Amerika
Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor

Nijerya’nın Gine Körfezine bakan kenti Lagos’ta kurulan bir serbest bölge, Silikon Vadisi’nin “şehir devleti” fantezilerine uyacak yatırımlar çekiyor.
2009 yılında, Lagos eyalet hükümeti, Gine Körfezi kıyısı boyunca 150 kilometrekarelik bir araziyi “Lekki Serbest Bölgesi” ilan etti ve buraya yerleşen şirketlere vergi muafiyeti ve diğer avantajlar sundu.
WIRED’a konuşan Michigan Üniversites Afro-Amerikan ve Afrika çalışmaları profesörü Omolade Adunbi, “Bu bölgeye girdiğiniz anda, Nijerya devletinin dışında kalmış olursunuz,” diyor.
Bu bölgenin kurulmasının gerekçeleri şunlardı: Uluslararası şirketleri, gelişen bir sanayi merkezi kurmaya teşvik etmek ve yeni yaratılan sermayenin ekonominin geri kalanına akmasını sağlamak.
Şimdiye kadar, serbest bölgedeki projeler endüstriyel nitelikteydi; petrol rafinerisi, giyim fabrikaları ve diğer üretim tesisleri çalılarla kaplı arazinin üzerinde yükseliyordu.
Fakat yeni bir projenin hedefleri işleri değiştirecek gibi görünüyor: Bu yılın sonlarında ilk tuğlaları atıldığında fiziksel bir şehre dönüşecek sanal bir “startup şehri.”
Nijerya’nın en bilinen teknoloji girişimcilerinden biri olan Iyinoluwa Aboyeji ve gayrimenkul girişimcisi Luqman Edu tarafından kurulan Itana, ülkedeki internet çalışanlarına ev sahipliği yapmayı ve yeni nesil teknoloji startup’larını yetiştirmeyi vaat eden bir teknoloji merkezi.
Lekki Serbest Bölgesi’nin “gezgin girişimcileri” çekmek için sunduğu mevcut vergi avantajlarından yararlanan kurucular, tamamlandığında bu şehrin, “Dubai’nin ışıltılı kuleleri ile dünyanın dört bir yanından 1,5 milyondan fazla şirketin kayıtlı olduğu küçük ABD eyaleti Delaware arasında bir yer” olmasını öngörüyorlar.
Silikon Vadisi eskatolojisi – 3: Kudretli elimle sizi özgür kılacağım
Projenin yatırımcıları arasında, Silikon Vadisi’nin ünlü milyarderi Peter Thiel tarafından desteklenen bir girişim fonu olan Pronomos Capital da dahil olmak üzere, dünya çapında özel kişilerin elinde olan şehir devletleri kurmak için tartışmalı bir hareketin sadık destekçileri yer alıyor.
Proje ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde yarı bağımsız, iş dünyası dostu bölgeler kurulmasını savunan Charter Cities Institute (CCI) ile de işbirliği yapıyor. Proje, kripto para ticaretini sıkı bir şekilde düzenleyen bir ülkede, yeni şehirde blok zinciri tabanlı bir finansal ekosistem kurulmasına yardımcı olmayı kabul eden, dünyanın en büyük kripto para borsası Binance ile ilk yüksek profilli ortağını şimdiden buldu.
Itana, Afrika’nın Silikon Vadisi olma hedefini güdüyor. Fakat tarihsel olarak, kıtadaki özel şehir projeleri ve özel ekonomik bölgeler, başlangıçta vaat edilen refahın simgesi haline gelmekte zorlanıyor. Bu tür girişimlern eleştirenler, bunların topluma genel olarak katkıda bulunmadığını, sadece zenginler için sığınaklar yarattığını ve Nijerya’da uzun süredir çatışmalara neden olan ekonomik eşitsizliği daha da kötüleştirme riski taşıdığını söylüyor.
Adunbi, “ulus-devletin çevresinde var olan düşük vergili, iş dünyası yanlısı bölgelerin temelindeki ideoloji”nin Afrika’nın ilerlemesine aykırı olduğunu düşünüyor.
İki unicorn şirketin (yani değeri 1 milyar doları aşan özel şirketler) kurucu ortağı olan Aboyeji’ye göre, Itana’nın (eski adıyla Talent City) arkasındaki itici güç, Nijerya’nın gerçekleşmemiş potansiyelinden kaynaklanıyor.
Fakat yetenek pazarı Andela ve ödeme şirketi Flutterwave, her ikisi de Nijerya şirketi olarak kabul edilse de, diğer yerel unicorn şirket Paystack ile birlikte, çoğunlukla uluslararası yatırımcılarının beklentileri nedeniyle Delaware’de kayıtlı.
Nijeryalı şirketler 2022 yılında yaklaşık 1 milyar dolarlık risk sermayesi (VC) fonu topladı, fakat teknoloji girişimleri hâlâ temel altyapı eksikliği ve eğitimli profesyonellerin ülkeden sürekli olarak kaçmasıyla mücadele ediyor.
Regülasyonlar öngörülemez ve hükümet zaman zaman sektöre karşı muhalif bir tutum benimsedi, hatta 2021’deki protestoların ardından bir noktada kripto para birimlerini yasakladı ve Twitter’ı engelledi.
Edu, “Yatırımcıların Afrika’ya yatırım yaparken daha rahat hissetmelerini ve Afrika’daki teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte büyümesini sağlayacak, iyi tasarlanmış bir politika ortamı yaratmak mantıklı,” diyor.
Uygulamada bu, dijital ikamet için kayıt yaptıran şirketlerin vergi, şirket tescili, göçmenlik, hukuk sistemi ve offshore bankacılık ile ilgili özel kurallardan yararlanabilecekleri bir dijital serbest bölge kurulmasıyla başlıyor.
Dijital bölgenin ardından, Lekki Serbest Bölgesi’ndeki Alaro City adlı kentsel gelişim projesinde fiziksel bir şehir kurulacak. Bu proje, Lagos Eyalet Hükümeti ile hissedarları ABD, Yeni Zelanda, Norveç ve Birleşik Krallık’tan olan Afrika odaklı bir geliştirme şirketi olan Rendeavour arasındaki bir kamu-özel sektör ortaklığı.
Itana’nın internet sitesinde, inşaatın başlayacağı bataklık arazinin fotoğrafları, teknoloji merkezinin bir gün nasıl görüneceğine dair sanatsal çizimlerle yan yana sergileniyor: çimlerle kaplı dolambaçlı yürüyüş yolları ve güneş ışığı alan, küçük grupların toplanabileceği terasları olan yemyeşil bir iş parkı.
Edu, inşaatın ilk aşamasının 3.000 ila 5.000 kişiyi barındırmayı hedeflediğini ve maliyetinin 500 milyon dolara ulaşacağını söylüyor.
Itana, dijital serbest bölgeyi inşa etmek için Local Globe, Amplo, Pronomos ve Aboyeji’nin fonu Future Africa gibi risk sermayesi şirketlerinden 2 milyon dolarlık bir ön tohum fonlama turunu kısa süre önce tamamladı.
Kurucular, fiziksel bölge için Alaro City’de 7 hektarlık bir alanın (12,5 milyon dolar değerinde) satın alındığını ve ayrıca daha fazla finansman ve geliştirme için ayrı bir özel amaçlı araç oluşturulmasının da son aşamada olduğunu belirtiyor.
Edu, projenin ilk aşaması için 50 milyon dolarlık yatırım yapmak üzere Afrika Finans Kurumu adlı bir kalkınma finansmanı kuruluşunun ilgisini çektiğini de ekliyor.
Şu anda, Itana’nın yaklaşık 2.000 dijital üyesi ve 200 dijital sakini bulunuyor. Üyeler topluluğun faaliyetlerine katılabilirken, dijital sakinler yıllık 100 dolarlık abonelik ücreti ödeyerek şehirde yer bulma, dijital serbest bölgede işlerini kurma ve fiziksel bölgelere erişim konusunda öncelikli hak kazanıyor.
Quinn Slobodian: Ne ulusa, ne imparatorluğa benzeyen teritoryal örgütlenme biçimleri çoğalacak
Edu, Itana’yı, “Afrika’nın dört bir yanındaki bölgeleri kapsayan, merkezi olmayan bir Silikon Vadisi” oluşturan kıtadaki bir dizi merkezin ilki olarak gördüğünü söylüyor.
Itana, ünlü iktisatçı Paul Romer tarafından ortaya atılan charter city (özgür şehir) konseptini yaymak için kurulan Charter Cities Institute ile işbirliği yapıyor. Romer’in fikri, gelişmiş ülkeler tarafından kontrol edilecek, hazır yasalar ve kurumsal denetim içeren, zor durumdaki ülkelerde özerk yargı bölgeleri kurmaktı.
Özerk bölgenin başarısı, teorik olarak ülkenin geri kalanına olumlu bir örnek teşkil edecek ve iktisadi bir çekicilik etkisi yaratacaktı.
Itana’nın destekçilerinden biri olan Pronomos Capital, charter şehirler kurmaya da adanmış bir girişim şirketi. Şirket, Seasteading Institute’un liberteryen kurucusu Milton Friedman’ın torunu Patri Friedman tarafından yönetiliyor. Thiel’in de desteklediği “seasteading”, deniz ortasında kendi kendine yeter şehirler kurmayı hedefliyor.
Şu ana kadar bu fikri denemeye en yakın olan ülke Honduras. Burada şirketler şehir devletleri olarak tasarlanan araziler satın almış ve kendi yasal çerçevelerini ve yönetim sistemlerini kurmuştu.
Fakat Honduras hükümeti kısa süre önce, charter şehirlerine izin veren yasaları ve anayasa değişikliğini reddetti. Bu da, bu yeni projelerin geleceğinin şu anda belirsiz olduğu anlamına geliyor.
Itana’nın kurucuları, bu kadar radikal bir hedefleri olmadığını ve Nijerya hükümeti dışında değil, hükümetle birlikte çalıştıklarını belirtmiş olsalar da, Itana’nın işletme müdürü Coco Liu, Charter Cities Institute’un “kendilerinin yapmaya çalıştıkları şeyle benzer hedefleri paylaştığını” savunuyor.
Liu, “Onların fikri ideal yönetişim ve yabancı doğrudan yatırımı mümkün kılmanın en iyi yolu olarak özel ekonomik bölgeleri belirlemişler,” dedi.
Teknoloji milyarderi Peter Thiel’in sızdırılan gizli ‘Deccal’ dersleri
Itana, tartışmalı olabilecek “charter city” etiketini kullanmıyor. Eylül 2020’de, Amerikalı Dryden Wilson Tate Brown’un Twitter’da viral olan bir paylaşımında, girişimi Bluebook Cities ile Batı Afrika’da yeni bir şehir kurma niyetini açıkladı ve projeyi görüşmek üzere Nijerya ve Gana’da üst düzey yetkililerle görüştüğünü söyledi.
Eleştirmenler Twitter’da hemen tepki gösterdi ve çoğu bu fikri “beyaz adamın kurtarıcılığı” olarak nitelendirerek, bunun Fyre Festival ile karışık bir yeni-sömürgecilik koktuğunu söyledi. Pronomos Capital’in de artık var olmadığı anlaşılan Bluebook Cities’in destekçilerinden biri olduğu bildirildi.
Nijerya, CCI’nın charter city hedeflerinde ilerleme kaydettiği tek yer değil. Örgüt, charter city projeleri kurmak için Zambiya hükümetiyle de yakın işbirliği içinde çalışıyor ve Ruanda hükümetiyle şehir inşa planları konusunda işbirliği yapmak üzere yakın zamanda bir mutabakat zaptı imzaladı.
Charter şehirleri ve benzeri projeler giderek teknoloji odaklı hale geliyor. Thiel gibi yatırımcılar, büyük hükümetlerin müdahalesinden uzak, “anarko-kapitalist” bir toplum hayaline uzun süredir hayranlık duyuyorlar.
Kripto sektörü, devlet denetimine benzer şekilde düşmanca yaklaşan taraftarlarıyla, El Salvador’un Bitcoin City, Honduras’ın Prospera ve Senegal’in Akon City gibi yeni projelerde yoğun bir şekilde yer alıyor.
Itana’nın Binance ile olan ortaklığının ayrıntıları henüz açıklanmadı, fakat Edu, şehrin sanal serbest bölgede kripto paranın oynayabileceği rol ile ilgili politikalara danışmanlık yapacak, blok zinciri ve kripto para paydaşlarından oluşan bir komite kuracağını söyledi.
Lekki Serbest Bölgesi, projeye yer açmak için yerel toplulukların yerinden edildiği iddiaları nedeniyle tartışmalara konu olmuştu. Yerel sakinler, serbest ticaret bölgesinin kurulduğu Ibeju-Epe bölgesindeki bir düzineden fazla köyün hükümet tarafından tek taraflı olarak geri alındığını, bazılarının ise 2016 yılında inşaatına başlanan ve henüz faaliyete geçmemiş bir petrol rafinerisine yer açmak için geri alındığını söylüyor.
Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor












