Bizi Takip Edin

Avrupa

44 Avrupa sanayi grubu, AB’yi Çin’e karşı harekete geçmeye çağırdı

Yayınlanma

44 Avrupa sanayi derneği, AB’yi, “haksız Çin ticaret uygulamaları” olarak nitelendirdikleri uygulamalara karşı daha sert önlemler almaya çağırdı.

Metal, kimya ve otomotiv parçaları gibi sektörleri temsil eden dernekler, bu uygulamaların Avrupa imalat sektörünü tehdit ettiğini ve daha fazla istihdam kaybına yol açabileceğini belirtti.

Dernekler, AB üye ülkelerinden mevcut ticaret savunma önlemlerini daha etkili bir şekilde kullanmalarını ve piyasa bozulmalarını gidermek için yeni araçlar getirmesini talep etti.

Bu çağrı, AB’nin Çin ile günlük 1 milyar avroyu aşan mal ticareti açığıyla boğuşurken geldi. AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, bu kapsamda Çinli mevkidaşı ile görüşmek üzere Pekin’e gitti.

Avrupalı liderler, önümüzdeki perşembe günü Brüksel’de düzenlenecek zirvede bloğun vereceği yanıtı görüşecek.

Pekin’deki görüşmelerin sonucu ise bu tartışmayı büyük ölçüde şekillendirecek gibi görünüyor.

Sektör grupları çağrılarında, Avrupa Komisyonu’ndan ticaret şikayetlerini incelerken değer zincirlerinin tamamını gözden geçirmesini ve davaları daha hızlı sonuçlandırmak için daha fazla personel istihdam etmesini talep ettiler.

Ayrıca, devlet kaynaklı piyasa bozulmalarıyla mücadele etmek için yeni araçlar çağrısında bulunurken, İngiltere, Norveç ve İsviçre gibi yakın Avrupa ortaklarını olumsuz etkileyebilecek önlemlere karşı uyarıda bulundular.

AB Ticaret Komiseri Pekin’de

Maroš Šefčovič’in Pekin’e yaptığı iki günlük ziyaretin amacı, ticaret dengesizliğini azaltmaya yardımcı olacak şekilde Çin’den tavizler elde etmek.

Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile yapılan görüşmeler, Avrupa pazarında giderek yaygınlaşan araç ihracatına, özellikle de şarj edilebilir hibrit otomobillere odaklandı.

POLITICO’nun perşembe günü yayınladığı bir rapora göre, Ağustos ayında AB’de satın alınan her sekiz otomobilden biri Çin menşeliydi; bu durumun başlıca nedeni, şarj edilebilir hibrit araç satışlarındaki artış oldu.

AB, 2024 yılında Çin menşeli batarya ile çalışan elektrikli araçlara ek telafi edici gümrük vergileri uygulamaya koydu ama şarj edilebilir hibritler bu önlemlerin kapsamı dışında kaldı.

Avrupalı müzakereciler, bu sektörde Çin’in ihracatını bir şekilde kısıtlamayı hedefliyor.

POLITICO’nun haberine göre, müzakerelerden anlamlı taahhütler çıkmaması halinde Avrupa Komisyonu, Avrupalı otomobil üreticilerini korumak amacıyla ithalat kotaları ve gümrük vergileri dahil olmak üzere otomobillere yönelik tek taraflı ticaret kısıtlamaları getirmeyi değerlendiriyor.

AB ayrıca diğer sanayi sektörleri için de koruma önlemleri üzerinde çalışıyor. Avrupa Sanayi Komiseri Stephane Sejourne, Komisyon’un AB hükümetlerinden gelen talebe bağlı olarak plastik ve kompozit malzemelere yönelik hedefli koruma önlemleri getirmeyi planladığını söyledi.

Almanya’dan Birleşik Krallık’tan gümrük vergisi çağrısı

Berlin’in tutumuna yakın bir kaynağın POLITICO’ya aktardığına göre, Almanya, Birleşik Krallık’tan “Made in Europe” kurallarından muafiyet karşılığında Çin menşeli elektrikli araçlara uygulanan gümrük vergilerini artırmasını istiyor.

Kaynak, Friedrich Merz hükümetinin bu hamlenin ticarette karşılıklılık ilkesini yansıtacağına ve İngiltere’nin AB üyeliğinin avantajlarından “seçmece” yararlanmaya çalıştığına dair diğer AB üye devletlerinin suçlamalarına karşı bir yanıt olacağına inandığını belirtti.

Bu gelişme, Başbakan Andy Burnham’ın bu hafta Almanya’ya yaptığı ilk resmi ziyaret kapsamında Almanya Şansölyesi ile bir araya gelmesinin ardından yaşandı.

Burnham ve Merz, İngiltere’nin AB ile gelecekteki ilişkilerinin olasılıklarını görüşeceklerdi zira İngiliz başbakanı, on yıl sonra ilk kez bloğa yeniden katılma konusunu Birleşik Krallık siyaset gündemine yeniden getirmişti.

Berlin’in elektrikli araç gümrük vergileri konusundaki tutumu önemli zira Almanya, Fransa gibi ülkelerin benimsediği daha sert tutumların aksine, Brexit’ten bu yana ticaret konularında Birleşik Krallık’a karşı genel olarak hoşgörülü bir politika izlemişti.

AB, Çin ve ABD gibi rakiplerin ticaret uygulamalarına yanıt olarak, blok dışındaki üreticilere kıyasla Avrupalı üreticileri avantajlı konuma getirecek yeni “Made in Europe” kuralları hazırlama sürecinde.

Birleşik Krallık, bu önlemlerin İngiliz iş dünyasını (özellikle de otomobil üreticilerini) olumsuz etkileyeceğinden endişe duyuyor ve Brüksel’den bu kuralların uygulanmasından muaf tutulacağına dair güvence istiyor.

Berlin’in istediği gibi olursa, bu güvenceler, Çin menşeli elektrikli araçlara ilişkin AB ticaret politikasının benimsenmesine bağlı olabilir.

Avrupa

Alman arama motoru Ecosia, Mistral’ı terk etti

Yayınlanma

Berlin merkezli ve devlet kurumları tarafından kullanılan Ecosia arama motoru, Fransız yapay zeka ortağı Mistral’ı terk ederek Çin’den gelenler de dahil olmak üzere açık kaynaklı modellere yöneliyor.

Ecosia’nın kurucusu ve CEO’su Christian Kroll, POLITICO’ya verdiği röportajda, “Mistral’ın kalitesinden hayal kırıklığına uğradık” diyerek, Fransa’nın önde gelen yapay zeka laboratuvarının geliştirdiği modellerin artık rakiplerinden “bir yıl geride” olduğunu belirtti.

İklim eylemini destekleme ve Avrupa dışı teknolojiden bağımsızlık üzerine markasını inşa eden Alman web tarayıcısı ve arama motoru Ecosia, Almanya’nın federal çevre bakanlığından Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi’ne kadar çeşitli kurumlar tarafından kullanılıyor.

Mayıs ayında, şirket yapay zeka sağlayıcısı olarak Amerikan devi OpenAI’nin yerine Mistral’ı tercih etmişti. 

Fakat Kroll, şirketin sunucu aşırı yüklemesi dahil olmak üzere tekrarlayan teknik sorunlar yaşadığını belirtti ve “Mistral için biz çok büyük bir müşteriydik,” dedi.

Ecosia, Fransa’nın enerji karışımında nükleer enerjinin büyük payı göz önüne alındığında, Mistral’ın çevresel hedefleriyle uyumlu olup olmadığı konusunda da endişeler taşıyor ve bunun Avrupa’nın bağımsızlığını garanti edip etmediğini sorguluyor.

Kroll, “Mistral’ın uluslararası yatırımcıların yatırımlarına dayanıyor olması, bizim görüşümüze göre gerçek anlamda egemenlik anlamına gelmiyor,” dedi.

Mistral’ın baş bilim insanı ve kurucu ortağı Guillaume Lample, pazartesi günü düzenlenen bir basın toplantısında POLITICO’ya şunları söylemişti:

“Onları yeni modelimizi mümkün olan en kısa sürede denemeye teşvik ediyorum. İsterlerse bugün bile onlara erken erişim imkanı sağlayabiliriz. Aslında buradaki fikir şu ki, harika modeller oluşturmak zaman alır. Bunun için hesaplama gücü ve bilim gerekir; biz de gerçekten katlanarak büyüdüğümüze inanıyoruz. Bu yüzden onları, bu katlanarak büyümeyi bizimle birlikte yaşamaya ve aynı zamanda kapsamlı özelleştirme yaklaşımımızdan yararlanmaya teşvik ediyorum. Müşterilere çeşitli modellerimizin ağırlıklarını, hem büyük olanların hem de daha küçük olanların, sağlayabilir ve bunları onlarla birlikte özelleştirebiliriz.”

Mistral salı günü, Ulusal Birlik (RN) Başkanı Jordan Bardella’nın “Fransa’yı (ve Avrupa’yı) yapay zeka yarışına geri döndürdüğünü” söylediği yeni bir model olan Large 4’ü piyasaya sürdü.

Mistral’ın Avrupa’da yapay zeka alanında açık ara lider olması nedeniyle, Ecosia’nın bu geçişi, bloğun en önde gelen şirketi hakkında soru işaretleri yaratıyor ve Avrupa topraklarında rekabetçi, egemen bir yapay zeka modeli oluşturmanın ne kadar zorlu bir görev olduğunu ortaya koyuyor.

Mistral, Güney Kore’nin Samsung Electronics ve Amerikan devi Nvidia dahil olmak üzere yurtdışındaki yatırımcılardan milyarlarca avro fon topladı.

Kroll, Çin’in öncülük ettiği açık kaynaklı modelleri Avrupa için büyük bir fırsat olarak gördüğünü belirtti.

Kıta, üretken yapay zeka patlamasının ilk aşamasını kaçırmış olsa da, Alman girişimci, Avrupa’nın öncü sistemlerin eğitilmesine milyarlarca avro yatırım yapmadan giderek daha güçlü hale gelen açık kaynaklı modellerden yararlanabileceğini söyledi.

Bu, bloğun yapay zeka stratejisini yeniden yönlendirmeye çalışan AB liderleri ve danışmanları tarafından desteklenen bir yaklaşımı yansıtıyor.

Bu amaçla Ecosia, Çin modelleri Qwen, GLM ve Kimi dahil olmak üzere çeşitli açık kaynaklı ve açık ağırlıklı modellere ev sahipliği yapan yapay zeka platformu Melious ile ortaklık kuruyor.

Kroll, “Kaliteyi ve performansı artırırken maliyetlerimizi kabaca yarı yarıya azalttık,” dedi.

ABD’nin Çin modellerinin ulusal güvenlik üzerindeki etkilerine ilişkin güçlü endişeleri sürerken, Batılı araştırma kuruluşları da politik açıdan hassas konularda uyguladıkları sansür nedeniyle bu modellerin etkinliği konusunda endişelerini dile getirmişti.

Yakın zamanda yapılan bir NewsGuard araştırması, Çin destekli önde gelen beş yapay zeka modelinin “Çin yanlısı yanlış bilgileri” defalarca düzeltemediğini ortaya koydu.

Fakat Kroll, bu tür önyargıların anlaşmayı bozacak bir unsur olmadığını belirterek, jeopolitik çarpıklıkların, model kalitesindeki eksikliklerin aksine, teknik önlemlerle giderilebileceğini savundu.

Bazı uzmanlar ise bu görüşe karşı çıkıyor. Alman Yapay Zeka Derneği’nin yönetici direktörü Rasmus Rothe, “Açık sansür yani, cevap vermeyi reddetme ya da kaçamak cevaplar… hedefli yeniden eğitim yoluyla büyük ölçüde ortadan kaldırılabilir. Bu teknik olarak iyi belgelenmiştir ve pratikte halihazırda uygulanmaktadır,” dedi.

Rothe, “Çünkü eğitim verilerine ve modelin doğal kabul ettiği unsurlara yerleşmiş durumda. Birkaç yüz örnek soru ile yüzeysel bir inceleme yapabilirsiniz, ancak temele ulaşamazsınız” diyerek, ince önyargıların ele alınmasının daha zor olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AP’de sergilenen çıplak Trump heykeli tepkiler üzerine kaldırıldı

Yayınlanma

Avrupa Parlamentosunun Strazburg’daki binasında ABD Başkanı Donald Trump’ı çıplak tasvir eden altın kaplama bir heykel sergilendi. Slovakya Başbakanı Robert Fico eseri AB’nin gerileme işareti olarak nitelerken, heykeltıraş Jens Galschiøt ziyaretçilere heykelin 10 bin minyatürünü dağıttığını duyurdu.

Danimarkalı heykeltıraş Jens Galschiøt tarafından yapılan ve ABD Başkanı Donald Trump’ı çıplak tasvir eden altın kaplama heykel, Fransa’nın Strazburg kentindeki Avrupa Parlamentosu (AP) binasında iki günlük sergi kapsamında sergilendi.

Slovakya Başbakanı Robert Fico, daha önce kaldırılmış olmasına karşın perşembe günü heykelin binadan çıkarılması çağrısında bulundu.

Salı günü sergilenen “Turuncu Veba” adlı eserde Trump, 23 ayar altın varakla kaplı ve çıplak biçimde, kaide üzerindeki bronz renkli, zayıf bir adamın omuzlarına bacaklarını dolamış halde tasvir ediliyor.

Heykelin altındaki yazıtta, “Bir adamın sırtında oturuyorum. Yükümün altında eziliyor. Ona yardım etmek için her şeyi yaparım. Sırtından inmek dışında” ifadeleri yer alıyor.

Fico sergiyi AB’nin gerileme işareti olarak niteledi

Slovakya Başbakanı Fico, heykeli “Avrupa Birliği’nin gerilemesinin bir işareti” olarak değerlendirdi ve AP Başkanı Roberta Metsola’dan eserin kaldırılmasını talep etti.

Fico, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Avrupa Parlamentosu binasında sergilenen ABD Başkanı Donald Trump’ı alaya alan heykel, tüm AB’nin gerilemesinin bir işaretidir. Amerikan başkanının politikalarının tamamına kesinlikle katılmıyorum. Ancak diyalog ve karşılıklı saygı gerektiren bir dönemde, ortaklarımıza resmi binalarda hakaret edilmesi, içinde yaşadığımız dönemin derinden anlaşılamadığını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fico, AB’nin “meşru farklı görüş bildirme hakkı ile manevi açıdan iflas etmiş kişilerin, maceracıların ve delilerin eylemleri arasındaki ayrımı artık yapamamasının üzücü olduğunu” kaydetti.

Sanatçı 10 bin minyatür heykel dağıttı

Siyasi içerikli kışkırtıcı eserleriyle tanınan Galschiøt, çalışmayı kendi sosyal medya hesaplarında duyurarak parlamento binasını ziyaret edenlere heykelin 10 bin adet minyatür versiyonunu dağıttığını açıkladı.

Galschiøt, eserin açılışından önce yaptığı paylaşımda, çalışmanın “dostluk ve güç dinamikleri hakkında bir tartışma başlatmasını” umduğunu belirtti.

Galschiøt internet sitesinde, çalışmanın Hans Christian Andersen’in “Kral Çıplak” masalından esinlendiğini aktardı.

Heykeli “Trump’a ve ABD’nin yeşil dönüşüm ile kurala dayalı dünya düzenine yönelik saldırısına karşı hicivsel bir haykırış” olarak niteleyen sanatçı, şu ifadeleri kullandı:

“Trump, kendini adaletin kralı ilan etmiş biri olarak tasvir ediliyor. Zayıf bir adamın sırtında oturuyor; bir elinde dünya şeklindeki golf topunun yanında duran bir golf sopası, diğer elinde ise adaleti tanımlama gücünü simgeleyen bir terazi tutuyor.”

Sergi onay kuralları tartışma konusu oldu

Heykel, Danimarkalı sol görüşlü AP Milletvekili Per Clausen öncülüğünde düzenlenen iki günlük sergi kapsamında yerleştirildi.

Avrupa Parlamentosu, milletvekillerinin bu tür enstalasyonlar için idari ve mali işleri denetlemekle görevli kuestorlardan önceden onay alması gerektiğini açıkladı.

AP Basın Ofisi konuya ilişkin açıklamasında, “Mevcut kurallar, kültürel etkinliklerin ve sergilerin hiçbir koşulda saldırgan veya kışkırtıcı nitelikte olamayacağını, Birliğin dayandığı değerlerle çelişemeyeceğini veya belirlenen sergi alanlarında huzursuzluğa yol açma ihtimali taşımayacağını belirtmektedir” bilgisini paylaştı.

Milletvekili Clausen ise yaptığı açıklamada kimsenin “korku ve otosansür içinde yaşamayı kabul etmemesi gerektiğini” savunarak “Avrupa Parlamentosunda bu heykelin sergilenmesini kaldıramayacak kadar alıngan olan birinin dünya sahnesinde yeri yoktur” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman ihracatı için Orta-Doğu Avrupa’nın önemi artıyor

Yayınlanma

Çin ve ABD’ye yapılan ihracatın azalmasıyla birlikte Orta ve Doğu Avrupa, Alman ihracat sektörü için giderek daha önemli hale geliyor.

Almanya’nın dünyanın en büyük iki ekonomisine yaptığı ihracat son dönemde önemli ölçüde azalırken, Orta ve Doğu Avrupa’ya yönelik artan ihracat bu kayıpları fazlasıyla telafi etti.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre özellikle Vişegrad Grubu ülkeleriyle yapılan ticaret oldukça güçlü bir şekilde büyüyor.

2026 yılının ilk yarısında, Almanya’nın Polonya’ya yaptığı ihracat yüzde 9,2, Çek Cumhuriyeti’ne yaptığı ihracat ise yüzde 14 arttı.

Aynı dönemde Çin’e yapılan ihracat yüzde 12,4, ABD’ye yapılan ihracat ise yüzde 6,5 azaldı.

Almanya şu anda Polonya’ya, Çin’e yaptığının neredeyse yüzde 50 daha fazla mal ihraç ediyor.

Doğu Avrupa Alman İş Komitesi, bölgeyi “Alman ihracatı için kilit bölge” olarak nitelendiriyor ve doğu ile güneydoğudaki ülkeleri AB’ye kabul ederek AB tek pazarının genişletilmesini talep ediyor.

Aynı zamanda, Çin’in Doğu Avrupa’daki iktisadi etkisi de artıyor. Fakat Çinli şirketler, Alman şirketleriyle sadece rekabet etmekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa üretim zincirlerine de giderek daha fazla entegre oluyor.

Alman sanayisi için AB ve çevresinin önemi büyük

Giderek yoğunlaşan uluslararası rekabet ortamı, Alman ihracat sektörü için AB tek pazarının önemini artırıyor.

2024 yılında, tüm Alman mal ihracatının yüzde 54’ün biraz altında bir kısmı AB üye ülkelerine yapılmıştı. 2019 yılında bu oran yaklaşık yüzde 51 seviyesindeydi.

2024 yılında AB içindeki en büyük beş ihracat pazarı, 111 milyar avro değerindeki mallarla Fransa; 105 milyar avro ile Hollanda; 90 milyar avro ile Polonya; 78 milyar avro ile İtalya ve 72 milyar avro ile Avusturya oldu.

Almanya’nın AB’ye yaptığı ihracatın yaklaşık yüzde 52’si, diğer AB ülkelerinde, genellikle Alman şirketlerinin yurtdışı tesislerinde daha ileri işleme tabi tutulan metal, temel kimyasallar veya elektrikli bileşenler gibi ara mallardan oluşuyordu.

İhracatın yüzde 17’si ise makine ve ekipman gibi sermaye mallarından, yaklaşık üçte biri ise tüketim mallarından oluşuyordu. 

Avrupa’ya artan odaklanma bazı riskler barındırıyor. Alman ekonomisi ticaretini Asya’ya doğru güçlü bir şekilde çeşitlendirmiş olduğundan, Avro bölgesi krizinden diğer AB üye devletlerine kıyasla daha az etkilenmişti.

Bu coğrafi çeşitliliğin azalması, Alman ihracat modelinin krizlere karşı kırılganlığını artırıyor.

Doğu Avrupa’daki ihracat patlaması

Özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, Çin ve ABD’ye yapılan ihracattaki düşüşleri telafi etmeyi başardılar.

Bu düşüşlerin bir nedeni, Çin Halk Cumhuriyeti’nin eskiden Almanya’dan ithal edilen birçok yüksek teknolojili ürünü artık kendi ülkesinde üretmeye başlaması; diğeri ise ABD’ye yapılan ihracatın Trump’ın gümrük vergileri nedeniyle olumsuz etkilenmesi.

Handelsblatt gazetesine konuşan Almanya Doğu Avrupa İş Komitesi (OA) Başkanı Cathrina Claas-Müller, “Orta ve Doğu Avrupa, Alman ihracatı için kilit bir bölge haline geldi,” dedi.

Almanya’nın Çin ve ABD’ye yaptığı ihracat hacmi toplamda 10 milyar avronun biraz üzerinde azalırken, Orta ve Doğu Avrupa yaklaşık on bir milyar avroluk artışla bu düşüşleri fazlasıyla telafi etti.

Claas-Müller, “Orta ve Güneydoğu Avrupa’nın […] elbette Çin ve ABD’nin yerini alamayacağını” vurguladı. Fakat bölgenin Almanya’nın iktisadi gelişimi açısından öneminin farkına varılmasının hayati önem taşıdığını belirtti.

Başkan bu nedenle, bölgenin potansiyelinden mevcut AB sınırlarının ötesinde bile en iyi şekilde yararlanılabilmesi için Avrupa tek pazarının doğu ve güneydoğu yönünde hızla genişletilmesi gerektiğini savundu.

OA başkanı, Ukrayna, Moldova ve Batı Balkan ülkeleriyle yürütülen AB üyelik müzakerelerindeki ilerlemelerin “cesurca değerlendirilmesi” gerektiğini vurguladı.

Alman sermayesinin arka bahçesi olarak Polonya

Almanya’nın sanayi merkezi: Vişegrad ülkeleri

Orta ve Doğu Avrupa’da, Vişegrad ülkeleri (Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya) öne çıkan bir konuma sahip.

Bu ülkeler, Alman sanayisi için dünya çapında en önemli üretim merkezlerinden bazıları haline geldi.

Almanya açısından bakıldığında, bu ülkeler çeşitli yatırım avantajları sunuyor: Batı Avrupa’ya coğrafi yakınlık, iyi gelişmiş bir sanayi altyapısı, geniş bir vasıflı işgücü havuzu ve nispeten düşük ücret seviyeleri.

Alman şirketleri, kimya ve elektrik sektörlerinin yanı sıra makine mühendisliği ve otomotiv endüstrisi gibi temel sektörlerde de bu bölgede güçlü bir varlığa sahip.

2026 yılının ilk yarısında Almanya’nın Çin’e yaptığı ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12,4 azalırken, ABD’ye yapılan ihracat yüzde 6,5 düştü.

Buna karşılık Almanya’nın Macaristan’a yaptığı ihracat yüzde 6,7, Polonya’ya yaptığı ihracat yüzde 9,2 ve Çek Cumhuriyeti’ne yaptığı ihracat ise yüzde 14’e varan bir artış gösterdi.

Ocak ayından Haziran ayına kadar Almanya, Polonya’ya 53,8 milyar avro değerinde mal ihraç etti. Çin’e yapılan ihracat ise sadece 36,3 milyar euro olarak gerçekleşti.

Bu, Almanya’nın Polonya’ya Çin’e kıyasla neredeyse yüzde 50 daha fazla mal ihraç ettiği anlamına geliyor.

Polonya, 2024 yılından bu yana Alman şirketleri için dördüncü en önemli pazar konumunda; Çin ise şu anda sadece dokuzuncu sırada yer alıyor.

Hatta, çok daha küçük bir ülke olan Çek Cumhuriyeti bile 30,3 milyar avro değerindeki Alman ihracatıyla Çin’e yaklaştı.

Almanya ve Çin arasında Polonya

Aynı zamanda Polonya, Çin’den yaptığı ithalatı da artırıyor.

Yılın ilk yarısında ülke, 43,1 milyar avro değerinde Alman malı (toplam ithalatın %18,6’sı) ve 36,7 milyar avro değerinde Çin malı (toplam ithalatın %15,9’u) ithal etti.

ABD ise 12,7 milyar avro değerindeki ithalatıyla (toplam ithalatın %5,5’i) üçüncü sırada yer aldı.

Temmuz ayında ilk kez Çin’den Polonya’ya, Almanya’dan gönderilen mallardan daha fazla mal sevk edildi.

Polonya’da üçlü bir ticaret modeli giderek daha belirgin hale geliyor: Çin, elektronik, otomobil ve diğer tüketim mallarının tedarikçisi olarak önem kazanırken, Almanya yatırımlar ve Avrupa üretim zincirleri açısından merkezi konumunu koruyor.

Buna paralel olarak, Polonya’nın ihracatı söz konusu olduğunda Almanya açık ara lider konumunu koruyor: Polonya, Almanya’ya 59,7 milyar avro değerinde mal ihraç etti. Bu rakam, Polonya’nın toplam mal ihracatının yüzde 26,3’ünü oluşturuyor.

Çekya ve Fransa, her biri yaklaşık 14 milyar avro ile onu izliyor.

Macaristan, Çin otomotiv sektörünün Avrupa’daki merkezi oluyor

Orta Avrupa’da Almanya ile Çin arasında rekabet ve işbölümü

Orta ve Doğu Avrupa’daki Çinli şirketler Alman firmalarla sadece rekabet etmiyor.

Bu durum, Alman otomotiv endüstrisinin Macaristan’daki ağıyla açıkça görülüyor. Dünyanın en büyük batarya üreticisi olan Çinli Contemporary Amperex Technology (CATL), 2022 yılında Macaristan’ın doğusundaki Debrecen’de yeni bir fabrika kuracağını duyurdu.

CATL, Macaristan’da da üretim yapan BMW, Mercedes, Volkswagen ve Stellantis gibi şirketlere de batarya tedarik ediyor.

2023 yılında, Huayou Cobalt ve Sunwoda Electronics gibi diğer Çinli şirketler de Macaristan’a yatırım yaptı.

2024 yılında ise Eve Energy, BMW’ye tedarik sağlamak üzere bir fabrika kurarak bu akıma katıldı.

Çinli otomobil üreticileri ve tedarikçilerinin Avrupa otomotiv üretimine entegrasyonu, artık otomotiv kriziyle mücadelede yaygın bir strateji haline geldi.

İspanya, Fransa ve İtalya’da Stellantis, Çinli şirketler Leapmotor ve Dongfeng’in modellerini üreterek atıl durumda olan üretim kapasitesini değerlendirmeyi planlıyor. Leapmotor modelleri, Madrid ve Zaragoza’daki Stellantis fabrikalarında üretilecek.

Fransa’da Dongfeng ile ortak bir elektrikli otomobil, İtalya’da ise Leapmotor ile ortak bir kompakt elektrikli otomobil üretilmesi planlanıyor.

Madrid’de ayrıca Çin teknolojisini kullanan bir Opel SUV’nin üretimi de planlanıyor.

Volkswagen’in yeni stratejisi, daha önce yalnızca Çin’de satılan VW modellerini Avrupa pazarı için üretmeyi de hedefliyor.

Kendi Çin modellerini Avrupa pazarına sunma planı, hem Çin’den ithalatı hem de daha sonraki bir aşamada araçların veya bileşenlerinin Avrupa’da üretilmesini içeriyor.

Alman ihracatında genel düşüş

Almanya’nın ihracatı, ABD’ye yapılan sevkiyatlardaki keskin düşüş nedeniyle Ağustos ayında beklenmedik bir şekilde geriledi.

Bu durum, Avro bölgesinin en büyük ekonomisindeki ivmenin yılın güçlü geçen ilk yarısının ardından azaldığını ortaya koydu.

Federal İstatistik Dairesi’nin perşembe günü açıkladığı verilere göre, ihracat bir önceki aya kıyasla %0,8 oranında düştü.

Sonuç, Reuters anketinde öngörülen %0,6’lık artış tahmininin altında kaldı.

ING’nin küresel makroekonomi başkanı Carsten Brzeski, “Ticaret, Almanya’nın dayanıklılığının sarsıldığı alan,” dedi.

Almanya’da ‘sanayisizleşme’ ile ‘sanayinin askerileşmesi’ el ele

Brzeski, Alman ihracatçıların ikinci çeyrekte Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından Asyalı rakiplerinin daha fazla etkilenmesinden faydalanmış olsalar da üçüncü çeyreğin şu ana kadar bir gerileme yaşadığını belirtti.

Alman Ticaret ve Sanayi Odası (DIHK) dış ticaret başkanı Volker Treier, “Mevcut düşüş, ihracattaki toparlanmanın sadece hafif bir esinti olduğunu gösteriyor,” dedi.

İthalat, Temmuz ayına kıyasla takvim ve mevsimsellikten arındırılmış bazda %0,9 arttı.

Sonuç olarak, Almanya’nın ticaret fazlası Temmuz ayındaki 21,6 milyar avrodan Ağustos ayında 19,5 milyar avroya geriledi.

İran krizi nedeniyle yükselen fiyatlara ve ABD’nin gümrük vergilerinin yol açtığı belirsizliğe rağmen, Alman ekonomisi yılın ilk yarısında dayanıklılık gösterdi.

Almanya ilk çeyrekte %0,4, ikinci çeyrekte ise %0,3 büyüdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English