Avrupa

Şansölye Merz, 300 “hakaret” davası açtı

Yayınlanma

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, kendisine hakaret etmekle suçlanan kişilere karşı yaklaşık 300 ceza soruşturması başlatmak için devlet aygıtını kullandı.

Şansölyelik ise aylarca, bu davaları hangi savcılıkların yürüttüğünün kamuoyuna sızmasını engellemeye çalıştı.

Fakat bu gizlilik duvarı artık yıkıldı. Berlin-Brandenburg Yüksek İdare Mahkemesi, Federal Şansölye Ofisine (Bundeskanzleramt), Merz’e hakaret soruşturması yürüten her savcılığın adını ve her birinin dosya numarasını açıklaması yönünde karar verdi.

Bundeskanzleramt’ın Berlin İdare Mahkemesinin önceki kararına karşı yaptığı itirazı reddeden bu karara, Berlin’de yayınlanan Der Tagesspiegel gazetesi tarafından açılan davanın ardından varıldı.

Karar verilene kadar, görevdeki hükümet başkanına yönelik hakaret iddialarıyla ilgili yaklaşık 300 ceza davası, gazetecilerin incelemesinden gizlenmişti.

Tüm bunların hukuki dayanağı, Almanya Ceza Kanununun 188. maddesi; bu özel hüküm, siyasi yaşamda yer alan kişilere hakaretlere karşı daha güçlü bir koruma sağlıyor.

Yasada, “Siyasi bir görevi yürüten bir kişiye, bu göreviyle ilgili olarak veya göreviyle bağlantılı bir şekilde hakaret eden herkes, üç aydan beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılır,” deniliyor.

Davaların nasıl işleme alındığı da başlı başına bir ipucu niteliğinde. Vatandaşlar, STK’lar ve devlet tarafından işletilen ihbar portalları tarafından, bazen isimsiz olarak, “hakaretleri” bildirmeleri için teşvik ediliyor.

Bu ihbarlar Federal Ceza Polisine iletilir ve oradan da ilgili bölge savcılığına yönlendirilir. Hedef alınan siyasetçiye durum bildirilir ve o da resmi bir suç duyurusunda bulunup bulunmayacağına ya da kovuşturmanın itiraz etmeden devam etmesine izin verip vermeyeceğine karar verir. Sadece Şansölyelik her ay 20 ila 30 arasında bu tür dosya alıyor.

Merz, şikayetleri bizzat imzalamadığını ama kendi adına açılan kovuşturmaları da engellemediğini söylüyor.

Bu açıklamanın fiili evraklarla tutarlı olup olmadığı, tam da Şansölyeliğin kimsenin kontrol etmesini engellemeye çalıştığı konu.

Şansölyelik’in mahkemedeki argümanı, bilgilerin teslim edilmesini haklı kılacak herhangi bir kamu yararı bulunmadığı ve sadece savcılıkların adlarının ve dosya numaralarının belirtilmesinin bile sanıkların haklarını ihlal edebileceğiydi.

Mahkeme bunu kabul etmedi. Yargıçlar, bu işlemlerdeki Şansölye’nin kendine özgü rolünün bilgilerin açıklanmasını gerekli kıldığını ve ne yargı yetkisi itirazlarının ne de aciliyetin bulunmamasının buna engel teşkil etmediğini belirtti.

Bu konudaki örnekler de dikkat çekici. Merz’e “Suffkopf” (ayyaş, sarhoş) diyen bir Stuttgartlı, Merz’in kendisi hakkında şikayette bulunmasının ardından evinin arandığını gördü.

  1. maddenin savunucuları, bunu demokratik kurumları yetkililere yönelik hedefli tacizden korumak için bir önlem olarak tanımlıyor. 

Fakat maddenin pratik yapısı farklı bir hikaye anlatıyor. “Hakaret” kategorisi esnek: Alman mahkemeleri, keskin siyasi yorumların nerede bittiği ve cezalandırılabilir saygısızlığın nerede başladığı konusunda yıllardır mücadele ediyor ve tek tek yargıçlar, neredeyse aynı görünen olgular hakkında birbirinden çok farklı sonuçlara varıyor.

Bu belirsizliğin içine, görevdeki Şansölye ve ofisine, bir vatandaşı ceza sürecine sokup sokmama konusunda savcılara doğrudan erişim hakkı veren bir hüküm de giriyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version