Asya
USAID’in kapanmasıyla Orta Asya’da yeni dönem
ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın (USAID) faaliyetlerini durdurmasıyla Orta Asya ülkelerine yönelik finansman kesildi. Bu durum, bölgede Rusya ve Çin’in etkisini artırabilir.
ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), faaliyetlerini durdurarak son zamanlarda ABD ve Avrupa Birliği’nin (AB) aktifleştiği Orta Asya ülkelerine yönelik finansmanı kesti.
Bölge ülkeleri 30 yıldır sosyal, eğitim, medya ve sağlık projeleri için bu ajans aracılığıyla fon alıyordu.
Bu durum, Batılı ülkelerin bölgeden uzaklaştırmaya çalıştığı Rusya ve Çin’in etkisini artırabileceği belirtiliyor.
ABD Hükümet Verimliliği Departmanının (DOGE) başındaki milyarder Elon Musk, USAID’in tasfiye sürecinde olduğunu belirterek, “Bu çürük bir elma değil, kurtçuk yığını… Elma yok, bu yüzden her şeyden kurtulmak gerekiyor,” dedi.
Musk, USAID’in kurtarılamayacağını belirtmiş, ajansı biyolojik silah geliştirme çalışmalarını finanse etmekle suçlamış ve USAID güvenlik şeflerinin Musk’ın kurumuna gizli bilgi vermeyi reddettiği de ortaya çıkmıştı.
Donald Trump yönetiminin yardım programlarını dondurmasının ardından USAID’in internet sitesi ve X sosyal medya hesabı da çalışmayı durdurdu.
Demokratlar, ABD başkanının ajansın çalışmalarını Dışişleri Bakanlığı’na devretmesinden veya tamamen ortadan kaldırmasından endişe duyuyor.
Demokratlara göre, başkanın kongre tarafından finanse edilen ve ulusal güvenlik için hayati öneme sahip bir ajansı kapatma yetkisi bulunmuyor.
Trump, göreve başlama gününde USAID’in uluslararası yardım programlarını 90 gün süreyle donduran bir kararname imzalamıştı.
Ardından Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Dışişleri Bakanlığı ve USAID’in programları yeniden gözden geçirilene kadar dış yardım sağlamasını yasaklayan bir direktif yayımladı.
Daha önce ABD’den gelen dış yardımların yaklaşık yüzde 90’ı bu iki kurum tarafından sağlanıyordu.
Alınan önlemlerin, USAID’in küçültülmüş bir versiyonunun oluşturulmasına işaret edebileceği belirtiliyor. Ajansın resmen kaldırılması için kongrenin onayı gerekiyor; aksi takdirde ajansın faaliyetleri önemli ölçüde azalabilir ve bağımsız karar alma yeteneğini kaybederek daha da politikleşebilir.
USAID, Orta Asya’da 30 yıldır sosyal, eğitim, medya, sağlık ve kamu yönetimi alanlarındaki projeleri finanse ediyordu.
Son zamanlarda ABD ve AB, Rusya ve Çin’i bölgeden uzaklaştırmak amacıyla Orta Asya ülkeleriyle yakınlaşmaya çalışıyordu.
Trump yönetiminden önce Washington’da, G7 ülkelerinin bölgedeki altyapı projelerinin geliştirilmesine 200 milyar dolara kadar yatırım yapmaya hazır olduğu belirtilmişti.
ABD de Orta Asya ülkelerinde yeni iş olanakları yaratmak için aynı miktarda kaynak ayırmaya hazırdı.
2023’te Washington, “Orta Asya’da demokrasinin geliştirilmesi” için 6 milyon dolar ayırırken, sivil toplum kuruluşlarına verilen hibeler 10 bin dolardan 50 bin dolara kadar değişiyordu.
Ayrıca kamuoyu liderleri, blog yazarları ve gazetecilerin desteklenmesine de önemli miktarda kaynak ayrılıyor.
Eski ABD Dışişleri Bakanlığı Güney ve Orta Asya İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Donald Lu, Washington’ın “Güney ve Orta Asya’da önemli bir mücadele yürüttüğünü” belirtmişti.
Lu, “Bu, Çin Halk Cumhuriyeti ile rekabet etme, Rusya ve Çin’in dezenformasyonuna karşı koyma ve terör faaliyetlerini önleme mücadelesidir,” diye eklemişti.
ABD, bölgedeki etkisini sözde “yumuşak güç” aracılığıyla, yani toplumun nasıl olması gerektiğine dair kendi fikirlerini yayarak güçlendirmeye çalışıyordu.
Bu amaçla çeşitli sivil toplum kuruluşları, kültürel ve eğitim projeleri ile medya kuruluşları kullanılıyordu. Önceki ABD yönetimi, nadir toprak metallerinin çıkarılması ve işlenmesi, ulaşım ve lojistik, tarım ürünleri üretimi ve temiz enerji ile ilgili projeleri görüşüyordu.
ABD ve AB ayrıca, Çin’den AB ülkelerine Orta Asya, Kafkaslar, Türkiye ve Doğu Avrupa üzerinden konteyner demiryolu taşımacılığı ağlarını birbirine bağlayan Trans-Hazar Uluslararası Ulaşım Koridoru (Orta Koridor) ile de yakından ilgileniyordu.
Bölge ülkeleri, ABD’den ulaşım altyapısına aktif yatırımlar alsaydı, Rusya ile olan etkileşimleri en aza indirilebilirdi ve Moskova önemli miktarda yük taşımacılığı ve diğer işbirliği olanaklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilirdi.
Mevcut durumda, USAID’in ayrılmasından sonra Orta Asya’da ortaya çıkan boşluğu diğer aktörler doldurabilir.
Özellikle Çin Halk Cumhuriyeti, bölgedeki eğitim programlarına aktif olarak yatırım yapıyor. Rusya, kültürel işbirliğini genişleterek ve siyasi bağları güçlendirerek etkisini artırabilir. Moskova, Orta Asya ülkelerinin çıkarlarını göz önünde bulunduran alternatifler sunarsa bu mümkün olabilir.
İzvestiya gazetesine konuşan Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Yakın ve Post-Sovyet Doğu Bölümü’nden Razil Guzayerov, Batı’nın Rusya ile işbirliğinin önemini anlayan Orta Asya ile uzun süredir ilgilendiğini ve bölge devletlerini kendi tarafına çekmeye çalıştığını belirtti.
Guzayerov, “Batılı politikacıların temel amacı, Orta Asya ülkelerini ikincil yaptırım tehdidi altında Rusya karşıtı yaptırımlara uymaya ikna etmekti. Fakat Batı, Rusya ve Orta Asya arasındaki bağların tamamen kopmasını sağlayamadı. Aksine, ticari ilişkiler giderek artıyor,” dedi.
Kazak-Alman Üniversitesi’nden Profesör Rüstem Burnaşev ise gazeteye verdiği demeçte, Orta Asya ülkelerinin USAID aracılığıyla iktisadi, siyasi ve sosyal projeler de dahil olmak üzere birçok alanda finansman sağladığını söyledi.
Burnaşev, “ABD’den gelen finansman her zaman çok ciddi bir ideolojik yüke sahipti. Bu, sosyal ve siyasi alan. Finansman, bölge ülkelerindeki sınırlı bir grup insanı ilgilendiriyordu, bu nedenle değişikliğin nüfus arasında herhangi bir tepkiye neden olduğunu söyleyemeyiz. Sadece bu yardımla bağlantılı olanlar veya siyasi ve sosyal süreçleri inceleyenler etkilendi,” diye konuştu.
Bununla beraber Burnaşev, USAID’in geleceği hakkında henüz net bir şey olmadığını da sözlerine ekledi.
“Burada bir ikame olamaz, zira ideolojik bir yük var. Bu, Rusya ve Çin’in politikalarıyla oldukça ciddi bir şekilde çatışıyor,” diyen uzman ne Çin Halk Cumhuriyeti ne de Rusya’nın bu şekilde davranmayacağını, zira bunun kendi düşünceleriyle örtüşmediğini vurguladı.
Burnaşev, “ABD’deki bu eğilimler devam ederse veya artarsa, bu destek segmenti çok ciddi bir şekilde dönüşecektir. Bölge ülkelerinin Çin ve Rusya ile olan ekonomik bağları temel. Rusya’ya uygulanan yaptırımlar bile etkili olsa da etkileri sınırlı. Orta Asya ülkelerinin Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu ile olan etkileşimi son üç yılda zayıflamadı. Biraz değişti ve bazı alanlarda daha da güçlendi,” diyerek sözlerini tamamladı.