Avrupa
Yeni Alman hükümetinin programı netleşiyor

Almanya’nın bir sonraki hükümetine liderlik etmesi muhtemel partiler, koalisyon görüşmelerine başlarken, sığınmacıların sistematik olarak sınırdan geri çevrilmesi de dahil olmak üzere bir dizi politikanın öne çıkması bekleniyor.
Merkez sağ Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU), Bavyeralı müttefikleri CSU ve muhtemel koalisyon ortakları Sosyal Demokratlar (SPD) cumartesi günü resmi koalisyon görüşmelerine başlayacaklarını açıkladılar.
Bir sonraki muhtemel şansölye Friedrich Merz cumartesi günü yaptığı açıklamada, gayrı resmi istikşafi görüşmelerde parti liderlerinin resmi görüşmelerin temeli olarak bir dizi politika uzlaşısı belirlediğini ve bunların “çok, çok yoğun” müzakerelerin sonucu olduğunu söyledi.
CDU lideri, “Bu hiç de kolay bir iş değildi,” diye ekledi.
Euractiv tarafından görülen koalisyon ortaklarının ön politika anlaşmasına (Sondierungspapier) göre, hükümet finansmanından başlayarak her iki taraf için de “acı verici” uzlaşmalar masada. Liderler geçen hafta, mali açıdan muhafazakâr CDU’da bazılarının hoşuna gitmeyen, borçla finanse edilen öncü bir yatırım paketi planları sunmuştu.
Bunun yanı sıra göç, ekonomi ve işgücü politikasına ilişkin en tartışmalı konular da karara bağlandı. İşte şimdiye kadar üzerinde mutabık kalınan temel politikalar:
Sınır kontrolleri artırılacak
- Sınırda geri çevirmeler: Partiler, CDU’nun en tartışmalı vaatlerinden biri olan ve SPD’nin daha önce AB yasalarını ihlal ettiği için eleştirdiği, sığınma başvurusunda bulunsalar bile insanları Alman sınırından geri çevirme sözü verdi. Uzlaşma olarak, bu tür geri çevirmelerin “Avrupalı komşularla koordinasyon içinde” yapılacağı belirtiliyor ama ayrıntı verilmiyor.
- Daha fazla sınır kontrolü: Merz, Avrupa’nın pasaportsuz seyahat alanı olan Schengen kurallarından istisna olan tüm Alman sınırlarında mevcut kontrolleri “büyük ölçüde genişletme” sözü verdi.
- Çifte vatandaşlık devam edecek: Partiler, CDU’nun temel vaatlerinden biri olmasına rağmen, Alman vatandaşlığı ve çifte vatandaşlık almayı kolaylaştıran mevzuatı geri çekmeyecekler. Öte yandan çifte vatandaşlığa sahip “terör destekçileri, antisemitler ve aşırılık yanlılarının” elinden Alman vatandaşlığı alınabilir.
İktisadi büyüme hedefleri
- Büyüme taahhüdü: Liderler, iki yıldır resesyonda olan Almanya ekonomisini %1’in üzerinde bir büyüme potansiyeline geri döndürme hedefini ortaya koydu.
- Sanayinin korunması: Almanya’nın ekonomisinin amiral gemisi olan sanayi, enerji fiyatlarının sınırlandırılması, bürokrasinin azaltılması ve yurtdışında vasıflı işgücünün istihdam edilmesine yardımcı olacak bir devlet kurumu ile desteklenecek. Koalisyon, Avrupa CO2 hedeflerini ihlal eden otomotiv endüstrisine yönelik cezalardan “kaçınacak”; ama 2035’ten itibaren yeni benzinli otomobillerin satışına yönelik tartışmalı yasağın tersine çevrilmesinden söz edilmiyor.
- Vergi indirimleri: İşletmeler ve “orta sınıf” için vergi yükü vergi kanunu reformlarıyla azaltılacak.
- Daha yüksek asgari ücret: Partiler, SPD’nin önemli bir vaadi olan asgari ücretin gelecek yıl %17’lik bir artışla 12,82 avrodan 15 avroya yükseltilmesini “ulaşılabilir” buluyor.
- Amerika ile ticaret anlaşması: AB’nin Latin Amerika Mercosur bloğu ile serbest ticaret anlaşmasına verdiği bilinen desteğin yanı sıra, partiler ABD ile serbest ticaret görüşmelerini canlandırmak istiyor.
- Sosyal yardımların kısıtlanması: CDU’nun bir vaadi olarak, önceki hükümet tarafından getirilen cömert ama tartışmalı işsizlik yardımları, çalışmayı reddedenler için toplam yardım kesintileri de dahil olmak üzere yeniden düzenlenecek.
Yeşil Mutabakat tehlikede
Ne var ki anlaşmayı eleştirenler arasında, finansman paketini geçirmek için gereken üçte iki çoğunluk için desteklerine ihtiyaç duyulan Yeşiller de var.
Yeşiller eş başkanı Felix Banaszak, belgenin partiyi “destekten daha da uzaklaştırdığını” söyledi ve belgede “iklim koruma finansmanının hiçbir rol oynamamasını” eleştirdi.
Federal Meclis’in Avrupa İşleri Komisyonu’nun Yeşil Başkanı Anton Hofreiter ise, “Güvenlik politikamızdaki temel iyileştirmeler hakkında çok az şey var,” dedi.
Finansman planları bir yana, belge sadece Almanya’nın Avrupa’nın güvenliği için sorumluluğunu ve Ukrayna’ya desteğini sürdürdüğünü teyit ediyor.
Avrupa
İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.
Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.
Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.
Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.
Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.
İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.
İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.
Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.
Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler
Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.
Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.
Avrupa
Saharov Ödülü’nü UCM kazandı

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve yetkilileri, 2026 Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.
Bu ödül, insan hakları alanındaki çalışmalar için AB’nin verdiği en yüksek onur ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, perşembe günü kazananı açıkladı.
Metsola, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ayakta alkışladığı konuşmasında, “AB, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı üzerine kurulmuştur ve bu ödül, uluslararası hukuku ve adaleti korumadaki mahkemelerin önemli çalışmalarını takdir etmektedir,” dedi.
Savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan Lahey merkezli mahkeme, faaliyetlerini felce uğratma tehdidi oluşturan ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya.
Washington, en son önlemleri Ekim ayı başında, Nobel Barış Ödülü’nün, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan bir BM raporunu denetleyen mahkemenin eski yargıçlarından Navi Pillay’e verilmesinden birkaç saat sonra duyurdu.
Sosyalistler ve Demokratlar, ödülün mahkemeye siyasi destek sağlamasını umarak UCM’yi aday göstermişti.
Adaylık sürecini başlatan Fransız sosyalist Chloé Ridel, bu zaferi “tarihi” olarak nitelendirdi.
Ridel, Rapporteur’e verdiği demeçte, “Bu, Donald Trump’a gönderilen bir umut ve direniş mesajıdır. Ne kadar sürerse sürsün UCM’nin yanında olacağız,” dedi.
Perşembe sabahı Parlamento’daki siyasi grup liderleri, kazananı belirlemek üzere kapalı kapılar ardında bir araya geldiklerinde, UCM’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu düşünülüyordu.
Sonuçsuz geçen ilk turda, üç sağcı grup –Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Ulusların Avrupası (ESN)– Tanzanyalı muhalefet lideri Tundu Lissu’yu destekledi.
S&D, Renew, Yeşiller ve Sol’dan oluşan sol koalisyon ise UCM’yi destekledi. Avrupa için Vatanseverler (PfE) ise kendi adayları olan İranlı Taraneh ve Romina Rahimi kardeşlerin arkasında durdu.
PfE’nin adayı daha sonra yarıştan elendi ve ikinci turda Tundu Lissu ile UCM arasında bir yarışma yaşandı.
Ardından istişareler için kısa bir ara verildi. Bir yetkiliye göre bu sırada EPP’den Manfred Weber, ECR’den PfE’yi Tanzanyalı adayı desteklemeye ikna etmesini istedi.
Ne var ki PfE, Tanzanyalı aktivisti desteklemek yerine nihai oylamada çekimser kaldı ve böylece UCM’yi destekleyenlere dar bir çoğunluk sağladı.
Bu zafer, UCM’ye Brüksel’de bir miktar siyasi destek sağladı. Fakat Hollandalı EPP milletvekili Dirk Gotink, ödülün mahkemeyi “kurtaramayacağını” söyledi.
Yine de Gotink, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu zaferin “Parlamento’nun bu kurumu ve uluslararası hukukun önemini desteklediğine dair net bir sinyal” olduğunu belirtti:
“Bunun… UCM’nin Amerikan yönetiminin bu eşi görülmemiş saldırısı altında faaliyetlerine devam etmesini sağlayacağını tüm kalbimle umuyorum.”
ICC ve yetkilileri, 16 Aralık’ta Strazburg’da 50.000 avroluk ödülü alacaklar.
Avrupa
Avrupa, ABD’deki ara seçimlerin “Ukrayna’yı kurtarmasını” beklemiyor

Avrupalı yetkililer, Demokrat Parti’nin 2026 ara seçimlerini kazanmasının Ukrayna’yı Trump yönetiminin Rusya lehine politikasından kurtaramayacağını değerlendiriyor. Politico’ya konuşan müzakereciler, Kongre zaferinin kapsamlı askeri yardımlar yerine sadece uydu erişimi ve hava savunma füzelerinde sınırlı kazanımlar getirmesini bekliyor.
Avrupalı yetkililer, ABD’de kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti’nin kazanmasının Ukrayna politikasını kökten değiştirmeyeceğini düşünüyor.
Politico‘ya konuşan ve Ukrayna müzakerelerinde yer alan beş Avrupalı yetkili, seçim zaferinin Kiev’i Başkan Donald Trump yönetiminin Rusya lehine yönelen çizgisinden kurtarmaya yetmeyeceği görüşünde birleşiyor.
Demokratlar seçimleri kazanmaları halinde Trump’ın son adımlarını soruşturma ve cephedeki Ukrayna birliklerini güçlendirecek yasa tasarılarını geçirme sözü veriyor.
Görüşlerine yer verilen Avrupalı yetkililer ise yalnızca Kiev’in uydu hizmetlerine erişiminin yeniden sağlanması ve hava savunma füzelerinin teslimatının hızlandırılması gibi sınırlı kazanımlar bekliyor.
Avrupalı kaynaklar, Kongre içindeki en kararlı Ukrayna destekçilerinin dahi askeri desteği keskin biçimde artıracak büyük çaplı bir yardım paketini geçiremeyeceğini vurguluyor.
Yetkililerden biri, genel ruh halini şu sözlerle aktarıyor:
“Seçim zaferi bir rahatlama yaratır ancak ABD hükümetinin nasıl işleyeceği sorusu açık kalır. Sanki her şeyi zaten gördük.”
Habere göre Demokratlar, Kongre’yi kazansalar bile yürütme organı üzerindeki denetim yetkilerini Temsilciler Meclisi ve Senato’nun yeni yasama dönemine başlayacağı 2027 yılının başında kullanabilecek.
Demokratların Kiev’e destek verebilmesi için dikkat bekleyen çok sayıda iç meseleye rağmen Ukrayna’yı öncelikli gündem maddesi yapması gerekiyor.
Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Smith de CNN kanalına verdiği mülakatta bu sınırlara işaret ederek “Seçimi kazanmak iyi bir ilk adım olur ancak yeterli gelmez” değerlendirmesini yapıyor.
Avrupa kendi seçim takvimine odaklanıyor
Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesinde Avrupa tarafında da güçlükler yaşanıyor. Gelecek yıl kıtanın önde gelen bazı büyük ülkelerinde sandık başına gidilecek olması kararları doğrudan etkiliyor.
Politico‘ya konuşan yetkililerden biri, “Avrupalılar Demokratların zaferinin Ukrayna’ya desteği artıracağına bel bağlamıyor. Şu anda aralarında Fransa’nın da yer aldığı ülkelerdeki büyük seçimler öncesinde doğru adımları atmaya çok daha fazla odaklanmış durumdalar” diyor.
ABD’de Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Oylamada Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ile 100 sandalyeli Senato’nun yaklaşık üçte biri belirlenecek.
Politico, Avrupalı diplomat ve yetkililerin Donald Trump’ın Vladimir Putin’e, Volodimir Zelenskiy’den daha fazla sempati beslemesinden çekindiğini daha önce aktarmıştı.
Bazı Avrupalı yetkililer Ukrayna’ya dönük mesafeli tutumu ABD Başkanı’nın kişisel tercihleriyle ilişkilendiriyor.
Eski bir üst düzey ABD istihbarat yetkilisine dayanan The Washington Post da Trump’ın Putin’in pozisyonunu desteklemeye yakın durduğunu yazmıştı. İstihbarat kaynağı, Trump’ın bu tavrını Ukrayna’nın askeri bir zafer kazanamayacağına inanmasına dayandırıyor.
Trump ise Zelenskiy’nin bir anlaşmaya varmak istememesi halinde bunun “çok kötü sonuçlar” doğuracağı uyarısını yapıyor. Rusya’yı “durmaksızın ilerleyen büyük bir makineye” benzeten Trump, Ukrayna liderinin uzun zaman önce barış yapabileceğini ve kendisini dinlemiş olsaydı “çok daha iyi bir anlaşma elde edebileceğini” öne sürüyor.
Trump, ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini, karşılığında ise “acı, ölüm ve devasa mali kayıplardan” başka hiçbir şey almadığını savunuyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum











