Avrupa
ABD’li gazeteci Gonzalo Lira Ukrayna’da cezaevinde hayatını kaybetti

Şili asıllı ABD’li gazeteci Gonzalo Lira, Ukrayna’da tutulduğu cezaevinde hayatını kaybetti.
Fox News kanalının eski sunucusu Tucker Carlson, sosyal medya platformu X’ten (eski adıyla Twitter) yaptığı açıklamada “Gonzalo Lira’nın babası, oğlunun [Vladimir] Zelenskiy ve [Joe] Biden hükümetlerini eleştirmek suçlamasıyla tutulduğu Ukrayna’daki bir hapishanede 55 yaşında öldüğünü söylüyor. Gonzalo Lira bir ABD vatandaşıydı, ancak Biden yönetimi onun hapsedilmesini ve işkence görmesini açıkça destekledi. Birkaç hafta önce babasıyla konuştuğumuzda oğlunun öldürüleceğini tahmin ettiğini söylemişti,” dedi.
Gonzalo Lira, Sr. says his son has died at 55 in a Ukrainian prison, where he was being held for the crime of criticizing the Zelensky and Biden governments. Gonzalo Lira was an American citizen, but the Biden administration clearly supported his imprisonment and torture. Several… https://t.co/F0nOG9qGvv
— Tucker Carlson (@TuckerCarlson) January 12, 2024
Lira, geçen yılın mayıs ayında birkaç yıldır ikamet ettiği Ukrayna’nın Harkov bölgesinde gözaltına alınmıştı.
The European Conservative’e göre Ukraynalı yetkililer, Lira’yı ülkenin siyasi ve askeri liderliğini itibarsızlaştırmaya çalışmak ve Rusya’nın askeri müdahalesini desteklemekle suçladı.
Diğer yandan Ukrayna merkezli haber ve analiz sitesi Strana’nın Ukrayna Güvenlik Teşkilatı’dan (SBU) aktardığına göre gazeteci, ev hapsinden kaçarak Macaristan’a gitmeye çalıştı ve bu nedenle mahkeme tarafından tutuklandı.
Lira, geçen yaz avukatlarıyla görüşmesinin engellendiğini, kefaletle serbest bırakılmadığını, işkence gördüğünü ve kendisinden 70 bin dolar gasp edildiğini bildirmişti.
Tesla ve SpaceX’in CEO’su Elon Musk, aralı ayında Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’den Lira’nın mahkumiyetine açıklık getirmesini talep etmiş, Carlson da gazetecinin tutuklu bulunduğu cezaevinde işkence gördüğüni açıklamıştı.
Musk’ın açıklamalarının ardından SBU, savunma olarak Lira’nın sosyal medya hesaplarında sistematik olarak ‘Rusya yanlısı tezler yaydığını’ savunarak eylemlerinin mevcut Ukrayna mevzuatına göre cezai bir suç olduğunu öne sürmüştü.
Avrupa
Sol Partili Kleedörfer: Axel Springer’i devletleştirin

Almanya’da Sol Parti (Die Linke) milletvekili Kleedörfer, Bild, Politico ve The Telegraph’ın sahibi olan Axel Springer’i devletleştirmek istiyor.
Sol Parti’den Berlin Temsilciler Meclisi’ne yeni seçilen milletvekili Martha Kleedörfer, Alman yayıncının kamuya devredilmesi çağrısında bulundu.
Instagram’da paylaştığı bir gönderide, “Axel Springer’e el koyun” yazarak, şirketin muhafazakâr siyasi görüşleri nedeniyle kontrolünü ele geçirmeyi amaçlayan 1960’lardaki protesto hareketinin sloganını tekrarladı.
Kleedörfer ayrıca, “Rudi, seni unutmadık” dedi; bu sözleriyle, 1968’de faşistler tarafından vurularak ağır yaralanan protesto hareketinin lideri Rudi Dutschke’ye atıfta bulunduğu anlaşılıyor.
Bu sosyal medya paylaşımı, bu ay Berlin belediye başkanlığı seçimlerinde ezici bir zafer kazanan Die Linke’nin, şehri yönetmesi halinde Axel Springer’i devletleştirme girişimlerini yeniden canlandırabileceğini gösteriyor.
1960’lı yıllarda yürütülen öğrenci kampanyası, Almanya’nın en popüler gazetesi olan ve sağ eğilimli muhafazakâr görüşlere sahip tabloid Bild’in yayıncısı Axel Springer’i hedef almıştı.
Avrupa
Burnham: AB’ye yeniden katılma girişimini değerlendireceğim

