı acenta siciline kaydedilen şahısların haklarının daha da kısıtlanabileceği belirtiliyor.
Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, Rusya’nın dahil olmadığı uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapanlara yönelik cezaları ağırlaştırmaya hazırlanıyor.
Duma Başkanı Vyaçeslav Volodin’in açıklamasına göre, bu tür kuruluşlarla “kiralık veya ücretli olarak işbirliği” yapanlar, 7 yıla kadar hapis cezası ve mal varlıklarına el konulmasıyla cezalandırılabilecek.
Volodin, ayrıca yabancı acenta siciline kayıtlı ve Rus yetkililerini alenen eleştiren, Ukrayna ile savaşı kınayan yurt dışındaki Rusya vatandaşlarına yönelik mevcut yasaların daha da sertleştirileceğini duyurdu.
Söz konusu şahısların bazı davaları “sanığın katılımı olmadan” görülebilecek. Volodin, bu durumun orduyu “itibarını zedelemek”, “yalan haber” yaymak, “Nazizmi aklamak”, “askeri mezarlara ve anıtlara zarar vermek” gibi suçları kapsayacağını belirtti.
Ayrıca “teröre, aşırıcılığa”, “toplumsal ayaklanmalara”, “saldırgan savaş başlatmaya” ve “Rusya’nın toprak bütünlüğünü ihlal etmeye” teşvik edenler de gıyaben yargılanabilecek.
Volodin’in önerileri arasında, ülkenin katılmadığı uluslararası kuruluşların kararlarının uygulanmasına yardımcı olanların da yabancı acenta siciline kaydedilmesi yer alıyor. Örneğin, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Vladimir Putin hakkında çıkardığı yakalama kararını uygulamaya çalışanlar bu kapsama girebilir.
Benzer şekilde, “Rusya’nın güvenliğine karşı faaliyetlerde bulunan yabancı devlet organlarına yardım edenler” ve “vatandaşları askeri-teknik faaliyetler hakkında bilgi toplamaya dahil edenler” de “yabancı acenta” olarak kabul edilebilecek.
Aynı zamanda milletvekilleri, Ceza Kanunu’na ordunun “itibarını zedelemek” ve Rusya’ya karşı “yaptırım çağrısında bulunmak” için yeni bir ağırlaştırıcı gerekçe ekleyecek.
“Bencil güdülerle veya kiralık olarak” hareket edenler, mal varlıklarına el konulmasıyla birlikte 5 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecek.
Volodin, bu adımın Rusya’yı ve vatandaşlarını “hasım ülkelerin müdahalesinden” “koruyacağını” ve ülkenin “anayasal düzeninin temellerini, savunma kabiliyetini ve güvenliğini baltalamaya yönelik suçları engelleyeceğini” vurguladı.
Volodin, “Ülkemize ihanet edenler, yurt dışında olsalar bile adaletten ve sorumluluktan kaçma fırsatına sahip olmamalı,” diye ekledi.
Rusya
Putin açıkladı: Türk şirketleri Akkuyu’dan hisse almaya hazır

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’deki şirketlerin 25 milyar dolarlık Akkuyu NGS projesinden hisse satın almaya hazır olduğunu ve Moskova’nın bu ortaklık talebini memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’deki bazı şirketlerin Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinden hisse almaya hazırlandığını duyurdu.
Rusya-Afrika Zirvesi kapsamındaki sergiyi ziyareti sırasında konuşan Putin, projenin tamamının bugüne dek Rus finansmanıyla ilerlediğini hatırlatarak Türk yatırımcıların ortaklık talebine olumlu baktıklarını söyledi.
Akkuyu projesinin toplam 25 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ve bu kaynağın yüzde 100 Rus yatırımı olduğunu belirten Putin, inşaatın kendine has koşullarına dikkat çekti.
Rus lider, santralin “yap-işlet-devret” modeliyle hayata geçirildiğini vurgulayarak, “Türkiye’de işi bütünüyle tamamlıyoruz. Şimdi ülke içinden bazı şirketler bu sürecin parçası olmak istiyor ve hisselerin bir bölümünü satın almaya hazırlar. Biz bunu sadece memnuniyetle karşılarız, buyursunlar” dedi.
Projede yabancı veya yerel ortaklara pay satışı konusu aslında ilk kez gündeme gelmiyor.
Akkuyu Nükleer AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, 2025 yılında yaptığı açıklamada Rosatom’un projede yüzde 49’a kadar hisse satışı için müzakereler yürüttüğünü duyurmuştu.
Rosatom yetkilileri de bu hisse devri ihtimalinin Türkiye ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan hükümetlerarası anlaşmada zaten yer aldığını hatırlatıyor.
Rus devlet nükleer enerji kuruluşu Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Lihaçyov ise 2026 ilkbaharında, bir dizi Türk şirketiyle sermaye ortaklığı üzerine görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti.
Lihaçyov, Rus Enerji Haftası 2026 (REN-2026) etkinliğinde kendisine yöneltilen soruya karşılık yatırımcı çekme sürecinde somut ilerleme kaydedildiğini aktarmıştı.
Mersin’de inşa edilen ve Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali unvanını taşıyan Akkuyu NGS, her biri 1200 megavat kapasiteli dört güç ünitesinden oluşuyor. Santralde Rus tasarımı 3+ nesil VVER-1200 reaktörleri kullanılıyor. Rusya’nın santrali hem inşa edip işleteceği hem de mülkiyetini elinde tutacağı bu dev projede, ilk güç ünitesinin 2026 yılı sonuna kadar işletmeye alınması planlanıyor.
İlk ünitede kritik dayanıklılık testi başarıyla tamamlandı
Hissedarlık trafiğinin yanı sıra sahada teknik aşamalar da ilerliyor. Akkuyu NGS’nin ilk güç ünitesinde, reaktör tesisinin sıcak testlerine hazırlık kapısını açan ikinci çevrim ekipmanlarının hidrolik testleri tamamlandı.
Yapılan basınç denetimi, monte edilen sistemlerin sağlamlığını ve işçilik kalitesini doğruladı.
Üç gün süren testler boyunca uzmanlar dört buhar jeneratörünü, buhar vana bloklarını ve besleme suyu boru hatlarını denetledi.
Ekipmanlar, tasarımda öngörülen çalışma değerinin yüzde 15 üzerine çıkarılarak 12,6 megapascal (MPa) basınca tabi tutuldu. Test öncesinde buhar jeneratörleri 126 santigrat dereceye kadar ısıtılırken, denetim sırasında suyun sıcaklığı 135 santigrat dereceye ulaştı.
Basınç kademeli olarak yükseltilerek ekipmanın durumu ve bağlantı noktalarının sızdırmazlığı anlık izlendi. Azami seviyede belirli bir süre bekletilen basınç, nihai görsel inceleme için 10,1 MPa seviyesine düşürüldü.
Çalışmalarda Akkuyu Nükleer, Atomtehenergo ve Rosatom Servis uzmanlarının yanı sıra Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) temsilcileri de yer aldı.
Akkuyu Nükleer Genel Müdürü Sergey Butskih, test sonuçlarının ekipmanların güvenilirliğini ve kaynak bağlantılarının kalitesini kesinleştirdiğini bildirdi.
Böylece sahada reaktör tesisinin işletme öncesi en önemli adımlarından biri sayılan sıcak test hazırlıklarına geçiş için teknik onay alınmış oldu.
Rusya
AB, Güney Kore’nin Rusya ile “yakınlaşmasından” endişeli

Financial Times’a konuşan Avrupalı diplomatlar, Güney Kore’nin Devlet Başkanı Lee Jae-myung döneminde Rusya ile yakınlaşmasından ve Seul’ün ortak olarak güvenilirliğinden endişe duyuyor. Güney Kore gemisinin Kuzey Deniz Yolu’nu kullanması ve Rusya’ya 176 bin tondan fazla yakıt gönderilmesi kaygıları büyüttü.
Avrupalı diplomatlar, Güney Kore’nin Devlet Başkanı Lee Jae-myung döneminde Rusya’ya yaklaşmasından endişe duyuyor ve Seul’ün güvenilir bir ortak olup olmadığını sorguluyor.
Financial Times (FT) gazetesinin Avrupalı yetkililere ve analistlere dayandırdığı haberine göre, Avrupa Birliği (AB) başkentlerinde Seul’ün Moskova ile kurduğu temaslar yakından izleniyor.
Rahatsızlığın ilk somut işaretlerinden biri, Güney Kore bandıralı PanStar Acro konteyner gemisinin Rusya’nın Arktik kıyıları boyunca uzanan Kuzey Deniz Yolu üzerinden yaptığı ilk sefer oldu.
Gazetenin aktardığına göre AB, bu seferi “Seul’ün Moskova’ya doğru diplomatik ve ticari yatışı” olarak değerlendiriyor.
Üstelik gemi ekim ayında Güney Kore’ye döndüğünde, mürettebatı bizzat Devlet Başkanı Lee Jae-myung karşıladı.
Arktik Okyanusu’ndan geçen Kuzey Deniz Yolu, Avrupa ile Asya-Pasifik bölgesini birbirine bağlayan en kısa deniz güzergahı. Bu rota, Süveyş Kanalı geçişine kıyasla Avrupa yolculuğunu yaklaşık on gün kısaltıyor. Ancak FT’nin işaret ettiği üzere, bu hattı kullanmak Moskova ile sıkı bir işbirliği gerektiriyor.
Avrupalı diplomatların kaygılarını artıran bir diğer gelişme de yakıt sevkiyatı haberleri oldu. Temmuz ve ağustos aylarında Güney Kore’den Rusya’ya çoğu dizel olmak üzere 176 bin tondan fazla yakıt gönderildiği bildirildi.
Seul’de görev yapan ve adı açıklanmayan bir Avrupalı diplomat, gazeteye yaptığı değerlendirmede iki taraf arasındaki bakış farkını şu sözlerle özetledi:
“Güney Koreliler aslında bizimle tam anlamıyla aynı kafada değil. Ukrayna’daki çatışmanın sonsuza dek sürmeyeceği varsayımıyla hareket ediyorlar ve çatışma biter bitmez Rusya ile işbirliğine bir an önce dönmek istiyorlar.”
İstihbarat bağlantılı enstitüden Moskova açılımı
Hankuk Yabancı Diller Üniversitesi Uluslararası Politika Profesörü Mason Richey’ye göre, Moskova ile Seul arasındaki ilişkiler geçen yılın sonbaharından beri “sessiz sedasız” iyileşiyor.
Ülkenin istihbarat teşkilatıyla bağlantılı Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü (INSS), Kasım 2025’te Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi ile kapalı kapılar ardında bir konferans düzenledi. Haziran ayında ise INSS Başkanı Kim Sung-bae, Rus temsilcilerle stratejik diyalog yürütmek üzere Moskova’yı ziyaret etti.
Başkanlık sarayındaki kadro tercihleri de bu yönelimi destekliyor. Lee, ekim ayında iktidardaki Demokratik Parti’nin eski lideri Song Young-gil’i barış diplomasisi özel danışmanlığına atadı.
Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini savunan Song’un bu göreve getirilmesini değerlendiren Richey, bu yaklaşımı benimseyenlerin devlet başkanı üzerindeki nüfuzunun arttığını, Batılı ortaklarla işbirliğine odaklanan bazı yetkililerin ise güç kaybettiğini belirtiyor.
Avrupa’da asıl hoşnutsuzluk yaratan başlıkların başında, Seul’ün bilgisayarlı sayısal kontrol (CNC) tezgahlarına yönelik ihracat kısıtlamalarını “yeterince sıkı” uygulamaması geliyor.
Geçen yılın şubat ayında iki Güney Koreli girişimci, Rusya’ya 5,5 milyon dolar değerinde CNC tezgahını yasadışı yollarla ihraç etmekle suçlandı.
Yargılama sonucunda girişimcilere birer yıl ertelenmiş hapis cezası verilirken, şirkete yalnızca 30 bin dolar para cezası kesildi.
Güney Kore Dışişleri Bakanlığı ise Moskova ile aşırı yakınlaşma iddialarını reddetti. Bakanlık, “Bazı çevrelerde dile getirilen, Güney Kore’nin Rusya tarafına fazlasıyla meylettiğine dair endişeler gerçeği yansıtmıyor” açıklamasını yaptı.
Seul yönetimi, Ukrayna’daki çatışmanın sona ermesi ve barışın yeniden tesisi için yürütülen uluslararası çabaları desteklediklerini de vurguladı.
Esir asker krizi Seul ile Kiev’i kopma noktasına getirdi
Moskova ile temasların arttığı bu dönemde, Güney Kore ile Ukrayna arasındaki ilişkiler Kuzey Koreli savaş esirleri yüzünden bozuldu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, esir alınan iki Kuzey Kore askerinin Seul’e teslim edildiğini duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung ise bu bilginin açıklanmasının esirlerin ailelerinin güvenliğini ve Kore Yarımadası’ndaki istikrarı tehlikeye attığını belirterek Kiev’i gizlilik mutabakatını ihlal etmekle suçladı.
Lee, 2 Ekim’de Ukrayna’yı uyardı ve Kiev’in mutabakat ihlalini kabul edip özür dilememesi halinde misillemede bulunacaklarını açıkladı.
Seul daha sonra Ukrayna’dan özür mesajı ulaştığını doğruladı ama bunu yeterli görmedi.
Kiev yönetimi ise herhangi bir anlaşmayı ihlal ettiği iddiasını reddediyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhiy Tıhıy, anlaşmazlığın gizlilik şartlarının farklı yorumlanmasından kaynaklandığını söyledi.
Tıhıy’ın anlatımına göre, Kuzey Korelileri kendi anayasası uyarınca vatandaşı sayan Güney Kore, esirlerin kendilerine verilmesini bizzat talep etti; Ukrayna tarafı da iyi niyet göstergesi olarak bunu kabul etti.
Kriz kısa sürede diplomatik temsiliyetin daralmasına yol açtı. Güney Kore 8 Ekim’de Ukrayna’daki büyükelçisini geri çağırdı; ardından Kiev’in sorunu çözmek için olumlu adım atmadığını ve hava saldırısı tehdidini gerekçe göstererek diplomatik misyon personelini daha da azaltmaya karar verdi.
Dışişleri Bakanı Cho Hyun, 27 Ekim’de Ukrayna’dan sekiz diplomatik personelin geri çekildiğini duyurdu. Büyükelçilik şu anda geçici maslahatgüzar yönetiminde çalışmalarını sürdürüyor.
Gerilim bununla da sınırlı kalmadı; Dışişleri Bakanı Cho Hyun, önceki gün yaptığı açıklamada anlaşmazlığın daha da tırmanması halinde Ukrayna ile diplomatik ilişkileri kesebileceklerini söyledi.
Meclis Dışişleri ve Birleşme Komisyonu toplantısında konuşan Bakan, “Gerilim tırmanmaya devam ederse, sanırım böyle bir ihtimal de var” dedi.
Rusya
Rus iş dünyasından ABD yaptırımlarına karşı geçici muafiyet adımı

Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği, Washington’ın uyguladığı yaptırımların en azından geçici olarak askıya alınması için lisans başvurusunda bulunmaya hazırlanıyor. Girişim, ABD Hazine Bakanlığının Rus dizeli işlemlerine olanak sağlayan geçici lisansının ardından gündeme geldi.
Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği (RSPP), ABD yaptırımlarının en azından geçici olarak kaldırılması amacıyla Washington yönetimine başvurmaya hazırlanıyor.
Açıklamayı yapan RSPP Başkanı Aleksandr Şohin, bu yöndeki bir adımın ikili ilişkilerin seyrine olumlu yansıyacağını savundu.
Şohin, kurum içi değerlendirmeyi aktarırken meslektaşlarına lisans başvurusu yapma zamanının geldiğini söylediğini belirtti.
RSPP Başkanı, “ABD tarafından RSPP’ye uygulanan yaptırımların en azından geçici olarak kaldırılması amacıyla lisans talebinde bulunma zamanı geldi. Eğer bu gerçekleşirse, dizel anlaşmasının yakın gelecekte ilişkilerimizdeki tek olumlu gelişme olarak kalmayacağına dair iyi bir işaret olacak” ifadelerini kullandı.
Rus dizelinin ABD ve dünya pazarlarına sevkiyatına ilişkin uzlaşma, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki telefon görüşmesinin ardından 9 Ekim’de duyurulmuştu.
ABD Hazine Bakanlığı, Rus dizeliyle bağlantılı işlemlerin yürütülebilmesi için 7 Nisan 2027 tarihine kadar geçerli geçici bir genel lisans yayımladı.
RSPP Ağustos 2023’ten bu yana yaptırım listesinde
RSPP, ABD’nin yaptırım listesine Ağustos 2023’te dahil edildi. ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), birliğe yönelik kısıtlamaların gerekçesi olarak bünyesindeki yapıların “ithal ikamesini, teknolojik bağımsızlığı ve teknolojik kalkınmayı desteklemesini” ve yaptırımlara karşı alınan önlemlerle bağlantılı olmasını gösterdi.
Öte yandan The New York Times gazetesinin haberine göre Trump yönetimi, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) üzerindeki yaptırımların kaldırılması olasılığını da ele alıyor.
Gazete, Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev’in yönettiği fona yönelik kısıtlamaların kaldırılması talebinin, Rus dizelinin ABD’ye ulaştırılmasında fonun rol almasına dair kapsamlı müzakereler çerçevesinde gündeme geldiğini öne sürdü.
Amerikalı bir yetkili gazeteye yaptığı açıklamada, yönetimin RDIF başvurusunu standart prosedür kapsamında değerlendirdiğini bildirdi.
Habere göre fonun listeden çıkarılması için, başlangıçta getirilen yaptırım gerekçelerinin artık geçerli olmadığını kanıtlaması gerekiyor.
RDIF ve Dmitriyev, ABD yaptırımları kapsamına Şubat 2022’nin sonunda alındı. Washington yönetimi o dönemde fonu Rus ekonomisine yabancı yatırım çekme aracı olarak nitelendirdi ve faaliyetlerini Kremlin’in çıkarlarıyla ilişkilendirdi.
Suçlamaları karalama olarak nitelendiren RDIF ise haklarını ve itibarını mahkemeler dahil olmak üzere hukuki yollarla koruyacağını açıkladı.
Batı yaptırımlarını hukuka aykırı saydığını belirten Moskova yönetimi, kısıtlamaların meşruiyeti bulunmadığını savunuyor.
Rusya Devlet Başkanı Putin, ülkeye yönelik 30 binden fazla kısıtlama kararı alındığını, bu sayının dünyadaki diğer tüm devletlere yönelik yaptırımların toplamının neredeyse iki katı olduğunu dile getirdi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da 2025 yazında yaptığı açıklamada, Rus ekonomisinin kısıtlamalara uyum sağladığını ve yaptırım baskısına karşı “belirli bir bağışıklık” geliştirdiğini söyledi.
Amerika1 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi3 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını6 gün önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Ortadoğu2 hafta önceINSS: ABD gerileyen bir güç; artık etnik Yahudi kimliği demokratik normları önceliyor
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Ortadoğu1 hafta önceMısır parlamentosu, Suudi Arabistan’a asker gönderme oylamasını erteledi
Dünya Basını6 gün önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar












