Rusya

Valday Forumu: Büyük güçler anarşide nasıl ayakta kalır?

Yayınlanma

Valday Tartışma Kulübü toplantısında bir araya gelen uluslararası uzmanlar, küresel sistemdeki süper güçlerin hayatta kalma stratejilerini ve güç dengesini tartıştı. Chicago Üniversitesi’nden Profesör John Mearsheimer, anarşik düzende varlığı korumanın tek yolunun göreli gücü en üst düzeye çıkarmak olduğunu söyledi.

Rusya’da düzenlenen Valday Tartışma Kulübü toplantısında süper güçlerin hayatta kalma stratejileri ele alındı.

“Jeopolitik Yeniden Paylaşım: Barışın Güvencesi ya da Savaşın Teminatı Olarak Güç” başlıklı oturumda konuşan Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü John Mearsheimer, uluslararası anarşi koşullarında Rusya, Çin ve ABD gibi süper güçlerin varlığını sürdürebilmesinin en iyi yolunun askeri ve ekonomik gücü artırmak olduğunu savundu.

Oturumda Mearsheimer, her devlet için temel önceliğin hayatta kalmak olduğuna dikkat çekti.

Uluslararası sistemde üst bir otoritenin yer almadığını belirten Mearsheimer, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Her devlet hayatta kalmak ister, çünkü hayatta kalmak bir numaralı hedeftir. Sözlerimi ana fikrime dönerek noktalayayım: Uluslararası anarşi koşullarında faaliyet yürüttüğünüzü, yani en üst bir otoritenin bulunmadığını asla unutmayın. Bu gerçeği gördüğünüz an, hayatta kalmanın en iyi yolunun göreli gücünüzü en üst düzeye çıkarmak olduğunu kavrarsınız. Göreli güç kavramı, güç dengesiyle eş anlamlıdır. Sistemde büyük bir güç yer alıyorsa güç dengesi muazzam bir önem kazanır; çünkü güç, hayatta kalmanın anahtarıdır.”

Dünyada gerçek anlamda yalnızca üç büyük gücün var olduğunu dile getiren Mearsheimer, bu ülkeleri ABD, Çin ve Rusya olarak sıraladı.

Hindistan’ın devasa nüfusuna rağmen yeterli ekonomik zenginliğe sahip olmadığı için bu kategoride yer almadığını söyleyen profesör; kalabalık nüfus ile büyük ekonomik kaynakların askeri gücün temelini oluşturduğunu kaydetti.

ABD ile Çin arasındaki rekabetin yalnızca askeri alanda değil, teknoloji sahasında da sürdüğünü belirten Mearsheimer; yapay zeka ve diğer ileri teknolojilerdeki yarışın günümüz dünyasında hem serveti hem de askeri kapasiteyi belirlediğini vurguladı.

Prof. Mearsheimer: Trump Ukrayna savaşını bitirmek istiyor ama tecrübesi yok

Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Dünya Askeri Ekonomisi ve Stratejisi Enstitüsü Bilimsel Danışmanı ve Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC) Başkanı Dmitriy Trenin de tartışmada Rusya’nın büyük güç kimliğini korumak zorunda olduğunu, aksi takdirde hayatta kalamayacağını belirtti.

Trenin, ABD’nin küresel liderliğini sürdürüp sürdüremeyeceği meselesine işaret ederek, tüm insanlığın geleceğinin bu dengeye bağlı olabileceğini söyledi.

Güç ile hayatta kalma kavramlarının kendine özgü bir ilişki taşıdığını ifade eden Trenin, Batı siyaset bilimindeki teorilerin Rusya’daki gerçeklikle tam örtüşmediğini aktardı. Ülkesinin geçmişine değinen Trenin, “Rusya, 100 yıldan kısa bir sürede iki kez hayatta kalma riskiyle karşı karşıya kaldı. Devlet önce 1917’de, ardından 1991’de çöktü. Bir kez daha çökmeyeceğinin garantisi yok” dedi.

Trenin, Sovyet ordusunun 1991 yılında gücünün zirvesinde yer almasına karşın bu askeri kudretin SSCB’yi dağılmaktan kurtaramadığını hatırlattı.

Kudretin yalnızca askeri güçten ibaret olmadığını vurgulayan Trenin, şair Aleksandr Puşkin’in altın ile çelik arasındaki çekişmeyi anlatan mısralarını gündeme getirdi.

Trenin ayrıca, “Altın yüklü bir eşek her kaleyi fethedebilir” sözüne atıf yaptı. Rus analist, ülkenin bekasının diğer devletlerle kurulan ilişkilerden ziyade Rusya’nın kendi iç dinamiklerine ve iç durumuna bağlı olduğu sonucuna vardı.

İngiliz diplomat ve Conflicts Forum adlı sivil toplum kuruluşunun kurucu direktörü Alastair Crooke ise oturumda askeri kuvvetin nüfuzun yalnızca bir boyutunu teşkil ettiğini savundu.

Filistinlileri örnek gösteren Crooke, halkın kendi medeniyet fikri, yaşam tarzı ve dünya görüşü uğruna canlarını feda ettiğini dile getirdi.

Diplomat, Filistinlilerin ciddi bir askeri güçleri olmasa dahi egemenlik mücadelelerinde sadece tank, para ya da savaş uçağı sayısına değil, farklı güç unsurlarına dayanarak destek topladıklarını ifade etti.

Gelecekte medeniyetler arasında bir uzlaşmayı yansıtacak “güçler ahengi” sisteminin doğabileceğini belirten Crooke, bu düzende devletlerin egemenliklerini koruyacağını ve kendi öz medeniyetlerinden vazgeçmeyeceğini dile getirdi.

İngiliz diplomat, mevcut Birleşmiş Milletler mekanizması dahil olmak üzere eski uluslararası yapıların mutlaka dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Daha önce Politico dergisinde yer alan analizde, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin liderliğinde küresel bir düzenin inşasını engellemek amacıyla Rusya ile ilişkileri geliştirme arayışında olduğu aktarılmıştı.

Trump ise Washington ile Pekin’in ortaklaşa büyük işler başarabileceğini dile getirmiş, Çin’e yaptığı resmi ziyaret sonrasında Devlet Başkanı Şi Cinping’i “büyük bir lider” olarak tanımlamıştı.

Hong Kong Çin Üniversitesi Kamu Politikası Okulu Dekanı Cıng Yonnian, göreli gerilemesine rağmen ABD’nin küresel hegemonyasını koruduğunu, Washington’ı hafife almanın ölümcül bir hata doğuracağını vurgulamıştı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Çin’i ülkesi için en büyük jeopolitik meydan okuma olarak nitelemiş, ancak Pekin ile ilişkilerin Washington için en kritik dosyalardan biri olduğunu kaydetmişti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version