Bizi Takip Edin

Avrupa

Thiel, “Deccal dersleri”ne Roma’da devam ediyor

Yayınlanma

Palantir’in kurucusu Peter Thiel, dışa kapalı seminer dizisi “Deccal dersleri” için Paris’in ardından Roma’ya gitti.

AP’nin elde ettiği etkinlik duyurusuna göre, Thiel, Hristiyan teolojisinde Mesih kılığına girerek İsa’ya karşı çıktığına inanılan bir figür olan “Deccal” üzerine konferans verdi.

Bazı İtalyan milletvekilleri, Thiel’in İtalyan hükümeti ile görüşmeyi planlayıp planlamadığını ve İtalyan kamu idaresinin Palantir ile halihazırda bir sözleşme ilişkisi olup olmadığını sordu.

Endişeleri, Thiel’in ABD hükümetiyle olan bağlarından kaynaklanıyor; zira şirketi Palantir, hükümetler ve savunma güçleri için veri analiz araçları alanında önemli bir aktör haline geldi ve Avrupa genelinde varlığını genişletti.

Palantir, kısa süre önce ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) için, kurumun hedef aldığı göçmenlerin kimlik tespit sürecini kolaylaştırmak amacıyla bir yazılım geliştirdi.

Gizli bir yerde çarşamba gününe kadar sürecek olan bu özel seminer, İtalyan kimliğinin temel taşı olarak Katolikliğin yeniden tesis edilmesini savunan Gioberti Derneği ile ortaklaşa düzenleniyor.

Teknoloji milyarderi Peter Thiel’in sızdırılan gizli ‘Deccal’ dersleri

Dernek, üç yıl önce Oxford Üniversitesi’nde siyaset teorisi okuyan ve aynı zamanda Katoliklerin Muhafazakâr Parti’yi desteklemesini ve kamu hayatına katılmasını teşvik eden Birleşik Krallık’taki “Muhafazakar Parti’deki Katolikler” grubunun başkanlığını yürüten Alberto Garzoni tarafından kuruldu.

Garzoni, Thiel’in konferanslarının “muhafazakâr güçleri, Batı’nın ve medeniyetimizin geleceği için son derece önemli olan konular hakkında derinlemesine düşünmeye teşvik edeceğini” umduğunu söyledi.

Thiel’in şirketi, AB yetkilileriyle uzun süredir devam eden bir ilişkiye sahip ve İtalya’da halihazırda yerleşik durumda.

İtalyan yayın organı Domani, 2024 yılında Savunma Bakanlığı’nın şirketin amiral gemisi ürünlerinden biri olan Gotham lisansı için bir ihale süreci başlattığını bildirmişti.

Gotham, farklı veri kaynaklarını birbirine bağlayarak müşteriler için daha kullanışlı hale getiren, yapay zeka destekli bir soruşturma platformu.

Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor

Thiel’in dini inançları, yetiştirilme tarzına derinlemesine kök salmış durumda. Evanjelik Hıristiyan bir ailede büyüyen Alman asıllı yatırımcı, Deccal’e karşı güçlü bir ilgi geliştirdi.

Thiel, kendini barış ve istikrarın gücü olarak sunan kişileri ve kamu kurumlarını eleştirmek için defalarca bu İncil karakterini kullanıyor. Thiel’e göre “Deccal”, Greta Thunberg gibi iklim aktivistleri veya “tek dünya devleti” olabilir.

“Tek dünya devleti”nin teknolojik ilerlemeyi ve bilimi engelleyerek “totaliter” bir yapı istediğini savunan Thiel, yapay zeka ve teknolojiyi regüle etmek isteyenleri “Deccal’in alametleri” olarak görüyor.

İtalyan Katolik gazetesi Avvenire, Thiel’in görüşlerini ve Palantir’i eleştiren bir makale dizisi yayımladı. İtalyan Piskoposlar Konferansı’na ait Katolik gazetesi, Thiel için, “İnsanlığı kurtarmak için… insanlığın en insani yönünü nihayetinde kısıtlayan araçlar öneriyor,” dedi.

Papa Leo, bu yılın başlarında yapay zeka düzenlemeleri konusundaki çağrısının yeniliği durdurmayı değil, “aksine onu yönlendirmek ve çelişkili doğasının farkında olmak” amacıyla yapıldığını belirtmişti.

Papa ve ABD’li piskoposlar, Palantir’in de fayda sağladığı ABD Başkanı Donald Trump’ın göçmenlere yönelik sert önlemlerini de sert bir şekilde eleştirmişlerdi; zira Palantir’in hizmetleri, ICE tarafından göçmenleri takip etmek amacıyla kullanılıyordu.

Dublin Trinity College’da kilise bilimi profesörü olan Massimo Faggioli, Thiel’in Roma ziyaretinin muhafazakâr MAGA Katolikleri tarafından Papa Leo’ya yönelik örtülü bir meydan okuma olduğunu savundu:

“Bu, benim gözümde papalığa düşmanca bir girişimdir. Bu papa yapay zekaya çok eleştirel yaklaşıyor ve Thiel de yapay zeka savunucularından biri. Bu, Papa Leo’nun söylediklerine rakip olacak şekilde Roma’da alternatif bir Amerikan çevresi oluşturma girişiminin bir parçası.”

Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası

Faggioli, Vatikan’ın Thiel’i, çağdaş Katolik Kilisesi’nin vizyonu ve değerleriyle temelden çelişen “geleceği değiştirmeye yönelik şiddet içeren bir projeye” dahil olan biri olarak gördüğünü söyledi.

Vatikan’ın yapay zeka danışmanı Peder Paolo Benanti,  umartesi günü Le Grand Continent internet sitesinde yazdığı yazıda, Thiel’in kariyerinin “liberal konsensüse karşı uzun soluklu bir sapkınlık eylemi olarak yorumlanabileceğini; onun artık modası geçmiş saydığı sivil bir arada yaşamanın temellerine yönelik bir meydan okuma olduğunu” belirtti.

Avvenire’de yer alan bir başka makalede ise Palantir, “Orwell’in kehanetlerini gölgede bırakan bir Büyük Birader” olarak tanımlandı.

Avrupa

İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

Yayınlanma

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.

Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.

Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.

Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.

Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.

İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.

İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.

Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.

Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler

Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.

Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Saharov Ödülü’nü UCM kazandı

Yayınlanma

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve yetkilileri, 2026 Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.

Bu ödül, insan hakları alanındaki çalışmalar için AB’nin verdiği en yüksek onur ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, perşembe günü kazananı açıkladı.

Metsola, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ayakta alkışladığı konuşmasında, “AB, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı üzerine kurulmuştur ve bu ödül, uluslararası hukuku ve adaleti korumadaki mahkemelerin önemli çalışmalarını takdir etmektedir,” dedi.

Savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan Lahey merkezli mahkeme, faaliyetlerini felce uğratma tehdidi oluşturan ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya.

Washington, en son önlemleri Ekim ayı başında, Nobel Barış Ödülü’nün, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan bir BM raporunu denetleyen mahkemenin eski yargıçlarından Navi Pillay’e verilmesinden birkaç saat sonra duyurdu.

Sosyalistler ve Demokratlar, ödülün mahkemeye siyasi destek sağlamasını umarak UCM’yi aday göstermişti.

Adaylık sürecini başlatan Fransız sosyalist Chloé Ridel, bu zaferi “tarihi” olarak nitelendirdi.

Ridel, Rapporteur’e verdiği demeçte, “Bu, Donald Trump’a gönderilen bir umut ve direniş mesajıdır. Ne kadar sürerse sürsün UCM’nin yanında olacağız,” dedi.

Perşembe sabahı Parlamento’daki siyasi grup liderleri, kazananı belirlemek üzere kapalı kapılar ardında bir araya geldiklerinde, UCM’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu düşünülüyordu.

Sonuçsuz geçen ilk turda, üç sağcı grup –Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Ulusların Avrupası (ESN)– Tanzanyalı muhalefet lideri Tundu Lissu’yu destekledi.

S&D, Renew, Yeşiller ve Sol’dan oluşan sol koalisyon ise UCM’yi destekledi. Avrupa için Vatanseverler (PfE) ise kendi adayları olan İranlı Taraneh ve Romina Rahimi kardeşlerin arkasında durdu.

PfE’nin adayı daha sonra yarıştan elendi ve ikinci turda Tundu Lissu ile UCM arasında bir yarışma yaşandı.

Ardından istişareler için kısa bir ara verildi. Bir yetkiliye göre bu sırada EPP’den Manfred Weber, ECR’den PfE’yi Tanzanyalı adayı desteklemeye ikna etmesini istedi.

Ne var ki PfE, Tanzanyalı aktivisti desteklemek yerine nihai oylamada çekimser kaldı ve böylece UCM’yi destekleyenlere dar bir çoğunluk sağladı.

Bu zafer, UCM’ye Brüksel’de bir miktar siyasi destek sağladı. Fakat Hollandalı EPP milletvekili Dirk Gotink, ödülün mahkemeyi “kurtaramayacağını” söyledi.

Yine de Gotink, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu zaferin “Parlamento’nun bu kurumu ve uluslararası hukukun önemini desteklediğine dair net bir sinyal” olduğunu belirtti:

“Bunun… UCM’nin Amerikan yönetiminin bu eşi görülmemiş saldırısı altında faaliyetlerine devam etmesini sağlayacağını tüm kalbimle umuyorum.”

ICC ve yetkilileri, 16 Aralık’ta Strazburg’da 50.000 avroluk ödülü alacaklar.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa, ABD’deki ara seçimlerin “Ukrayna’yı kurtarmasını” beklemiyor

Yayınlanma

Avrupalı yetkililer, Demokrat Parti’nin 2026 ara seçimlerini kazanmasının Ukrayna’yı Trump yönetiminin Rusya lehine politikasından kurtaramayacağını değerlendiriyor. Politico’ya konuşan müzakereciler, Kongre zaferinin kapsamlı askeri yardımlar yerine sadece uydu erişimi ve hava savunma füzelerinde sınırlı kazanımlar getirmesini bekliyor.

Avrupalı yetkililer, ABD’de kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti’nin kazanmasının Ukrayna politikasını kökten değiştirmeyeceğini düşünüyor.

Politico‘ya konuşan ve Ukrayna müzakerelerinde yer alan beş Avrupalı yetkili, seçim zaferinin Kiev’i Başkan Donald Trump yönetiminin Rusya lehine yönelen çizgisinden kurtarmaya yetmeyeceği görüşünde birleşiyor.

Demokratlar seçimleri kazanmaları halinde Trump’ın son adımlarını soruşturma ve cephedeki Ukrayna birliklerini güçlendirecek yasa tasarılarını geçirme sözü veriyor.

Görüşlerine yer verilen Avrupalı yetkililer ise yalnızca Kiev’in uydu hizmetlerine erişiminin yeniden sağlanması ve hava savunma füzelerinin teslimatının hızlandırılması gibi sınırlı kazanımlar bekliyor.

Avrupalı kaynaklar, Kongre içindeki en kararlı Ukrayna destekçilerinin dahi askeri desteği keskin biçimde artıracak büyük çaplı bir yardım paketini geçiremeyeceğini vurguluyor.

Yetkililerden biri, genel ruh halini şu sözlerle aktarıyor:

“Seçim zaferi bir rahatlama yaratır ancak ABD hükümetinin nasıl işleyeceği sorusu açık kalır. Sanki her şeyi zaten gördük.”

Habere göre Demokratlar, Kongre’yi kazansalar bile yürütme organı üzerindeki denetim yetkilerini Temsilciler Meclisi ve Senato’nun yeni yasama dönemine başlayacağı 2027 yılının başında kullanabilecek.

Demokratların Kiev’e destek verebilmesi için dikkat bekleyen çok sayıda iç meseleye rağmen Ukrayna’yı öncelikli gündem maddesi yapması gerekiyor.

Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Smith de CNN kanalına verdiği mülakatta bu sınırlara işaret ederek “Seçimi kazanmak iyi bir ilk adım olur ancak yeterli gelmez” değerlendirmesini yapıyor.

Avrupa kendi seçim takvimine odaklanıyor

Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesinde Avrupa tarafında da güçlükler yaşanıyor. Gelecek yıl kıtanın önde gelen bazı büyük ülkelerinde sandık başına gidilecek olması kararları doğrudan etkiliyor.

Politico‘ya konuşan yetkililerden biri, “Avrupalılar Demokratların zaferinin Ukrayna’ya desteği artıracağına bel bağlamıyor. Şu anda aralarında Fransa’nın da yer aldığı ülkelerdeki büyük seçimler öncesinde doğru adımları atmaya çok daha fazla odaklanmış durumdalar” diyor.

ABD’de Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Oylamada Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ile 100 sandalyeli Senato’nun yaklaşık üçte biri belirlenecek.

Politico, Avrupalı diplomat ve yetkililerin Donald Trump’ın Vladimir Putin’e, Volodimir Zelenskiy’den daha fazla sempati beslemesinden çekindiğini daha önce aktarmıştı.

Bazı Avrupalı yetkililer Ukrayna’ya dönük mesafeli tutumu ABD Başkanı’nın kişisel tercihleriyle ilişkilendiriyor.

Eski bir üst düzey ABD istihbarat yetkilisine dayanan The Washington Post da Trump’ın Putin’in pozisyonunu desteklemeye yakın durduğunu yazmıştı. İstihbarat kaynağı, Trump’ın bu tavrını Ukrayna’nın askeri bir zafer kazanamayacağına inanmasına dayandırıyor.

Trump ise Zelenskiy’nin bir anlaşmaya varmak istememesi halinde bunun “çok kötü sonuçlar” doğuracağı uyarısını yapıyor. Rusya’yı “durmaksızın ilerleyen büyük bir makineye” benzeten Trump, Ukrayna liderinin uzun zaman önce barış yapabileceğini ve kendisini dinlemiş olsaydı “çok daha iyi bir anlaşma elde edebileceğini” öne sürüyor.

Trump, ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini, karşılığında ise “acı, ölüm ve devasa mali kayıplardan” başka hiçbir şey almadığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English