DÜNYA BASINI

“Trump’a fısıldayan adam” Rutte liderliğe hazırlanırken ilk NATO zirvesine katılıyor

Yayınlanma

Çevirmenin notu: Washington’da bugün başlayacak NATO Zirvesi, aynı zamanda eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte’nin de ittifakın en üstü düzey yöneticisi olarak fiilen katılacağı ilk toplantı olacak. Pragmatik bir siyasetçi olan Rutte, başta Macaristan, Türkiye ve Baltık ülkeleri olmak üzere adaylığı üzerine pazarlık yapmak isteyen ülkeleri yatıştırırken, kasım ayında Trump’ın muhtemel zaferi ile birlikte çok daha büyük bir meydan okumayla karşı karşıya kalacak. Fakat Rutte’nin, 2018 yılında krizli zirvede “Trump’a fısıldayan adam” olarak ün kazandığı düşünüldüğünde, bu konuda deneyimli olduğunu tahmin etmek zor değil.


Trump’a fısıldayan adamdan NATO şefliğine: Rutte’nin görevi sorunlu sularda yol almak

Alexandra Brzozowski ve Aurélie Pugnet
Euractiv
9 Temmuz 2024

NATO’nun yeni patronu Mark Rutte’nin, Atlantik’in her iki yakasındaki üyelerin geminin yeni kaptanına kendi önceliklerini dayatmaya çalıştığı fırtınalı sularda Batı askeri ittifakını yönetmeye hazırlanmak için sadece birkaç ayı var.

Dördüncü Hollanda hükümetinin geçen yaz düşmesinden bu yana görevde olan deneyimli başbakan, görevdeki Jens Stoltenberg’in yerine geçmesi için en başından beri ABD’nin desteklediği adaydı.

Geleneksel olarak ABD desteği seçim sürecinin önemli bir parçası olurdu. Fakat genel sekreterlik görevini kolayca alamayan Rutte için durum böyle değildi.

On dört yıl boyunca müttefikleri ve ortak olduğu ülkeleri sert bir şekilde eleştiren Hollanda hükümetlerini yöneten Rutte, tam destek alabilmek için Macaristan, Türkiye ve Doğu Avrupalılar gibi diğer NATO üyelerine iltimas geçmek zorunda kaldı.

Rutte 1 Ekim’de dünyanın en büyük askeri ittifakının başına geçtiğinde bu borçların geri ödenmesi gerekiyor.

Üç NATO diplomatına göre, “Rutte’nin insan kaynakları planı” daha fazla Doğuluyu –ve daha genel olarak güneyden de olmak üzere en az temsil edilen ülkeleri– üst düzey pozisyonlara getirmeyi amaçlıyor. Bu da Rutte’nin bazılarına genel sekreter yardımcılığı pozisyonu önermesinin beklendiği anlamına geliyor.

Türkiye’nin Rutte’ye yeşil ışık yakmadan önce iki talebini unutması beklenmiyor: NATO’nun Rusya’dan sonraki en önemli tehdidi olan terörle mücadeleyi gündemin üst sıralarında tutmak ve silah ihracatında müttefikler arası kısıtlamaları sınırlamak için çalışmak.

Aynı üç NATO diplomatı, bunun bir parçası olarak Stoltenberg ve ardından Rutte’nin geçen ay diğer müttefiklere danışmadan Macaristan’ın Ukrayna’ya askeri destekten vazgeçmesi konusunda anlaştıklarını söyledi.

Kader zirvesi

Uzun süredir Hollanda’da görev yapan bir lider olarak Rutte daha önce de NATO masasına oturdu, mevkidaşlarının gelip gittiğini gördü, Rusya ile ilişkilerin bozulduğuna ve Çin ile ilişkilerin sorunlu hale geldiğine tanık oldu.

Fakat Rutte’nin yeni rolü için en iyi seçim olarak görülmesine neden olan özel bir olay oldu.

Gergin geçen 2018 NATO zirvesinde eski ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’daki geleceğiyle ilgili bir oturumu, Avrupalı üyelerin kendi savunmaları için daha fazla harcama yapmamaları halinde Washington’un ittifaktan ayrılacağı uyarısında bulunarak rayından çıkarmıştı.

Bunun üzerine Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eski Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Avrupa’nın savunma bütçelerini artırmanın zaman alacağına işaret ederek Trump’ı ikna etmeye çalıştılar.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan kişilere göre Rutte, Trump’a savunma harcamalarının büyük ölçüde ABD lideri sayesinde arttığına dair güvence vererek durumu kurtardı.

Trump öğleden sonra basının karşısına çıktığında “muazzam bir ilerlemeden” bahsetti ve bu başarıyı kendisine mal etti.

Fakat o günün asıl kazananı, bu hamlesiyle kendisine “Trump’a fısıldayan adam” lakabını kazandıran Rutte oldu.

Bazı NATO diplomatlarına göre NATO’nun bir sonraki patronu olarak Rutte’nin görevleri, NATO’yu dışarıda temsil etmek ve içeride düzenli tutmak gibi iki temel görevi dengelemekten çok daha karmaşık olacak.

Bu görevler arasında özellikle Batı askeri ittifakının sadece ağır toplarını değil tüm üyelerini dinlemenin de yer alacağını vurguluyorlar.

Trump fısıldıyor

Bu yazıda görüşlerine yer verilen tüm NATO diplomatlarına göre Rutte’nin en zorlu görevi, Rusya’nın kulübü bölmeyi amaçladığı bir dönemde ABD’yi NATO’da tutmak olacak.

Özellikle de ittifakın en önemli askeri gücü olan Washington, görevdeki ve sağlık sorunları yaşayan ABD Başkanı Joe Biden ile NATO’ya şüpheyle yaklaşan Trump arasındaki seçim yarışıyla iç siyasi bir kriz yaşarken.

Geçtiğimiz yıllarda Stoltenberg, eski ABD Başkanının NATO’nun ortak savunma vaadini baltalamasını engelleyerek saygı kazandı. Fakat Trump’ın transatlantik müttefiklerini düşük savunma harcamaları nedeniyle savunmamakla tehdit etmesi müttefikleri ürküttü.

Rutte, gerektiğinde aynı rolü oynaması için baskı altında olacak.

Trump’ın en büyük isteğine, yani kolektif güvenliğin bedelinin daha adil bir şekilde paylaşılmasına yanıt vermek için NATO’nun kamuoyuna verdiği mesajları olumlu bir şekilde şekillendirerek Batı askeri ittifakını “Trump’a karşı korumaya” yönelik çalışmalar şimdiden başladı.

NATO üyeleri son birkaç yılda savunma harcamalarını önemli ölçüde artırdılar ve 23’ü şu anda GSYİH’nin %2’si eşiğini karşılıyor.

İronik bir şekilde, Rutte’nin ardışık hükümetleri döneminde Hollanda on yılı aşkın bir süredir geleneksel olarak savunma bütçelerinde kesintiye gitmiş ve mali disiplini savunmuştu. Lahey, NATO’nun harcama hedefine ancak kısa bir süre önce ulaştı.

NATO diplomatları son harcama artışının belirli bir ABD başkanından değil, öncelikle Rusya’ya yanıt verme ihtiyacından kaynaklandığı konusunda kararlılar.

Euractiv’e konuşan diplomatlardan biri, “Bütçe konusuna odaklanmak ABD’yle aramızdaki bağa yardımcı olacaktır,” dedi.

Aynı zamanda Biden yönetimi kısa bir süre önce Ukrayna’ya askeri yardımın hesaplamalara dahil edilmesine karşı çıkmaktan vazgeçti ki bu da rakamların daha da yükselmesine neden olabilir.

Rutte ayrıca, özellikle Trump’ın ilk döneminden bu yana Washington için kilit bir konu olan Çin’i gündemde tutmak ve Avrupalıların –özellikle Fransa’nın– NATO’nun görevlerini Hint-Pasifik bölgesine genişletmeme çağrılarına yanıt vermek zorunda kalacak.

Doğu ve Güneyi memnun etmek

Bazı NATO diplomatları Rutte’nin atamasını Washington’a borçlu olabileceğini fakat küçük Doğu Avrupa ülkelerini memnun etmeyi de unutmaması gerektiğini vurguluyor.

Rusya’nın iki yıl önce Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşla birlikte, geçmişte Rusya’nın şahinleri olarak nitelenen Doğu kanadındaki NATO üyeleri ittifakın politikasını şekillendirmede hızla ağırlık kazandılar.

Kısa bir süre önce bölgedeki dört ülke bloğun Rusya ve Belarus ile olan doğu sınırı boyunca bir “savunma hattı” inşa etmeyi önerdi fakat bu öneri Rutte de dahil olmak üzere bazı Batı Avrupalı liderler tarafından uygulanabilirlik ve maliyet konusunda şüpheyle karşılandı.

Sadece üst düzey pozisyonlarda temsil konusunda değil, aynı zamanda Avrupa’nın bu bölümünü Rusya’nın askeri ve hibrit tehditlerinden korumak için artan taleplerini karşılama konusunda da onların şikayetlerini yönetmek Rutte’nin en büyük zorluklarından biri olabilir.

Eski bir AB lideri olarak Rutte, özellikle Brüksel güvenlik ve savunma sanayi politikasındaki rolünü genişletmeye çalışırken, AB-NATO ilişkilerini geliştirebilecek biri olarak görülüyor.

NATO’nun 32 üyesinden 23’ü, siber tehditler ve hibrit saldırılarla mücadele de dahil olmak üzere, boşluklardan ve mükerrerliklerden kaçınmak için iki örgütün birlikte daha iyi çalıştığını görmek istiyor.

Atılacak en önemli adımlardan biri her iki örgütün de bilgi ve belge alışverişinde bulunması olacaktır ki bu adım Türkiye-Kıbrıs sorunu nedeniyle askıda kalmıştı.

Pragmatizm kuralları

Rutte başbakanlığının ilk yıllarında, Hollanda’nın çıkarları için çok karmaşık ve verimsiz olduğunu düşündüğü uluslararası politikadan kişisel olarak hoşlanmadığını dile getirmişti.

On yıldan uzun bir süre önce Hollanda başbakanlık koltuğuna oturan Rutte, uzlaşma sağlamaya yönelik uzun bir görev listesiyle karşı karşıya kalsaydı, muhtemelen NATO görevi kendisine cazip gelmeyecekti.

Bu durum özellikle Rusya’nın 2014 yılında Ukrayna üzerinde MH17 sefer sayılı yolcu uçağını düşürerek çoğunluğu Hollanda vatandaşı 298 kişinin ölümüne neden olmasının ardından değişti ve Rutte’nin Moskova’ya karşı tutumunu ve Avrupa işbirliğinin değerine ilişkin algısını değiştirdi.

Rutte, parçalanmış bir Hollanda siyasi ortamında geliştirdiği becerileri kullanarak uluslararası siyasete katkıda bulunabileceğini yavaş yavaş keşfetti.

Pragmatik bir koalisyon kurucusu oldu, hevesli bir çözüm arayıcısı olarak tanındı ve hem AB hem de ABD ilişkilerinde çevresindeki siyasi değişime uyum sağlamaya alıştı.

NATO üyeleri ittifaka liderlik edecek deneyimli bir kişi, kendilerinden biri olan eski bir lider istiyordu. Rutte’nin hem beklentileri yönetip yönetemeyeceğini hem de sonuç alıp alamayacağını zaman gösterecek.

Çok Okunanlar

Exit mobile version