Diplomasi

Varoufakis: Uluslararası hukuk şirketleşiyor, Filistin ‘sahipsiz toprak’ sayılıyor

Yayınlanma

Eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Donald Trump’ın hamleleriyle Birleşmiş Milletler’in işlevsizleşeceğini ve uluslararası hukukun yerini özel şirketlerin alacağını ifade ett.i Varoufakis, “Barış Kurulu” adı verilen bu yeni yapının, Filistin meselesini “tarihin sonu” teziyle silerek bölgeyi sömürge dönemindeki gibi “sahipsiz toprak” statüsüne indirgeyeceği uyarısında bulundu.

Eski Yunanistan Maliye Bakanı ve DiEM25 kurucusu Yanis Varoufakis, Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen’e verdiği mülakatta, küresel siyasetin geleceğine dair karamsar bir tablo çizdi.

Varoufakis, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilan ettiği “Barış Kurulu” yapısının, Birleşmiş Milletler’i (BM) fiilen ortadan kaldıracağını ve uluslararası ilişkilerde devlet egemenliğinin yerini şirketlerin alacağını ifade etti.

Varoufakis, bu süreci 17 Kasım 2025 tarihli varsayımsal bir BM Güvenlik Konseyi kararı üzerinden kurgulayarak, bu adımın BM’nin “kendi kendini feshetmesi” anlamına geleceğini belirtti.

Varoufakis, Trump’ın kurduğu yapının tehlikelerine dikkat çekerek, “Geleceğin tarihçileri, Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararla Barış Kurulu’nu ve onun sahibi ile başkanı olarak Donald Trump’ı onayladığı günü hatırlayacaktır. Güvenlik Konseyi’nin bu onayı, tarihe Birleşmiş Milletler’in sonu olarak geçecek” diye konuştu.

“Filistin meselesinde tarih sıfırlanıyor”

Varoufakis, Trump’ın planının özellikle İsrail-Filistin çatışmasında köklü bir değişikliğe yol açacağını ve mevcut uluslararası hukuk müktesebatını yok sayacağını vurguladı.

BM’nin on yıllardır süregelen “kurumsal hafızasının” ve iki devletli çözüm parametrelerinin silineceğini belirten Varoufakis, bu yeni sürecin Benjamin Netanyahu’nun siyasi kariyerini kurtarmaya yönelik bir hamle olduğunu ifade etti.

Varoufakis, “Bu karar, İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin tarihin sonunun ilanıdır. Trump devreye giriyor, bir ateşkes dayatıyor ve uluslararası hukukun tamamen dışında, işgal altındaki toprakların tarihini yok sayan bir Barış Kurulu kavramını getiriyor. Saati 1945’e, 1948’e, hatta daha öncesine sıfırlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Gazze’nin statüsünün sömürgecilik dönemindeki hukuk dışı kavramlarla yeniden tanımlandığını savunan Varoufakis, şu ifadeleri kullandı:

“Gazze artık Filistinlilere ait değil. Kararda Filistinliler yok, onlar mevcut değil. Sanki orası bir ‘Terra Nullius’ (sahipsiz toprak). Bu terimi özellikle kullanıyorum çünkü Terra Nullius, Avrupalı sömürgeci güçlerin yüzyıllar önce Avustralya, Yeni Zelanda veya Kenya’yı işgal ederken kullandıkları hukuki bir kılıftı. Sömürgecilerin ilk yaptığı şey, o toprakların halkı, tarihi ve sahibi olmadığını iddia etmekti.”

“Barış Kurulu”: Trump’a Gazze’de diktatörlük yetkileri

“Devletlerin yerini şirketler alıyor”

Mülakatta, Trump’ın çevresindeki teknoloji milyarderlerinin ve “tekno-feodal” yapıların devletin rolünü üstlenmeye hazırlandığına işaret eden Varoufakis, bu durumun sömürgecilik tarihinin bir tekerrürü olduğunu belirtti.

Varoufakis, Doğu Hindistan Şirketi (East India Company) örneğini vererek, sömürgeciliğin devletlerle değil, şirketlerle başladığını hatırlattı.

Varoufakis, “Peter Thiel ve etrafındaki teknoloji lordlarını dinlerseniz, gelecek vizyonlarının devletin yerini şirketlerin alması üzerine kurulu olduğunu görürsünüz. Şirketlere ait şehirlerden bahsediyorlar; bu şehirlerde yönetim kurulu üyeleri istediklerini yapmakta özgür olacak. Honduras’ta bunu denediler, şimdi şehirlerimizi ve devletlerimizi dönüştürmek istiyorlar” dedi.

Trump’ın “Barış Kurulu” üyeliği için milyar dolarlık katılım payı talep etmesini de bu şirketleşme mantığıyla açıklayan Varoufakis, “Bu, Doğu Hindistan Şirketi’nin kuruluşuna benziyor. İş insanları bir araya geldi, paylarını koydu ve Hindistan’ı, ardından Endonezya’yı işgal etti. Trump ve etrafındaki teknokratlar dünyayı böyle hayal ediyor” ifadelerini kullandı.

Venezuela’daki Silikon Vadisi komplosu

“Avrupa ve Kanada ikiyüzlülük içinde”

Batılı devletlerin bu yeni düzene karşı tutumunu eleştiren Varoufakis, Avrupa ülkeleri ve Kanada’nın Trump’ın politikalarına boyun eğdiğini belirtti.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve eski İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mark Carney gibi isimlerin liberal değerleri savunan söylemlerinin “ikiyüzlülükten ibaret” olduğunu öne süren Varoufakis, bu aktörlerin uluslararası hukukun çöküşüne zemin hazırladığını belirtti.

Varoufakis, “Fransızlar ve İngilizler bunu kabul etti çünkü onlara göre bu, Orta Doğu’daki esmer insanları ilgilendiren bir sorundu. Ancak şimdi Barış Kurulu’nun sadece Gazze ile ilgili olmadığını, her şeyi kapsadığını anlıyorlar. Trump Grönland’dan bahsediyor, yarın Kanada’dan bahsedecek” uyarısında bulundu.

Varoufakis, Trump’ın ekonomi politikalarının Amerikan kapitalizminin iç dengelerini de değiştirdiğini analiz etti.

“Tekno-feodalizm” kitabına atıfta bulunan Varoufakis, “Bulut sermayesi” (Cloud Capital) olarak adlandırdığı teknoloji devlerinin, askeri endüstriyel kompleks ile birleştiğini ve Trump’ı desteklediğini vurguladı.

Varoufakis, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Büyük teknoloji şirketleri (Big Tech) bu durumu seviyor. Palantir gibi yazılımlar Gazze ve Ukrayna’daki savaş sahalarında eğitiliyor, ardından İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi’ne satılıyor. Ancak Wall Street endişeli. Çünkü Trump, ‘Genius Yasası’ gibi hamlelerle doların özelleştirilmesinin önünü açıyor ve bankaların finansal rantlarını teknoloji şirketlerine aktarıyor.”

ABD’nin ekonomik hegemonyasını sürdürme çabalarına da değinen Varoufakis, Trump’ın Nixon dönemindeki şok doktrinini tekrarlamaya çalıştığını ancak bu kez karşısında Çin gibi güçlü bir rakip olduğunu belirtti.

Varoufakis, “Trump, müttefiklerini, Avrupa Birliği’ni ve Kanada’yı havaya uçurarak Amerikan hegemonyasını uzatmaya çalışıyor. Batı Yarımküre’yi bir bisiklet tekerleği, kendisini de merkezdeki göbek (hub) olarak görüyor; bazı jant telleri kırılsa da tekerleğin döneceğine inanıyor” diye konuştu.

Silikon Vadisi eskatolojisi – 1: Ahir zamanı beklerken

Çok Okunanlar

Exit mobile version