Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya savaşa mı hazırlanıyor?

Yayınlanma

Alman ordusu, son yıllarda Rusya’yla savaş söylemleri eşliğinde personel sayısını artırmaya çalışıyor. Mevcut 180 bin asker sayısının yakında 200 bine çıkarılması hedeflense de bu rakam bile NATO’nun artan savunma taleplerini karşılamaya yetmiyor.

Savunma Bakanı Boris Pistorius’a göre asıl ihtiyaç duyulan sayı 260 bin. Bu hedefe ulaşmak için de öncelikle gönüllülük esasına dayanan yeni bir askerlik modeli önerdi.

Mali teşvikler, daha iyi çalışma koşulları ve modern reklam kampanyalarıyla gençleri orduya çekmek istiyor. Peki, bu yeterli olacak mı? Eğer olmazsa, 2011’de askıya alınan zorunlu askerliğin yeniden getirilmesi gündeme gelebilir.

Anketler, Almanların çoğunluğunun bu fikre sıcak baktığını gösteriyor. Ancak bu konu, göründüğünden çok daha karmaşık.

Zamana karşı yarış: Hibrit model yeterli olacak mı?

Pistorius’un önerdiği yeni model, bir nevi hibrit bir yapıya sahip. Gönüllülük ön planda tutulsa da, hedeflere ulaşılamaması durumunda zorunlu askerlik kapısı aralık bırakılıyor.

Bu ilk bakışta mantıklı bir adım gibi görünse de, en büyük eleştiri zamanlama konusunda geliyor. Gönüllülük sisteminin işe yarayıp yaramadığını görmek ve değerlendirmek için beklenecek süre, bir iki yıl veya daha fazlasını bulabilir.

Fakat ne Almanya’nın ne de diğer NATO ülkelerinin bu kadar bekleyecek zamanı var.

Rakamlarla Almanya’nın devasa asker ihtiyacı

Peki, Almanya’nın gerçekte ne kadar askere ihtiyacı var? NATO’nun güncel savaş planlamalarına göre, Almanya’nın 2035 yılına kadar 260 bin muvazzaf asker ve yaklaşık 200 bin yedek askerden oluşan bir güce sahip olması bekleniyor.

Mevcut 181 bin muvazzaf asker ve en iyi ihtimalle 60 bin civarında olduğu tahmin edilen yedek asker sayısı düşünüldüğünde, hedefin ne kadar büyük olduğu açıkça görülüyor.

Yeşiller partisinden eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer’in zorunlu askerliğin kaldırılmasının bir hata olduğunu itiraf etmesi ve anketlerde halkın dörtte üçünün yeniden uygulamaya konulmasını desteklemesi, siyasilerin neden bu kadar tereddüt ettiğini sorgulatıyor.

Anayasa engeli ve kuşak farkının yarattığı çıkmaz

Bunun temelinde hem hukuki hem de siyasi engeller yatıyor. Askıya alınan eski yasayı yeniden devreye sokmak için mecliste basit bir çoğunluk yeterli. Ancak bu yasa, sadece erkekleri kapsıyordu.

Günümüz koşullarında kadınları dışarıda bırakan bir zorunlu askerlik hizmeti ne kadar adil olurdu? Eğer kadınlar da sürece dahil edilecekse, bu bir anayasa değişikliği gerektirir ve meclisteki mevcut aritmetikle bu değişikliği sağlamak neredeyse imkansız.

Ayrıca, anket sonuçlarının güvenilirliği de tartışmalı. Evet, genel bir destek var gibi görünüyor, ancak yaş gruplarına inildiğinde, zorunlu askerliği destekleyenlerin çoğunlukla bu durumdan etkilenmeyecek olan yaşlılar olduğu görülüyor. Genç nesiller ise bu konuda çok daha bölünmüş durumda.

Kadınlar da askere gidecek mi?

Olası bir zorunlu askerlik kimleri kapsamalı? 2025 yılında kadınların da bu sorumluluğu paylaşması gerektiği fikri giderek daha fazla kabul görüyor. Pistorius’un tasarısı, kadınların da gönderilecek olan anketlere “gönüllü olarak” cevap verebilmesini öngörerek bu konuya çekingen bir adım atıyor.

Ancak kadınların cevap vermesinin zorunlu olmaması, eşitlik tartışmalarını alevlendiriyor.

Diğer bir yandan, bu hizmetin öncelikle gençleri hedeflemesi mantıklı olsa da, özellikle yedek personel ihtiyacı göz önüne alındığında, daha ileri yaş gruplarının da denklemin bir parçası olması kaçınılmaz görünüyor.

Almanya’nın bu personel hedeflerine ulaşması, NATO içindeki konumunu da doğrudan etkileyecektir. Yıllardır teçhizat ve malzeme tedariki konuşulurken, bu teçhizatı kullanacak personelin önemi, “Zeitenwende” yani “dönüm noktası” tartışmalarında uzun süre göz ardı edildi.

Matematik yalan söylemez: Gönüllülük tek başına yetersiz

Fakat gönüllülük esasına dayalı bir sistemin, 260 bin asker hedefine ulaşması matematiksel olarak pek olası görünmüyor.

Tasarıda, erkeklerin gönderilen anketlere cevap verme zorunluluğu gibi küçük bir zorunluluk unsuru bulunsa da, sistemin temeli gönüllülüğe dayanıyor.

Bu yüzden, siyasetin eninde sonunda daha güçlü zorunlu unsurları devreye sokmak zorunda kalacağı tahmin ediliyor.

Bu süreçte Alman ordusunu daha cazip hale getirmek için neler yapılabilir? Sosyal medya kampanyaları, maaşların yaklaşık 2000 avroya çıkarılması gibi adımlar önemli.

Fakat en kritik konulardan biri altyapı. Yıllardır raporlarda dile getirilen, kışlalardaki kötü koşulların acilen iyileştirilmesi gerekiyor. Modern ve yaşanabilir kışlalar olmadan, gençleri orduya çekmek çok zor.

Sıfırdan başlamak: Zorunlu askerlikte altyapı sorunu

Zorunlu askerliğin yeniden gelmesi durumunda en büyük zorluklardan biri de yine altyapı olacaktır. Yeni gelecek binlerce askeri barındıracak, eğitecek ve yönlendirecek yeterli kışla, eğitimci ve askere alma dairesi bulunmuyor. Bu sistemlerin sıfırdan kurulması veya modernize edilmesi gerekiyor.

Bu noktada sıkça örnek gösterilen ülke İsveç. Ancak İsveç modeli, Almanya’da genellikle yanlış anlaşılıyor. İsveç’te zorunlu askerlik var, ancak gönüllü olarak hizmet etmek isteyenlerin sayısı ihtiyacı karşıladığı için, her yıl çok az sayıda kişi zorunlu olarak askere alınır. Almanya’nın şu anki planı ise bu modelle tam olarak örtüşmüyor.

Son olarak, tüm bu askeri hazırlıkların yanında sivil halkın bir krize veya savaş durumuna ne kadar hazır olduğu da önemli bir soru. Almanya, henüz yolun başında.

Savunma Bakanı Pistorius’un “2029’a kadar savaşa hazır olmalıyız” demişti. Bu tarih, istihbarat değerlendirmelerine dayansa da, hem personel hem de teçhizat eksiklikleri düşünüldüğünde, bu hedefe ulaşılıp ulaşılamayacağı belirsiz.

Zorunlu askerliğin yakın gelecekte yeniden gelmesi mantıksal bir gereklilik gibi dursa da, siyasi iradenin bu adımı ne kadar hızlı atacağı büyük bir soru işareti.

Avrupa

Ukrayna’ya bütçe desteği çıkmadı: AB kredileri öne çekmeye yanaşmıyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, artan askeri harcamalar nedeniyle ek bütçe desteği isteyen Ukrayna’nın talebini geri çevirerek Kiev’i diğer müttefiklere yönlendirdi. Ukrayna tarafı 27 milyar euroluk yeni finansman açığı bildirirken Brüksel kredilerin öne çekilmesinin 2027 yılında dengeleri bozacağı görüşünde.

Avrupa Birliği (AB), artan askeri harcamalar nedeniyle bütçesinde 27 milyar euroluk ayeni bir açıkla karşılaşan Ukrayna’nın ek finansman talebini geri çevirdi.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre Brüksel, kredilerin öne çekilerek erken ödenmesinin 2027 yılında mali sorunlar yaratacağını belirterek Kiev yönetimini Kanada, Norveç ve Japonya gibi diğer ortaklara yönlendirdi.

Ukrayna yönetimi, tırmanan savaş maliyetleri sebebiyle 27 milyar euro (yaklaşık 30,4 milyar dolar) düzeyinde ek finansman açığı oluştuğunu bildirmiş ve AB’den kredi dilimlerinin serbest bırakılmasını hızlandırmasını istemişti.

