Bizi Takip Edin

Amerika

Trump: İsrail’e yaptığımız yardımı durduracağız

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir anlaşma yaptığını ve bu yılın ardından Washington’un İsrail’e sağladığı yıllık 4 milyar dolarlık finansmanı durduracağını söyledi.

Öte yandan Başkan, Orta Doğu’daki bu yakın müttefikine silah satışına devam edeceğini açıkladı.

ABD’li seçmenlerin ara seçimler için sandık başına gittiği sırada yapılan bu sürpriz açıklamada, Trump bu hamleyi kısmen, solcu Demokratların İsrail’e askeri yardım desteği konusunda Cumhuriyetçilere karşı kullandıkları “kötü bir tartışma konusu”nu ortadan kaldırmak amacıyla attığını belirtti.

Trump, Fox News’in “Fox & Friends” programında, İsrail’in artık bu fonlara ihtiyaç duymadığını ve bazı Demokratlar ile sol görüşlü politikacıların, ABD’nin İsrail’e sağladığı mali desteği Cumhuriyetçileri eleştirmek için kullandığını söyledi.

Başkan, solun ABD’nin sağladığı fonu “adaletsizliğin bir işareti” olarak kullandığını ve kendisinin “kolay bir hedef” olarak nitelendirdiği bu unsuru ortadan kaldırmak istediğini söyledi.

Washington’un fonu durdurduğunu neden söylediğini açıklarken özellikle Michigan’daki Demokrat aday Abdul El-Sayed’den bahsetti.

Trump, “Çünkü (İsrail’in) buna ihtiyacı yok ve ihtiyaçları yokken neden El-Sayed gibi delilerin saldırılarına maruz kalalım ki?. Bu kötü bir tartışma konusu,” dedi.

Kamuoyu yoklamaları, ABD halkının İsrail’e yönelik genel desteğinin, büyük ölçüde Gazze savaşı nedeniyle azaldığını gösteriyor.

Trump şöyle konuştu:

“İsrail’e yapılan ödemelere gelince, Bibi Netanyahu ile İsrail’e yılda 4 milyar dolar vereceğimiz konusunda bir anlaşma yapmıştık ve aylar önce bunu durduracağımıza dair bir anlaşma yaptık. Bu yılın sonuna kadar İsrail’e ödeme yapmayacağımız konusunda zaten anlaştık. Artık İsrail’in ihtiyacı olursa ona yardım edeceğiz.”

Trump, İsrail’e her yıl 3,8 milyar dolarlık askeri yardım sağlayan Mutabakat Zaptı’nın geçerlilik süresinin Eylül 2028’e kadar devam edeceği göz önüne alındığında, yıl sonunda bu fonun nasıl durdurulacağına dair ayrıntılara girmedi veya açıklama yapmadı.

Fakat Trump, on yıllardır iki partinin de üzerinde uzlaştığı sağlam bir konu olan İsrail’e yapılan yardımın, bazı seçmenler nezdinde kendisi için siyasi bir yük haline geldiğini kabul ediyor gibi görünüyordu.

Analistler, bu açıklamanın seçim günü stratejisi olarak zamanlandığını öne sürdü.

Washington’un İsrail’e sağladığı yardımın 2028’den sonra nasıl şekilleneceğine dair tartışmalar sürerken, Netanyahu da ABD yardımının zamanla azalmasını beklediğini daha önce belirtmişti.

Bununla birlikte Trump, her iki ülke de ortak saldırı düzenledikten sekiz aydan fazla bir süre sonra hâlâ İran ile çatışma halinde olsalar da, ABD-İsrail ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası oluşturacak konuda kararını vermiş gibi görünüyordu.

27 Ekim’de yapılan seçimlerin ardından İsrail’in gelecekteki liderliği belirsizliğe büründü. Bu seçimlerde, ABD’li Cumhuriyetçilerle sıkı bir ittifak kuran Netanyahu, iktidar çoğunluğunu kaybetmesine rağmen rakiplerinin kendisini koltuğundan indirecek net bir yol bulmasını engelledi. Seçim sonuçları, yeni hükümetin kurulması konusunda uzun sürmesi beklenen müzakerelere zemin hazırladı.

Ne var ki, rakip bloğun lideri Gadi Eisenkot, X’te şöyle yazdı:

“Güvenlik kurumlarının ve İsrail vatandaşlarının stratejik ilişki çerçevesindeki bir değişikliği medyadan öğreniyor olması, Binyamin Netanyahu’nun davranışlarının ne kadar ciddi bir tehlike oluşturduğunu ortaya koyuyor. Artık ona güvenemeyiz ve onu görevden almalıyız.”

Netanyahu, Ekim ayında bir İsrail televizyon kanalına verdiği röportajda şöyle demişti:

“Eğer benim iki kez sağladığım şeyi, yani savunma bütçesi için on milyarlarca dolarlık Amerikan yardımını almaya devam edeceğimizi düşünüyorsanız, kendinizi hazırlayın ve bunun gerçekleşmeyeceği gerçeğine alışın; çünkü Amerika değişti.”

İsrail’in Gazze’yi işgalinin ardından, ABD’de İsrail’e yönelik kamuoyu desteği, özellikle Demokratlar arasında azaldı.

Haziran ayında yapılan bir Quinnipiac Üniversitesi anketine göre, seçmenlerin %48’i ve Demokratların %66’sı ABD’nin İsrail’e fazla destek verdiğini düşünüyor.

Bu oranlar, sorunun ilk kez 2017’de sorulduğu zamanki sırasıyla %16 ve %20’lik oranlara kıyasla artış gösterdi.

Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) hareketinin bazı üyeleri de İsrail’e karşı giderek daha eleştirel bir tutum sergilemeye başladı.

Bu figürler, yabancı müdahalelerden kaçınacağına dair vaatlerle seçim kampanyası yürüten başkanı, İran’ın kolayca yenilebileceğine inandırarak yanılttığı iddiasında bulunuyorlar.

Anketler, çoğu Amerikalının bu savaşa karşı olduğunu gösteriyor; bu savaş, ABD’deki benzin fiyatlarını artırmış ve Trump’ın destek oranlarını düşürdü.

Bazı ABD’li İsrail destekçileri Trump’a kararını yeniden gözden geçirmesini ve bunun yerine yardımı kademeli olarak kesmesini tavsiye ederken, Kaliforniya’dan “ilerici” bir Demokrat olan Temsilci Ro Khanna, X platformunda, partisinin Kongre’de çoğunluğu kazanması halinde “İsrail’e sıfır yardım” politikasının gündeminde yer alacağını belirtti.

Amerika

Venezuela, ELN’yi bombaladı

Yayınlanma

Venezuela silahlı kuvvetlerinin cuma günü Apure Eyaleti’nin Pedro Camejo bölgesinde Kolombiya Ulusal Kurtuluş Ordusu’na (ELN) ait bir kampa saldırdığı bildirildi.

Stratfor’a ait jeopolitik ve istihbarat platformu RANE Worldview’e göre, askeri operasyon ABD istihbarat desteğine dayanıyordu.

Yerel STK Fundaredes, operasyonda insansız hava araçları ve savaş helikopterlerinin kullanıldığını ve 19 kişinin hayatını kaybettiğini, bunlardan 10’unun eyalet başkenti San Fernando’daki adli tıp polisi tarafından kimliklerinin tespit edildiğini belirtti.

Fundaredes’in Apure direktörü Javier García, ELN’nin bu bölgeyi uyuşturucu depolama ve lojistik merkezi olarak kullandığını iddia etti.

Sağcı haber portalı Infobae’ye göre saldırı, ELN’ye ait “kamufle edilmiş uyuşturucu taşıma uçaklarını” da hedef aldı.

Pazar günü Fundaredes, devlet ait boksit madenciliği ve işleme şirketi BAUXILUM’un faaliyet alanlarına yakın Bolívar Eyaleti’nin Cedeño belediyesinde insansız hava araçlarının da dahil olduğu “silahlı çatışmalar” olduğunu bildirdi.

Fundaredes’e göre, yerel madenciler bölgeden ayrılmaya zorlandı ve faaliyetler geçici olarak askıya alındı. Fakat STK, saldırıları kimin gerçekleştirdiğini belirtmedi.

Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, Kolombiya’daki artan “çatışmaların” olası etkilerini “önlemek” amacıyla ülkenin ordusu ve güvenlik güçlerinin Kolombiya ile olan 2.200 kilometrelik sınır boyunca konuşlandırıldığını belirtti.

Cabello, “Bize ait olmayan hiçbir çatışmayı istemiyoruz,” dedi ama ELN’ye yönelik bir operasyon yapıldığına dair haberlere değinmedi.

İçişleri Bakanı ayrıca, Venezuela’nın iç işlerine yönelik her türlü yabancı müdahaleyi reddetti.

Ne var ki, herkese açık uçuş radarı, son günlerde Venezuela topraklarında ABD askeri varlıklarının bulunduğunu doğruladı.

Buna, sınır bölgeleri üzerinde uçarken görülen keşif uçakları da dahil.

3 Ocak’ta ABD’nin düzenlediği saldırı ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasından bu yana, Güney Komutanlığı Komutanı General Francis Donovan ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine dahil olmak üzere üst düzey ABD’li askeri yetkililer bu Venezuela’yı ziyaret etti.

Haziran ayında ABD güçleri, Bolívar Eyaleti’nde bir hava saldırısı gerçekleştirdi ve bu saldırıda Tren de Aragua çetesinin lideri olduğu iddia edilen Héctor “Niño” Guerrero’yu yargısız şekilde infaz ettiklerini iddia etti.

Washington, Caracas’a “işbirliği” için teşekkür ederken, Venezuela hükümeti ise bir “ortak operasyon” yapıldığını bildiren bir açıklama yayınladı.

Trump yönetimi, Kolombiyalı silahlı gruba yönelik olduğu bildirilen saldırılar hakkında herhangi bir yorumda bulunmadı.

Eylül ayında Kolombiya’ya yaptığı ziyaret sırasında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ELN’nin ve silahsızlandırılmış Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’nin (FARC) muhalif fraksiyonlarının varlığını, Venezuela yetkilileri tarafından “ele alınması gereken” bir sorun olarak gündeme getirmişti.

Ağustos ayında göreve gelen sağcı Kolombiya Başkanı Abelardo de la Espriella, ELN’ye karşı çok sayıda hava saldırısı, güvenlik operasyonları ve Venezuela sınırındaki önemli bir kasaba olan Cúcuta’nın askeri kontrol altına alınmasını içeren “toplu bir saldırı” başlattı.

Ayrıca, uluslararası suç ve göçle mücadeleyi açık hedef olarak belirleyen, Washington’un liderliğinde ve finansmanında oluşturulan “Amerika Kalkanı” adlı bölgesel ittifaka da katıldı.

İsyancı grup ise direneceğini söyledi ve ABD’nin bölgeye müdahalesini kınadı.

ELN, Kolombiya devletine karşı on yıllardır süren bir isyanı sürdüren, Kolombiya’daki en uzun süredir faal olan gerilla grubu.

Örgüt, Chávez ve Maduro yönetimindeki Bolivarcı hükümetle mesafeli bir ilişki sürdürmüş, her iki ülkenin de kontrolü dışında kalan geniş güneybatı sınırında faaliyet göstermiş ve zaman zaman Kolombiyalı paramiliter güçlere ve FARC unsurlarına karşı Venezuela makamlarıyla işbirliği yapmıştı.

Maduro hükümeti, eski Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun ELN ile bir barış anlaşması müzakere etme çabalarını desteklemişti ve Caracas’ta çok sayıda müzakere turu düzenlenmişti. Fakat her iki tarafın da saldırıları devam etti ve görüşmeler sonuçsuz kaldı.

Venezuela yetkilileri, sınırın kendi tarafında Kolombiyalı silahlı grupların sürekli varlığa sahip olduğu iddialarını defalarca yalanladı.

2021 yılında Venezuela ordusu, Apure Eyaleti’nde muhalif FARC unsurlarına karşı bir operasyon başlatmış; haftalarca süren çatışmalar sonucunda onlarca kişi hayatını kaybetmiş ve binlerce sivil yerinden edilmişti.

Venezuela Analysis’e göre ELN’nin bu operasyona yardım ettiği yönünde yaygın söylentiler vardı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump yenilgiyi kabul etti

Yayınlanma

ABD’de dün (3 Kasım) yapılan ara seçimlerde Trump karşıtı öfke açığa çıktı ve Kongre’nin her iki kanadında da Demokratlar çoğunluğu ele geçirdi.

Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanmasına kesin gözüyle bakılırken, Senato aynı durumda değildi. Buna rağmen Senato’da da çoğunluk Demokratlara geçti. Şu anda demokratların 51 sandalyesi var gibi görünüyor.

Parti, Teksas, Iowa, Kansas ve Güney Carolina’da elde ettiği tarihi zaferlerle şu anda üst meclisi kazanmış durumda.

Temsilciler Meclisi’nde ise şu anda Demokratların 189 sandalyesi, Cumhuriyetçilerin 117 sandalyesi var. Çoğunluk için 218 sandalye gerekiyor ve Demokratların o seviyeye ulaşacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Meclisin mevcut yapısı 218 Cumhuriyetçi, Cumhuriyetçilerle aynı grup içinde yer alan bir bağımsız ve 214 Demokrat’tan oluşuyor; ayrıca iki sandalye boş durumda.

Amerikan ara seçimlerinde Temsilciler Meclisi’nin tamamı değişirken, Senato sandalyelerinin üçte biri 2 senede bir yenileniyor.

ABD Başkanı Donald Trump, CBS News ile yaptığı telefon görüşmesinde mağlubiyeti kabul ederek Demokratları ara seçimlerdeki zaferlerinden dolayı tebrik etti.

Trump, “Mesajım şudur: Demokratları tebrik ediyorum ve ülkemizin iyiliği için sizlerle birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum,” dedi.

Başkan, muhalefet partisiyle işbirliği yapmayı planladığını belirterek şunları söyledi:

“Birçok Demokrat tanıyorum, tam veto yetkisine sahibim ve eminim ki sorunları çözebileceğiz. Bence benimle çalışmak isteyecekler. Aksi takdirde her şeyi veto ederim ve onlar bunu istemezler.”

Başkan, çok sayıda Cumhuriyetçinin kaybetmesinin sebebinin kendisinin oy pusulasında yer almaması olduğunu ısrarla vurguladı.

Trump, “Oy pusulasında yer almadığımı hissediyorum ve bu konuda yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Eğer olsaydım, kazanırdık,” dedi.

Cumhurbaşkanı, Cumhuriyetçilerin kayıplarını açıklarken şunları ekledi:

“Bazı durumlarda adayları beğenmediler, bazı durumlarda ise o adaylar benim dostum değildi ve taban bunu herkesten daha iyi biliyor. Ve destek vermediler. Onların elinde… Yani, ben seçim listesinde olsaydım kolayca kazanırdık, bu açıdan üzücü. Ama listede değildim.”

Üzgün olup olmadığı sorulduğunda, “elinden geleni yaptığını” ve “her şeyi sahada bıraktığını” söyledi:

“İnsanların seçilmesine yardım etmeye çalıştım, ama seçilemediler, seçilemediler. Halk olması gerektiği gibi sandığa gitmedi. Eğer ben aday olsaydım, sandığa giderlerdi. Ama gitmediler. Bu da o tür şeylerden biri işte, anlarsın ya? Bu geçici bir durum. Daha önce de birçok kez yaşandı.“

Başkan ayrıca İran savaşının ”temel olarak ben bitti dediğimde biteceğini“ söyledi.

Salı günü yapılan ara seçimlerde 35 Senato koltuğu için yarışıldı. CBS News’in tahminlerine göre Demokratlar, Senato’nun kontrolünü ele geçirmek için gerekli olan dört koltuğu kazanmayı başardılar; bu başarıya Teksas, Güney Karolina ve Kansas’ta yaşanan üç büyük sürpriz zaferin yanı sıra Ohio ve Kuzey Karolina’da kazandıkları koltuklar da katkıda bulundu. Parti ayrıca Georgia ve New Hampshire’daki koltuklarını da korudu.

James Talarico, Austin’de düzenlediği seçim sonuç izleme partisinde destekçilerine, “Dünyadaki tüm para, Teksas halkının karşısına çıkamaz,” dedi

“Bu eyaletteki, bu ülkedeki her milyarder büyük bağışçıya, her trilyoner büyük bağışçıya, bu bozuk siyasi sistemin her yozlaşmış savunucusuna bir mesaj gönderdik: İktidar halka aittir. Dünyanın en zengin adamına, dünyanın en güçlü adamına ve tüm Washington kurumsal yapısına. Teksas halkı benim sapanımdı ve bu gece Calut’u yendik.”

Senato’daki zafer, Demokratlara ek denetim yetkileri sağlayacak; artık yönetim ve yargı atamaları konusunda çok daha fazla söz sahibi olacaklar.

Ayrıca Senato’nun gündemini belirleyecekler ve yönetim yetkililerini duruşmalara çağırma konusunda yeni yetkilere sahip olacaklar.

Demokratların arka arkaya kazandığı zaferler, Senatör Chuck Schumer’in 2027’de çoğunluk lideri olarak geri dönmesinin ve federal harcama seviyeleri de dahil olmak üzere bir dizi konuda Trump ile sert müzakereler yürütülmesinin önünü açıyor.

Bu durum, Trump’ın yasama yetkilerini ve federal mahkeme sistemini yeniden şekillendirme kabiliyetini önemli ölçüde kısıtlıyor.

Fakat Demokratların kendi yasama zaferlerini elde edebilmeleri için Beyaz Saray ile müzakere etmeleri gerekecek.

Demokratların Senato çoğunluğunu kazanmak için en az dört sandalye kazanması gerekiyordu. Fakat Cumhuriyetçilerin elindeki çekişmeli sandalyelerin çoğunun Trump’ın rahatlıkla kazandığı eyaletlerde olması nedeniyle bu, zor bir hedef gibi görünüyordu.

Ne var ki, İran’daki savaşın yol açtığı yüksek benzin fiyatları ve ekonomiye dair daha genel endişeler, Demokratlara Trump ve Cumhuriyetçilere karşı saldırı için malzeme sağladı.

Eski Demokrat Vali Roy Cooper, eski Cumhuriyetçi Ulusal Komite Başkanı Michael Whatley’i mağlup edince, Senato’daki Demokratlar gecenin ilk koltuğunu Kuzey Carolina’da kazandılar.

Demokratlar, seçim gecesinin bir sonraki en önemli zaferini, çocuk doktoru Annie Andrews’ın, uzun süredir görevde olan kardeşi Senatör Lindsey Graham’ın ani ölümünün ardından Temmuz ayında koltuğa atanan Senatör Darline Graham’ı mağlup ettiği ilan edildiğinde elde etti.

Demokratlar için bir başka önemli erken sonuç ise Teksas’tan geldi. Burada Eyalet Temsilcisi James Talarico (Demokrat), Cumhuriyetçi Parti’nin Senato ön seçimlerinde Trump’ın Senatör John Cornyn’e karşı tartışmalı bir şekilde desteklediği Eyalet Başsavcısı Ken Paxton’ı rahat bir farkla mağlup etti.

Trump ayrıca, Amerika’nın en eski müttefiklerinden biri olan Kanada da dahil olmak üzere, fiyatları artıran bir ticaret savaşı başlattı. Bu durum, Kanada ile uzanan uzun sınır boyunca yer alan eyaletler de dahil olmak üzere birçok eyalette bir sorun haline geldi.

Maine ve Iowa gibi sınır eyaletlerinde Demokratlar kazanırkan, Kansas’ta da Büyük Buhran’dan bu yana ilk kez bir Demokrat senatör seçildi.

Öte yandan Kansas, aynı zamanda oy kullanabilmek için vatandaş olmak gerektiğini belirleyen bir referandum önergesini de ezici bir çoğunlukla kabul etti.

