Avrupa
AfD de Trump ile arasına mesafe koyuyor

İngiliz sağının İran savaşı nedeniyle Donald Trump’ı eleştirmesinin ardından Almanya için Alternatif (AfD) de müttefiki ile arasına mesafe koyuyor.
Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre parti geçen hafta, MAGA hareketiyle bağlar kuran milletvekillerinden ABD ziyaretlerini azaltmalarını istedi.
Üst düzey bir parti yetkilisi FT’ye şunları söyledi:
“Savaştan önce bile durum pek iyi değildi. AfD, temaslarını daha hedefli bir şekilde sürdürmek istiyor ve artık büyük gruplar göndermeyecek.”
MAGA ve Trump’a yakın diğer isimleri kazanmaya yönelik çabalara rağmen, parti eş başkanları Alice Weidel ve Tino Chrupalla geçen ay ABD’nin İran’ı bombalama kararını hızla kınadı.
Parti liderliği içinde daha Amerikan yanlısı bir ses olarak görülen Weidel, Washington’u plansız hareket etmekle suçladı ve çatışmayı “bir felaket” olarak nitelendirdi.
Berlin merkezli düşünce kuruluşu Alman Dış İlişkiler Konseyi’nde araştırma görevlisi olan Jacob Ross, AfD’nin tutumunun, Trump’ın Grönland’ı ele geçirme tehdidinde bulunduğu bu yılın başından beri “değişmeye başladığını” söyledi.
Ross, “İran’a müdahale ve bunun Avrupa’ya getirebileceği resesyon, bir dönüm noktası oldu. ABD’yi her zaman kötü bir müttefik olarak gören AfD içindeki sesler yeniden üstünlük kazandı,” dedi.
Kamuoyu yoklamalarında Şansölye Friedrich Merz’in Hıristiyan Demokratları ile başa baş giden AfD’deki pek çok kişi, Trump’ın yeniden seçilmesini alkışlamıştı.
Parti yetkililerinden oluşan bir heyet, geçen yılın başında Trump’ın göreve başlama töreni için Washington’a gitti.
MAGA hareketi ise, Şubat 2025’te yapılan ulusal parlamento seçimleri öncesinde AfD’ye benzeri görülmemiş bir destek sunarak karşılık vermişti.
Örneğin Elon Musk ve Başkan Yardımcısı JD Vance gibi önde gelen isimler partiyi kamuoyu önünde desteklemişti.
Seçimden sonraki aylarda, AfD’nin rekor bir yüzde 21 ile ikinci olduğu dönemde, parti Trump yönetimi yetkilileriyle ve daha geniş kapsamlı MAGA hareketiyle ilişkilerini geliştirmeye devam etti.
Bu ani dönüş, AfD’nin iki doğu eyaletinde yapılacak, sonucu kritik öneme sahip bölgesel seçimlere hazırlanırken gerçekleşti.
Parti, eylül ayında Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern’deki seçimlerde tarihi bir sonuç hedefliyor.
Saksonya-Anhalt’ı temsil eden AfD milletvekili Christina Baum şunları söyledi:
“Kesinlikle istisnalar olsa da, çoğu seçmenden bu savaşı sevmediklerini işitiyorum. Başlangıçta Başkan Trump’a karşı çok olumluydular. Trump, artık savaş başlatmayacağına dair çok olumlu bir söz vermişti.”
Alman ekonomisinin yıllarca süren durgunluğun ardından nihayet toparlanma belirtileri gösterdiği bir dönemde, seçmenler hızla yükselen enerji fiyatlarının etkisinden endişe duyuyorlar ve ayrıca Berlin’in de bu çatışmaya sürükleneceğinden korkuyorlar.
AfD’li siyasetçi, “Başkan Trump, AB’yi zaten müdahale etmeye çağırmıştı. Bu yüzden insanlar korkuyor,” dedi.
Chrupalla, geçen hafta sonu doğu Almanya’daki memleketi Saksonya’da yaptığı bir konuşmada, Alman topraklarında konuşlanmış yaklaşık 38.000 ABD askerinin geri çekilmesini talep etti.
Dresden Teknoloji Üniversitesi’nden siyaset bilimci Manès Weisskircher’e göre, bu uzun süredir partinin politikası olsa da, İran’daki çatışma ve “Almanların açık çoğunluğunun savaşa şüpheyle bakması” göz önüne alındığında, bu açıklamaların zamanlaması “özellikle mantıklı”ydı.
Mart ayı başında ARD-DeutschlandTrend tarafından yapılan bir ankete göre, Almanların yüzde 58’i ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısını haksız buluyor.
AfD’nin bu yön değişikliği, muhalif seslerin çıkmasına da neden oldu. Örneğin milletvekili Maximilian Krah, Almanya’nın ABD ile ittifakını “güvenlik mimarimizin temeli ve çerçevesi” olarak nitelendirdi.
Bu hafta X’te yazdığı yazıda Krah, “Trump ile kopmak, AfD için her açıdan zararlı olur. Bunun olmasına izin verilmemeli,” dedi.
Partinin dış politika sözcüsü Markus Frohnmaier gibi diğer isimler ise bir orta yol bulmaya çalışıyor.
MAGA ile ilişkilerin kurulmasında kilit rol oynayan isimlerden biri olan Frohnmaier, İran’a yönelik ABD saldırılarının “cerrahi hassasiyetini ve net odaklanmasını” övmekle birlikte, gerginliğin azaltılması çağrısında da bulundu.
Frohnmaier geçen hafta, Federal Meclis’te (Bundestag) düzenlenen bir etkinlikte New York Genç Cumhuriyetçiler Kulübü Başkanı Stefano Forte’yi ağırladı. AfD milletvekilleri, Trump’a yapılan atıflarda defalarca alkışladı ve tezahürat yaptı.
Doğu eyaleti Thüringen’den milletvekili Stefan Möller ise “göğsümüzde iki kalp” olduğunu söyledi:
“Bir yandan, Donald Trump’ın birçok konuda bizimkiyle uyumlu bir siyasi yaklaşım izlediğini ve bunun aynı zamanda muhalefet partisi olarak AfD’ye yönelik saldırılara karşı bir tür koruyucu güç görevi gördüğünü biliyoruz. Bunun için son derece minnettarız. Öte yandan, dış politikada bizim fikirlerimizle uyuşmayan çok agresif bir jeostratejik rota izliyor.”
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı










