Avrupa
Sol Partili Kleedörfer: Axel Springer’i devletleştirin

Almanya’da Sol Parti (Die Linke) milletvekili Kleedörfer, Bild, Politico ve The Telegraph’ın sahibi olan Axel Springer’i devletleştirmek istiyor.
Sol Parti’den Berlin Temsilciler Meclisi’ne yeni seçilen milletvekili Martha Kleedörfer, Alman yayıncının kamuya devredilmesi çağrısında bulundu.
Instagram’da paylaştığı bir gönderide, “Axel Springer’e el koyun” yazarak, şirketin muhafazakâr siyasi görüşleri nedeniyle kontrolünü ele geçirmeyi amaçlayan 1960’lardaki protesto hareketinin sloganını tekrarladı.
Kleedörfer ayrıca, “Rudi, seni unutmadık” dedi; bu sözleriyle, 1968’de faşistler tarafından vurularak ağır yaralanan protesto hareketinin lideri Rudi Dutschke’ye atıfta bulunduğu anlaşılıyor.
Bu sosyal medya paylaşımı, bu ay Berlin belediye başkanlığı seçimlerinde ezici bir zafer kazanan Die Linke’nin, şehri yönetmesi halinde Axel Springer’i devletleştirme girişimlerini yeniden canlandırabileceğini gösteriyor.
1960’lı yıllarda yürütülen öğrenci kampanyası, Almanya’nın en popüler gazetesi olan ve sağ eğilimli muhafazakâr görüşlere sahip tabloid Bild’in yayıncısı Axel Springer’i hedef almıştı.
Avrupa
Burnham: AB’ye yeniden katılma girişimini değerlendireceğim

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Avrupa Birliği’ne yeniden katılma girişiminin de değerlendirilen seçenekler arasında yer alabileceğini açıkça belirtti.
Burnham, salı günü Liverpool’da düzenlenen iktidardaki İşçi Partisi’nin yıllık konferansında, Muhafazakârlar tarafından varılan Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini savundu.
Başbakan, bu yılın ilerleyen aylarında yapılacak Birleşik Krallık-AB zirvesinde “İngiltere’nin Avrupalı ortaklarıyla uzun vadeli ilişkisi için farklı seçeneklerin neler olduğunu” ayrıntılı olarak açıklayacağını söyledi.
Çarşamba günü yayınlanan bir BBC röportajında Burnham, “Gümrük birliği konusunda [eski Maliye Bakanı] George Osborne’un söylediklerine bakabiliriz, Liberal Demokratların konferansında tek pazar hakkında söylediklerine bakabiliriz ya da sonuna kadar gidebiliriz,” dedi ve şöyle devam etti:
“Dolayısıyla açıkça değerlendirilmesi gereken seçenekler var ve neyin uygulanabilir olduğuna, her birinin artı ve eksilerinin ne olacağına bakmamız gerekiyor.”
Burnham’ın İşçi Partisi’ndeki selefi Keir Starmer, AB’nin tek pazarına veya gümrük birliğine yeniden katılmama sözü vermişti.
Burnham’ın hükümeti genel seçimlere kadar bu tutumunu sürdürecek. Fakat bu hamlesi, Brexit referandumundan on yıl sonra ilişkileri yeniden canlandırmak için seçim sonrası bir girişimin zeminini hazırladı.
Avrupa
Jordan Bardella’ya “antisemitizm” suçlaması

Fransız Ulusal Birlik’in (RN) Başkanı Jordan Bardella’nın, henüz 17 yaşındayken parti üyeleri ile yaptığı özel sohbetlerde antisemitik görüşler dile getirdiği öne sürüldü.
Araştırmacı haber sitesi Mediapart’ın pazartesi günü yayınladığı haberde, Bardella’nın “Yahudiler diğer halklara hükmetmeli, onları ezmeli ve soymalıdır” ve “tüm bankalar Yahudilerin elindedir” dediği yazışmaları elde ettiğini ve bunları bağımsız olarak doğruladığını açıkladı.
Bardella bu iddiaları şiddetle reddetti ve Mediapart’a dava açacağını ekledi.
Hem Bardella hem de Marine Le Pen, bu haberi, şu anda anketlerde başı çeken aşırı sağcı deneyimli politikacının gelecek yılki seçimleri kazanmasını engellemek için yürütülen daha geniş çaplı ve koordineli bir çabanın parçası olarak nitelendirdi.
Bardella şöyle konuştu:
“Fikirlerimizin zaferine hiç bu kadar yaklaşmadığımız bir dönemde, bazı aktivist basın organları, cumhurbaşkanlığı kampanyasını istikrarsızlaştırmak ve şerefime saldırmak için karalama kampanyaları düzenlemeye hazır.”
RN Başkanı, “Topyekûn bir savaşın ilk işaretlerini ve cumhurbaşkanlığı kampanyasını istikrarsızlaştırma girişimlerini hissediyoruz,” dedi.
Le Pen ise Fransa parlamentosunun alt meclisi olan Ulusal Meclis’te gazetecilere konuşurken Bardella’nın yanında oturarak, “Sistem bu ivmeyi engellemek için her şeyi, en iğrenç şeyleri bile yapacak,” dedi.
Pazartesi günü inşaat sektörüne yönelik bir etkinliğe katıldığı sırada Le Pen, Mediapart’ın haberini “delilik” olarak nitelendirdi.
Ulusal Birlik’in öncülü olan Ulusal Cephe, Nazi işbirlikçileri ve nefret söylemi nedeniyle defalarca mahkum edilen Le Pen’in babası Jean-Marie tarafından kurulmuştu.
Le Pen, Holokost’un tarihin bir “ayrıntısı” olduğu iddiasını tekrarlayan babasını 2015 yılında partiden ihraç etmişti.
Le Pen’in Bardella’nın kariyerine ivme kazandırdığı ve onu partinin imajını temizleme çabalarının ön saflarına yerleştirdiği göz önüne alındığında, bu son skandalın yarattığı etki özellikle zarar verici olabilir.
Partinin eski muhafazakâr kanadıyla ilişki kurmak için çok genç olan Bardella, Le Pen soyadının çok fazla olumsuz çağrışım taşıdığı seçmen kesimlerinde (özellikle yaşlı seçmenler ve Yahudi cemaati arasında) partinin ilerleme kaydetmesine yardımcı olabilecek taze bir yüz olarak görülüyordu.
2021’de Ulusal Birlik’in başına geçtiğinden beri, Bardella partiyi Fransa’daki Yahudi nüfusunun savunucusu olarak tanıttı ve bunun kanıtı olarak İsrail’e verdiği tam destekten bahsetti.
31 yaşındaki Bardella, İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli’den davet aldıktan sonra 2025’te İsrail’e gitti.
Avrupa
Moldova’da muhalefet Cumhurbaşkanı Sandu’ya karşı azil süreci başlattı

Moldova’da muhalefet partileri, Anayasa’yı ihlal ettiği ve güçler ayrılığını çiğnediği gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Maya Sandu’ya karşı mecliste görevden alma süreci başlattı. Teklifin parlamentoda kabulü için en az 68 milletvekilinin onayı gerekirken kararın çıkması durumunda 30 gün içinde referanduma gidilecek.
Moldova parlamentosundaki muhalefet milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Maya Sandu’yu görevden alma sürecini başlattı.
Muhalefet cephesi, Sandu’yu diğer devlet organlarının yetkilerini gasp etmekle, hükümeti ise güçler ayrılığı ilkesini çiğnemekle suçluyor.
Girişimi Moldova’nın Gelişimi ve Birleşmesi Partisi (PDCM) lideri Ion Chicu duyurdu. Chicu’ya Moldova Cumhuriyeti Komünistler Partisi (PCRM), Moldova Cumhuriyeti Sosyalistler Partisi (PSRM), Alternativa, Bizim Parti (Partidul Nostru) ve Evde Demokrasi (Democrația Acasă) temsilcileri de eşlik etti.
Muhalefet partileri, Sandu’nun cumhurbaşkanlığı süresince anayasayı ve ülke yasalarını defalarca ağır biçimde ihlal ettiğini ileri sürüyor.
Yerel Newsmaker portalının haberine göre Evde Demokrasi Partisi Milletvekili Valentina Meșina ortak basın toplantısında, anayasal güvencenin ve toplumsal güvenin tükendiğini savunarak Sandu’ya istifa çağrısı yaptı.
Meșina, cumhurbaşkanının Moldova devletinin başarısızlığa uğradığını kabul etmesi ve görevinden onurlu şekilde ayrılması gerektiğini söyledi.
Bizim Parti Milletvekili Alexandr Berlinschii ise parlamenter sistem yerine başkanlık cumhuriyetine geçilmesini öngören anayasa değişikliği üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Berlinschii, vatandaşların çoğunluğunun devlet yönetiminde tek bir kişinin sorumluluk almasını istediğini iddia ederek bu doğrultuda yasa tasarısı hazırladıklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanlığı İdaresi ise suçlamaların ardından Sandu’nun görevini sürdüreceğini, anayasal düzeni, demokrasiyi ve özgürlükleri koruma sorumluluğunu yerine getirmeye devam edeceğini duyurdu.
İktidardaki Eylem ve Dayanışma Partisi lideri ve Parlamento Başkanı Igor Grosu da muhalefetin görevden alma girişimine tepki gösterdi.
Moldova Anayasası uyarınca cumhurbaşkanının yetkilerini askıya alma teklifinin parlamentoda gündeme gelebilmesi için milletvekillerinin en az üçte birinin imzası gerekiyor.
Süreç kapsamında devlet başkanının suçlamalara karşı meclise açıklama yapma hakkı var. Sandu’nun görevden uzaklaştırılması kararının onaylanması için en az 68 milletvekilinin kabul oyu şart koşuluyor.
Parlamentonun teklifi kabul etmesi halinde, en geç 30 gün içinde cumhurbaşkanının nihai azline ilişkin referandum düzenlenmesi gerekiyor.
Aralık 2020’den bu yana cumhurbaşkanlığı makamında oturan Maya Sandu, 2024 yılında yeniden bu göreve seçildi.
Avrupa Birliği yanlısı çizgisiyle öne çıkan Sandu yönetimindeki Kişinev, Ukrayna savaşının başlamasının ardından Mart 2022’de AB’ye üyelik başvurusu yapmış, aynı yılın haziran ayında aday ülke statüsü almıştı.
Moldova makamları ayrıca Bağımsız Devletler Topluluğu tüzüğünü feshetme kararı aldı; ülkenin 2027 ilkbaharında topluluktan tamamen ayrılması öngörülüyor.
Sandu daha önce yaptığı değerlendirmelerde, Moldova ile Romanya’nın birleşmesi gündemiyle olası bir referandum yapılması durumunda “evet” oyu kullanacağını dile getirmişti.
Küçük bir ülke olarak demokratik ve egemen biçimde ayakta kalmanın giderek zorlaştığını savunan Sandu, Moldova vatandaşlarının çoğunluğunun şu aşamada birleşmeyi desteklemediğini, ancak böylesi bir adımın AB üyelik sürecini hızlandırabileceğini kaydetmişti.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Rusya2 hafta önceRomanya’da Lukoil rafinerisinin kapatılması iflas dalgası yaratabilir
Asya2 hafta önceSuudi boru hattına saldırılar sonrası Çin’de petrol fiyatları rekor kırdı
Diplomasi2 hafta önceABD ile Almanya savunma sanayii işbirliğini derinleştirecek
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkelerinde ABD’nin güvenlik şemsiyesine dair şüpheler artıyor












