Bizi Takip Edin

Avrupa

Polonya doğu sınırına asker kaydırıyor, Rusya tepkili

Yayınlanma

Polonya Savunma Bakanı Mariusz Błaszczak, Vagner Grubuna bağlı askerlerin Belarus’taki varlığının Polonya Savunma Bakanlığını ülkenin doğu sınırını takviye etmek üzere bazı askeri birlikleri yeniden konuşlandırmaya sevk ettiğini açıkladı.

Belarus Savunma Bakanlığı, Yevgeni Prigojin’in Vagner şirketine bağlı paralı askerlerin Polonya’dan sadece birkaç kilometre uzaklıktaki bir askeri alanda Belarus özel kuvvetlerini eğitmeye başladığını açıklamıştı.

Çarşamba günü yayınlanan bir videoda Prigojin birliklerine artık Ukrayna’daki savaşa katılmayacaklarını söyledi. Bunun yerine Belarus ordusunu eğitmelerini ve ‘Afrika’ya yeni bir yolculuk’ için güçlerini toplamalarını emretti.

Minsk’e göre Vagner ve Belarus ordusunun sınır yakınlarındaki ortak askeri tatbikatları bir hafta sürecek. Varşova ise ‘farklı senaryolara karşı’ hazırlıklı olduğunu açıkladı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise, Polonya’nın Salı günü Doğu sınırına askeri birliklerini konuşlandırma kararı almasının ardından yaptığı açıklamada, Varşova’nın ‘giderek artan düşmanca tutumunun’ Rusya ve Belarus’un güvenliğini sağlamak için daha fazla dikkat gerektirdiğini söyledi.

TASS haber ajansının aktardığına göre Peskov gazetecilere yaptığı açıklamada, “Polonya’nın Belarus ve Rusya Federasyonu’na yönelik düşmanlığı kesinlikle daha fazla dikkat gerektiriyor,” dedi. Peskov, Polonya’nın bu hamlesinin Moskova’nın ‘endişelerini arttırdığını’ da sözlerine ekledi.

Peskov ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Nisan ayında açıkladığı gibi Moskova ve Minsk’in Birlik Devletleri için bir güvenlik konsepti üzerinde çalıştıklarını doğruladı.

Peskov bu konseptin iki ülkenin sınırlarında artan gerilimi ve her iki ülkeye yönelik yaptırım ve enformasyon savaşına cevap vereceğini söyledi.

Peskov’a göre güvenlik konseptinin önceki parametreleri, dış durumdaki değişim ve ortaya çıkan yeni tehditler nedeniyle artık geçerli değil. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise bu fikrin iki ülkenin karşılıklı güvenlik garantilerini güçlendireceğini söyledi.

Avrupa

Litvanya, Rusya sınırına yakın bir trafo merkezi kurmayı planlıyor

Yayınlanma

Litvanya, Baltık ülkelerini Batı Avrupa’ya bağlayan, gelecekte kilit öneme sahip bir elektrik şebekesi trafo merkezinde askeri insansız hava araçlarına karşı savunma önlemleri almayı planlıyor.

Litgrid CEO’su Andrius Semeskevicius, Reuters’a yaptığı açıklamada, inşaat planlarının arasında patlayıcı yüklü bir kamyona dayanacak kadar sağlam çitler, düşman unsurlar tarafından kazılmış olası tünelleri tespit edecek sensörler ve herhangi bir insansız hava aracı saldırısına dayanacak transformatörler için beton “sarkofajlar” bulunduğunu söyledi:

“Daha önce, elektrik şebekemizi tasarlarken doğal afetleri hesaba katıyorduk. Artık ise olası tüm hibrit ve hibrit olmayan tehditleri göz önünde bulunduruyoruz.”

Rusya’nın Kaliningrad eksklavının yaklaşık 30 km (19 mil) batısında inşa edilecek olan Gizai trafo merkezi, savaşın başlamasından bu yana bölgedeki ilk yeni tesis olacak.

Bu tesis, daha geniş çaplı bir çatışma durumunda Baltık ülkelerine istikrarlı elektrik tedariki sağlamak amacıyla inşa edilen kilit bir şebeke bölümünün parçası olacak.

Rusya ile müttefiki Belarus arasında sıkışmış olan Polonya ve Litvanya topraklarından geçen güzergâhı (Suwalki Boğazı) uzun süredir Varşova ve Vilnius’un da üyesi olduğu NATO askeri ittifakı içinde güvenlik endişelerine yol açıyor.

Bu endişeler, bu ay Almanya’nın elektrik şebekesine yönelik bir dizi sabotaj saldırısının ardından daha da arttı. Berlin, bu saldırıların sorumluluğunu Moskova’ya yükledi. Rusya ise herhangi bir ilgisini reddetti.

İstihbarat kaynakları geçen ay Reuters’a, bölgenin Rusya’nın NATO’nun birliğini sınamak amacıyla düzenleyebileceği bir “sahte bayrak” drone saldırısından endişe duyduğunu aktardı.

Gizai trafo merkezi, “Harmony Link” adı verilen Polonya ile olan enterkoneksiyonun kilit noktası olacak.

Bu hat, Baltık ülkelerinin elektrik şebekelerinin geçen yıl Rusya’nın şebekesinden ayrılmasının ardından Avrupa Birliği’nin geri kalanıyla bağlantısını tamamlayacak.

Bölgedeki bir şebeke şirketinden ismini vermek istemeyen bir yetkili Reuters’a verdiği demeçte, “Litvanya için bu hat kesinlikle hayati önem taşıyor; sistem çökerse bu, onların can simidi olacak. Bu kararın zamanlaması, bölgedeki artan gerginlikler ve sabotaj tehditlerinin yükselişiyle bağlantılı,” diye konuştu.

Binaların çitten uzak olması, “birisi içeriye Molotof kokteyli atarsa” koruma sağlayacak.

Kaynak, “Gizai’yi yeni bir gerçekliğe göre tasarlıyoruz… 100 kilogram patlayıcı yüküyle çakılabilecek çok sayıda Şahid insansız hava aracından kendimizi koruyoruz,” dedi.

Rusya, İran tarafından tasarlanan düşük maliyetli, uzun menzilli Şahid saldırı insansız hava araçlarını, Ukrayna’nın askeri altyapısına, şehirlerine ve enerji tesislerine büyük hasar vermek için kullanıyor.

Semeskevicius, “Basit beton kullanamayız, daha güçlü bir direnç sağlamak için özel yapım olması gerekiyor,” dedi ve doğru betonun, onu güçlendirmek ve ufalanmasını önlemek için plastik lifler içerdiğini belirtti.

Semeskevicius, trafo merkezinin 35 hektarlık bir alana yayılacağını, bu nedenle askeri bir insansız hava aracının tek bir vuruşunun sadece sınırlı miktarda ekipmana zarar vereceğini söyledi.

Trafo merkezi, örneğin bir tanesi hasar görürse veya tahrip olursa çalışmaya devam edebilmesi için kilit ekipmanların birkaç yedek ünitesini barındırıyor.

Özel olarak üretilmiş bu ekipmanların yenilenmesi yıllar sürebilir.

Semeskevicius, “Bir Şahid insansız hava aracını ya da optik kablo bağlı bir insansız hava aracını düşüremezsiniz. Bu nedenle ekipmanın etrafında betonarme sarkofajlara ihtiyacımız var,” dedi.

Ekipmanların sarkofajların içinde yapay olarak soğutulması gerekiyor ve bu da maliyeti artırıyor. Yetkili, “Tüm bunlar olmasaydı, hiç elektrikimiz olmayabilirdi,” dedi.

Yetkililer Reuters’a, Litvanya ordusunun Litgrid’e kritik enerji altyapısının fiziksel olarak güvenliğinin sağlanması ve modern tehditlere karşı direnç konusunda danışmanlık yaptığını bildirdi.

Enerji Bakanı Lukas Savickas, Reuters’a verdiği demeçte, Litvanya’nın bu ayın ilerleyen günlerinde AB’den Gizai maliyetlerinin en az yarısını karşılamasını talep edeceğini söyledi.

Litgrid, güvenli hale getirilecek trafo merkezinin maliyetinin daha önce planlanandan en az 48 milyon avro daha fazla olacağını belirtiyor. “Jeopolitik koşullar” kötüleşirse bu maliyet daha da artabilir.

Savickas, “Tutarlı tutumumuz şu: Bu maliyetler sadece bizim omuzlarımıza yüklenmemeli,” dedi.

Polonyalı üst düzey bir yetkili de bu görüşe katılarak, Rusya ile sınırı olan ülkelerin, şirketlerinin ek güvenlik masraflarını üstlenmek zorunda kalması halinde rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtti.

Polonya’nın stratejik enerji altyapısından sorumlu enerji bakan yardımcısı Wojciech Wrochna, Harmony Link’in “Avrupa’nın en maliyetli enterkoneksiyonu” haline gelemeyeceğini belirterek, AB’den şebeke güvenlik önlemlerine yönelik finansmanı artırmasını istedi.

Wrochna, Reuters’a verdiği demeçte, “Avrupalı ortaklarımızın zihniyetlerini değiştirmeleri gerekiyor. Bu mesele Harmony Link’in ötesine uzanıyor. Tüm enerji sistemini etkiliyor,” dedi.

Geçen yıl Baltık ülkeleri ve Polonya, mevcut şebekenin kilit noktalarının güvenliğini sağlamak için AB’den 382 milyon avro talep etmiş ama sadece 112 milyon avro tahsis edilmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Macron ile Le Pen, Rusya karşıtı cephede buluştu

Yayınlanma

Fransa ‌Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron cuma günü yaptığı açıklamada ülkesinin “Rus hibrit saldırıları” ile karşı karşıya bulunduğunu ileri sürdü; Le Pen ise “Rusya’nın göz korkutma” eylemlerinden etkilenmeyeceklerini söyledi.

“Son haftalarda, Avrupalıların ve Fransa’nın karşı karşıya olduğu tehdit –özellikle de ‌Rus hibrit tehdidi– yoğunlaştı,” diyen Macron, Paris’te siyasi parti liderleriyle bir araya gelerek uluslararası durumdaki son gelişmeleri görüşmesinin ardından gazetecilere konuştu.

Toplantıya Ulusal Birlik (RN) cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen ile Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon katılmadı.

Macron, Rusya’nın gölge operasyonlarının oluşturduğu tehdidin Avrupa genelinde arttığını belirtti ve artan Rus “hibrit saldırıları”ndan Fransa’nın kritik altyapısını korumak için önlemler alınmasını emretti.

Macron, gelecek yıl yapılacak seçimler öncesinde cumhurbaşkanlığı adayları ve parti liderleriyle yaptığı toplantının ardından, Fransa içişleri bakanının “Rus hibrit saldırılarına karşı tetikte olmak” amacıyla bölge valileriyle bir araya geldiğini söyledi.

Fransız lider, hükümete “kritik altyapımızı” ve “en hassas savunma sanayi ve teknoloji tesislerini insansız hava araçları ve siber saldırılara karşı korumak için bir plan hazırlaması” talimatını verdiğini söyledi.

Macron, Rus tehditlerine rağmen Fransa’nın, Ukrayna’yı desteklemeye devam edeceğini belirtti ve ayrıca Fransa’nın Rusya’nın gizli saldırılarına yanıt vereceğini de taahhüt etti.

Macron ayrıntılara girmeden şunları söyledi:

“Bu saldırılar cevapsız kalmayacak. Bunun arkasındaki niyet bizi sindirmek ve Ukraynalılara destek verme çabalarını baltalamaktır. Sonuç ise tam tersi olacak. Sindirilmiyoruz, çünkü bugün Ukrayna’da söz konusu olanın bizim güvenliğimiz olduğunu biliyoruz.”

Macron, bu hafta BM Genel Kurulu’na giderek, Ukrayna’daki savaş da dahil olmak üzere uluslararası gelişmeleri ele alacak.

Fransa’da “piyasalar” Mélenchon yerine Le Pen’i tercih ediyor

Öte yandan Ulusal Birlik (RN) kurucusu Marine Le Pen ve partinin genel başkanı Jordan Bardella, cumartesi günü yaptıkları açıklamada Rusya’ya karşı çıktılar.

Liderler gelecek yıl yapılacak seçimler öncesinde pozisyonlarını belirlerken, Fransa’nın politikalarının Rusya’nın “sindirme” girişimlerinden etkilenmeyeceğini belirttiler.

Cumartesi günü Bardella ile Le Pen yaptığı ortak açıklamada, Rusya’nın “sindirme, tehdit, istikrarsızlaştırma veya psikolojik baskı” yoluyla Fransa’nın “politikalarını doğrudan ya da dolaylı olarak belirlemeyi umut edemeyeceğini” söyledi.

İkili, “Hiçbir provokasyon, hiçbir gizli operasyon ve hiçbir istikrarsızlaştırma eylemi, Fransa’yı Rusya’nın Ukrayna’daki savaş hedeflerine yardımcı olmaya itemeyecek,” diye ekledi.

Geçmişte Moskova’ya dostça bir tutum sergiledikleri bilinen RN’den iki siyasetçi, Rusya’nın Fransa’ya yönelik “düşmanca” eylemlerini kınadılar.

Moskova’dan uzak durduklarını belirten ortak açıklamaları, Kremlin’in bu hafta birkaç büyük Fransız şirketin Rusya’daki iştiraklerinin yanı sıra İsviçreli gıda devi Nestlé’nin iştirakine de el konulmasını emretmesinin ardından geldi.

Cumhurbaşkanlığı yarışındaki rakipleri, Le Pen’i Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakın ilişkiler kurmakla suçluyor.

Partisi daha önce bir Moskova bankasından 9,4 milyon avroluk bir kredi almıştı; bu kredi 2023 yılında tamamen geri ödendi.

Le Pen, 2017 yılında Putin ile görüşmek üzere Moskova’ya gitmiş olsa da, 2022’de Rusya’yı Ukrayna savaşı nedeniyle kınamıştı.

Kremlin ise bugün (21 Eylül) yaptığı açıklamada, Rusya’nın Fransa’ya veya herhangi bir Avrupa ülkesine bir tehdit oluşturmadığını belirterek RN liderlerinin yorumlarını asılsız olduğu iddiasıyla reddetti.

Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova’nın bu eleştiriyi kabul etmediğini söyledi:

“Bu açıklamaya katılmıyoruz. Rusya, Fransa’yı ya da Avrupa’daki başka herhangi bir ülkeyi tehdit etmiyor. Cumhurbaşkanı Putin bunu defalarca dile getirmiştir. Hiçbir Avrupa devletiyle, aramızda ciddi anlaşmazlıklara yol açabilecek bir ihtilaf bulunmuyor. Dolayısıyla Rusya hiçbir şekilde tehdit oluşturmuyor; kimseyi tehdit etmiyor ve kimseye şantaj yapmıyor. Bu nedenle bu tür açıklamalara kategorik olarak karşı çıkıyoruz. Bunları kabul etmiyoruz.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Volkswagen, Euro Stoxx 50 endeksinden çıkarıldı

Yayınlanma

Volkswagen, 15 yıldan sonra ilk kez Avro bölgesinin en önemli hisse senedi endeksi Euro Stoxx 50’den çıktı.

Tüccarlar, bu gelişmenin Alman otomobil üreticisinin zaten sarsılmış hisse fiyatına daha fazla düşüş baskısı getireceğini belirtiyor.

Hisseleri, 2021’deki borsa rallisi sırasında ulaştığı seviyelerden dörtte üçten fazlasını kaybederek neredeyse 16 yılın en düşük seviyesine gerileyen Wolfsburg merkezli şirket, endeks sağlayıcısı Stoxx tarafından yapılan gözden geçirme kapsamında, blok çapındaki Euro Stoxx 50 endeksinden çıkarıldı.

Euro Stoxx 50, kendisini bloğun “süper sektör liderlerini” takip eden bir endeks olarak tanıtıyor.

Geçen yıl Fiat ve Peugeot’nun üreticisi Stellantis’in endeksten çıkarılmasının ardından, Avrupa’nın en tanınmış üreticilerinden birinin ayrılması, düşük maliyetli Çinli rakiplerin büyümesinin sektöre oluşturduğu tehdidi ve 100.000 kişinin işten çıkarılmasına yol açacak olan VW’nin tarihi yeniden yapılandırma süreci hakkındaki şüpheleri vurguluyor.

HSBC’nin kıdemli küresel otomotiv analisti Michael Tyndall, “Sektörün karşı karşıya olduğu varoluşsal riskler göz önüne alındığında, tüm sektör bir durgunluk içinde,” dedi ve VW’nin mevcut düşük değerlemesinin, yeniden yapılandırma maliyetlerine ilişkin piyasa endişelerini de yansıttığını ekledi.

Volkswagen, 100.000 kişiyi işten çıkarmayı planlıyor

Analistler, endeksi takip eden borsa yatırım fonlarının (ETF) hisselerini satmasıyla birlikte VW’nin endeks dışı bırakılmasının hisse fiyatı üzerindeki baskıyı daha da artırabileceğini belirtti.

Stoxx’a göre, toplam piyasa değeri 59 milyar avro olan 30 borsa yatırım fonu Euro Stoxx 50 endeksini takip ederken, 68 milyar avronun üzerinde satış hacmine sahip 110.000’den fazla aktif yapılandırılmış ürün de bu endekse bağlı.

“Bir endekse dahil olmak, bir şirketin temel gücünü değiştirmez,” diyen VW, otomotiv endüstrisi tarihindeki “en önemli dönüşüm”e rağmen grubun “yatırımcılar için cazip bir yatırım olmaya devam ettiğini” ekledi.

Stellantis’in hisse fiyatı, geçen yıl endeksden çıkarılmasından bu yana neredeyse yarı yarıya düştü.

Fakat şirket aynı zamanda yönetim kadrosunda bir değişiklik yaşadı ve ABD ile Avrupa’da kâr marjlarını iyileştirmekte zorlandı.

Endeksden çıkan bir diğer şirket ise Hollandalı bilgi hizmetleri grubu Wolters Kluwer.

Bu iki hisse senedinin yerini, Nvidia’nın desteğiyle veri merkezleri için ağ sağlayıcısı olarak kendini yeniden keşfeden Fin cep telefonu devi Nokia ve Fransız enerji şirketi Engie alacak.

Almanya’da IG Metall-Volkswagen işbirliği

2008 yılında büyük bir kısa pozisyon sıkışması sırasında kısa bir süreliğine piyasa değeri açısından dünyanın en büyük şirketi haline gelen VW, endeksin kurulmasından iki yıl sonra, 2000 yılında ilk kez Euro Stoxx 50’ye dahil olmuştu.

Şirket, en son 2010-2011 yıllarında küresel finansal krizin ardından endeks dışına çıkarılmıştı.

Bu ayın başlarında, Çin’de satışlarında keskin bir düşüş ve ABD’deki artan gümrük vergileriyle karşı karşıya kalan otomobil üreticisi, organizasyonunu küçültmek için sendikalarla sürpriz bir anlaşma yaptığını duyurdu.

Bu haber, hisselerinin yüzde 9’un üzerinde değer kazanmasına neden oldu.

Cuma günü ise şirket, Porsche’deki hisselerinin değerlemesine ilişkin 6 milyar avroluk bir değer düşüklüğü, Çin’deki devam eden durgunluk ve artan yeniden yapılandırma maliyetlerini gerekçe göstererek kâr uyarısı yayınladıktan sonra hisseleri yüzde 8,3 değer kaybetti.

Porsche ve kamyon üreticisi Traton’un da sahibi olan Alman grup, karmaşık yönetim yapısının Çinli rakiplerinin hızlı yükselişine ayak uydurmak için gerekli değişiklikleri engelleyeceği endişeleri nedeniyle, küresel otomotiv sektöründe en düşük değerlemeye sahip hisselerden biri olmaya devam ediyor.

Çinli markalar, Avrupalı otomotiv devlerini zorluyor

Bu ayki toparlanmaya rağmen, VW’nin 38 milyar avroluk piyasa değeri, 322 milyar avroluk yıllık satışlarının sadece bir kısmını oluşturuyor.

Alman varlık yönetimi şirketi Flossbach von Storch’un portföy yöneticisi Simon Jäger, FT’ye verdiği demeçte, “Bu piyasa değeri, yatırımcıların Volkswagen’e ne kadar şüpheci yaklaştığına dair çok net bir sinyal veriyor,” dedi.

VW, yeniden yapılandırmanın finansal performansını iyileştireceğini ve “Volkswagen hisseleri üzerinde de olumlu bir etki yaratması gerektiğini” belirterek, “orta vadede Euro Stoxx 50 endeksine geri dönmeyi” hedeflediğini ekledi.

Euro Stoxx 50’de kalan yegane otomobil hisseleri Ferrari, BMW ve Mercedes-Benz.

Bir rakip şirket yöneticisi, VW’nin endeks dışına çıkarılmasıyla ilgili olarak “Bu, zamanın bir işareti” dedi ve itibar üzerindeki etkisinin, fiili yatırım çıkışlarından daha büyük olacağını ekledi.

VW’nin endeks dışına çıkarılması, Avro bölgesinin en önemli endeksindeki Alman şirketlerinin sayısını 16’ya düşürecek ve bu durum, ülkenin borsaya kote edilmiş dev şirketlerinin devam eden zorluklarını yansıtıyor.

Stoxx verilerine göre, son beş yıl boyunca, Alman Euro Stoxx bileşenlerinden oluşan alt endeks, toplam endeksin performansının belirgin şekilde gerisinde kaldı.

Alman şirketlerinin yıllık getirisi yüzde 10,9 olurken, Euro Stoxx 50 endeksinin tamamı için bu oran yüzde 12,5 oldu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English