Diplomasi

Türkiye, Kırgızistan’daki askeri varlığını artırıyor

Yayınlanma

Ankara ve Bişkek, savunma alanındaki işbirliğini genişletmeye hazırlanıyor. Özellikle askeri amaçlı ürünlerin ortak üretimi ve üçüncü ülkelere ihracatı gündemde. Kırgızistan’ın savunma sanayii potansiyelini artırmayı amaçlayan anlaşmanın onaylanmasına ilişkin yasa tasarısı parlamentoya sunuldu.

Kırgızistan ile Türkiye, savunma sanayii alanında işbirliği anlaşması imzaladı. Bu belgenin Kırgızistan parlamentosu tarafından onaylanması gerekiyor. Gerekçe notunda, bu anlaşmanın Kırgızistan’ın savunma sanayii potansiyelini artırmayı amaçladığı belirtiliyor.

Anlaşma, savunma sanayii ürün ve hizmetlerinin geliştirilmesi, doğrudan tedariki ve üçüncü ülkelere satışı, çeşitli platform ve sistemlerin onarımı, teknik bakımı ve modernizasyonu, ayrıca teknoloji transferi ile ülkeler arasında eğitim işbirliğini öngörüyor.

Projenin finansmanının, ulusal mevzuatlara uygun olarak her iki tarafça da sağlanması öngörülüyor.

Bunun yanı sıra, Bişkek’te iki taraflı Kırgız-Türk yatırım fonu kuruluyor. Bu durum, Kırgızistan ve Türkiye’nin, genel merkezi Bişkek ve Ankara’da bulunan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çerçevesinde ikili ticari ve iktisadi işbirliğini geliştirmeyi ciddiye aldığını gösteriyor.

Ankara, Kırgızistan’ın Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan ile sınır komşusu olması ve ülke topraklarından Çin’e boru hatlarının geçmesi nedeniyle, cumhuriyetle sadece ticaretle değil, aynı zamanda askeri-teknik ve savunma-stratejik işbirliğiyle de ilgileniyor.

Ayrıca Ankara, cumhuriyette “TDT hattı üzerinden” de varlık göstermek istiyor. Askeri-teknik işbirliği alanında Türkiye, Kırgızistan’a savunma amaçlı silahlar tedarik etmeye hazır. Özellikle devlet sınırlarının korunması için Bayraktar insansız hava araçları. Bu araçlar, Tacikistan hariç Orta Asya ülkelerinin ordularının envanterinde bulunuyor.

Kırgızistan, son iki buçuk yılda silah ve malzeme-teknik tedariki için 1,3 milyar doların üzerinde harcama yaptı.

Bazı bilgilere göre, Türkiye Cumhuriyeti, Kırgızistan’a ordu birlikleri için hafif silah ihracatına devam ediyor.

Türkiye, Kırgızistan aracılığıyla, İslam inancına sahip Uygurların yaşadığı ÇHC’nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne de ilgi gösteriyor.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Kasım 2024’te Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkeye yaptığı ziyaretin ardından, Bişkek ve Ankara arasındaki ilişkilerin “kapsamlı stratejik ortaklık” düzeyine ulaştığını belirtti. Bunun sonucunda taraflar, savunma alanında işbirliğinin genişletilmesine ilişkin anlaşma da dahil olmak üzere bir dizi anlaşma imzaladı.

Ankara’nın Orta Asya’daki nüfuzunu güçlendirme konusundaki kapsamlı stratejisi, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulmasıyla başladı. Türkiye, işbirliğinin eğitim, kültür, ekonomi ve şimdi de askeri boyutlarını kapsayan karmaşık bir yaklaşım kullanıyor.

Özellikle Türkiye; Türkmenistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Gürcistan demiryollarını kendi ulaşım ağına bağlayacak bir demiryolu ulaşım koridorunun kullanımını değerlendiriyor.

Bunun yanı sıra Türkiye, Çin ile birlikte tüm Türk dünyasını birleştiren Trans-Hazar ulaşım güzergahı projesini hayata geçiriyor. Bu, Ankara’nın hammadde ithalatını ve sanayi ürünleri ihracatını artırmasına olanak sağlayacak.

Fakat bu projenin hayata geçirilmesi, hem ekonomi ve lojistik alanında hem de kritik öneme sahip altyapı tesislerinin korunması konularında çabaların koordinasyonunu gerektirecek; bu da terörle mücadele, dış müdahaleye karşı koyma ve siber güvenlik alanlarında koordinasyonun güçlendirilmesi anlamına geliyor.

Bölge ülkeleri, özel kuvvetlerin eğitimi de dahil olmak üzere düzenli ortak tatbikatlar düzenliyor. Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Kosova, Özbekistan, Bosna Hersek ordularının katıldığı “Kış-2025” manevraları 20 Ocak-7 Şubat tarihleri arasında Türkiye’nin Kars şehrinde gerçekleştirildi.

Türkiye, bu yılın Ocak ayında Kazakistan ile de benzer bir askeri işbirliği anlaşması imzaladı.

Rusya Bilimler Akademisi (RAN) Şarkiyat Enstitüsü Yakın ve Post-Sovyet Doğu Bölümü Araştırmacısı Razil Guzayerov, İzvestiya‘ya yaptığı açıklamada, Türkiye’nin eylemlerinin, Ankara’nın rolünü artırmak ve liderliğini pekiştirmek istediği Türk dünyasına yönelik stratejisiyle uyumlu olduğunu belirtti.

Siyaset bilimci, “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin 2021’de Türk Devletleri Teşkilatı’na dönüştürülmesiyle, örgütün faaliyetlerinde yeni bir aşama başladı. Devletler birçok alanda daha yakın işbirliğine geçti. Ayrıca, üye devletlerin daha yakın entegrasyonunu öngören ‘Türk Dünyası Vizyonu 2040’ yol haritası da kabul edildi,” dedi.

Uzman, etkileşimdeki artışın büyük bölümünün sosyal alanda gerçekleştiğini de ekledi.

Uzman, “Örneğin, kitapların birleştirilmesi ve yayınlanması, ortak bir Türk alfabesi oluşturulması, festivaller ve bilimsel etkinlikler düzenlenmesi gibi. Ancak, TDT zirvelerinde devlet başkanlarının konuşmalarına bakılırsa, devletler giderek ekonomik etkileşimi ve güvenlik alanında işbirliğini derinleştirme ihtiyacını dile getiriyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Guzayerov’a göre, örgüt düzeyinde bu işbirliği alanı hızlı gelişmiyor ve TDT üyelerinden ciddi çaba gerektiriyor.

Analist, “Türkiye, Türk ülkeleriyle sadece TDT çerçevesinde çalışmıyor. Ankara’nın stratejisinde ikili ilişkiler düzeyinde etkileşim önemli bir rol oynuyor. İlişkilerin farklı formatlarda bu paralel gelişimi, Türkiye’nin bölgedeki varlığını güçlendirmeli ve bölgesel lider statüsünü pekiştirmeli,” diye konuştu.

Guzayerov, Kırgızistan ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmaların Ankara’nın bu yöndeki belirli başarılarını gösterdiğine inanıyor.

Guzayerov, Türkiye ve Kırgızistan cumhurbaşkanları Erdoğan ve Caparov’un Kasım 2024’te güvenlik, enerji, eğitim, sağlık ve kültür alanlarında bir dizi anlaşma imzaladığını hatırlattı.

Siyaset bilimci, “Şu anda imzalanan belgelerin kademeli olarak hayata geçirildiğini görüyoruz. Türkiye’nin gelişen savunma sanayii için yeni pazarlar arayışı açısından, Türk ülkeleri ve özellikle Kırgızistan ile savunma sanayii alanındaki ilişkilerin geliştirilmesi gerekiyor,” değerlendirmesini yaptı.

Uzman, Kırgızistan’ın daha önce Tacikistan ile sınır çatışması sırasında kullandığı Türk silahları satın aldığını belirtiyor.

Uzman, Kırgızistan’daki işletmenin Türkiye tarafından askeri ürünlerin ve bölgedeki diğer ülkelere satışını sağlayacak bölgesel bir merkez olarak değerlendirilmesinin muhtemel olduğunu düşünüyor.

Uzman, “Türkiye öncelikle, daha güncel hale gelen ancak ihracatçı sayısı hala sınırlı olan insansız hava araçları nişini doldurmaya çalışıyor. Ancak ortak üretim, ülkeler arasındaki ilişkileri zaten yeni bir düzeye taşıyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Analiste göre, öncelikle Türk silahlarının NATO standartlarına göre üretilmesi ve dolayısıyla ortak girişimin de bu standartlara göre çalışacak olması sorusu ortaya çıkıyor; bu da Kırgızistan askeri alanının belirli alanlarda ittifakın gereksinimlerine kademeli olarak yeniden yönlendirilmesi anlamına geliyor.

Siyaset Bilimi Doktoru, Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Yakın ve Post-Sovyet Doğu Bölümü Başkanı Vladimir Avatkov ise gazeteye verdiği demeçte, Erdoğan’ın Caparov ile görüşmesinin ardından Türkiye’nin Kırgızistan’ın 62.3 milyon dolarlık dış borcunu sildiğini belirtti.

Bunun üzerine Caparov, Türkiye ile Kırgızistan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine katkılarından dolayı Erdoğan’a 1. derece Manas Nişanı takdim etti.

Siyaset bilimci, “Ancak Ankara borcu öylece silmedi, yeşil ekonomi projeleri karşılığında sildi. Aynı zamanda Türkiye’de fiyatlar artıyor ve ekonomik durum ideal olmaktan uzak olmaya devam ediyor. Ancak jeopolitik açıdan verimli stratejik toprakları ele geçirmek için neler yapılmaz ki,” diye vurguladı.

Uzman, bu tür borç silmelerinin zaten eleştirilen elit için çok da kârlı olmayabileceğini düşünüyor. Aynı zamanda uzman, Rusya’nın Orta Asya ülkelerinde çeşitli alanlara aktif olarak yatırım yaptığını vurguladı.

Analist, “Rusya ile Kırgızistan arasındaki etkileşim tüm yönlerde ilerliyor. Geleneksel olarak bunların başlıcaları enerji ve eğitim. Rusya, Türkiye’den çok daha fazla kaynak ayırıyor, ancak Türkler PR yapmayı ve lobi oluşturmayı biliyor, peki biz?” diyerek sözlerini tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version