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Avrupa Birliği’ne yeniden katılma girişiminin de değerlendirilen seçenekler arasında yer alabileceğini açıkça belirtti.
Burnham, salı günü Liverpool’da düzenlenen iktidardaki İşçi Partisi’nin yıllık konferansında, Muhafazakârlar tarafından varılan Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini savundu.
Başbakan, bu yılın ilerleyen aylarında yapılacak Birleşik Krallık-AB zirvesinde “İngiltere’nin Avrupalı ortaklarıyla uzun vadeli ilişkisi için farklı seçeneklerin neler olduğunu” ayrıntılı olarak açıklayacağını söyledi.
Çarşamba günü yayınlanan bir BBC röportajında Burnham, “Gümrük birliği konusunda [eski Maliye Bakanı] George Osborne’un söylediklerine bakabiliriz, Liberal Demokratların konferansında tek pazar hakkında söylediklerine bakabiliriz ya da sonuna kadar gidebiliriz,” dedi ve şöyle devam etti:
“Dolayısıyla açıkça değerlendirilmesi gereken seçenekler var ve neyin uygulanabilir olduğuna, her birinin artı ve eksilerinin ne olacağına bakmamız gerekiyor.”
Burnham’ın İşçi Partisi’ndeki selefi Keir Starmer, AB’nin tek pazarına veya gümrük birliğine yeniden katılmama sözü vermişti.
Burnham’ın hükümeti genel seçimlere kadar bu tutumunu sürdürecek. Fakat bu hamlesi, Brexit referandumundan on yıl sonra ilişkileri yeniden canlandırmak için seçim sonrası bir girişimin zeminini hazırladı.
Avrupa
Jordan Bardella’ya “antisemitizm” suçlaması

Fransız Ulusal Birlik’in (RN) Başkanı Jordan Bardella’nın, henüz 17 yaşındayken parti üyeleri ile yaptığı özel sohbetlerde antisemitik görüşler dile getirdiği öne sürüldü.
Araştırmacı haber sitesi Mediapart’ın pazartesi günü yayınladığı haberde, Bardella’nın “Yahudiler diğer halklara hükmetmeli, onları ezmeli ve soymalıdır” ve “tüm bankalar Yahudilerin elindedir” dediği yazışmaları elde ettiğini ve bunları bağımsız olarak doğruladığını açıkladı.
Bardella bu iddiaları şiddetle reddetti ve Mediapart’a dava açacağını ekledi.
Hem Bardella hem de Marine Le Pen, bu haberi, şu anda anketlerde başı çeken aşırı sağcı deneyimli politikacının gelecek yılki seçimleri kazanmasını engellemek için yürütülen daha geniş çaplı ve koordineli bir çabanın parçası olarak nitelendirdi.
Bardella şöyle konuştu:
“Fikirlerimizin zaferine hiç bu kadar yaklaşmadığımız bir dönemde, bazı aktivist basın organları, cumhurbaşkanlığı kampanyasını istikrarsızlaştırmak ve şerefime saldırmak için karalama kampanyaları düzenlemeye hazır.”
RN Başkanı, “Topyekûn bir savaşın ilk işaretlerini ve cumhurbaşkanlığı kampanyasını istikrarsızlaştırma girişimlerini hissediyoruz,” dedi.
Le Pen ise Fransa parlamentosunun alt meclisi olan Ulusal Meclis’te gazetecilere konuşurken Bardella’nın yanında oturarak, “Sistem bu ivmeyi engellemek için her şeyi, en iğrenç şeyleri bile yapacak,” dedi.
Pazartesi günü inşaat sektörüne yönelik bir etkinliğe katıldığı sırada Le Pen, Mediapart’ın haberini “delilik” olarak nitelendirdi.
Ulusal Birlik’in öncülü olan Ulusal Cephe, Nazi işbirlikçileri ve nefret söylemi nedeniyle defalarca mahkum edilen Le Pen’in babası Jean-Marie tarafından kurulmuştu.
Le Pen, Holokost’un tarihin bir “ayrıntısı” olduğu iddiasını tekrarlayan babasını 2015 yılında partiden ihraç etmişti.
Le Pen’in Bardella’nın kariyerine ivme kazandırdığı ve onu partinin imajını temizleme çabalarının ön saflarına yerleştirdiği göz önüne alındığında, bu son skandalın yarattığı etki özellikle zarar verici olabilir.
Partinin eski muhafazakâr kanadıyla ilişki kurmak için çok genç olan Bardella, Le Pen soyadının çok fazla olumsuz çağrışım taşıdığı seçmen kesimlerinde (özellikle yaşlı seçmenler ve Yahudi cemaati arasında) partinin ilerleme kaydetmesine yardımcı olabilecek taze bir yüz olarak görülüyordu.
2021’de Ulusal Birlik’in başına geçtiğinden beri, Bardella partiyi Fransa’daki Yahudi nüfusunun savunucusu olarak tanıttı ve bunun kanıtı olarak İsrail’e verdiği tam destekten bahsetti.
31 yaşındaki Bardella, İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli’den davet aldıktan sonra 2025’te İsrail’e gitti.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceSuudi boru hattına saldırılar sonrası Çin’de petrol fiyatları rekor kırdı
Diplomasi2 hafta önceABD ile Almanya savunma sanayii işbirliğini derinleştirecek
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi












