Görüş

Trump’ın Ukrayna’da maden hamlesindeki gizli özne: Çin

Yayınlanma

Merve Suna Özel Özcan [1]

Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemi, küresel çapta çatışmaların ve savaşların yoğunlaştığı, uluslararası sistemin istikrara ve barışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir döneme denk gelmektedir. Bu çerçevede Trump, kendisini küresel barışı sağlayacak lider olarak konumlandırmaya çalışsa da bu rolün amacı ve sahadaki gerçeklikleri farklıdır. Bu süreçte en önemli konulardan biri, Trump’ın enerji politikalarında aldığı kararlar ve bunların uluslararası düzlemde görünmeyen yansımalarıdır. Bu yansımaların iki temel odağı, Gazze ve Ukrayna topraklarında görülmelidir. Bunun nedeni, Biden döneminde başlayan çatışma alanları olarak Gazze ve Ukrayna’nın yeraltı enerji kaynakları ve potansiyel zenginlikleri ile doğrudan bağlantılı olmasıdır. İlginçtir ki, Trump’ın seçim kampanyasına destek veren güçlü bir enerji şirketleri ağı da söz konusudur. Climate Power’ın raporunda, fosil yakıt şirketlerinin siyasi eylem komitelerine 96 milyon dolar ve Kongre’de lobi faaliyetleri için 243 milyon dolar harcadıkları belirtilmiştir. Hal böyle olunca, enerjinin sistemdeki etkinliğinin artacağı, daha bağışçılar aşamasında net bir şekilde görülmüş oldu.[2]

Öte yandan, Trump’ın Gazze politikasında da enerjiye dair noktaları görmek mümkündür. Prof. Joseph Pelzman’ın Temmuz 2024’te kendisine sunulduğu iddia edilen raporunda yer aldığı haliyle, Gazze’nin yeniden inşası bağlamında üçlü modelde turizm, tarım ve yüksek teknoloji alanlarının öne çıkması dikkat çekicidir. [3] Bu bağlamda, yüksek teknoloji olarak ele alınsa da enerji konusunun da yüksek teknolojik atılımlar içinde yer alacağı aşikardır. Bu durum, Trump’ın destekçileri ile birleştiğinde, Gazze ve Ukrayna’nın özellikle ortak bir alanını karşımıza çıkarmaktadır: yer altı zenginlikleri. Ancak, bu çalışmada Gazze’den ziyade Ukrayna odağında konuyu ele almak hedeflenmektedir. Aynı zamanda burada hızı bir beyin fırtınası da önemlidir. Çünkü an itibariyle küresel istem Rusya Ukrayna Savasında bir ateşkes sürecinden bahsetse de esasında bir yanda madenler ve elementler üzerinden paylaşım savaşları devrededir.

Trump’ın Enerji Politikası ve Çin’i Özneleştirmek

Trump’ın enerji alanında attığı adımlar, gelecekte izleyeceği politikaların öncüsü niteliğindedir. Bu kararlar, uluslararası sistemdeki dengeleri etkileyerek ABD’nin küresel enerji ve jeopolitik stratejisinde önemli değişimlere yol açacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken konu, Trump’ın küresel sistemde ABD’nin yüksek enerji fiyatlarıyla mücadele etmesi gerektiğini ve aynı zamanda enerji konusunda kendini koruma altına alması gerektiğini savunarak, 1970’lerde yaşanan fosil yakıt kıtlığı nedeniyle Başkan Jimmy Carter döneminde ilan edilen enerji acil durumunu yeniden yürürlüğe koymasıdır.

Hatırlanacağı gibi, 1973 Petrol Krizi tüm dünyayı derinden etkiledi. Bu dönemde ABD, enerji arzında ciddi kesintilerle karşı karşıya kalırken, aynı zamanda enerjinin güçlü bir dış politika aracı olduğunu da net bir şekilde gördü. OPEC ülkelerinin uyguladığı petrol ambargosu, özellikle Batılı ülkelerin enerjiye ne derece bağımlı olduklarını ortaya koydu. Enerji fiyatları hızla yükseldi ve ekonomiler büyük bir darbe aldı; Batı ise enerji kriziyle yüzleşmek zorunda kaldı. Ancak bugün ABD’nin 1970’lerde yaşanan enerji kıtlığı gibi küresel bir sorunla karşı karşıya olmadığı gerçeğini akıllara getirse de, esasında iki kritik konu gözden kaçmaktadır. Bu durum sadece Alaska’da başlayan sondaj çalışmalarının etkileri açısından değil, aynı zamanda küresel anlamda ABD’nin elini güçlendirmek adına attığı bir adımdır. Bu etkinin ve gücün artması ise sadece fosil enerji odağında değil aynı zamanda değerli madenler odağında da düşünülmeli.

Bu bağlamda ABD, enerji alanındaki konumunu sağlamlaştırmak adına 19. yüzyılın agresif kapitalizm yaklaşımını benimseyerek hızla sondaj faaliyetlerini başlatmıştır. Bu adım, küresel sistemde enerji alanında Rusya’nın tahakkümünü kırma girişimi olarak değerlendirilebilir. Ancak tek güç yalnızca Rusya değildir. OPEC ülkeleri de dahil olmak üzere, küresel enerji jeopolitiğinde güçlü aktörler bulunmaktadır. Keza, enerji piyasaları üzerindeki etkileri de önemlidir.

Her ne kadar Trump’ın seçim kampanyasında enerji fiyatlarını yüzde 50 oranında düşürme sözü akıllara gelse de, bu durumun uluslararası piyasalarda çok gerçekçi olduğunu söylemek zordur. Ancak yine de, az da olsa piyasalarda yaşanacak bir düşüş, ABD açısından hedeflenen bir durumdur. Bunun yanı sıra, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) politikasında da ihracat teşviği söz konusudur. Trump’ın başlattığı gümrük vergisi savaşları kapsamında, Çin’in ABD’den LNG ithalatına %15 ek vergi getirmesi, ABD açısından istenmeyen bir adım olmuştur. [4]  Ancak ABD, küresel olarak büyük LNG  ihracatçısı olsa da Çin’e çok fazla ihracat yapmamakta 2023 yılında ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne göre, ABD’nin gerçekleştirdiği bu ihracat Çin’in toplam doğal gaz ihracatının yaklaşık %2,3’ü idi.[5] Bu durum ABD açısından özellikle de Trump açısından istenmeyen bir tablo.  Nitekim Trump sadece Çin’e değil dolaylı olarak konuya bağlantılanan AB’ye yönelik olarak da LNG satışlarında yeni bir tarifeye gidebilir. Bu açıdan Trump’ın enerji politikalarının ardında Çin’in görünmeyen ancak en kritik özne konumunda olası önemli.

Enerji ve Madende  Çin’i Geçme Hamlesi

Rusya-Ukrayna Savaşı’na bağlı olarak, Trump’ın 3 Şubat’ta yaptığı nadir toprak elementleri (NTE) ve kritik madenler (KM) açıklamaları, sistemde önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. Seçim döneminde bu savaşı ilk olarak “erken başlamış” ve “başka biri başkan olsaydı asla gerçekleşmeyecek bir savaş” olarak nitelendiren Trump, aynı zamanda başkan seçilmesi halinde savaşı 24 saat içinde bitireceğini dile getirmiştir. Ancak burada asıl soru şudur: Gerçekten bir başarı mı elde edilecek, yoksa dondurulmuş bir çatışma alanı mı oluşacak? Bu sorunun yanıtı, büyük ölçüde Trump’ın çıkarları doğrultusunda şekillenecektir. Çünkü Trump, savaş süreci boyunca Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’ye karşı çok da sıcak bir tutum sergilememiştir.

Nitekim, başkanlığı sonrasında bu durumun devam ettiğini gören Zelenskiy, Ukrayna’nın yer altı kaynaklarını bir yatırım unsuru olarak müttefiklere açarken en hızlı yanıtı belki de Trump’tan aldı. Bir iş adamı mantığıyla konuya yaklaşan Trump, bilindiği üzere Ukrayna’dan 500 milyar dolar değerinde nadir toprak elementi talep ettiğini açıklamıştır. Bu rakam, ABD’nin Ukrayna’ya savaş sürecinde yaptığı yardımların bir karşılığı olarak değerlendirilmektedir.

Öte yandan her ne kadar ilk aşamada Ulusal Enerji Planı ile NTE arasında doğrudan bir bağlantı yokmuş gibi görünse de, günümüzde NTE’nin ve KM’nin hayatın her alanında kullanıldığı anlaşılmalıdır. NTE ve KM özellikle elektronik cihazlarda enerji verimliliğini artıran ve gelişmiş teknolojilerde kritik rol oynayan elementlerdir. Özellikle mıknatıs yapımında kullanılan NTE’ler, yaygın kullanılan ancak ikame malzemeleri sınırlı olan malzemelerdir. Bunun nedeni ise 17 elementten[6]   oluşan NTE’lerin “Nadir” olarak adlandırılmalarının da sebebini oluşturan doğada az bulunmalarından ziyade  son derecede dağınık olmaları  ve işlenmelerinin zor olmasıdır. [7]

Diğer taraftan ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun açıkladığı verilere göre, nikel ve lityum gibi kritik mineraller de dahil olmak üzere, günümüzde yaklaşık 50 KM’nin stratejik açıdan büyük bir öneme sahip olduğu düşünülmektedir. [8]   Her ne kadar ilk bakışta Ulusal Enerji Planı ile NTE arasında doğrudan bir bağlantı yokmuş gibi görünse de yenilenebilir enerji, batarya teknolojileri ve elektrikli araçlar gibi sektörlerde NTE’lerin kilit bir rol oynadığı unutulmamalıdır. Cep telefonlarından savunma sanayisindeki füzelere kadar birçok kritik sektörde rol oynayan bu elementler üzerindeki küresel rekabet gün geçtikçe artmaktadır.

Ancak burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, KM ve NTE’lerin sadece elektronik ve sanayi alanlarında değil, aynı zamanda yeşil enerji dönüşümü için de kritik bir öneme sahip olmasıdır. Özellikle rüzgâr türbinlerinin mıknatıslarında, elektrikli araç bataryalarında, güneş panellerinde ve enerji depolama sistemlerinde bu elementlerin büyük bir rol oynadığı unutulmamalıdır. Ayrıca Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) özellikle lityum, nikel, kobalt ve grafitin enerji yoğunluğu ve bataryalar açısından son derece kritik olduğuna dikkat çeker.[9]

Peki, Ukrayna neden önemli? Bahsi geçen mineralden 22’sinin yataklarının Ukrayna’da bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla, Trump’ın Ukrayna hamlesi önemli bir adım olmuştur. Bölgede barışın sağlanması noktasında atılacak adımların bir pazarlık haline geleceği ise şüphesizdir.

En kritik soru şu: Trump neden bu elementlere odaklandı ve bunun enerji alanındaki etkisi nedir? Bilindiği üzere, Çin’in NTE açısından hammadde pazarındaki hakimiyeti söz konusudur. Bu durumu birkaç açıdan ele almak gerekir. NTE ve KM konusundaki durum, özellikle AB yeşil enerji geçişini yavaşlatma riskini artırmaktadır. Tedarik sıkıntıları, AB’nin Rusya’ya uyguladığı enerji yaptırımlarıyla birlikte alternatif yeşil enerji seçeneklerini riske atabilir.

Bununla birlikte, değerli madenlerin enerji depolama sistemleri için sahip olduğu önem nedeniyle, bu elementler enerji alanında daha da kritik hale gelirken özellikle AB, yeşil enerji ve enerji depolama konusunda Çin’i en büyük engel ve rakibi olarak görmektedir.

Esasında, bu durum ABD’nin LNG politikası açısından avantaj sağlayabilir. Ancak, ABD’nin de yeşil enerji kartı olduğu unutulmamalıdır. Trump yönetimi, bir yandan fosil yakıt üretimini artırarak enerji alanında küresel etkisini genişletmek isterken, diğer yandan nadir toprak elementleri üzerinden yeşil enerji stratejisinde söz sahibi olmayı da hedefleyebilir.

İkinci konu, Trump’ın Çin’e başlattığı gümrük vergisi savaşlarının aslında kendisine dönen bir bumerang etkisi yaratmasıdır. Pekin, nadir metallere yönelik ek ihracat kontrolleri uygulama kararını duyurarak, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu tarafından kritik mineraller olarak görülen tungsten, tellür, bizmut, molibden ve indiyum gibi madenleri de hedef almıştır.[10] Nitekim, 2023 yılı verileri  üzerinden UEA’a göre, Çin’in sahip olduğu NTE rezervleri küresel ölçekte %87’lik bir paya sahipti.[11] Bu açıdan bakıldığında, Trump, yeşil enerji başta olmak üzere elektrikli araçlar için en kritik bileşenlerden biri olan bu elementleri Çin karşısında kontrol etmek istemektedir. Ancak, NTE’ye sahip olmak ve işlemek çevresel maliyetler doğurmaktadır. Bu elementlerin işlenmesi sırasında temiz teknolojilerin geliştirilmesi büyük önem taşısa da, yakın gelecekte bunun ne kadar mümkün olduğu tartışmalıdır. Zaten, Trump’ın enerji ve sondaj politikalarındaki çevre ve iklim konularına yaklaşımı ortadadır. Özellikle Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi[12], bu politikanın en net göstergesi olmuştur.

Sonuç olarak, Trump’ın temel yaklaşımı, Ukrayna ekseninde her anlamda kazanç sağlamak olacaktır. Bu, AB’nin yeşil enerji ve enerji depolamada kritik gördüğü NTE’leri kendi tekelinde toplayarak süreci adeta bir enerji yarışına dönüştürmek anlamına gelmektedir. Bu nedenle, Trump, kendi topraklarında başlattığı agresif enerji sondajı politikalarını dış politikasında da sürdürerek, Ukrayna özelinde agresif bir NTE çıkarma stratejisine dönüştürme yolunda ilerlemektedir. Bu yaklaşım, yalnızca ABD’nin enerji alanında değil, aynı zamanda küresel madencilik sektöründe de elini güçlendirecektir. Trump yönetimi, bu politikalarla Çin’in NTE üzerindeki hakimiyetine ticaret savaşları alanında bir darbe indirme ya da en azından elini zayıflatma amacındadır. Kısacası, “Ne olursa olsun, ama Çin’e olsun” yaklaşımı burada da kendini göstermektedir.

[1] Doç. Dr. Kırıkkale üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü, mervesuna@kku.edu.tr

[2] https://climatepower.us/research-polling/big-oil-spent-450-million-to-influence-trump-the-119th-congress/

[3] https://www.timesofisrael.com/the-man-with-the-plan-dc-prof-sent-trump-gaza-relocation-development-study-in-july/

[4] https://www.houstonchronicle.com/politics/article/texas-lng-trump-trade-tariffs-20146423.php

[5] https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kuresel-ekonomi/cin-enerji-ve-kritik-minerallere-nisan-aldi-55270/

[6] https://www.iisd.org/publications/brief/critical-minerals-primer?gad_source=1&gclid=CjwKCAiA8Lu9BhA8EiwAag16bxB2A0ePwBzIwqK98_03orz72TRmZMc6TkNdIiZOkhFupcTMkybsDBoCoGQQAvD_BwE

[7] https://enerji.gov.tr/infobank-naturalresources-rareearthelements

[8] https://www.reuters.com/markets/commodities/what-are-ukraines-critical-minerals-why-does-trump-want-them-2025-02-12/

[9] https://www.iea.org/reports/the-role-of-critical-minerals-in-clean-energy-transitions

[10] https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kuresel-ekonomi/cin-enerji-ve-kritik-minerallere-nisan-aldi-55270/

[11] https://www.voaturkce.com/a/dunya-temiz-enerjiye-gecis-surecinde-cin-in-nadir-toprak-elementleri-uzerindeki-egemenligini-kirma-mucadelesi-veriy%C4%B1r/7209892.html

[12] https://www.dailysabah.com/opinion/op-ed/where-will-trumps-strategy-lead-energy-security-or-global-destruction

Çok Okunanlar

Exit mobile version