Ortadoğu
“Barış Kurulu”, dijitalleşme aracılığıyla Gazzelileri İsrail’in insafına terk ediyor

İsrailli teknoloji girişimcisi Liran Tancman, “Barış Kurulu”nun açılış oturumunda Gazze’nin dünyanın geri kalanıyla “dijital olarak” yeniden bağlantılandırılması gerektiğini söyledi.
Geçtiğimiz yıl boyunca ABD’li üst düzey yetkililerle Gazze konusunda çalışan Tancman, temmuz ayına kadar Gazze’nin 2G ağının “ücretsiz, yüksek hızlı erişimle yükseltileceğini” ileri sürdü.
Tancman, Gazze İdari Ulusal Komitesi’nin (NCAG) elektronik ödemeler, finansal hizmetler, sanal öğrenim ve sağlık hizmetleri için güvenli bir dijital platform kurduğunu belirtti.
Tancman şöyle devam etti:
“Bu çaba, bölgesel ortaklarımız tarafından destekleniyor ve bugün ilerleyen saatlerde onlardan bu konuda heyecan verici haberler alacağınızı düşünüyorum.
Buna paralel olarak, Filistinlilerin iş kurmalarına, küresel olarak ithalat yapmalarına ve güvenli bir şekilde ticaret yapmalarına yardımcı olmak için Amazon benzeri bir lojistik sistemi geliştiriyoruz.
Bu, fiyatları düşürecek, büyümeyi teşvik edecek ve Gazze’yi açık, şeffaf, yolsuzluğun olmadığı bir ekonomik bölgeye dönüştürmeye yardımcı olacak.”
“Barış Kurulu”nda bir İsrailli istihbaratçı
Tancman, Rezillion isimli İsrailli bir siber güvenlik startup’ının kurucusu. Rezilion, 2024 yılında Be’er Sheva Bölge Mahkemesine borçların kapatılması için bulunduğu taleple gündem olmuştu.
Siber güvenliği yönetmek ve geliştirmek için araçlar geliştiren, ayrıca geliştirme prosedürlerini optimize etmek ve dijital uygulamaları güvenli bir şekilde çalıştırmak için çözümler bulan Rezilion, mahkemeye, tüm borçlarını karşılayacak 7,3 milyon dolar karşılığında varlıklarını GitLab’a satmak üzere bir anlaşmaya vardığını bildirmişti.
Buraya kadar bile “normal” değil, ama dahası var. Tancman, İsrail siber komutanlığının kurucularından biri ve on yıl boyunca İsrail istihbarat teşkilatında görev yapmış!
2013 yılında Tancman, siber tehditlerin nasıl gelişebileceğini tahmin edebilen ve geleceğe dönük güvenlik sunan bir teknoloji geliştiren CyActive şirketini kurmuş.
Liran, CyActive’in CEO’su olarak görev yapmış ve şirketin kuruluşundan 2015 yılında (sıkı durun!) PayPal tarafından satın alınmasına kadar şirketi yönetmiş.
Satın almanın ardından Liran, PayPal müşterilerinin güvenliğini sağlamak için en son teknolojileri geliştirmekten sorumlu PayPal’un küresel Güvenlik Ürünleri Merkezi’nin başına geçmiş.
Filistinlilerin tehciri “modellenmişti”
Tancman’ı, Gazze ile ilgili olarak, geçen sene Filistinlilerin tehcirini “modelleyen” Boston Consulting Group (BCG) ve Gazze İnsani Yardım Fonu (GHF) vesilesi ile hatırlıyoruz.
BCG danışmanları, savaş sonrası Gazze ile ilgili bir proje kapsamında Filistinlilerin Somali ve Somaliland’a tehcir edilmesini modellemişlerdi.
Hesaplamaları, iş adamları tarafından ABD yönetimi ile Orta Doğu’daki diğer hükümetler ve paydaşlara dağıtılmak üzere hazırlanan bir slayt sunumuna dahil edildi.
Slayt sunumunda, Gazze halkının yüzde 25’inin bölgenin dışına taşınmaya “karar vereceği” ve bunların çoğunluğunun geri dönmeyeceği öngörülüyordu.
BCG, ilk dört yıl içinde Filistinlileri kabul eden ülkelere 4,7 milyar dolarlık iktisadi fayda sağlayacağını tahmin ediyordu.
Çalışmaya yakın bir kaynak, “Geçici ve gönüllü olarak yer değiştiren Gazzelileri kabul eden bir ülke, iktisadi açıdan önemli faydalar sağlayacak bir nüfus artışı yaşayacak. Fakat modeldeki ülkeler, belirli tartışmalar hakkında bilgiye dayalı olarak seçilmedi. Amaç, Başkan Trump’ın masaya koyduğu seçeneklerle ilgili iktisadi sorunları anlamaktı,” dedi.
Tehcir planına ilişkin varsayımlar, Gazze sakinlerine geçici ve ardından kalıcı konut sağlanmasının maliyetine ilişkin daha ayrıntılı tahminlerin yanı sıra çeşitli diğer yeniden geliştirme planlarının temelini oluşturuyor.
BCG personeli, enkaz ve patlamamış mühimmatın kaldırılması, demiryolu hattı ve yeni liman gibi altyapıların inşası, işgücü gelişimi dahil olmak üzere yeni bir sağlık ve eğitim sisteminin geliştirilmesi ve turizm ve ileri imalat alanlarında özel yatırımların maliyetine ilişkin tahminler yaptı.
Model, bu yatırımların 10 yıl içinde konut, inşaat, güvenlik, imalat, sağlık, altyapı ve diğer iktisadi faaliyetlerden elde edilecek gelirler şeklinde geri dönüş sağlayacağını varsayıyor.
Bu ayrıca, 10 yıllık istihdam, GSYİH büyümesi ve varlık değerlerinin hesaplanmasının yanı sıra, okula giden çocuk sayısı ve mevcut hastane yatak sayısı gibi sosyal etkilerin de hesaplanmasına olanak tanıyor.
Gazzeliler biyometrik inceleme ile “elenecek”
2015 yılından bir Financial Times (FT) haberi, Tancman’ın kötü şöhretli “Unit 8200” mensubu olduğunu doğruluyor. CyActive şirketi, “henüz var olmayan hackleme tehditlerini” önceden tahmin etmek için tasarlanmış “tahmin yazılımı” ile siber savunma alanında en son teknolojileri kullanıyormuş.
Haberde “CyActive’in kurucu ortağı” olarak tanıtılan Tancman, henüz mobilyaları bile yerleştirilmemiş yeni ofisinde FT muhabirine şunları söylüyor:
“Biyologların gelecek yılın grip türünü tahmin etmeye çalıştıkları gibi, biz de bugünün kötü amaçlı yazılımlarının ve tehditlerinin gelecekte nasıl gelişeceğini tahmin edebilen programlara sahibiz.”
“Barış Kurulu”nun, Hamas’ı silahsızlandırma, güvenlik soruşturması ve Gazze’nin “deradikalize edilmesi” planları işleyecekse, Filistinlilerin biyometrik araçlarla kontrolden geçirilmesinin İsraillilere bırakılacağını tahmin etmek zor değil.
Nitekim geçen ağustos ayında Daraj Media için bir araştırma yapan Hiba Monzer, GHF’nin, faaliyetleri kapsamında yardım merkezlerinde sivilleri tarayarak veri topladığını ve daha sonra “ilgi çekici kişileri” tespit ettiğini yazıyor.
28 Mayıs 2025’te Reuters tarafından yayınlanan habere göre, İsrailli yetkililer yeni yardım sisteminin avantajlarından birinin, “Hamas ile bağlantısı olduğu tespit edilen kişileri dışlamak için yardım alanları tarama fırsatı olduğunu” söylüyor.
GHF’nin 3 Temmuz 2025’te saha operasyonlarına başlamasından bir ay sonra, Associated Press (AP), bir GHF saha yüklenicisinin İsrail ordusunun veri toplama için yardım dağıtım sistemini nasıl kullandığını açıkladığı bir rapor yayınlamış.
Rapor, Amerikalı analistlerin İsrailli askerlerle birlikte kontrol odasında görüntüleri incelediklerini belirterek süreci daha ayrıntılı olarak anlatıyor.
AP’ye göre, bir yüklenici, GHF yardım merkezlerinde bulunan bazı kameraların yüz tanıma yazılımı ile donatıldığını söylüyor.
AP tarafından izlenen canlı yayınlarda, bazı akışlar “analitik” olarak etiketlenmişti ve yüklenici, bunun yüz tanıma özelliğine sahip videoları gösterdiğini söyledi.
Aynı yüklenici, Safe Reach Solutions’ın (SRS) personele, belirli bir kriter vermeden “yerinde olmayan” herkesi fotoğraflamaları talimatını verdiğini de iddia ediyor.
Bu görüntülerin yüz tanıma veritabanına yüklendiğini, fakat nihai kullanım amaçlarının ne olduğunun bilinmediğini vurguluyor.
AP haberinde ayrıca SRS’nin biyometrik verileri kullanarak istihbarat topladığını reddettiği belirtiliyor.
“Startup şehri” olarak Gazze
Geçen ekim ayında İbrani medyası, Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki olası bir normalleşme ile birlikte Amerikan teknoloji sermayesinin Gazze seferinin başlayacağını yazmıştı.
Buna göre Larry Ellison ve Peter Thiel gibi milyarderler, Gazze’yi “vergiden muaf startup’ların yer aldığı, bulut işleme ve yapay zeka için dağınık sunucu çiftliklerinin bulunduğu, ucuz işgücüne sahip fabrikaların bulunduğu ve basit regülasyonların uygulandığı” bir milyarderler cenneti haline getirmeyi planlıyorlar.
Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) İsrail-ABD projesi başkanı Hadas Lorber şöyle diyor:
“Suudiler ve Birleşik Arap Emirlikleri, Gazze’nin yeniden inşa planına katılmakla ilgileniyorlar. Bu plan, Gazze’yi askerden arındırmanın ve Arap desteğiyle yerel güçlere dayalı teknokratik bir hükümete emanet etmenin ötesinde, [Tony] Blair ve [Jared] Kushner’e göre, bulut işleme ve yapay zeka için dağınık sunucu çiftlikleri ve merkezinde ucuz yerel işgücünün çalışacağı bir Tesla fabrikası bulunan, vergiden muaf bir startup şehri haline gelmesi öngörülüyor. Plan, yeni vergiden muaf bölgeler ve basit düzenlemeler arayan Peter Thiel veya Larry Ellison gibi birkaç milyarder tarafından da destekleniyor. Ellison, plana 350 milyon dolarlık yatırım yapmaya da hazır.”
Planlar, Amerikan teknoloji sermayesinin bir kısmının gelecekteki “ulusal devletlerden arta kalan parçalanmış egemenlikler” vizyonuna uygun.
Esas olarak İsrail kontrolündeki Doğu Gazze’ye odaklanan yeniden inşa çalışmaları, “Alternatif Güvenli Topluluklar” olarak adlandırılan sınırlı alanlarla sınırlı kalacak. Bunların ilki, Gazze’nin en güneyinde, Mısır sınırında bulunan “Yeni Refah.” Gazze’nin batı kısmı ise, en azından öngörülebilir gelecekte, yıkıntılar altında kalmaya devam edecek.
“Yeni Refah”, AI gözetim distopyası için pilot bölge olacak
New Arab’dan Muhammad Shehada’ya göre bu fikir, daha önceki “distopik” ve geniş çapta kınanan İsrail önerilerinin yeniden paketlenmiş hali.
Bu öneriler arasında “güvenlik balonları”, “kapalı topluluklar”, “insani yardım alanları” veya “sterilize bölgeler” gibi, eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert tarafından “toplama kampları” olarak nitelendirilenler de bulunuyor.
Bunun nedeni, “Yeni Rafah”a giren hiç kimsenin batı Gazze’ye geri dönmesine izin verilmeyecek ve İsrail askerleri tarafından kuşatılacak olması.
Kapalı ve güvenli topluluklar fikri, Amerikan teknoloji sermayesinin egemenlikleri parçalama planı ile de örtüşüyor. Gazze’nin güneyinin ve doğusunun tam anlamıyla İsrail’in (dijital) egemenliğinde bir Dubai’ye dönüştürülmesi planı ile karşı karşıyayız.
Nitekim New Arab, İsrail’in “Yeni Refah”a taşınmak isteyen her Gazze sakinini “titizlikle inceleyip tarayacağını” haber veriyor.
Makaleye göre bu da İsrail güvenlik kurumlarının başvuru sahiplerini şantaj ve baskı yoluyla işbirlikçi ve muhbir olmaya zorlayacakları anlamına geliyor.
New Arab, bu sınırlı bölgelerde yaşayanların telefonlarının, sosyal medya hesaplarının ve fiziki hareketlerinin, İsrail işgaline yardım eden Palantir tarafından sürekli ve gerçek zamanlı AI gözetimi altında tutulacağını yazıyor.
Palantir-Oracle ortaklığının pençeleri Gazze’de
Byline Times, geçen ekim ayında sızdırılan Gazze Uluslararası Geçiş Otoritesi (GITA) çerçevesini, tedarik kılavuz belgelerini ve FEC dosyalarını incelemişti.
Buna göre kimlik, sınır kontrolü, yardım lojistiği ve bağışçı koordinasyonunu kapsayan dijital yönetişim altyapısı, İsrail’in savunma ağında halihazırda kullanılan Oracle-Palantir teknoloji “yığını” ile uyumluydu.
Raporda ayrıca, GITA yönetim kurulu yapısının, bu yığının yeniden inşa sözleşmelerine kolayca girmesini sağlayacak şekilde planlandığı öne sürülüyor.
Savaş sonrası sistemde şunlar özetleniyordu: birleşik bir nüfus kaydı ve dijital kimlik platformu; merkezi sınır ve gümrük yönetimi; yardım ve yeniden yapılanma için veriye dayalı insani lojistik; ve bağışçı kurumları ve yerel yetkilileri birbirine bağlayan, birlikte çalışabilir bir dijital yönetişim altyapısı.
Ağustos 2025’te, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ihaleye çıkarak, bölgesel ofislerini birbirine bağlayan modern bir ağ sistemi olan “Gelişmiş Yapay Zeka ile Bulut Tabanlı SD-LAN” sözleşmesi imzaladı.
Bu, daha sonra Gazze planında öngörülen türden kayıt ve lojistik sistemlerini barındırabilecek, bulut tabanlı, yapay zeka destekli altyapıya geçişi işaret ediyordu.
Aynı model Gazze’nin yardım ekonomisinde de görülüyor. BM’nin insani yardım koordinasyon ofisi OCHA’ya göre, bağışçı kurumlar nakit yardımı sağlamak için dijital ödemeleri ve e-cüzdanları artırırken, yerel bankalar yavaş yavaş faaliyetlerine yeniden başlıyor.
Kendi başlarına zararsız gibi görünen bu araçlar, kimlik kontrolleri, kurumlar arası veri paylaşımı ve yinelemeleri önlemek için bir tür merkezi kayıt sistemi gerektiren daha geniş sistemlere entegre edilmek üzere tasarlanmış ki bu, geçen sene “Blair planı”olarak bilinen Gazze senaryosunda özetlenen “dijital kimlik” yapısının temel altyapısı.
Byline Times şöyle yazıyor:
“Birlikte ele alındığında, bu tedarik yolları Gazze’nin yeniden inşasının sadece tuğla ve betonla değil, veri akışları ve bulut altyapısıyla da hayal edildiğini ortaya koyuyor. Bu sürecin her adımı, “egemen” bulut barındırma, kayıt yazılımı ve analiz platformları sunmak için en uygun konumda olan şirketlere kapı açıyor – Oracle ve ortağı Palantir’in hakim olduğu alanlar.”
“Nakitten kurtulmuş” Filistin: İsrail’e büyük bir hediye
Tancman’ın dijitalleşme planına dönelim. Shehada, bu konu hakkında yaptığı yorumda, “Barış Kurulu”nun nakitsiz toplum planının Filistinlilerin en ufak iktisadi faaliyetlerinin dahi İsrail güdümündeki teknoloji şirketlerine bırakılması anlamına geleceğine işaret ediyor:
“Herhangi bir Filistinli, İsrail kontrolündeki e-cüzdanlarına erişimini kaybetmekten her zaman bir tık uzakta olacaktır. İsrail, hoşlanmadığı herhangi birini ‘khamas’ olarak nitelendirip dijital cüzdanlarını askıya alabilir, bunu kim kontrol edecek ki?”
Shehada, İsrail’in askeri yönetimi altındaki Filistinliler “vatandaş” olmadığını, onların yasalarla değil “ordu yönetmelikleriyle” yönetildiklerini ve İsrail’in kararlarına itiraz etme hakları olmadığını hatırlatıyor.
Örneğin İsrail, açıklanamayan ve itiraz edilemeyen “güvenlik gerekçeleri” ile insanları Gazze’den ayrılmaktan keyfi olarak men edebilir.
ABD’nin Filistin Yönetimi’nden talep ettiği reformlardan birinin de Filistin ekonomisini İsrail kontrolündeki “nakitsiz bir toplum”a dönüştürmek olduğunu hatırlatan araştırmacı, “İsrail, Avrupa’nın Gazze’deki mevcut bankacılık sektörünü yeniden inşa etme taleplerini reddediyor ve bunun yerine bu ‘dijital cüzdan’ sistemini savunmaya devam ediyor,” diyor.
Tancman’ın bahsettiği “Amazon tarzı lojistik”in de İsrail kontrolündeki bir platform olacağına işaret eden Shehada, bunun da “daha fazla şantaj ve keyfi kısıtlamalar anlamına” geldiğinin altını çiziyor.
Blair’in düşünce kuruluşu TBI ise, “Gazze Yeniden Yapılanma, Ekonomik Hızlanma ve Dönüşüm (GREAT) Vakfı” vizyonu ile, Gazze’in iç kısımlarında sekiz adede kadar “yapay zeka destekli, akıllı planlanmış şehir”in inşasını desteklemek için “arazi için blok zinciri kaydı” oluşturulmasını öngörüyor.
Bu şehirlerdeki tüm hizmetler ve ekonomi, kimlik tabanlı dijital sistem aracılığıyla yürütülecek.
Ortadoğu
Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.
Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.
Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.
Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.
Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.
Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.
Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.
Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.
Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.
Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.
Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.
Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.
Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.
Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.
Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.
Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.
Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Ortadoğu
Musk, Pentagon için “savaş danışmanlığı” yapacak

Dünyanın en zengin adamı Elon Musk, savaşın geleceğine odaklanan ve “Project Meridian” olarak bilinen bir Pentagon girişiminin eş direktörlüğünü üstlendi.
Musk’ın yeni görevini ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth duyurdu.
Savaşların eninde sonunda otonom insansız hava araçlarıyla yapılacağına dair inancını uzun süredir dile getiren Musk, savunma alanında faaliyet gösteren startup Anduril’in kurucusu Palmer Luckey ve eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ile birlikte eş direktör olarak projeye danışmanlık yapacak.
Hegseth, Pentagon’da yayınladığı bir notta, grubun “geleceğin savaş alanlarını inceleyeceğini” ve “savaşçıların bu ortamlarda üstünlük sağlamak için hangi silah ve teknolojileri kullanmaları gerektiğini belirleyeceğini” belirtti.
Hegseth, Quantico Deniz Piyade Üssü’nde yaptığı “Kuvvetlerin Durumu” konuşmasında şunları söyledi:
“Gelecekteki çatışmaları en iyi öngörenler yalnızca Pentagon’da bulunmuyor. Hem soruları sormayı hem de bunlara cevap vermeyi kendimize yüklerken, bariz önyargılar ve riskler söz konusudur.”
Hegseth, bu girişimin derhal başlayacağını ve konuşmasının ardından güvenli bir mekânda Musk, Luckey ve Gingrich ile bir araya geleceğini söyledi.
Meridian Projesi, “savaşların, alanların ve teknolojilerin gidişatını acımasızca haritalandırmak” için 120 gün süreye sahip olacak ve bu süreç, bulgularının kamuoyuna duyurulması ve gizli bir ek ile sonuçlanacak.
Hegseth, “Yeryüzünün altından Ay’ın ötesine” uzanan kapsamlı bir görev tanımını açıkladı.
Grup, yeni askeri stratejiler veya politikalar geliştirmek yerine, “ele geçirmemiz gereken alanları ve ustalaşmamız gereken yetenekleri” belirlemeye çalışacak ve gelecek nesil Amerikan askerlerinin ihtiyaç duyabileceği silah ve sistemleri “keşfetmeye, geliştirmeye ve sahaya sürmeye” odaklanacak.
Grubun, Ocak ayı sonuna kadar kendisine öneriler içeren bir rapor sunması bekleniyor.
Musk, 2024 yılında “Gelecekteki savaşlar tamamen insansız hava araçları ve hipersonik füzelerle ilgili olacak,” demişti. Bu, son yıllarda yaptığı benzer açıklamalardan sadece biriydi.
Hükümet Verimliliği Departmanı’ndaki (DOGE) denetim görevi kargaşayla sona eren ve Başkan Donald Trump’ın harcama tasarısı nedeniyle Trump ile bir anlaşmazlığa dönüşen Musk için, bu paneldeki görev, herhangi bir sıfatla hükümete resmi şekilde geri dönüşünü işaret ediyor.
Musk ve Trump sonunda barıştılar ve Musk, bu hafta Beyaz Saray’da diğer teknoloji liderleriyle birlikte yapay zeka güvenliği konulu bir toplantıya katıldı.
Meridian, Hegseth’in duyurduğu, ordunun otonom savaş ve hızla gelişen teknolojiler etrafında yeniden yapılandırılmasına yönelik daha geniş kapsamlı bir girişimin parçası.
Hegseth, müşterek kuvvetler genelinde otonom ve robotik yetenekleri yaygınlaştırmak üzere, kendi ifadesiyle “hizmet kolu benzeri yetkiler”e sahip yeni bir dört yıldızlı muharebe komutanlığı olan Otonom Savaş Komutanlığı’nın (AUTOWARCOM) kurulduğunu duyurdu.
Savaş Bakanlığı ayrıca, Hegseth’in “yeni nesil otonom savaşçılar” olarak adlandırdığı kişiler için özel kariyer yolları oluşturmak üzere, tüm askeri birimlerde yeni mesleki çerçeveleri aşamalı olarak uygulamaya başlayacak.
“Otonom Savaş Komutanlığı’nı on yıl önce düşünmüş olmalıydık,” diyen Hegseth, Meridian’ın, ordunun geride kalmadan bir sonraki teknolojik dönüşümü öngörebilecek kadar ileriye bakmayı amaçladığını açıkladı.
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak












