Diplomasi
Silah tekelleri askeri startup’lara büyük paralar yatırıyor

Dünyanın en büyük silah şirketleri, hızla değişen modern savaş ortamına uyum sağlamaya çalışırken, bu yıl askeri startup’lara rekor düzeyde yatırım yaptı.
Financial Times’ın (FT) Dealroom tarafından derlenen verilerden aktardığına göre, Lockheed Martin ve BAE Systems gibi Batı hükümetleri ve ordularıyla uzun süredir bağları olan savunma devleri, bu yılın başından bu yana toplam 4,1 milyar dolarlık rekor bir risk sermayesi turuna katıldı.
Danışmanlık odaklı yatırım bankası PJT’nin havacılık ve savunma alanındaki faaliyetlerini yöneten ortaklarından Gwen Billo şöyle konuştu:
“Son dönemdeki çatışmalar, mevcut yerleşik platformların yeni ve devrim niteliğindeki teknolojilerle bir arada var olduğu modern bir savaş türüne duyulan ihtiyacı ortaya koydu. Yeni savunma teknolojileri kalıcı olacak ve savunma devleri bu teknolojilere erişimlerini sağlamak istiyor.”
Bu değişim, Londra’nın dışındaki Farnborough’da düzenlenen bu yılki sektörün en önemli etkinliğinde de gözle görülür bir şekilde ortaya çıktı.
Geleneksel olarak sivil havacılık sektörünün hakim olduğu bu etkinlikte, 1.636 katılımcının rekor bir oranda yarısı savunma sektöründen geliyordu.
Etkinliği en son ürünlerini sergilemek için kullanan savunma teknolojisi startup’ları, bankacılar ve potansiyel yatırımcılar tarafından ilgi gördü.
Bu yatırımcılar arasında askeri donanım sektörünün en büyük isimleri de yer alıyordu.
Hükümetler, son dönemdeki çatışmalar, özellikle de Ukrayna Savaşı karşısında askeri harcamalarını artırdı.
Bu durum, önleme füzelerinden otonom insansız hava araçlarına kadar, üretimi daha hızlı ve daha ucuz olan silahlara olan ihtiyacı daha da belirgin hale getirdi.
Dealogic tarafından derlenen verilere göre, birleşme ve satın almalar ile fon toplama faaliyetleri de dahil olmak üzere küresel savunma sektöründeki anlaşmaların toplam değeri bu yıl şimdiden 40 milyar doları aştı.
Bu rakam, 2019’da kaydedilen 59 milyar dolarlık önceki yıllık rekoru kırma yolunda ilerliyor.
En büyük silah üreticileri, artan devlet harcamaları ve hızlı dönüşüm dalgasından yararlanmak isteyen, daha hızlı ve teknoloji odaklı rakiplerle giderek daha fazla rekabet etmek zorunda kalıyor.
Bir zamanlar avcı uçakları, savaş gemileri ve küçük silahlar gibi ana pazarlarına odaklanabilen savunma sektörünün önde gelen şirketleri, artık risk sermayesi yatırımcıları gibi düşünmeye adapte olmak zorunda kalıyor.
Fransız savunma teknolojisi grubu Thales, deniz robotik ve navigasyon şirketi Exail Technologies’i 3,9 milyar avro değer biçilen bir anlaşma ile satın almayı planlıyor.
Thales, anlaşmayı kazanmak için bir diğer Fransız grubu Safran’ı geride bıraktı.
Aynı gün, Lockheed Martin, Thales dahil rakiplerini geride bırakarak, özel sermaye şirketi Advent’ten deniz teknolojisi grubu Ultra Maritime’i 3,45 milyar dolara satın aldı.
Bu teklif savaşları, büyük savunma holdinglerinin hem birleşme ve satın almalar yoluyla hem de büyük ölçekli sermaye artırımı yatırımlarıyla savunma teknolojisi portföylerini güçlendirme konusundaki artan istekliliğini ortaya koyuyor.
Etkinlik organizatörlerine göre, bu yoğun faaliyet, Farnborough’da finans sektöründen rekor düzeyde katılımla da kendini gösterdi.
350 kuruluştan yatırımcılar, bankacılar ve fon temsilcileri dahil olmak üzere 650’den fazla kişi etkinliğe katıldı.
Bu ayın başlarında, Alman drone üreticisi Quantum Systems, Airbus da dahil olmak üzere yatırımcıların desteğiyle yaklaşık 8 milyar dolarlık bir değerlemeyle 1,2 milyar dolarlık yeni fon topladı.
İngiliz deniz savunma şirketi Kraken Technology ise 9 Temmuz’da, Rheinmetall da dahil olmak üzere yatırımcıların desteğiyle 1 milyar dolarlık “unicorn” değerlemesinde 175 milyon dolarlık bir fon topladığını duyurdu.
Avrupa’nın önde gelen bir savunma şirketinden bir yönetici ve bir havacılık danışmanı, yatırımcıların şirketlere çoğunlukla savunma teknolojileri ve savaşın geleceği hakkında sorular yönelttiğini belirtti.
Bu sorular, hava ve deniz insansız hava araçları ile karşı önlemlerin giderek daha önemli bir rol oynadığı, Ukrayna’da devam eden savaş ve ABD’nin İran’la çatışmasından çıkarılan derslere dayanıyordu.
Önde gelen savunma şirketleri, potansiyel olarak kârlı teknolojilere erken aşamada erişim sağlamak amacıyla hem araştırma ve geliştirme faaliyetlerine hem de risk sermayesi fonlarına yaptıkları yatırımları artırdı.
Vertical Research Partners’ın analizine göre, büyük sivil faaliyetleri nedeniyle Airbus ve Boeing hariç tutulduğunda, dünyanın en büyük silah üreticilerinden 13’ünün 2021’den 2026’ya kadar iç Ar-Ge harcamalarını yüzde 25’in üzerinde artırarak 11,6 milyar dolara çıkardığı tahmin ediliyor.
İngiltere merkezli BAE, geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın en tanınmış savunma sektörü girişim destekçilerinden Lakestar ve Expeditions’ın yönettiği iki fona 50 milyon avro tutarında yatırım taahhüdünde bulundu.
Benzer şekilde, ciro açısından dünyanın en büyük silah üreticisi olan Lockheed, geçen hafta Birleşik Krallık ve Avrupa’daki savunma teknolojisi girişimlerine en az 100 milyon dolar yatırım yapacağını açıkladı.
Bu adım, şirketin girişim yatırım kolunu 400 milyon dolardan 1 milyar dolara çıkarma planlarının ardından geldi.
Lockheed’in operasyon direktörü Frank St John, FT’ye verdiği demeçte, şirketin savunma teknolojisi alanında “Avrupa’da henüz keşfedilmemiş bir potansiyel” gördüğünü belirterek, “bu bahçeyi sulayıp neyin filizleneceğini görmek” istediklerini ekledi.
St John, fon kapsamında ABD’li grubun, startup’ları yeni projeler üzerinde çalışan mühendisleriyle eşleştirerek “bu teknolojileri kendi ürün yelpazesine nasıl entegre edebileceğini” değerlendirdiğini söyledi.
Almanya merkezli Airbus’ın savunma ve uzay iş kolu, geçen hafta hem sivil hem de askeri kullanım amaçlı teknolojileri hedefleyen yeni bir fonun ana yatırımcısı olduğunu açıkladı.
Hedef büyüklüğü 500 milyon avro olan E2D fonu, hava, deniz ve uzay alanlarındaki yatırımları hedefleyecek.
Avrupalı havacılık ve savunma grubu, Ukrayna merkezli SkyFall ve Estonyalı füze üreticisi Frankenburg Technologies dahil olmak üzere birçok savunma teknolojisi girişimi ile ortaklıklar kurdu.
Airbus Defence and Space’in savunma dijital ve siber satış müdürü Andreas Reinecke, Ukrayna dahil olmak üzere son dönemdeki çatışmaların modern savaşta teknolojik değişimin hızını ortaya koyduğunu belirtti.
Reinecke, bu nedenle Airbus için hızlı değişimlere ayak uydurabilmek amacıyla daha küçük ve daha çevik oyuncularla “işlevsel bir ortaklık sistemi” kurmanın “hayati önem taşıdığını” söyledi.
Diplomasi
Rubio, UCM’ye karşı kampanya için Yunanistan’ın desteğini arıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) karşı yürüttüğü kampanyada Yunanistan’ın desteğini istedi.
Bir diplomatın Rapporteur’e verdiği bilgiye göre Rubio, Yunan mevkidaşı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı görüşmede UCM konusunu gündeme getirerek, mahkemenin “aktivist” yaklaşımını eleştirdi.
Diplomatın verdiği bilgiye göre, Rubio, Yunanistan’ın UCM’nin kuruluş antlaşması olan Roma Statüsü’nden çekilmesini istiyor.
Lahey merkezli mahkeme, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarıyla suçlanan kişileri yargılamak üzere 2002 yılında kurulmuştu.
Fakat diplomat, AB’nin UCM’ye yönelik yasal taahhütleri göz önüne alındığında, Atina için böyle bir adımın imkansız olacağını belirtti.
Tüm AB üye devletleri UCM’nin tarafı. Geçen ay AB dışişleri bakanları mahkemeye olan desteklerini yeniden teyit etmişti.
Bununla birlikte diplomat, ABD’nin UCM’ye karşı gerginliği daha da tırmandırması durumunda Yunanistan’ın sessiz kalmayı tercih edebileceğine dikkat çekti.
Rapporteur’ün konuyla ilgili olarak ulaştığı ABD Dışişleri Bakanlığı, olayı yalanlamadı.
Washington’un UCM’ye karşı tutumu yeni değil. Eski ABD Başkanı Bill Clinton, Roma Statüsü’nü imzalamış olsa da, halefi George W. Bush, 2002 yılında BM’ye ABD’nin bu antlaşmaya taraf olmayı planlamadığını bildirmişti.
O zamandan beri Washington, UCM’nin ABD vatandaşları üzerindeki yargı yetkisini, bu yetkinin meşru olmadığını düşündüğü durumlarda reddediyor.
Ne var ki Donald Trump daha da ileri giderek, “haydut” olarak nitelendirdiği UCM’ye karşı kapsamlı yaptırımlar uyguladı.
Rubio, geçen cuma yaptığı açıklamada, “Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM’yi ortadan kaldıracağız” demiş ve şöyle devam etmişti:
“Çoğu UCM üyesi olan ve savunmaları için ABD’li askerlere güvenen müttefiklerimizi, mahkemeyi dizginlemeye çağırıyoruz.”
ABD’nin kararı Brüksel’den sert bir tepki gördü. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 10 Ekim’de yaptığı açıklamada, “AB, UCM’nin temel bir parçası olduğu kurallara dayalı uluslararası düzene olan sarsılmaz bağlılığını yeniden teyit eder,” demişti.
Öte yandan Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, konunun görüşüldüğü iddiasını yalanladı.
Atina, Rubio’nun ziyaretini olumlu bir ışıkta sunmuştu; zira Rubio, Yunanistan’ı bölgedeki güvenilir bir müttefik olarak övmüştü.
Diplomasi
Ukrayna’da askeri Starlink terminallerine hız kısıtlaması getirildi

Ukrayna semalarındaki Starlink askeri terminallerinde hız sınırı getirilmesi nedeniyle ordunun operasyonları aksadı. Saatte 160 kilometreyi aşan hareketlerde başlayan bağlantı kesintisinin daha sonra 60 kilometre seviyesine kadar genişletildiği öne sürüldü.
Ukrayna semalarında uydu interneti sağlayan Starlink terminallerinin çalışmasının 14 Ekim gecesi sınırlandırıldığı ortaya çıktı.
Uygulanan kısıtlamanın ardından Ukrayna ordusunun yürüttüğü bazı önemli askeri görevlerin sekteye uğradığı kaydedildi.
Gelişmeyi Ukrayna Savunma Bakanlığı eski Danışmanı Serhiy Sternenko kendi Telegram kanalından duyurdu.
Sternenko, araç ve teçhizatların hareket hızının saatte 160 kilometreyi aşması halinde bağlantının kesilmeye başladığını ifade etti.
Kısıtlamanın arka planına değinen Sternenko, SpaceX şirketinin bu adımı ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin talebi doğrultusunda atmış olabileceğini dile getirdi.
Sternenko, sivil kullanım amaçlı standart uydu haberleşme terminallerinin ise kesintisiz çalışmayı sürdürdüğünü aktardı.
Eski danışman ayrıca, Trump’ın Ukrayna’nın savunma kabiliyetine darbe vurmak için her fırsatı kolladığını ve bu adımla bunu gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Starlink terminallerine yönelik kısıtlamayı Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savunmada teknolojik gelişmelerden sorumlu kadrosuz danışmanı Serhiy Beskrestnov da doğruladı.
Beskrestnov, kısıtlamanın askeri, istihbari ve hükümet ihtiyaçları için geliştirilen daha korunaklı Starshield sistemini kapsadığını ve hız sınırının saatte 100 mil, yani yaklaşık 160 kilometre olarak belirlendiğini açıkladı.
Ukrayna savunma kuvvetlerinin söz konusu hız kısıtlamaları hakkında önceden uyarılmadığını belirten Beskrestnov, bu durumun bir dizi kritik operasyonun aksamasına yol açtığını bildirdi.
Beskrestnov, yaşanan bu gelişmenin bir tesadüf olamayacağını ve doğrudan mevcut siyasi tabloyla bağlantı taşıdığını savundu.
Kısıtlamanın saatte 60 kilometreye kadar düşürüldüğü iddia edildi
Sternenko daha sonra Ukraynalı askerlerin beyanlarına dayandırdığı yeni bir paylaşımda, terminal operatörlerine yönelik kısıtlamaların daha da sıkılaştırıldığını aktardı.
Yeni bildirimlere göre bağlantı kaybı hızının saatte 60 ila 70 kilometre seviyesine kadar indiği öne sürüldü.
Kiev ile Washington yönetimleri arasındaki kriz, Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılardan Trump’ın rahatsızlık duymasıyla derinleşti.
Axios’un 10 Ekim’de Ukraynalı bir yetkiliye dayandırdığı haberde, ABD özel temsilcilerinin Kiev yönetimini uyardığı aktarılmıştı.
Haberde, Kiev’in Washington’ın taleplerine kulak asmaması durumunda ABD liderinin Ukrayna’ya yönelik istihbarat paylaşımını tamamen durdurabileceği uyarısında bulunulduğu kaydedilmişti.
Trump ise 13 Ekim’de yaptığı açıklamada, ABD’nin Ukrayna’ya istihbarat verilerini aktarmayı sürdürdüğünü ifade etti. Buna karşılık Zelenskiy aynı gün içinde yaptığı açıklamada, füze fırlatmalarına ilişkin istihbarat bilgilerini ortaklarından yine alamadıklarını dile getirdi.
Starlink sistemi, 2022’de başlayan çatışmaların hemen ardından Ukrayna genelinde faaliyete geçti.
Uydu ağı, cephe hattındaki Ukrayna haberleşme omurgasının temelini oluşturuyor ve özellikle insansız hava araçlarının yönlendirilmesinde yaygın şekilde kullanılıyor.
SpaceX CEO’su Elon Musk, Starlink’in Ukrayna ordusunun omurgası haline geldiğini belirterek “Bağlantıyı kesmem durumunda cephe hatlarının tamamı çöker” ifadelerini kullanmıştı.
11 Ekim’de Zelenskiy’nin haddini aştığını savunan Musk, Trump’a destek vererek Ukrayna’nın yeni bir devlet başkanı seçmesi gerektiğini kaydetmişti.
Diplomasi
Alman istihbaratının 2 bin belgesi ve Mossad bağlantılı şirket trafiği

Eski BND Başkanı August Hanning, kuruma ait yaklaşık 2 bin gizli belgeyi sızdırdığı iddiasıyla tutuklanırken sızan e-postalar, Hanning ile eski Mossad Direktörü Danny Yatom arasındaki para karşılığı bilgi paylaşımı ve ticari ortaklıkları ortaya çıkardı.
Almanya Federal İstihbarat Teşkilatını (BND) 1998-2005 döneminde yöneten August Hanning, kuruma ait yaklaşık 2 bin gizli belgeyi ele geçirdiği ve bunları yabancı bir ülkenin istihbarat görevlileriyle yürüttüğü temaslarda kullandığı iddiasıyla 6 Ekim’de tutuklandı.
Vatana ihanet ve yabancı bir istihbarat kuruluşu adına casusluk yapmakla suçlanan eski istihbarat şefinin, belgeleri eski BND çalışanı Manfred D.’den temin ettiği ileri sürülüyor.
Savcılık, sızdırılan evrak arasında üst düzey Alman yetkililere sunulan kurum içi bilgilendirme notlarının da yer aldığını aktarırken, söz konusu gizli verilerin hangi ülkeye aktarıldığı Berlin yönetimi tarafından henüz kamuoyuna açıklanmadı.
The Cradle’dan Jake Green’in özel haberine göre, ele geçirilen elektronik posta yazışmaları, tutuklanan Hanning ile eski Mossad Direktörü Danny Yatom arasındaki kapsamlı ilişkileri açığa çıkardı.
Yazışmalar, iki eski istihbarat yöneticisinin kamu görevlerinin ardından ticari faaliyetler, siyasi nüfuz arayışları ve istihbarat bağlantılarını bir araya getiren süreklilik arz eden bir temas ağı kurduğunu ortaya koyuyor.
Bu durum, kişisel bağlantıların ve resmi yetkilerden kaynaklanan bilgi erişiminin özel kazanç amacıyla kullanılmasının Alman istihbarat mekanizmasını savunmasız bıraktığı tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Yazışmalarda 10 bin avroluk istihbarat notu ve seçim kampanyası teklifleri yer alıyor
İncelenen e-postalara göre Hanning, 2018 yılında Yatom’a gönderdiği iletide, kimliği açıklanmayan bir aday hakkında “üst düzey Alman yetkililerden ve istihbarat kurumlarından edinilen bilgilere dayalı genel bir değerlendirme” hazırlayabileceğini iletti.
Eski BND başkanı, bu raporu 10 bin avro karşılığında 13 Temmuz tarihine kadar tamamlama taahhüdünde bulundu.
İki isim arasındaki temaslar sonraki süreçte Almanya’daki siyasi süreçleri de kapsayacak biçimde genişledi. Yatom, Eylül 2021’deki Almanya federal seçimleri öncesinde Hanning’den önde gelen adaylarla temas kurmasını talep etti.
Eski Mossad şefi, bir “siyasi kampanya şirketi” diye nitelediği CIY Global’in imkanlarını Alman siyasetçilere tanıtmayı hedeflediğini kaydetti ve aynı yazışmada bir siber güvenlik şirketine ilişkin belgeleri aktarma niyetinden söz etti.
MI6, eski BND Başkanı’nın gizli bilgileri sızdırmasından endişe ediyor
Siber güvenlik şirketindeki ortaklık ve Avrupa’daki gözetim operasyonları
Yatom ve Hanning arasındaki ortaklık siyasi lobi girişimlerinin ötesine geçerek siber güvenlik sektörüne de uzandı.
Hanning’in, Yatom’un ilişkili olduğu World Health Energy Holdings adlı siber güvenlik şirketinde danışman olarak görev yaptığı belirtiliyor.
Eski istihbarat mensuplarının kurduğu veya yönettiği bu tip şirketler, İsrail menşeli gözetim, siber istihbarat ve siyasi nüfuz kabiliyetlerine uluslararası pazarda ticari bir zemin kazandırıyor.
İsrail merkezli özel gözetim teknolojilerinin Avrupa’daki operasyonel varlığı, son dönemde Polonya, İspanya ve Yunanistan’daki skandallarla adli kayıtlara girdi.
Polonyalı savcılar, 12 Ekim’de yaptıkları açıklamada, önceki hükümet döneminde siyasi muhalifleri hedef alan Pegasus casus yazılımıyla toplanan verilerin ülke dışına aktarıldığını ve üretici NSO Group’un teknik altyapıya erişimi sürdürdüğünü duyurdu.
İspanya’da ise 2022 tarihli CatalanGate araştırmasıyla aralarında siyasetçi, avukat ve sivil toplum temsilcilerinin yer aldığı en az 65 kişinin Pegasus veya Candiru yazılımlarıyla hedef alındığı saptandı; Citizen Lab araştırmacıları operasyonu İspanyol makamlarıyla ilişkilendiren kuvvetli kanıtlar yayımladı.
Yunanistan’da gazeteci Thanasis Koukakis ile Avrupa Parlamentosu üyesi Nikos Androulakis’i hedef alan dinleme sürecinde de eski İsrail istihbarat mensubu Tal Dilian’ın kurucusu olduğu Intellexa bağlantılı Predator yazılımının kullanıldığı belirlendi.
Almanya’da yürütülen casusluk soruşturmasında, Hanning’in Yatom ile kurduğu ücretli raporlama, seçim adayı temasları ve ticari ortaklık trafiği, yaklaşık 2 bin gizli belgenin nihai varış noktasına dair henüz kesin hukuki bir kanıt sunmuyor.
Bununla birlikte ortaya çıkan yazışmalar, Alman soruşturma makamlarına gizli devlet sırlarının İsrail istihbaratıyla ilişkili ticari ağlara ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmek adına somut bir inceleme alanı sağlıyor.
Dünya Basını1 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Görüş2 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Asya2 hafta önceÇin’de bankacılık reformu: 2025’te 670’ten fazla banka kapatıldı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da başkanlık seçimleri ikinci tura kaldı
Asya2 hafta önceAvustralya muhalefeti, ülke tarihindeki “en büyük göçmenlik kesintisini” vaat etti
Asya2 hafta önceJaponya Başbakanı Takaichi piyasaları harcama gündemi konusunda yatıştırmaya çalışıyor
Asya2 hafta önceİmran Han’ın binlerce destekçisi Pakistan’ın başkentine yürüyüşe başladı










