Görüş

Trump’ın Ukrayna Denklemi: Donbas’ın Tasfiyesi ve Gri Bölge Güvenceleri

Yayınlanma

Trump doktrininin Ukrayna başlığında test edildiği yer artık nükleer kırmızı çizgiler ötesinde, harita üzerindeki gri alanlardır. Ocak sonunda sızan plan, Washington’ın fiilen “Donbas karşılığında güvence” denklemini masaya getirdiğini kanıtlıyor. Ukrayna’nın elinde tuttuğu Donetsk hattından çekilmesi karşılığında, NATO benzeri bir güvenlik şemsiyesi ve uzun vadeli silah desteği öngörülüyor. Kâğıt üzerinde savaşı bitirecek bir formül gibi duran bu öneri, sahada ve diplomaside yeni bir fay hattı yaratıyor.

Kiev açısından mesele, toprak kaybını hangi güvenceyle telafi edeceği sorusuna sıkışmış durumda. 27 Ocak’ta Ukrayna yönetiminden gelen “güvencelere dair belge yüzde yüz hazır” açıklamaları, Washington’ın çizdiği taslakla sahadaki gerçekler arasındaki gerilimi perdelemeye yetmiyor. Zira Donbas’tan çekilmeyi ima eden her plan, Zelenski yönetiminin yıllardır kurduğu “toprak bütünlüğü kırmızı çizgidir” söylemini içerden zorluyor.

Öte yandan Beyaz Saray, FT haberindeki yorumunu resmen reddedip tarafların uzlaşmasına bağlı bir garanti paketinden söz ediyor. Fakat sahaya bakan herkes biliyor ki Trump yönetiminin asıl hedefi, Ukrayna dosyasını seçim öncesi kapanmış gösterecek bir fotoğraf karesi. Bunun bedelinin nerede ve kim tarafından ödeneceği hususu ise geri plana itilmiş durumda.

Güvencenin Kilidi: NATO Benzeri Ama NATO Hariç

Ocak ayının ilk günlerinden itibaren tartışılan güvenlik paketinin omurgasını, NATO Antlaşması’nın meşhur beşinci maddesine benzeyen ancak ittifak üyeliği içermeyen bir formül oluşturuyor. 6 Ocak’ta Paris’teki zirvede ABD ve Avrupalı müttefiklerin tarihte görülmemiş ölçüde güçlü diye tarif ettiği güvence mekanizması, bir yandan uzun vadeli silah ve finansman desteği, öbür yandan olası yeni bir saldırıda koordineli karşılık sözünü kapsıyor. Metnin dili bilerek bulanık tutuluyor. Saldırı tanımı, otomatik askeri müdahale eşiği ve kongre onayı gibi kritik başlıklar muğlak alanlara bırakılıyor.

Bu belirsizlik, Kiev’de bambaşka bir kaygıyı tetikliyor. Ukrayna için güvence, yeni bir saldırının caydırılacağına inanmak yerine Batı’nın bu savaşın sonucunu geri dönülmez kılacak şekilde arkasında duracağını bilmektir. Trump yönetimi hem NATO genişlemesini resmen dışarıda tutuyor hem de güvenceyi Donbas gibi somut bir toprak pazarlığına bağlayarak gelecekteki siyasi iklim değişikliklerine açık bir zemin üretiyor.

Buradaki asıl kırılma, Biden dönemindeki uzun savaş ve tam destek çizgisinden, Trump dönemindeki hızlı barış ve kontrollü angajman çizgisine geçiştir. Washington maliyetleri düşürmek ve Avrupa’yı daha fazla sorumluluk üstlenmeye zorlamak isterken Kiev’e açıkça söylemediği bir gerçeği fısıldıyor.

Bu güvenlik paketi, Ukrayna’yı NATO şemsiyesinin dışındaki gri bir savunma kuşağına yerleştiren ara çözüm niteliğinde. Bu kuşak, Rusya’nın stratejik derinlik arayışını tatmin etmekten uzak olduğu için sürdürülebilirliği tartışmalı bir tampon bölge niteliği taşıyor.

Donbas Denklemi: Harita mı Mimari mi?

Washington’ın zımni beklentisi, Kiev’in hâlâ elinde tuttuğu Donetsk hattından çekilmesi ve fiilen tüm Donbas’ın Rus kontrolüne bırakılması. Buna karşılık önerilen güvence ise savaştan sonra güçlendirilmiş Ukrayna ordusu, uzun vadeli finansman ve saldırı durumunda koordineli askeri yanıt sözü. Matematik basit görünüyor. Harita ekseninde taviz, mimari ekseninde tahkimat hedefleniyor.

Fakat bu formülün üç yapısal sorunu bulunuyor. İlki, Donbas’ın Rusya’ya fiilen devri Putin açısından savaşın asgari zafer eşiği ve bu durum ileride daha agresif talepler için psikolojik emsal yaratıyor. İkincisi, Ukrayna siyasetinde Donbas’ın geçici mi yoksa kalıcı mı elden çıkarıldığı tartışması içeride yeni bir bölünme hattı riskini büyütüyor. Üçüncüsü ise bu tür bir toprak tavizi Gürcistan’dan Moldova’ya kadar diğer gri bölge aktörleri için büyük güçle pazarlıkta sınırlar değişebilir sinyali anlamına geliyor.

Trump doktrininin karakteri burada netleşiyor. Haritayı dondur, çatışmayı durdur ve güvenlik mimarisini asgari masrafla yeniden kur. Ama bunun bedeli, uluslararası hukukun temel ilkelerinin ve özellikle de sınırların zorla değiştirilmezliği prensibinin fiilen esnetilmesidir. Kısa vadede savaşı susturabilecek bu formül, orta vadede geçmişi dondurulmuş ancak geleceği her an tartışmaya açık yeni bir Avrupa güvenlik mimarisi yaratıyor.

Avrupa Faktörü ve Masadaki Belirsizlik

Ocak ayı boyunca Paris, Berlin ve bazı Avrupa başkentlerinden gelen mesajlar Washington’a göre daha temkinli ama yön olarak benzer bir seyir izliyor. Kamuoyu önünde kimse Donbas karşılığında barış demiyor ancak perde arkasında Avrupa’nın Ukrayna savaşını sonsuza kadar taşıyacak kaynak ve siyasi iradeye sahip olmadığı açıkça dillendiriliyor. NATO dışı ama NATO’ya benzeyen bir güvence formülü, birçok Avrupa başkenti için kötü ama yönetilebilir bir seçenek hâline geliyor.

Avrupa’nın kırmızı çizgileri Washington’dan farklı. Fransa ve Britanya’nın barış sonrası dönemde Ukrayna’da eğitim ve yeniden inşa için asker konuşlandırmaya hazır olduklarını belirtmeleri şu mesajı içeriyor. ABD çekilse bile Avrupa kendi güvenliği gereği Ukrayna dosyasını tamamen boşlayamaz. Davos’ta NATO Genel Sekreteri’nin Ukrayna’yı kolektif güvenliğin sınav sahası olarak tanımlaması da bu algıyı teyit ediyor.

Rusya cephesinde kırmızı çizgi tam ters yönde. Moskova, herhangi bir barış planının kendi istediği sınırları ve NATO’nun Ukrayna’dan kesin dışlanmasını içermediği sürece masayı taktik molalar için kullanıyor. Donbas’ta tam kontrol ve Ukrayna’nın Batı ile askeri entegrasyonunun kalıcı biçimde sınırlandırılması Kremlin açısından zafer minimumudur. Donbas karşılığında güvence formülü, şu anda ne Kiev’i ne Moskova’yı ne de Avrupa’yı tam anlamıyla tatmin eden bir ara mutabakat hayaleti olarak masada duruyor.

Yeni Norm mu Tehlikeli Emsal mi?

Trump doktrininin Ukrayna cephesinde ortaya koyduğu temel fikir, çatışmaları yönetilebilir siyasi paketlere dönüştürerek küresel gündemden düşürmek. Donbas karşılığında güvence denklemi bu mantığın ilk büyük testi. Eğer bugün Ukrayna dosyasında böyle bir formül hayata geçerse yarın Tayvan’dan Ortadoğu’ya kadar pek çok dosyada benzer mantığın devreye girmesi şaşırtıcı olmaz.

Kiev için asıl soru şu: Kaybedilen toprak kazanılan güvenceyi gerçekten satın alıyor mu yoksa sadece savaşın bir sonraki perdesine hazırlık mı yapılıyor? Avrupa için ikilem daha farklı. Bugün yönetilebilir maliyet gibi görünen bu çözüm, yarın sınırları zorla değiştirmeyi meşrulaştıran bir norm hâline gelirse üzerinde oturulan güvenlik mimarisi hızla aşınabilir. Washington açısından mesele, kısa vadeli diplomatik zafer ile uzun vadeli düzen tasarımı arasında bilinçli bir tercihe dönüşüyor.

Sonuçta Donbas karşılığında güvence, bir pazarlık kaleminden ziyade savaş sonrası dönemin zihniyetini test eden bir turnusol kâğıdı niteliği taşıyor. Haritasını koruyamayan ama güvenliğini satın almaya zorlanan bir Ukrayna modeli kabul görürse bu durum 21. yüzyıl güvenlik mimarisinde şu cümlenin kalın harflerle yazılmasına yol açacaktır. Sınırlar, güç dengesi izin verdiği ölçüde kutsaldır. Bu yüzden mesele Ukrayna’nın neyi feda edeceği değil, dünyanın hangi ilkeleri pazarlık masasına sürmeyi normalleştireceği meselesidir.

Çok Okunanlar

Exit mobile version