Amerika
Peter Thiel: Papa, Çinli komünistler için çalışıyor

Peter Thiel, Papa XIV. Leo’yu yapay zeka düzenlemesi çağrısında bulunarak farkında olmadan “Çin komünist ajanı” olarak hareket etmekle suçladı.
Colorado’daki Aspen Fikir Festivali’nde yaptığı konuşmada Thiel, Demokrat Parti’de “demokratik-sosyalist bir iktidar devralımı” yaşanacağı konusunda da uyarıda bulundu.
Thiel, siyaset bilimci Francis Fukuyama ile birlikte kayıt altına alınmayan bir panelde konuşma yaptı. Gazetecilerin toplantı sırasında not almasına izin verildi.
Etkinlik sırasında Thiel, Vatikan’ı doğrudan hedef aldı ve ABD’li ilk papa olan Papa XIV. Leo’yu, yapay zekaya yönelik daha sıkı uluslararası denetim çağrısında bulunarak istemeden Çin’in çıkarlarını desteklemekle suçladı.
Mayıs ayında Leo, ilk genelgesi “Magnifica Humanitas”ta (“Muhteşem İnsanlık”) yapay zekanın “etkisiz hale getirilmesi gerektiğini” ilan etmiş ve bu teknolojiye yönelik daha kapsamlı uluslararası düzenlemeler çağrısında bulunmuştu.
Thiel, papanın mesajının bazı Amerikalıları etkileyebileceğini ama Çin’deki insanlar tarafından dikkate alınma ihtimalinin düşük olduğunu öne sürerek, bu genelgenin yapay zeka alanında “ABD ile Çin arasındaki yarış”ın yalnızca bir tarafını yavaşlatma tehlikesi taşıdığını savundu.
Thiel’e göre bu, Leo’nun “Çin komünistleri için çalıştığı” anlamına geliyor. Aspen’deki dinleyiciler, papayı bir Çin ajanı olarak nitelendiren bu sözleri kahkahalarla karşıladı.
Teknoloji milyarderi ile Vatikan arasındaki gerginlik yeni bir durum değil. Mart ayında Thiel, Roma’da, Kutsal Makam’dan sadece birkaç blok ötede, davetli katılımcılara özel Deccal üzerine bir konferans vermişti.
Konferansların Vatikan’ı tedirgin ettiği ve iki Katolik üniversitesinin bu etkinliklerin düzenlenmesinde yer almadıklarını kamuoyuna açıklamalarına neden olduğu bildirilmişti.
Thiel, Deccal’ın bir birey olarak değil, yapay zeka veya küresel ısınma gibi varoluşsal tehditlere karşı insanlığı koruyacağına söz vererek iktidarı ele geçiren bir dünya hükümeti olarak ortaya çıkabileceğini savunuyor.
“Tarihin Sonunda İnsanlık” başlıklı Thiel ve Fukuyama’nın tartışması, ikilinin 14 yıl önce yaptıkları son tartışmadan önemli ölçüde farklıydı.
2012’de ikili, büyük ölçüde Thiel’in “teknolojik durgunluk” olarak gördüğü durumun nedenlerine odaklanmış; gelir eşitsizliği, temiz enerji teknolojisindeki başarısızlıklar ve yüksek hızlı tren gibi ABD altyapı projelerindeki tıkanıklıkları tartışmıştı.
Önceki tartışmaları iktisadi meselelere odaklanırken, bu kez ikili Batı demokrasisinin daha geniş kapsamlı kaderini daha sert ifadelerle ele aldı.
Aspen panelinde Fukuyama, en büyük tehlikenin demokrasiyi ayakta tutan kurumlardan vazgeçmek olduğunu savundu.
Thiel ise bu görüşe, söz konusu kurumların kendilerinin felç edici birer motor haline geldiğini ve on yıllardır süren teknolojik durgunluğun Batı siyasetini daha büyük bir istikrarsızlığa ittiğini öne sürerek karşı çıktı: “Siyasetin bu tuhaf şekilde çığırından çıkması bana çok derin bir şey anlatıyor.”
Fukuyama’nın, artan aşırılıkçılığa rağmen liberal demokrasinin insanlığın en iyi siyasi sistemi olmaya devam ettiği yönündeki argümanına yanıt veren Thiel, “aşırı sol” güçlerin Amerikan siyasetinde giderek daha fazla hakimiyet kurduğu konusunda uyarıda bulundu.
Thiel, “Bence Demokrat Parti’de demokratik-sosyalist bir iktidar devralma yaşanacak,” dedi.
Thiel’in bu yorumları, kendilerini demokratik sosyalist olarak tanımlayanların Demokrat Parti içinde nüfuz kazanmaya başladığı bir dönemde geldi.
Thiel, “Cumhuriyetçi Parti o kadar da önemli değil. O daha önemsiz olan parti. Demokrat Parti giderse, bu ülkenin işi biter.”
ABD Bağımsızlık Bildirgesi’ni kabul etmesinin 250. yıldönümü arifesinde Thiel, Amerikan Devrimi’nin temelden yanlış anlaşıldığını da savundu.
“Tüm bu Trump karşıtı protestolar var: krallar istemiyoruz, hukukun üstünlüğünü istiyoruz,” diyen Thiel, Amerikan Devrimi’ni Kral III. George’a karşı bir mücadele olarak değil, milletvekillerinin “totaliter” bir kontrol uyguladığı, her şeye gücü yeten İngiliz parlamentosuna karşı bir isyan olarak tanımladı.
Thiel’in anlatımına göre, ABD Anayasası, İngiltere’nin “hukukçuların tiranlıkla yönetilen iktidarı”na karşı bir düzeltme olarak tasarlandı ve başkanlık makamı, “Kral III. George’dan daha güçlü” olacak şekilde kuruldu.
Thiel, ABD’nin anayasal sistemini, durgun, kurallara bağlı bir bürokrasi olarak tanımladığı günümüz Avrupa Birliği’nin sistemiyle karşılaştırdı.
Palantir kurucusu, “AB, hukukun üstünlüğüdür. Kötü bir yapay zeka gibidir,” dedi.
Thiel, kurucu ortağı olduğu yazılım şirketi Palantir’den ve şirketin Pentagon ile ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi dahil olmak üzere ABD federal kurumlarıyla olan yakın sözleşme ilişkilerinden bahsetti.
Ulusal güvenlik kurumlarıyla milyarlarca dolarlık iş yapmasına rağmen, şirketin “ABD derin devleti” ile “ayrılmaz bir bütün” olmadığını ileri sürdü.
Şirketin liderlerini “sadık-muhalif tipte insanlar” olarak nitelendiren Thiel, ne kendisinin ne de Palantir’in şu anki CEO’su Alex Karp’ın hükümet güvenlik iznine sahip olduğunu belirtti.
Thiel, teknoloji şirketlerinin sahip olduğu muazzam etkinin “ABD’nin gerçekten sağlıklı olan yönlerinden biri” olduğunu, çünkü bunun “bu ülkede güç merkezlerinin dağınık olduğu” anlamına geldiğini söyledi. ”
Çoklu güç merkezlerine bir örnek olarak, “AI yarışını kazanan” olarak nitelendirdiği “woke liberal bir şirket” olan yapay zeka firması Anthropic’in, Demokratları desteklemek amacıyla “2028 seçimlerini manipüle edeceği” yönünde bir iddiada bulundu.
Thiel, Anthropic’in sektör lideri yapay zeka modellerini kullanarak, Elon Musk’ın X aracılığıyla ters yönde yapabileceği her türlü ideolojik çabayı “tamamen alt edeceğini” söyledi.
Kendi “sağcı-liberter” siyasi görüşlerine rağmen Thiel, “tüm bu işin Washington’da tek bir merkezde toplanmasını istemeyeceğimiz” için, ABD’nin “Roma ya da Rusya” gibi bir durumdan ziyade birbiriyle rekabet eden güç merkezlerine sahip olmasını tercih ettiğini söyledi.
Thiel ayrıca, J.R.R. Tolkien’in “Yüzüklerin Efendisi”ndeki sihirli görme taşlarından esinlenerek seçilen Palantir ismini de ele aldı.
Eleştirmenler, palantír’ın güçlerini kullanmaya çalışan karakterlerin, hikayenin baş kötü adamı Sauron tarafından manipüle edildiğini belirtiyorlar.
Thiel ise bu kişilerin Tolkien’in hikâyesini yanlış anladıklarını savundu ve “Hikâyenin sonlarına doğru palantír, iyi karakterler tarafından kullanılır,” dedi.
Thiel, “Tolkien hakkında size farklı bir hikâye anlatanlar, edebiyat açısından neden bahsettiklerini bile bilmiyorlar,” iddiasında bulundu.
Amerika
ABD rafinerileri küresel arz daralmasıyla rekor kâra hazırlanıyor

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşlar küresel akaryakıt arzını daraltırken ABD merkezli rafinerilerin rekor çeyreklik kâr açıklaması bekleniyor. Sene başından bu yana piyasa değerleri 224 milyar dolar artan şirketlerin tesisleri tam kapasiteye yakın çalışıyor.
ABD merkezli petrol rafinerisi şirketlerinin, Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşların küresel akaryakıt arzını daraltması ve ürün fiyatlarını artırması nedeniyle rekor düzeyde çeyreklik kâr elde edebileceği değerledirmeleri yapılıyor.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre Wall Street analistleri; Valero Energy, Marathon Petroleum ve Phillips 66 şirketlerinin, neredeyse rekor seviyelere ulaştıkları ikinci çeyrek sonuçlarını geride bırakmasını bekliyor.
Rafineriler, ham petrol maliyeti ile rafine ürün fiyatları arasındaki farkı gösteren ve “crack spread” olarak adlandırılan marjın genişlemesinden faydalanıyor.
Söz konusu marj, Ortadoğu’daki rafinerilerin operasyonel sorunları ve İran savaşı nedeniyle yükseliyor.
Bu süreçte Çin ile diğer Asya ülkelerinin akaryakıt ihracatını düşürdüğü, analiz şirketi Industrial Info Resources verilerine göre eylül ayı itibarıyla küresel rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 12,1’inin devre dışı kaldığı kaydedildi.
Rafinerilerin kâr beklentileri ve hisse performansları yükseldi
JPMorgan tahminlerine göre Valero’nun üçüncü çeyrekteki vergi öncesi kârı, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 50, 2022 ortasındaki rekor seviyeye göre ise yüzde 24 artışla 8,95 milyar dolara ulaşabilir.
Piper Sandler ise Marathon’un hisse başına kârının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yedi kattan fazla artmasını bekliyor.
Şirketlerin mali sonuçlarının ekim sonu ile kasım başında açıklanması öngörülüyor.
Novi Labs petrol ürünleri piyasası analisti John Auers, şirketlerin mevcut elverişli ortamdan yararlandığını ifade etti.
Her üç üreticinin hisseleri perşembe gününü rekor seviyelerde tamamladı. 2026 başından itibaren değerleri iki katından fazla artan bu şirketlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 224 milyar dolar yükseldi. Aynı dönemde S&P 500 endeksindeki artış ise yüzde 13 seviyesinde kaldı.
Auers, şirketlerin yüksek kâr marjlarını geçici gördüklerini, bu nedenle üretimi genişletmek amacıyla yatırıma yönelmekte acele etmediklerini aktardı.
ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayında petrol şirketlerini aşırı yüksek gelirleri gerekçesiyle eleştirerek bu kazancın bir kısmını tüketicilere iade etmelerini talep etmişti.
Küresel arz açığı ABD ihracatını rekor seviyeye taşıdı
ABD rafinerileri, diğer ülkelerden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar üzerine yaz aylarında akaryakıt ihracatını artırdı.
Reuters’ın aktardığı verilere göre, 7 Ağustos ile biten haftada ABD’den yapılan dizel ve fuel-oil ihracatı günlük 1,9 milyon varille rekor seviyeye ulaştı.
ABD ve Hindistan, daha önce Ortadoğu ile Rusya’dan sağlanan ürünlere bağımlı olan pazarlara yönelik sevkiyatlarını yükseltti.
Tesislerin tam kapasiteye yakın çalıştığı ABD’de yüksek üretim seviyesi küresel açığın dengelenmesine yardım ediyor.
Financial Times, temmuz ayındaki değerlendirmesinde yüksek kapasite kullanımının piyasayı kasırga, arıza ve beklenmedik gelişmelere karşı kırılgan hale getirdiğini, herhangi bir aksamanın ağır sonuçlar doğurabileceğini yazmıştı.
Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Financial Times tarafından aktarılan verilerine göre, ağustos ayı itibarıyla Ortadoğu’daki büyük rafinerilerden yapılan dizel ihracatı savaş öncesi dönemin dörtte birine geriledi; küresel petrol ürünleri üretimi ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla günlük 4 milyon varilden fazla azaldı.
İşlenmiş akaryakıt piyasasının, rafineri kapasitesi açığı ve yüksek taşımacılık maliyetleri nedeniyle baskı altında kaldığı vurgulandı.
Amerika
Díaz-Canel: Küba teslim olmayacak

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, Barbados bombalaması anmasında yaptığı konuşmada, “Küba teslim olmayacak, Küba satılık değil” dedi.
Küba Komünist Parti Merkez Komitesi Birinci Sekreteri de olan Díaz-Canel, 6 Ekim sabahı Devrim Meydanı’ndaki José Martí Anıtı’nda düzenlenen toplantıyı bir anma etkinliği olarak nitelendirirken, bunun aynı zamanda bir direniş eylemi olduğunu da vurguladı.
Granma’da yer alan habere göre etkinlik, 73 insanın hayatına mal olan Barbados bombalı saldırısının kurbanlarına saygı olarak tertiplendi.
Cubana de Aviación’ın 455 numaralı uçuşu, Barbados’tan Jamaika’ya giden bir Küba uçuşuydu ve uçak 6 Ekim 1976’da düzenlenen bir bombalı saldırı sonucu düşürüldü.
Etkinlikte, Küba’ya yönelik diğer terör saldırılarının kurbanlarının aile üyeleri ve meslektaşlarının yanı sıra ulusal eskrim takımının genç üyeleri, FAR (Devrimci Silahlı Kuvvetler) ve Minint (İçişleri Bakanlığı) mensupları, akademisyenler ve toplumun çeşitli kesimlerinden önde gelen isimlerle bir toplantı düzenledi.
Küba lideri, “Bu, tarihsel hafızayı ön plana çıkardığımız bir buluşma; cezasızlığı kınadığımız bir an ve şu anda içinde bulunduğumuz karmaşık bağlamda inançlarımızı yeniden gözden geçirip pekiştirdiğimiz bir zaman,” dedi.
Díaz-Canel, bu olayın Küba halkına bıraktığı mirası inceleyerek, bunun bir ilham kaynağı olduğunu vurguladı.
Küba liderine göre bu miras, “zorluklar karşısında Devrimi savunmaya devam etmek, imparatorluğun emellerini reddetmek, bu soykırımcı ve terörist politikayı aşmak ve Küba Devrimi’nin kalıcı zaferini pekiştirmeye devam etmek için gereken direnişi ve cesareti güçlendirir.”
6 Ekim 1976’da Cubana de Aviación uçağının havada bombalanmasının ardından halkın yaşadığı “hüzünlü ama destansı” günleri hatırlatan Díaz-Canel, “bu iğrenç eylemin ardından kurbanların ailelerinin yaşadığı deneyimlerin yürek burkan niteliğini” vurguladı.
Küba lideri, “Bunca yıldır kalplerinizde ve zihninizde taşıdığınız o tanıklıklar, o deneyimler ve o yaşam öyküleri gerçekten yürek burkucu,” diye vurguladı.
Ona göre, José Martí Anıtı’nda gerçekleşen bu paylaşım, tüm Küba için, ama özellikle de Kübalı gençler için bir buluşmaydı; “çünkü gerçeklerimiz paylaşılmalı; tekrar tekrar dile getirilmeli. Cevapları bulabilmemiz için bunları yaşadığımız şu ana taşımalıyız.”
Küba lideri şöyle konuştu:
“Fakat gerçek şu ki, saldırıya uğrayanlar yenilgiye uğratılamadı; çünkü ne teslim oldular ne de teslim olacaklar. Savaştılar, savaşıyorlar ve savaşmaya devam edecekler. İşte bu nedenle, bu tarihsel hafızayı ve gerçekleri zihinlerimizde, kalplerimizde ve duygularımızda eksiksiz bir şekilde muhafaza etmenin ve bunları çocuklarımıza, torunlarımıza ve gelecek nesillere aktarmaya, paylaşmaya ve beslemeye devam etmenin önemi budur.”
Kurbanların ailelerine seslenen Díaz-Canel, “Sizin acınız bizim acımızdır; yalnız değilsiniz; anınız bizim anımızdır ve davanız tüm Küba’nın davası olmaya devam etmektedir. Elli yıl önce olduğu gibi aynı kararlılıkla Küba teslim olmaz, Küba satılık değil ve Küba unutmaz,” sözlerini yineledi.
Küba, Barbados saldırısının CIA ve ABD tarafından planlanıp uyguladığını savunuyor.
Amerika
Pentagon, Nidal Malik Hasan’ın kurşuna dizilişini canlı yayınlayacak

Pentagon, Fort Hood saldırganı Nidal Malik Hasan’ın kurşuna dizilme cezasının canlı olarak yayınlanacağını duyurdu.
Bu açıklama, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in infazı “halka açık” olarak nitelendirmesinin ardından geldi.
ABD tarihinde son askeri infaz 65 yılı aşkın süre önce yapılmıştı.
Hasan’ın 2009 yılında askeri üssünde gerçekleştirdiği silahlı saldırıda 13 kişiyi öldürmek ve 32 kişiyi yaralamaktan suçlu bulunmasının ardından, ordu bu hafta idamın 3 Aralık’ta Fort Hood’da gerçekleştirileceğini duyurmuştu.
Hegseth, çarşamba günü muhafazakâr televizyon kanalı Real America’s Voice’a verdiği demeçte, “İnsanların bunu izleyebilmesini ve idamın halka açık olmasını sağlayacağız,” demişti.
Çarşamba günü Hegseth’e, Hasan’ın herhangi bir son istekte bulunup bulunmadığı ya da Trump yönetimiyle temasa geçip geçmediği soruldu. Pentagon şefi, “Umurumda değil. Onu 3 Aralık’ta göreceğiz,” diye yanıt verdi.
Pentagon yetkilileri perşembe günü, infazın canlı olarak yayınlanacağını ve ayrıntıların daha sonra açıklanacağını belirtti.
Hegseth’in infazın halka açık niteliğine ilişkin açıklaması özellikle Tennessee’de Christa Pike’a yapılan başarısız ölümcül enjeksiyon olayının ardından, ABD’de idam cezasının nasıl uygulandığı konusunda yeni soruların ortaya çıkmasına neden oldu.
Uzmanlar, Hasan’ın idama karşı çıkmayı ve sivil mahkemede “habeas corpus” dilekçesi (gözaltının yasallığının incelenmesi için yapılan hukuki talep) sunmayı tercih edebileceğini ve bunun idamın uygulanmasını önemli ölçüde geciktirebileceğini belirtti.
Binbaşı rütbesine sahip bir askeri psikiyatrist olan Hasan, 5 Kasım 2009 tarihinde, askerlerin aşı olmak ve görevlendirme için sağlık raporu almak üzere uzun kuyruklar halinde beklediği bir sağlık binasına girdi.
“Allahu ekber” diye bağıran Hasan lazer nişangahlı bir tabancayla ateş açtı. Ayrıca, otoparka doğru kaçan askerlere de ateş etti.
Hasan, bunun onların Afganistan’a gidip Müslüman kardeşlerini öldürmelerini engellemek için yapılan bir çaba olduğunu söylemişti.
Bir askeri yargıç, 2013’teki duruşması sırasında bunu savunma gerekçesi olarak ileri sürmesini yasakladı.
Güvenlik güçleri tarafından sırtından vurulduktan sonra belden aşağısı felç kalan Hasan şu anda tekerlekli sandalye kullanıyor.
Ordu yaklaşık 90 tanığı mahkemeye çağırdı; fakat Hasan, savunması için tek bir kişiyi bile tanık olarak çağırmadan davayı sonlandırdı ve kapanış konuşması yapmadı.
Yine de duruşma sırasında gazetecilere sızdırdığı belgelerde, idam edilirse “hala şehit olabileceğini” askeri ruh sağlığı uzmanlarına söylediği ortaya çıktı.
Yale Hukuk Fakültesi’nde askeri hukuk uzmanı olarak görev yapan misafir öğretim üyesi Eugene R. Fidell, “Açıkçası bu süreç mevcut yönetimin görev süresini aşabilir ve bir sonraki yönetimin idamlara karşı aynı eğilime sahip olup olmayacağını kim bilebilir?” dedi.
Fordham Üniversitesi’nde ölüm cezası uzmanı ve hukuk profesörü olan Deborah Denno, bir idamın canlı yayınlanmasının süreci “çok daha şeffaf” hale getirebileceğini ve kamuoyunu ölüm cezasının tüm boyutları hakkında bilgilendirebileceğini söyledi.
Denno, Pike’ın başarısızlıkla sonuçlanan idamının, suçlu sanıkların işledikleri suçlar nedeniyle idam edilme şekliyle ilgili yeni sorular gündeme getirdiği bir dönemde bu faydaların yararlı olacağını belirtti.
Denno, “Bunun iyi bir fikir olabileceğini düşünüyorum, çünkü şeffaflık sağlanacak ve halk bu olayın gerçekleştiğinin tam olarak farkında olacak,” dedi.
Villanova Hukuk Fakültesi profesörü ve Ulusal Askeri Adalet Enstitüsü başkan yardımcısı Brenner Fissell, birçok eyaletin ilaç temininde ya da infazlara katılmaya istekli tıp uzmanları bulmada yaşadığı zorluklar nedeniyle ölümcül enjeksiyonları uygulamakta zorlandığını, bu nedenle ateş mangalarının “daha az insanlık dışı” bir alternatif olarak görülmeye başlandığını belirtti.
Hasan’ın idamını onaylayan Trump, daha önce İran’daki halka açık infazları eleştirmiş ve zaman zaman İran hükümeti tarafından protestocuların öldürülme olasılığını, 28 Şubat’ta İran’a saldırma yönündeki nihai kararından önce askeri harekât için olası bir gerekçe olarak kullanmıştı.
Trump, 14 Ocak’ta gazetecilere, “İran’daki cinayetlerin durduğu söylendi. Duruyor ve idam planı yok,” demişti.
İran savaşını başlatmasından sadece birkaç gün önce yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında Trump, “Ciddi şiddet tehdidiyle, onların birçoğunu asmalarını engelledik” diye tekrarlamıştı.
Dünya Basını2 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını1 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya1 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı











