Bizi Takip Edin

Diplomasi

Paşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti

Yayınlanma

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülke topraklarından geçen Güney Kafkasya Demiryolu altyapısının Ermenistan’ın mülkiyeti olduğunu ve Erivan’ın kararları doğrultusunda kullanılması gerektiğini söyledi. Konuyu Rusya ile “dostane” bir şekilde çözmeyi hedeflediklerini belirten Paşinyan, hukuki anlaşmazlık halinde tahkime gidilebileceğini ve Rus tarafına 2 milyar dolarlık talep yöneltilebileceğini ifade etti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, gazetecilere yaptığı açıklamada, ülke topraklarından geçen Güney Kafkasya Demiryolları’nı Ermenistan’ın kendi mülkü olarak gördüğünü belirtti. Açıklamalarını News.am‘in YouTube üzerinden gerçekleştirdiği canlı yayında yapan Paşinyan, “Ermenistan bu demiryolunu kendisi için uygun gördüğü şekilde kullanma imkanına sahip olmalıdır. Bu konuda çok net olmak istiyorum, bunun başka bir alternatifi yoktur” dedi.

Paşinyan, bu meseleyi “dostane biçimde” çözmek niyetinde olduğunu vurgularken, hukuki anlaşmazlıkların ortaya çıkması halinde tahkime başvurulmasının da olası olduğunu ifade etti.

Sözlerini sürdüren Paşinyan, “Şu anda esas olarak muhalefet tarafından şunun ya da bunun fiyatının artabileceğine dair çok şey söyleniyor. Ancak Ermenistan’da 30 yıldır ücretsiz olan şeyler için Ermenistan’ın 2 milyar dolar talep etmeye başlayabileceği ortaya çıkabilir. Ben demiryolunu ima etmiyorum, bunun doğrudan Ermenistan Cumhuriyeti’nin mülkiyeti olduğunu ve başka bir seçeneğin bulunmadığını açıkça söylüyorum” ifadelerini kullandı.

Rusya Demiryolları (RJD) ise konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.

Ermenistan’daki demiryolu altyapısı hukuki olarak Ermenistan hükümetinin mülkiyetinde bulunuyor; ancak bu altyapı, RJD’nin yüzde 100 iştiraki olan Güney Kafkasya Demiryolları (YKJD) şirketinin yönetimine devredilmiş durumda. Söz konusu yönetim süreci imtiyaz sözleşmesine dayanıyor. Sözleşme 2008 yılında imzalanmış olup 30 yıllık bir süreyi kapsıyor.

Nisan ayında Paşinyan, Erivan’ın cumhuriyetteki demiryollarının yönetimine ilişkin Rus imtiyazının satılması konusunu Kazakistan heyetiyle görüşmeye hazır olduğunu açıklamış, ancak bu tür konuların Moskova’nın katılımı olmadan gündeme getirilemeyeceğini vurgulamıştı. Paşinyan, “Rusya’nın arkasından hiçbir görüşmenin yapılamayacağını vurgulamak istiyorum” demişti.

Paşinyan, bu konuda Rusya ile diyalog imkanlarının “geniş ve açık” olduğunu, bu doğrultudaki çalışmaların devam edeceğini belirtmişti.

Paşinyan ihracat kısıtlamaları yüzünden AEB için sonun başlangıcını işaret etti

Daha önce, şubat ayında Paşinyan, Ermenistan’ın stratejik konumunu ve rekabet avantajlarını kaybettiğini belirterek Rusya’ya Ermenistan demiryollarının imtiyazını satmayı teklif etmişti.

2025 yılının sonlarında Paşinyan, Rusya’nın demiryolu altyapısının onarımına acil olarak başlayamaması halinde, Erivan’ın bu hatları imtiyaz yönetiminden çıkararak kendi bütçesinden tamir etmeye hazır olduğu hususunda da uyarıda bulunmuştu.

Ancak kısa bir süre sonra Paşinyan, Ermenistan’dan Türkiye ve Azerbaycan’a uzanan demiryolunun onarımının hızlandırılması talebiyle Moskova’ya başvurmuştu.

Bu süreçte Paşinyan, mayıs ayında Ermenistan’ın Avrupa Birliği ile demiryolu bağlantısı kurduğunu duyurmuş; bu sayede ülkenin Gürcistan’ın Ahılkelek kentinden Türkiye’nin Kars kentine kadar demiryolu üzerinden mal ihracatı ve ithalatı için erişim sağladığını bildirmişti.

Paşinyan bunu ülke ekonomisi için “büyük bir olay” olarak nitelendirmiş ve gelecekte “Trump Rotası” (TRIPP) projesi kapsamında Ermenistan’ın Türkiye, Azerbaycan ve ardından Nahçıvan üzerinden İran ile demiryolu bağlantısının açılmasının beklendiğini kaydetmişti.

Bu gelişmenin öncesinde AB Dış İlişkiler Servisi, Ermenistan ile Türkiye arasındaki demiryolu bağlantısının yeniden kurulması yönündeki çalışmaları desteklediğini bildirmiş ve her iki ülkenin Güney Kafkasya’daki ulaşım altyapısının geliştirilmesindeki önemli rolüne dikkati çekmişti.

Diplomasi

Pentagon, Körfez’deki ABD askeri varlığını azaltmayı değerlendiriyor

Yayınlanma

Pentagon, İran savaşının bölgedeki ABD varlığını dönüştürme potansiyelinin ilk işaretleri doğrultusunda Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltmayı değerlendiriyor.

Devam eden analizlere aşina iki kişinin Washington Post’a aktardığına göre, Savunma Bakanlığı’nın değerlendirdiği kilit konulardan biri, Amerika’nın büyük denizaşırı askeri üslerinin aylar süren İran saldırıları altında ağır hasar gördüğü Basra Körfezi’nden askerlerin çekilip çekilmeyeceği.

Bu tesislere verilen hasar, Pentagon’a bölgedeki varlığını yeniden gözden geçirmek için bir fırsat sunmuş gibi görünüyor.

Savunma Bakanlığı, üslerini çatışma öncesindeki hallerine geri getirmeyebileceğinin sinyalini çoktan verdi.

Değerlendirme, Pentagon’un politika ofisi tarafından yürütülüyor; fakat üst düzey bir Pentagon yetkilisi, Genelkurmay Başkanlığı ve ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) da konuyu incelediğini belirtti.

Yetkili, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in henüz bölgedeki ABD’nin konumuna ilişkin resmi bir inceleme emri vermediğini belirtti.

Bunun yerine yetkili, bu analizi, yönetimin savaş sırasında hasar gören üslerin yeniden inşa edilip edilmeyeceği konusunu ele alırken nihayetinde yol gösterici olabilecek “ihtiyatlı bir planlama” olarak nitelendirdi.

Yetkili, “Bu konulardan bazılarına ilişkin kararlar alınması gerekecek,” dedi.

Orta Doğu’daki ABD askeri operasyonlarını yöneten CENTCOM, normalde Ürdün’den Umman’a kadar uzanan 2.400 km’lik bir yay üzerinde yer alan yaklaşık 20 üssünde 40.000 civarında asker bulunduruyor.

Bu yılın başından beri ordu, ABD güçlerini korumak ve İran’a karşı 13.000’den fazla hava saldırısı düzenlemek amacıyla bölgeye savaş gemileri, avcı uçakları, hava savunma varlıkları ve diğer kıt askeri teçhizatı yoğun bir şekilde sevk etti.

ABD’nin Orta Doğu’daki en büyük ve en kalıcı üsleri, Bahreyn’in ABD Beşinci Filo karargâhına ev sahipliği yaptığı ve Kuveyt gibi diğer ülkelerin Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri varlıklarını barındırdığı Basra Körfezi’nde bulunuyor.

Pentagon’un analizine aşina olan kaynaklar, bu konunun, yönetim içindeki askeri müdahaleleri destekleyen kesimler ile Pentagon’un bazı güvenlik taahhütlerini azaltarak ABD’nin iç güvenliğini sağlamaya ya da Çin gibi daha güçlü rakipleri caydırmaya yeniden odaklanması gerektiğini savunan kesimler arasındaki tartışmayı muhtemelen daha da alevlendireceğini belirttiler.

Bir ABD’li yetkili, görüşmelere, ABD Merkez Komutanlığı Başkanı Amiral Bradley Cooper’ın da katıldığını ve Cooper’ın, ABD birliklerinin Basra Körfezi’nden batıya kaydırılması olasılığına ilişkin değerlendirmeleri desteklediğini belirtti.

Şubat ayında savaş başlamadan önce, CENTCOM, İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı çok savunmasız olduklarını ve bu nedenle normal personel seviyelerini sürdüremeyeceklerini değerlendirerek birçok üssünü tahliye etmişti.

Körfez’deki başlıca tesislerden çekilme kararlarının bir kısmının savaşın ardından da devam edebileceğini, bu durumdaki değişikliklere aşina olan bir kaynak belirtti.

Bu kişi, “İran, bizim geleneksel konumlarda olduğumuzu düşünüyor. Oysa biz orada değiliz,” dedi.

Daha önce ABD’nin Suudi Arabistan Büyükelçisi ve Katar’daki misyonun başkatibi olarak görev yapmış eski bir diplomat olan Michael Ratney, asker ve teçhizatı daha batıya, Ürdün’e, İsrail’e veya Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyılarına kaydırmanın baskının bir kısmını hafifletmeye yardımcı olabileceğini savundu; fakat mesafenin artmasının “bu soruna mükemmel bir çözüm” olmadığını da belirtti.

Pentagon’un analizine aşina olan birçok kişi, ABD’nin askeri duruşunda yapılacak herhangi bir kalıcı değişikliğin henüz çok uzak bir ihtimal olduğunu ve bunun için üst düzey yönetim yetkililerinin onayı gerekeceğini belirtti.

Washington’daki daha şahin eğilimli kesimler, bölgedeki ABD birliklerinin İsrail’e nakledilmesini önererek Pentagon’un planlamasını etkilemeye çalıştı.

Mart ayında İsrail yanlısı grup “Amerika Ulusal Güvenlik Yahudi Enstitüsü” tarafından yayınlanan bir rapor, daha fazla ABD askeri varlığının İsrail’in Ovda Hava Üssü’ne nakledilmesini talep etti.

Askeri kısıtlamayı savunan bir düşünce kuruluşu olan Defense Priorities’in yakın zamanda ortaya koyduğu bir politika önerisi ise, Kuveyt gibi İran’ın füzeleri ve insansız hava araçlarının yakın menzilinde bulunan ABD üslerinin kapatılmasını öngörüyor.

Öneri ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Bahreyn’de dağınık halde bulunan kuvvetlerin, Riyad yakınlarındaki Prens Sultan Hava Üssü gibi daha güvenli tesislere taşınmasını da öngörüyor.

Trump yönetimi içinde, Pentagon’un İsrail casusluğu konusundaki artan endişeleri karşısında, bölgedeki ABD varlığının genişletilmesinin karşı istihbarat açısından bir güvenlik açığına yol açabileceği endişeleri nedeniyle bu öneri konusunda görüş ayrılığı bulunuyor.

Ayrıca, Trump yönetiminin Almanya ve Polonya’dan binlerce askeri geri çekeceğini açıklamasının ardından, Savunma Bakanlığı Politika Müsteşarı Elbridge Colby’nin ofisi, NATO’daki ABD askeri varlığına ilişkin kamuya açık bir inceleme başlattı. Çalışmanın aralık ayında sonuçlandırılması planlanıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’da Zelenskiy’e uzanan Forrest Gump operasyonu başladı

Yayınlanma

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ile Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Cumhurbaşkanlığı Ofisi yetkililerinin de yer aldığı bir suç örgütünü ortaya çıkarmak amacıyla “Forrest Gump” adlı özel operasyonu başlattı. Milletvekillerinin, bankaların ve eski bakanların adının geçtiği soruşturma kapsamında Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı İrına Mudra’nın evinde arama yapılırken Mudra daha sonra görevden alındı.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU), Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) savcılarıyla birlikte 19 Ağustos sabahı “Forrest Gump” adı verilen bir özel operasyon başlattığını duyurdu.

Kurumların açıklamasına göre operasyon, mevcut ve eski milletvekillerinin liderliğinde, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi çalışanları ile diğer şahısların katılımıyla faaliyet gösteren bir suç örgütünü çökertmeyi hedefliyor.

Verhovna Rada Milletvekili Yaroslav Jeleznyak’ın paylaştığı bilgilere göre dosya, daha önce Muhalefet Platformu – Yaşam İçin partisinin üyesi olan mevcut parlamenterlerden birini kapsıyor.

Strana.ua portalı ise söz konusu kişinin Ukrayna’nın Yeniden İnşası grubunun gayriresmi lideri Vadim Stolar olabileceğini yazdı.

Milletvekili Jeleznyak, soruşturmanın Volodimir Zelenskiy’nin ofisindeki başkan yardımcılarından birine de uzandığını doğruladı.

Milletvekili Oleksiy Gonçarenko da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Ofisinde hukuki ve adli meselelerden sorumlu olan Başkan Yardımcısı İrına Mudra’nın adresinde aramalar yapıldığını bildirdi. Mudra daha sonra görevinden alındı.

NABU, soruşturma kapsamında SAP ile birlikte Ukrayna merkezli Sense Bank bünyesinde aramalar gerçekleştirdiğini açıkladı.

Jeleznyak’ın aktardığına göre bu aramalar, Ukraynalı iş insanı Timur Mindıç’ın yolsuzluk dosyasıyla bağlantılı bulunuyor. Bankanın, eski Enerji Bakanı German Galuşçenko adına yatırılacak kefaletin bir kısmının aktarılmasında kanal olarak kullanıldığı dava dosyasında yer aldı.

Milletvekilinin verdiği bilgiye göre burada 150 milyon grivnalık bir kaynağın toplanması söz konusuydu.

Ukrayna’da yolsuzlukla mücadele kurumları başsavcılığa bağlandı

Suspilne, Ukrayna Ulusal Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın ifade vermek üzere Verhovna Rada’ya çağrıldığını bildirdi.

NABU ve SAP’ın yürüttüğü özel operasyonun gölgesinde Verhovna Rada, Yevgen Hmara’nın Ukrayna Savunma Bakanlığı görevine getirilmesini onayladı ve Andriy Sıbiga’yı yeniden Dışişleri Bakanı olarak atadı.

Geçen sonbaharda, Cumhurbaşkanlığı Ofisinin eski başkanı Andriy Yermak’ın adresinde “Midas” davası kapsamında aramalar yapılmış, Yermak bu aramaların ardından Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurmuştu. Bu dava, Ukrayna’daki nükleer santrallerin işletmecisi olan devlet kuruluşu Energoatom etrafındaki yolsuzluk planıyla bağlantılı.

Söz konusu planı organize etmekle Kvartal 95 stüdyosunun ortaklarından ve Volodimir Zelenskiy’nin yakın çalışma arkadaşlarından olan iş insanı Timur Mindıç suçlanmıştı.

Soruşturma makamlarının tespitine göre şebeke üyeleri, işletmeyle iş yapan yüklenicilerden sözleşme bedelinin yüzde 10 ila yüzde 15’i oranında rüşvet talep ediyordu. NABU ve SAP, mayıs ayında Yermak’a 460 milyon grivnanın (10,4 milyon dolardan fazla) aklanması suçlamasını yöneltti.

Mindıç’ın kendi adresinde ise 10 Kasım’da arama yapıldı. Ancak iş insanı, aramalardan birkaç saat önce Ukrayna’dan ayrılmayı başardı ve daha sonra İsrail’de bulunduğu anlaşıldı. Zelenskiy, Mindıç’a yönelik yaptırım kararı aldı.

Zelenskiy, yolsuzluk skandalı sonrası konuştu: Arkamdan neler çevrildiğini bilmiyordum

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hürmüz’de riskler devam ederken iki Çin bağlantılı süper tanker geri döndü

Yayınlanma

Deniz taşımacılığına yönelik risklerin yüksek seyretmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı sert bir tutum benimsemesinin ardından trafiğin normale dönme ihtimalinin azalmasıyla, Çin bağlantılı iki süper tanker Hürmüz Boğazı’nda U dönüşü yaptı.

Gemi takip verilerine göre, Irak’tan yüklediği ham petrolü taşıyan Sea V adlı tanker, salı günü Basra Körfezi’nden Hürmüz’e doğru ilerlerken rotasını tersine çevirdi ve şu anda boğazın ortasında bekliyor. Hestia ise çarşamba günü erken saatlerde Umman kıyısı boyunca körfeze girdikten sonra yön değiştirerek yeniden dışarı çıktı. Gemilerin neden aniden rota değiştirdiği henüz bilinmiyor.

Çok büyük ham petrol tankerleri (VLCC) Hong Kong bayrağı taşıyor ve gemilerde Çinli mürettebat bulunduğuna dair sinyal yayıyordu. Salı günü, Birleşik Arap Emirlikleri bağlantılı Amara adlı bir yakıt tankeri de boğazda birkaç kez U dönüşü yaptı ve çarşamba itibarıyla İran yakınlarında, su yolunda kalmayı sürdürüyor.

İran’dan gelebilecek saldırı tehdidinin yüksek kalması nedeniyle dar su yolundaki gözlemlenebilir gemi trafiği oldukça düşük seviyelere geriledi. İngiltere Donanması salı günü, Umman kıyısı boyunca körfezden çıkmakta olan bir geminin kimliği belirsiz bir mühimmatla vurulduğunu bildirdi. Bu olay, son dönemde gemilere yönelik gerçekleştirilen bir dizi saldırıya bir yenisini ekledi.

Trump’ın Tahran ile devam eden herhangi bir görüşme bulunmadığında ısrar etmesinin ardından deniz taşımacılığına yönelik risklerin sürmesi bekleniyor. Bu durum, Orta Doğu’daki düşük yoğunluklu ancak devam eden çatışmayı belirsizlik içinde bırakıyor. İran’ın ABD ile müzakerelerden sorumlu baş müzakerecisi de Washington’ın deniz ablukasını kaldırmak, petrol yaptırımlarını sona erdirmek ve askerî operasyonlara son vermek gibi bir dizi tedbiri kabul edene kadar Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmayacağını söyledi.

Tehditlere rağmen gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmayı denemeye devam ettiği görülüyor. Hong Kong bayraklı bir diğer VLCC olan Erecter, Çinli mürettebat bulunduğuna dair sinyal vererek boğazdan Basra Körfezi’ne doğru geçiş yapıyor. Bloomberg News’in gördüğü taşıma bağlantılarına göre gemi son olarak Irak’tan bir kargo almak üzere kiralanmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English