Cumhuriyetçi Parti’nin çöküşüne rağmen, muhafazakâr referandum önergeleri ülke genelinde hem mavi (Demokrat) hem de kırmızı (Cumhuriyetçi) eyaletlerde kabul ediliyor. Dolayısıyla “Trump’çı” eğilimler sürse de sonuçlar tamamen Trump’a karşı gibi görünüyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Demokratlar Cumhuriyetçilerin kalesi Teksas’ta 30 yıl sonra valiliği kazandı

Yayınlanma

Demokrat aday Gina Hinojosa, ABD’deki ara seçimlerde Teksas Valisi Cumhuriyetçi Greg Abbott’ı yenilgiye uğrattı. Eyaletin Latin Amerika kökenli ilk valisi seçilen Hinojosa’nın zaferiyle Demokratlar, 1995’ten bu yana ilk kez Teksas’ta valilik koltuğunu devralıyor.

ABD’deki ara seçimlerde Demokrat aday Gina Hinojosa, Teksas eyaletinde üç dönemdir valilik görevini yürüten Cumhuriyetçi Greg Abbott’ı mağlup etti.

NPR’ın aktardığı sonuçlarla birlikte Demokratlar, geleneksel olarak Cumhuriyetçi Parti’yi destekleyen eyalette 1995 yılından bu yana ilk kez valilik koltuğunu Cumhuriyetçilerden devralıyor.

Rio Grande Vadisi’nde doğup büyüyen Hinojosa, Teksas’ın Latin Amerika kökenli ilk valisi olacak.

2016 yılında Teksas Temsilciler Meclisi’ne seçilen Demokrat siyasetçi, meclise girmeden önce medeni hukuk ve iş hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukat olarak çalışıyordu.

Seçimi kaybeden Abbott ise kazanması halinde Teksas tarihinde bu görevde en uzun süre kalan vali olacaktı.

Seçim sürecinde Hinojosa, veri merkezlerinin inşasına verdiği destek nedeniyle Abbott’ı “milyarder bağışçılarının iradesini yerine getirmek” ve “Teksas’ın çıkarlarına ihanet etmekle” suçlamıştı.

Abbott ise rakibini “radikal” görüşleri nedeniyle eleştirmiş ve onu “cinsiyet değiştiren Gina” diye nitelendirmişti.

ABD’nin en istikrarlı Cumhuriyetçi eyaletlerinden biri sayılan ve Axios’un “Cumhuriyetçi kale” olarak tanımladığı Teksas, tarihsel olarak her zaman bu siyasi çizgide değildi.

Eyalet siyasetinde uzun süre Demokratlar etkili olurken, 20. yüzyılda Teksas kademeli olarak Cumhuriyetçi Parti’nin kalesine dönüştü.

Eyalette valilik koltuğuna oturan son Demokrat, 1991-1995 yıllarında görev yapan Ann Richards olmuş, 1995’ten itibaren ise valilik görevine hep Cumhuriyetçi isimler seçilmişti.

Demokratlar Teksas’taki Senato yarışını da kazandı

Eyaletteki bir diğer yarışı da Demokratlar önde tamamladı. Teksas Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat James Talarico, Teksas’taki Senato seçimlerinde zafer elde etti.

Yarışı kaybeden Cumhuriyetçi aday ise Başkan Donald Trump’ın yakın müttefiki ve eyalet başsavcısı Ken Paxton oldu.

Donald Trump, Abbott’ın yenilgisinin ardından Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “Teksas Valisi Greg Abbott siyasi kariyerinin son altı ayında bir ‘RINO’ya’ (‘sadece ismen Cumhuriyetçi’) dönüşmeseydi kaybetmezdi.” ifadelerini kullandı.

Trump: “Kazanacak mıyız? İyi bir şansımız var”

Öte yandan CNN, NBC ve Decision Desk HQ (DDHQ), ara seçim sonuçlarına göre Temsilciler Meclisi’nde kontrolün Demokratlara geçeceğini öngörüyor.

Trump, CBS News’a yaptığı açıklamada Cumhuriyetçilerin şansına ilişkin, “Kazanacak mıyız? İyi bir şansımız var. Ama kesinlikle utanmayacağız.” dedi.

Seçimlerden önce Beyaz Saray’ın başındaki isim, Demokratların kazanması halinde “Bay Veto” olacağını ve “bir ya da iki ay” boyunca Demokratların girişimlerini engelleyeceğini vaat etmişti.

Daha sonra The New York Times gazetesine konuşan Cumhuriyetçi lider, ara seçim sonuçlarını kabul ederek Demokrat Parti ile çalışmaya hazır olduğunu dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English