Dünya Basını

Siyaset bilimci Rossi: ABD ara seçimleri lobi siyasetine açık bir itirazdır

Yayınlanma

ABD’de ara seçimlerin resmiyet kazanan sonuçlarına göre Demokrat Parti Senato’da 54, Temsilciler Meclisi’nde ise 228 sandalyeye ulaşarak Kongre’nin her iki kanadında mutlak çoğunluğu elde etti. Siyaset bilimci Profesör Michael Rossi, seçimlerin Trump yönetimi ve yabancı çıkar lobileri üzerine doğrudan bir halk oylamasına dönüştüğünü vurguladı.

ABD’de gerçekleştirilen ara seçimlerin ardından Kongre’nin her iki kanadında da çoğunluğun Demokrat Parti’ye geçmesi, Washington’daki güç dengelerini ve dış politika dinamiklerini köklü bir tartışmanın merkezine taşıdı.

Siyaset bilimci Profesör Michael Rossi, Doçent Pascal Lottaz’ın Tarafsızlık Çalışmaları isimli programına konuk olarak seçim sonuçlarını, Demokrat Parti içindeki ideolojik kırılmaları, İsrail lobisinin Amerikan siyasi sistemi üzerindeki etkisini ve Donald Trump yönetiminin geleceğini kapsamlı şekilde değerlendirdi.

Seçim sonuçlarının doğrulanmasıyla birlikte Demokratlar, Senato’da mutlak çoğunluk için gereken 50 sandalyenin üzerine çıkarak 54 sandalyeye ulaştı ve Cumhuriyetçilerin elindeki 7 sandalyeyi kendi lehine çevirdi.

Temsilciler Meclisi’nde ise çoğunluk eşiği olan 218 rakamı aşılarak 228 sandalyelik bir güce erişildi. Henüz sonucu netleşmeyen bölgeler bulunmasına karşın her iki mecliste de üstünlük kesinleşti.

Rossi, ortaya çıkan bu tablonun yalnızca klasik bir parti rekabeti olarak görülemeyeceğini belirterek, “Bu seçimler her şeyden önce Trump yönetimi üzerine yapılmış bir referandum niteliğindedir. Trump’ın ikinci döneminden bu yana Kongre’nin dinamiklerini değiştirme fırsatını ilk kez elde etmiş oluyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

“Bu seçimler yalnızca Trump üzerine değil, İsrail lobisi üzerine de bir referandumdu”

Ara seçimlerin Amerikan siyasetinde yerleşik kurumsal yapılara ve dış çıkar odaklarına yönelik açık bir itirazı barındırdığını vurgulayan Rossi, Demokratik Sosyalistler çizgisine yakın duran genç ve taban hareketlerinden gelen adayların başarısına dikkat çekti.

Michigan’da Mike Rogers ve son anda Rogers’ı destekleme kararı alan Demokrat Haley Stevens karşısında yarışı kazanan Abdul El-Sayed’in zaferine işaret eden Rossi, bu mücadelenin sembolik önem taşıdığını dile getirdi.

Rossi, kampanyanın seyrine ve arka planına ilişkin olarak, “Bu seçimler sadece MAGA ya da Trump üzerine değil, aynı zamanda Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi ve bu ülkede siyasetçileri şeker alır gibi satın alan bir yabancı devlet gerçeği üzerine bir referandum oldu. Bu yabancı odak, satın aldığı siyasetçileri kendi çıkarlarına uygun kararlar çıkarmak ve Filistin halkına yönelik en küçük insani adımı dahi engellemek için vekil olarak kullanıyor.” ifadelerini kullandı.

Siyaset bilimci Rossi, seçim sonuçlarının Amerikan seçmeninde dış müdahalelere karşı gelişen tepkiyi yansıttığını belirterek şu tespitte bulundu:

“Artık bu ülkede siyasetçilerin başka bir ülkenin çıkarları uğruna hareket etmesine karşı geniş tabanlı bir itiraz yükseliyor. Bu durum sadece sol kanadın değil, ‘Önce Amerika’ söylemini ciddiye alan kesimlerin de ortak meselesi haline geldi.”

“Demokrat Parti liderliği kendi kendisinin en büyük düşmanı olmakta son derece profesyoneldir”

Doçent Pascal Lottaz’ın, geçmişte Barack Obama ve Joe Biden dönemlerinde de benzer dalgaların yaşandığını, ancak Washington’ın kurumsal savaş ve müesses nizam politikalarının değişmediğini hatırlatması üzerine Rossi, Demokrat Parti yönetimine yönelik gerçekçi olunması gerektiğini ifade etti.

Kongre’de çoğunluğun kazanılmasının hemen köklü bir politika değişimine yol açmayabileceği uyarısında bulunan Rossi, partinin tepe kadrolarının kurumsal bağlarına işaret etti.

Rossi, Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer ve Temsilciler Meclisi Başkanlığına gelmesi beklenen Hakeem Jeffries gibi figürlerin yerleşik düzenin merkezinde yer aldıklarını belirterek, “Demokrat Parti liderliği kendi kendisinin en büyük düşmanı olmakta son derece profesyoneldir. Bu yeni Kongre’nin Trump yönetiminin üyelerini soruşturmasını ve yargılamasını bekleyenler büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilir, zira ana akım Demokratlar buna şimdiden karşı çıkıyor.” dedi.

Parti yönetiminin izlediği stratejiyi değerlendiren Rossi, “Demokrat yönetimin daha önce yaptıklarına baktığımızda, şirket yanlısı, büyük bağışçıları koruyan ve dış politikada şahin tutumunu sürdüren kurumsal bir kapı bekçiliği göreceğiz. Schumer ve Jeffries gibi isimler liberal savaş şahinleridir ve İsrail lobisinden gelen desteği her koşulda savunacaklarını ilan etmişlerdir.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçi kanatta ise Tom Cotton gibi isimlerin Arkansas’ta sandalyesini koruduğunu, Randy Fine gibi sertlik yanlısı figürlerin Florida’da yeniden kazandığını hatırlatan Rossi, buna karşın Ohio’da Vivek Ramaswamy’nin sert ve kişisel saldırılara dayalı kampanyasının yenilgiyle sonuçlandığını aktardı.

“Yaralı bir zorba öngörülemez hale gelir ve çok daha tehlikeli olabilir”

Trump yönetiminin iki yıl önce elde ettiği seçim başarısının ardından Kongre’deki çoğunluğu kaybetmesini “büyük bir talih tersine dönmesi” şeklinde nitelendiren Rossi, halkın artan benzin, gıda ve kamu hizmetleri fiyatları karşısında kendisini aldatılmış hissettiğini kaydetti.

Beyaz erkek seçmenlerin 40 yaş üstü kesiminin Cumhuriyetçilere sadık kaldığını, buna karşın kadınların, gençlerin, siyahilerin, Latinlerin ve Asyalı seçmenlerin kararlı biçimde Demokratlara yöneldiğini vurguladı.

Trump’ın Kongre’den geçecek yasa tasarılarını veto etme tehditlerini değerlendiren Rossi, “Trump yaralandı, ancak henüz tamamen saf dışı kalmış değil. Yaralı bir zorba çoğu zaman en öngörülemez olanıdır ve çok tehlikeli adımlar atabilir.” uyarısını yaptı.

Rossi, Washington’daki kriz ortamının dış politikada yeni gerilimlere tahvil edilebileceğine dikkat çekerek, “Yönetim dikkatleri dağıtmakta ustalaşmıştır. İran’a yönelik yeni bir askeri çatışma başlatma söylemleri, iç siyasetteki sıkışmışlığı örtbas etme çabasıdır. Ancak bu ülkenin kazanamayacağı uzun ve yıpratıcı bir savaşa sürüklenmesini kimse istemiyor; benzin fiyatlarının galon başına 10 dolara çıkması tam bir akıl tutulması olur.” değerlendirmesinde bulundu.

Lottaz’ın azil sürecine dair sorusunu da yanıtlayan Rossi, anayasal suçlar, ihanet ve Kongre onayı olmaksızın savaş başlatma gibi gerekçelerin teknik olarak azil konusu yapılabileceğini, ancak Amerikan sisteminin yürütmeyi doğrudan halk tarafından seçildiği için güçlü biçimde koruduğunu belirtti.

Rossi, Trump’ın görevden alınması durumunda yerine Başkan Yardımcısı JD Vance’in geçeceğini hatırlatarak, kurumsal çizgiye ve parti disiplinine daha sadık bir profilin yaratacağı uzun vadeli sonuçların muhalifler açısından iyi hesaplanması gerektiğini aktardı.

“Müesses nizam merkez siyasetçileri artık ödünç alınmış bir zamanı yaşıyor”

Ara seçimlerdeki oy dağılımının demografik bir kırılmaya işaret ettiğini vurgulayan Rossi, geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin kalesi sayılan Teksas ve Mississippi gibi eyaletlerde dahi dengelerin sarsıldığını bildirdi.

Teksas Valisi Greg Abbott’ın koltuğunu kaybettiğini, Senatör Ted Cruz’un ise artık son derece kırılgan bir konuma gerilediğini belirtti.

Kuzeydoğudan Kuzey ve Güney Karolina’ya göç eden genç nüfusun siyasi tercihlerini de beraberinde taşıdığını ifade etti.

Geleneksel medya kanallarının aksine sosyal medyanın alternatif bilgi kaynaklarını genişlettiğini ve lobilerin Amerikan dış politikası üzerindeki tahakkümünü görünür kıldığını dile getiren Rossi, sözlerini şöyle tamamladı:

“Merkez siyaset Demokrat Parti içinde gücünü şimdilik koruyor, fakat akıllılarsa ödünç alınmış bir zamanı yaşadıklarını fark ederler. Genç kuşak artık bu neoliberal merkezci ideolojiyi ve seçilmişlerin yabancı çıkar gruplarınca satın alınmasını kabul etmiyor.”

Çok Okunanlar

Mobil sürümden çık