Avrupa
Seçimlerle birlikte bölünmüş Almanya bir kez daha tescillendi

23 Şubat’taki erken federal seçimlerden Hıristiyan Demokratlar (CDU/CSU) birinci parti, Almanya için Alternatif (AfD) ikinci parti olarak ayrılırken, ülkenin doğusu ile batısını da bölüştüler.
AfD, geçen haziran ayında yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin de gösterdiği gibi, Doğu Almanya’daki en güçlü parti olma özelliğini perçinledi. Parti, doğu eyaletlerinde neredeyse her üç kişiden birinin oyunu alarak, %32 ile birinci parti oldu.
Örneğin Saksonya’da seçimlere katılan AfD’nin tartışmalı ismi Maximilian Krah’ın, seçim bölgesini %40’ın üzerinde bir oy oranıyla kazanacağı tahmin ediliyor.
Krah Euractiv’e yaptığı yazılı açıklamada, “CDU’nun kendi kendini yok edişini yakında Federal Meclis’te canlı olarak izlemeyi dört gözle bekliyorum. Merz partisini gevşek bir duruma sürüklüyor ve buna Afganistan koalisyonu deniyor,” dedi.
Almanya’nın yeni seçim prosedürüne göre Krah’ın kazandığı zaferin Federal Meclis’e girmek için yeterli olup olmadığı henüz belirsiz. Daha fazla yerel seçim bölgesi galibiyeti, Saksonya’daki ilk oy oranına göre parti için ek sandalyeler sağlayabilir.
Batıda ise CDU/CSU açık ara önde gelen parti olarak zaferini (%30,8) ilan etti. Batıda ise AfD, %17,7 oy oranı ile SPD’yi geçerek ikinci parti oldu.
Doğudaki bazı seçim bölgelerinde de birinci gelen CDU’nun yanı sıra, batıda bazı bölgelerde SPD ve Yeşiller galip geldi ama en büyük sürprizi Berlin’de Die Linke (Sol Parti), %20’ye yakın oyla birinci parti olarak yaptı.
Yıllar süren düşüşün ardından birkaç ay önce anketlerde yüzde üçle neredeyse silinmiş olan parti, seçim kampanyasının son aşamalarında göç politikasına ve AfD ile nasıl başa çıkılacağı sorusuna odaklanmaktan yararlandı. SPD ve Yeşiller seçmen tabanının önemli bir kısmının kısa sürede Sol Parti’ye geçtiği görülüyor.
Son haftalarda binlerce yeni üye kaydeden partiyi önce yüzde beşin üzerine çıkardılar; tahminlere göre parti şu anda yüzde 8 ila 9 arasında seyrediyor.
Seçim kampanyası sırasında parti aslında üç doğrudan vekillik hedeflemişti çünkü yüzde beşin üzerinde bir sonucun elde edilmesi neredeyse imkansız görülüyordu.
Sonuçta parti, dördü Berlin’de olmak üzere birçok seçim bölgesini doğrudan kazandı: Parti lideri Ines Schwerdtner Berlin-Lichtenberg’de, Gregor Gysi Treptow-Köpenick’te, Pascal Meiser Friedrichshain-Kreuzberg’de ve Ferat Koçak da Neukölln’de kazandı. Neukölln, parti tarafından kazanılan ilk “batı seçim bölgesi” oldu.
Birkaç gün öncesine kadar partide hiç kimse Meiser’in Friedrichshain-Kreuzberg’deki seçim bölgesini kazanacağını da ciddi olarak beklemiyordu. Eski Thüringen Başbakanı Bodo Ramelow Erfurt-Weimar-Weimarer Land II seçim bölgesini kazanırken, Sören Pellmann bir kez daha Leipzig II seçim bölgesini kazandı.
Sol Parti, Almanya’nın doğusundaki eyaletlerde önceki zirvelerinin altında kalırken ve ortalama olarak (küçük iyileşmelerle) 2021’deki nispeten kötü sonucunu tekrarlarken, özellikle son yıllarda çok sayıda eyalet seçiminde feci şekilde kötü performans gösterdiği Batı Almanya eyaletlerinde güçlü kazanımlar elde etti ve diğer yerlerin yanı sıra Bavyera’da yüzde beşin üzerinde oy kazandı.
Genel tablo, Sol Parti’nin seçmen kitlesinin ağırlık merkezinin batıya doğru bir tür kayması şeklinde. Batıda parti, özellikle daha önce Yeşillerin güçlü sonuçlar aldığı üniversite kentlerinde ortalamanın üzerinde sonuçlar elde etti: Örneğin Münster seçim bölgesinde Sol Parti ikinci oyların yüzde 12,5’ini (+ 7,5 yüzde puan), Bonn’da yüzde 12,5’ini (+ 7) ve Heidelberg’de yüzde 10,1’ini (+ 5,3) aldı.
Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) tarafında ise hayal kırıklığı var. Sol Parti’den ayrılanların kurduğu BSW, Eylül 2024’te Doğu Almanya’da yapılan üç eyalet seçiminde elde ettiği büyük başarıların ve ardından iki eyalet hükümetine girmesinin ardından son aylarda anketlerde istikrarlı bir şekilde gerilemişti.
Bazı anket kuruluşlarının son zamanlarda partiyi sürekli olarak ve görünüşe göre yüzde üç veya dört oranında düşük göstermesi seçmenleri etkilemniş görünüyor. Özellikle seçimden hemen önce yayınlanan Forsa anketinde BSW’nin yüzde 3 civarında görünmesi, partinin büyük tepkisini çekmiş ve bu bir tür “dezenformasyon” olarak nitelendirilmişti.
Seçime katılım oranı yaklaşık yüzde 82,5 ile 2021’dekinden (yüzde 76,4) önemli ölçüde yüksek oldu ve Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin (DDR) 1990’da Federal Almanya Cumhuriyetine ilhakından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
BSW’den seçimlere şaibe suçlaması: ‘Düzmece anketler yayıldı’
Demografik verilere bakıldığında ise, ilk oylarını kullanan seçmenlerde Die Linke şaşırtıcı bir başarı elde ederek %27 ile birinci sırada yer aldı. Kentlerde yaşayan genç kadınlar arasında Sol Parti’ye destek oranı %34’e ulaşırken, Yeşiller %22, SPD %12 ile onu takip etti.
Kırsalda yaşayan yaşlı erkeklerde ise CDU %42 ile açık ara ilk sırada yer alırken, onu %18’er oy oranı ile AfD ve SPD takip etti.
Ekonomik durumu kötü olan seçmenler arasındaki oy oranları sırasıyla şöyle: AfD %37, CDU %18, SPD %12, Die Linke %11, Yeşiller %7, BSW %7. AfD, bu kesimdeki oylarını 2021’deki federal seçimlere göre 18 puan artırmış durumda.
AfD’nin işçiler/çalışanlar arasında da oyunu artırdığı görülüyor. 2021 seçimlerinde CDU %20, SPD %26, AfD %21 iken dünkü seçimlerde tablo tersine döndü ve AfD %38, CDU %22 ve SPD %12 oy aldı.
Nitekim bu mesele başka anket sorularında da kendisini gösteriyor: Yükselen fiyatlar nedeniyle faturasını ödeyememe korkusu yaşadığını söyleyen seçmenlerin en büyük oranı %75 ile AfD’de yer alırken, Die Linke seçmeninin de %60’ı böyle düşünüyor.
Bu konudaki genel ortalama %53 iken, CDU, SPD ve Yeşiller seçmeni bu ortalamanın altında: Sırasıyla %46, %43, %28.
2022’de Alman seçmenlerin yalnızca %39’u ekonomik durumun kötü olduğunu söylerken, şimdi bu oran %83’e çıkmış durumda ve AfD seçmenleri arasında bu oran %96’yı buluyor.
Almanya’nın şansölye adayı Merz’den “ABD’den bağımsızlık” sözü ve NATO’nun ölüm ilanı
Dolayısıyle Yeşiller seçmenleri üst düzey gelir grubuna daha yakın görünürken, AfD, Die Linke ve kısmen de CDU/CSU, daha alt gelir grubundan oy almış görünüyor.
AfD’nin hangi partilerden oy çektiği söz konusu olduğunda ise açık ara birinci sırada “oy kullanmamış” olanlar yer alıyor: 1 milyon 830 bin. Bunun arkasından ise CDU (830 bin), FDP (750 bin), SPD (630 bin), Die Linke (90 bin) ve Yeşiller (70 bin) geliyor.
AfD’den BSW’ye giden oy sayısının yalnızca 60 bin olması, özellikle Doğu Almanya’da yarışan ve göç karşıtı söylemlere sahip olan biri sağ biri sol partinin ayrı seçmen tabanlarına sahip olduğuna, AfD’den “sola” kayış yaşanmadığına işaret ediyor.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak












