Ortadoğu

Trump’ın Ankara ve Şam’daki jokeri: Thomas Barrack kimdir?

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın dostu ve milyarder yatırımcı Thomas J. Barrack, Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi olarak atandı. Barrack, geleneksel diplomatik süreçler yerine sonuç odaklı ‘olay diplomasisi’ yaklaşımıyla Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasına öncülük ederken, Türkiye ile F-35/S-400 krizinin çözümünü ve Lübnan’da Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını hedefliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın en güvendiği isimlerden biri olan milyarder yatırımcı Thomas J. Barrack, hem ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi hem de Suriye Özel Temsilcisi olarak yürüttüğü çifte görevle Orta Doğu’da alışılmışın dışında bir diplomatik misyon yürütüyor.

Kırk yılı aşkın finans, hukuk ve hükümet tecrübesini, özellikle Orta Doğu’daki derin ticari bağları ve Başkan Trump ile olan ‘şahsi dostluğuyla’ birleştiren Barrack, Amerika’nın bölgedeki politikasını yeniden şekillendirmek için sonuç odaklı ve “olay diplomasisi” olarak adlandırdığı bir yaklaşım benimsiyor.

Barrack, Mart 2025’te Başkan Trump tarafından Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne aday gösterildi ve Nisan 2025’te Senato’dan onay alarak 14 Mayıs 2025’te resmi olarak görevine başladı. Bu atamadan kısa bir süre sonra, 23 Mayıs 2025’te, Ankara’daki büyükelçilik görevini sürdürürken aynı zamanda ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi olarak atandı.

Ankara’da yeni dönem: F-35 ve S-400 krizi çözülüyor mu?

Barrack, Ankara’daki görev süresi boyunca Türkiye’nin hak ettiği değeri her zaman görmediğini düşündüğü önemli bir bölgesel aktör ve NATO müttefiki olduğunu sık sık vurguladı.

İki ülke arasındaki güveni yeniden tesis etmek için Başkan Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki güçlü kişisel ilişkilere güvendiğini belirtti.

Barrack, NATO zirvesinde Erdoğan’ın Trump’ın yanında durduğu bir anı anlatırken, Trump’ın kamuoyundaki imajının aksine “aslında tatlı, nazik ve kibar” olduğunu ve iki liderin “gerçekten birbirlerinden hoşlandıklarını” ifade etti.

En somut diplomatik girişimlerinden biri, Ankara’nın Rus S-400 hava savunma sistemini almasıyla başlayan ve Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasına ve CAATSA yaptırımlarına yol açan krizi çözme taahhüdü oldu. Barrack, bu anlaşmazlığın 2025 sonuna kadar çözülebileceğine inandığını kamuoyuna açıkladı.

Trump ve Erdoğan’ın diplomatlarına bir çözüm bulmaları için talimat vereceğini ve ABD Kongresi’nin de “akıllı bir çözümü” destekleyeceğini söyledi.

Barrack, “Beş yıldır tartışılan tüm bu konular; F-35’ler, F-16’lar, S-400’ler, yaptırımlar, gümrük vergileri… Yeter artık,” diyerek taraflara bu meseleleri bir kenara bırakma çağrısında bulundu.

Şam’da ‘olay diplomasisi’: Yaptırımlar kalktı, 7 milyar dolarlık anlaşma imzalandı

Barrack’ın Suriye Özel Temsilcisi olarak atanması, Washington’un Esad rejiminin Aralık 2024’te düşmesinin ardından Suriye politikasında önemli bir değişikliğe gittiğinin sinyalini verdi.

Trump yönetiminin yeni politikası, geçmişteki “ulus inşası” çabalarından uzaklaşarak yaptırımların kaldırılması, ekonomik yeniden yapılanma ve istikrarın sağlanmasına odaklanıyor.

Barrack, bu yaklaşımı “süreç diplomasisi” yerine olay diplomasisi olarak tanımlıyor ve “icraat ve sonuçlara” öncelik verildiğini belirtiyor.

Bu politikanın ilk adımı, Başkan Trump’ın 14 Mayıs’ta “Suriye’ye yönelik yaptırımları yırtıp atma” kararıyla atıldı.

Hemen ardından Hazine Bakanlığı, 23 Mayıs’ta Suriye’ye yönelik kapsamlı yaptırımları kaldıran bir genel lisans yayımladı ve Sezar Yasası kapsamındaki yaptırımlara 180 günlük bir muafiyet tanındı.

Barrack, bu süreci yönetmek için Suriye’nin geçici Devlet Başkanı Ahmed eş-Şaraa ile 24 Mayıs’ta İstanbul’da, 29 Mayıs ve 9 Temmuz’da ise Şam’da bir araya geldi.

Bu görüşmelerin somut bir sonucu olarak, 29 Mayıs’ta Suriye ile Katarlı, ABD’li ve Türk şirketlerinden oluşan bir konsorsiyum arasında 7 milyar dolarlık bir enerji anlaşması imzalandı.

Aynı zamanda, yenilenen diplomatik ilişkilerin bir sembolü olarak Şam’daki ABD Büyükelçiliği rezidansı yeniden açıldı.

Masadaki zorlu başlıklar: SDG entegrasyonu ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması

Ekonomik cephede kaydedilen ilerlemeye rağmen, askeri güçlerin entegrasyonu gibi konularda önemli zorluklar devam ediyor. Barrack, Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) yeni Suriye ordusuna entegrasyonu için yapılan görüşmelerde aktif rol alıyor.

Fakat en büyük anlaşmazlık, SDG’nin yeni ordu içinde bir bütün olarak mı kalacağı, yoksa üyelerinin bireysel olarak mı dağıtılacağı konusunda yaşanıyor.

Barrack, bunun büyük bir sorun olduğunu kabul ederek, taraflar arasında güven inşa etmenin gerekliliği nedeniyle ilerlemenin “bebek adımlarıyla” gerçekleştiğini belirtti.

Barrack’ın diplomatik çabaları Lübnan’a da uzandı. Bu hafta Beyrut’u ziyaret ederek, ABD’nin Hizbullah ve diğer silahlı grupların silahsızlandırılmasını amaçlayan önerisine Lübnan hükümetinin verdiği yanıtı aldı.

Barrack, yedi sayfalık yanıttan “inanılmaz derecede memnun kaldığını” söylese de yanıtın detayları kamuoyuna açıklanmadı. ABD’nin önerisinin, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını Lübnan için ekonomik reformlara ve İsrail’in ülkedeki askeri operasyonlarını sona erdirmesine bağladığı bildiriliyor.

Barrack, Lübnan için “tek ulus, tek halk, tek ordu” hedefini yineleyerek, Başkan Trump’ın somut ilerleme olmadan müzakerelere devam etme “sabrı olmadığını” savundu.

Lübnan kökenli bir emlak devinin portresi

28 Nisan 1947’de Kaliforniya’da doğan Thomas Joseph Barrack Jr., Lübnan’ın Zahle kentinden göç eden Katolik bir ailenin torunu.

Bu mirasına diplomatik temaslarında sık sık atıfta bulunuyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldıktan sonra kariyerine bir finans avukatı olarak başladı. 1972’de Suudi Arabistan’a gönderildi ve burada bir Suudi prensle yakın ilişkiler kurdu. 1982’de Başkan Ronald Reagan tarafından İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olarak atandı.

Hükümet hizmetinin ardından finans sektörüne dönen Barrack, 1990 yılında, daha sonra DigitalBridge’e dönüşecek olan küresel özel sermaye şirketi Colony Capital’ı kurdu.

Şirket, onun liderliğinde dünya çapında 200 milyar dolardan fazla sermaye yatırımı yaparak dünyanın en büyük gayrimenkul yatırım firmalarından biri haline geldi. Bu kariyeri boyunca, özellikle Orta Doğu’daki yatırımcılar ve hükümetlerle geniş bir küresel ilişki ağı kurdu.

Trump ile dostluğu ve geçmişteki hukuki süreçler

Barrack’ın Donald Trump ile on yıllara dayanan yakın bir dostluğu bulunuyor. Trump’ın 2016 başkanlık kampanyasında kıdemli danışman olarak görev yaptı ve seçimlerin ardından 58. ABD Başkanlığı Yemin Töreni Komitesi’nin başkanlığını yürüterek 100 milyon dolardan fazla bağış topladı.

Ancak bu yakın ilişkiler ve özellikle BAE ile olan bağlantıları, hukuki sorunları da beraberinde getirdi. Temmuz 2021’de yabancı bir hükümet adına kayıtsız ajanlık yapma suçlamasıyla tutuklandı.

Ancak Kasım 2022’de tüm suçlamalardan beraat etti. Daha önce de Trump’ın ilk döneminin son günlerinde, 2019’daki “üniversiteye kabul skandalı” ile ilgili olarak başkanlık affından yararlanmıştı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version