Habere göre AB yetkilileri, 2027 yılı için planlanan kredi paketinden 45 milyar euroluk kısmı süratle tahsis etmeyi planlıyor; fakat bu aktarım en erken gelecek yılın başında yapılabilecek.

Birlik bünyesinde Ukrayna’nın ek bütçe ve savunma ihtiyaçlarının tespitine yönelik çalışmaların da eş zamanlı yürütülmesi öngörülüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen arasında geçen hafta yapılan görüşmede finansman başlığının gerginliğe yol açtığı aktarıldı.

Von der Leyen, temasın ardından yaptığı açıklamada Ukrayna’ya ek savunma desteği sağlanacağını teyit ederken bütçe yardımlarının devamının Ukrayna Parlamentosu’ndaki reform sürecine bağlı olduğunu kaydetti.

Von der Leyen, AB’nin elinde yıl sonuna kadar kullanılabilecek 37 milyar euro kaldığını dile getirdi.

Ukrayna Başbakanı Sergey Koretskiy eylül ayında yaptığı değerlendirmede kamu maliyesinin durumunu kritik seviyeye yakın olarak nitelendirmişti.

Ukrayna Maliye Bakanlığı, 2026 ile 2029 yılları arasında yaklaşık 146 milyar dolarlık dış finansmana ihtiyaç duyulacağını hesaplıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ise Ukrayna’nın 2029 yılına kadar 54 milyar dolara varan finansman açığıyla karşı karşıya kalacağını öngörüyor.

Buna karşılık AB Komisyonu’nun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis, Ukrayna’nın 2026 yılı bütçe ihtiyaçlarının büyük ölçüde güvence altına alındığını savundu.

Dombrovskis, sahadaki gereksinimin Kiev’in iddia ettiği kadar acil olmayabileceğini belirterek Avrupa Komisyonu ile IMF’nin 27 milyar dolarlık açık hesabını henüz teyit etmediğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB’ye geri dönüş Londra’ya serbest ticaret anlaşmalarını feda ettirebilir

Yayınlanma

İngiltere’de yeni Başbakan Andy Burnham’ın AB’ye geri dönüş olasılığını gündeme alması, İşçi Partili eski hükümet yetkililerinin maliyet uyarılarına yol açtı. Bloomberg’ün haberinde, Margaret Thatcher döneminde kazanılan bütçe indiriminin kalkması halinde Londra’nın yıllık 5 milyar sterlin ek harcamayla karşılaşacağı ve Brexit sonrası imzalanan üçüncü ülke anlaşmalarının iptal edileceği kaydedildi.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olarak geri dönmesi durumunda, ülkenin her yıl yaklaşık 5 milyar sterlin (6,6 milyar dolar) ek harcama yapmak zorunda kalabileceği belirtildi.

Bloomberg’in eski Başbakan Keir Starmer yönetiminde görev almış İşçi Partili yetkililere dayandırdığı habere göre, olası bir geri dönüş Londra açısından ciddi bir mali yük ve ticari tavizler getirecek.

Söz konusu maliyet artışının temel nedenlerinden birini, eski Başbakan Margaret Thatcher döneminde elde edilen bütçe indiriminin kaldırılma ihtimali oluşturuyor.

İngiltere’nin ortak AB bütçesine yaptığı net katkıyı yüzde 66 oranında düşüren bu mekanizmanın yürürlükten kalkması, Starmer’ın eski çalışma arkadaşlarına göre İngiliz ekonomisine doğrudan ek yük getirecek.

Yetkililer mali faturaya karşılık Brüksel’in bazı başlıklarda taviz verebileceğini dile getiriyor.

Bu kapsamda AB yönetiminin, İngiltere’yi Schengen Bölgesi’ne katılmaya ya da euro para birimine geçmeye zorlamayabileceği değerlendiriliyor.

Buna karşın üyeliğe dönüş doğrudan mali harcamaların ötesinde kapsamlı ticari zorunlulukları da beraberinde getirecek.

Haberde, Londra’nın AB’den ayrıldıktan sonra üçüncü ülkelerle imzaladığı bütün bağımsız ticaret anlaşmalarını iptal etmek zorunda kalacağına dikkat çekildi.

Temmuz ayı sonunda başbakanlık görevinden ayrıldığını duyuran Keir Starmer’ın yerine geçen yeni Başbakan Andy Burnham, bir sonraki genel seçimlerde İngiltere’nin birliğe geri dönüşü için kampanya başlatabileceğini açıklamıştı.

Yıl sonunda düzenlenmesi planlanan zirvede ele alacağı üç seçeneği paylaşan Burnham; tam üyelik, AB tek pazarına erişim ve gümrük birliğine katılım başlıklarını değerlendireceğini bildirdi.

Starmer da başbakanlığı öncesinde Brexit sürecine destek vermemiş, ayrılık koşullarının yumuşatılmasını savunarak sürecin iptalini de seçenekler arasına alan ikinci bir teyit referandumu düzenlenmesi için çaba göstermişti.

İngiltere’de 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan referandumda seçmenlerin yüzde 51,9’u birlikten ayrılma yönünde oy kullanmıştı.

Ülke, 47 yıllık üyeliğin ardından 31 Ocak 2020’de AB’den resmen ayrıldı. Londra, üyelik sürecinde çeşitli ayrıcalıklar ve istisnalar içeren özel bir statüye sahipti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Hamburg Limanı, NATO askeri lojistiği için modernize edilecek

Yayınlanma

Almanya, Hamburg Limanı’nı hem ekonomik rekabet gücünü artırmak hem de NATO’nun savunma lojistiğine hizmet etmek amacıyla genişletmeye hazırlanıyor. Federal hükümetin 2028 yılından itibaren kaynak aktaracağı projeyle rıhtımlar yenilenecek, gemi dönüş alanı 600 metreye çıkarılacak.

Almanya’nın en büyük limanı konumundaki Hamburg Limanı, hem ülke ekonomisini canlandırma hem de NATO’nun askeri lojistik ihtiyaçlarını karşılama hedefiyle kapsamlı bir yenileme sürecine giriyor.

Bild gazetesinin haberine göre limanın, 2028 yılından itibaren özel bir federal fondan mali destek alması planlanıyor.

Hamburg liman sahalarının devlet teşvik haritasına dahil edilmesine ilişkin resmi kararın bu yılın sonuna kadar çıkması bekleniyor.

Projeyle birlikte rıhtım duvarlarının yenilenmesi, eskiyen vinçlerin modern alternatifleriyle değiştirilmesi ve bağlantı yollarının geliştirilmesi hedefleniyor.

Yatırımların temel amacını, limanın Avrupa’nın önde gelen lojistik merkezleri arasındaki konumunu yeniden güçlendirmek oluşturuyor.

Liman altyapısında sivil ve askeri hedefleri birleştiren “çift kullanım” yaklaşımı öne çıkıyor.

Plan çerçevesinde inşa edilecek altyapı, standart konteyner trafiğini hızlandırmanın yanı sıra olası bir kriz anında NATO’ya ait ağır askeri teçhizat ve zırhlı araçların sevkiyatına da kesintisiz lojistik zemin hazırlayacak.

Gazetenin aktardığı ayrıntılara göre 2030’lu yıllara kadar gemi manevra alanının çapının 600 metreye çıkarılması öngörülüyor. Bu genişletme adımı, yeni nesil mega konteyner gemilerinin limana güvenli şekilde yanaşabilmesini sağlayacak.

Liman idaresi, yılın başında kaydedilen yük trafiğindeki gerileme ve pazar payı kaybının ardından toparlanma işaretleri görüldüğünü bildirdi.

İyileşme sürecinde, liman işletmecisi HHLA şirketinin bir buçuk yıldır kilit hissedarları arasında yer alan dünyanın en büyük deniz taşımacılığı firması MSC belirleyici rol oynuyor.

Şirket, HHLA terminalleri üzerinden gerçekleştirdiği elleçleme hacmini artırma taahhüdünde bulundu.

Hamburg eyalet yönetimi ise büyük taşımacılık şirketlerine bağımlılığı dengelemek adına yük trafiğini çeşitlendirme arayışını sürdürüyor.

Hamburg Ekonomi Senatörü Melanie Leonhard, kentin Avrupa, Güney Amerika ve Hindistan ile ticari bağlarını genişletmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Almanya’nın liman hamlesi, savunma harcamalarındaki genel artış eğilimiyle eşzamanlı ilerliyor.

2025 yılında Avrupa’da savunmaya en fazla bütçe ayıran ülke olan Almanya’nın, ordunun imkanlarını geliştirerek 2030’a kadar kıtanın önde gelen askeri gücüne dönüşebileceği belirtiliyor.

ABD merkezli Foreign Affairs dergisi şubat ayındaki değerlendirmesinde, Berlin’in bu askeri yükselişinin Avrupa’yı güçlendirmek yerine kıta içinde yeni bölünmelere yol açabileceği uyarısına yer vermişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English