Bizi Takip Edin

Diplomasi

Paşinyan ihracat kısıtlamaları yüzünden AEB için sonun başlangıcını işaret etti

Yayınlanma

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinden yapılan ürün ihracatına getirilen kısıtlamaların hızla çözülmemesi halinde Avrasya Ekonomik Topluluğu için sonun başlangıcı olacağını söyledi. Sorunun yalnızca Erivan’ı değil tüm birliği ilgilendirdiğini belirten Paşinyan, Avrasya Ekonomik Topluluğu’nun felç olduğunu savundu.

rmenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ermenistan menşeli ürünlerin ihracatına getirilen kısıtlamaların yalnızca Erivan için değil, tüm Avrasya Ekonomik Topluluğu (AEB) için bir sorun oluşturduğunu açıkladı.

Armenpress’in aktardığına göre Paşinyan, “Sorun Ermenistan’da değil, AEB’dedir. Çünkü Avrasya Ekonomik Topluluğu’nun felç olduğu ve çalışmadığı ortaya çıkmaktadır. Bu mesele hızlı bir şekilde çözülmezse, bunun AEB için sonun başlangıcı olacağını tahmin etmeme izin verin” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği (AB) ile Avrasya Ekonomik Topluluğu arasında bir seçim yapmak üzere olası bir referandum düzenlenmesiyle ilgili soruya yanıt veren Paşinyan, oylamadan önce Ermenistan’ın ilk olarak resmi biçimde AB üyeliği için başvuruda bulunması gerektiğini bildirdi.

Paşinyan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesine de değinerek bazı konularda karşılıklı anlayışa ulaşıldığını belirtti. Ermenistan Başbakanı, “En önemlisi, Ermenistan Cumhuriyeti’nin kendisi için alternatifler oluşturma hususunda yasal bir hakkının bulunmasıdır. Rusya Devlet Başkanı’na bu yolu açtığımızı ve özellikle Ermenistan Cumhuriyeti halkının da bu yönde oy kullanmış olması sebebiyle bu yolda ilerleyeceğimizi söyledim” dedi.

Putin referandum çağrısı yapmıştı

Kremlin Basın Servisi’nin 27 Temmuz’daki açıklamasına göre Putin, Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye katılımı konusunda ülkede en kısa sürede bir referandum yapılması gerektiğini belirtti.

Rusya Devlet Başkanı daha önce yaptığı değerlendirmelerde, Rusya’nın Ermenistan’ın Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirmesine sakin yaklaştığını ancak AEB gümrük birliği ile AB bünyesinde aynı anda yer almanın imkansız olduğunu söylemişti. Putin, bu durumun tamamen ekonomik nitelikte bir konu olduğunu vurgulamıştı.

Mayıs ayında Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Astana’da düzenlenen AEB Zirvesi’nin ardından Ermenistan’a ulusal bir referandum düzenleme çağrısında bulunmuştu. Liderler, Ermenistan’ın Avrupa Birliği’ne katılım veya Avrasya Ekonomik Topluluğu’ndaki üyeliğini sürdürme arasında bir seçim yapmasını istemişti.

AEB üyesi ülkelerin liderleri ayrıca, Ermenistan’ın AB’ye katılım süreciyle bağlantılı olarak AEB Anlaşması’nın Ermenistan yönünden askıya alınmasının olası sonuçlarına ilişkin aralık ayına kadar bir rapor hazırlanması talimatını vermişti.

Mayıs ayı sonunda Rusya Federal Tarımsal Denetim Servisi (Rosselhoznadzor), Ermenistan’dan çiçek ithalatını yasaklamış; domates, salatalık, yeşillik ve çilek sevkiyatına kısıtlama getirmişti.

Kurum daha sonra kalitesiz Ermeni alkollü ürünlerinin tespit edildiğini duyurmuştu. Kısıtlamalar vişne, üzüm, elma, armut, ayva, patlıcan, patates ve kurutulmuş meyveleri kapsayacak şekilde genişletilmiş, aynı zamanda bu ürünlerin AEB üzerinden transit geçişi de yasaklanmıştı.

Rosselhoznadzor, 25 Temmuz’da Ermenistan menşeli süt ürünlerinin satışına izin vermeyerek 27 Temmuz itibarıyla bu ürünlerin ithalatına yasak getirildiğini ilan etmişti.

Ermenistan Gıda Güvenliği Denetim Kurulu, Rusya’nın süt ürünleri ithalatını yasaklamasının ardından yaptığı açıklamada, süt ürünlerinin kalitesine yönelik sürekli izleme yapıldığını ve ürünlerin belirlenen standartlara uygun olduğunu bildirmişti.

Öte yandan Avrupa Komisyonu, ticaret kısıtlamalarının etkilerini hafifletmek amacıyla haziran ayında Ermenistan’a 34 milyon euro tahsis etmişti.

Bu finansal destek, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile yaptığı görüşmenin ardından açıklanan yardım paketinin ilk dilimini oluşturmuştu.

AB ayrıca Ermenistan ihracatının yüzde 80’ine uygulanan gümrük vergilerini düşürme kararı almıştı.

Diplomasi

Ukrayna’da Zelenskiy’e uzanan Forrest Gump operasyonu başladı

Yayınlanma

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ile Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Cumhurbaşkanlığı Ofisi yetkililerinin de yer aldığı bir suç örgütünü ortaya çıkarmak amacıyla “Forrest Gump” adlı özel operasyonu başlattı. Milletvekillerinin, bankaların ve eski bakanların adının geçtiği soruşturma kapsamında Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı İrına Mudra’nın evinde arama yapılırken Mudra daha sonra görevden alındı.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU), Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) savcılarıyla birlikte 19 Ağustos sabahı “Forrest Gump” adı verilen bir özel operasyon başlattığını duyurdu.

Kurumların açıklamasına göre operasyon, mevcut ve eski milletvekillerinin liderliğinde, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi çalışanları ile diğer şahısların katılımıyla faaliyet gösteren bir suç örgütünü çökertmeyi hedefliyor.

Verhovna Rada Milletvekili Yaroslav Jeleznyak’ın paylaştığı bilgilere göre dosya, daha önce Muhalefet Platformu – Yaşam İçin partisinin üyesi olan mevcut parlamenterlerden birini kapsıyor.

Strana.ua portalı ise söz konusu kişinin Ukrayna’nın Yeniden İnşası grubunun gayriresmi lideri Vadim Stolar olabileceğini yazdı.

Milletvekili Jeleznyak, soruşturmanın Volodimir Zelenskiy’nin ofisindeki başkan yardımcılarından birine de uzandığını doğruladı.

Milletvekili Oleksiy Gonçarenko da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Ofisinde hukuki ve adli meselelerden sorumlu olan Başkan Yardımcısı İrına Mudra’nın adresinde aramalar yapıldığını bildirdi. Mudra daha sonra görevinden alındı.

NABU, soruşturma kapsamında SAP ile birlikte Ukrayna merkezli Sense Bank bünyesinde aramalar gerçekleştirdiğini açıkladı.

Jeleznyak’ın aktardığına göre bu aramalar, Ukraynalı iş insanı Timur Mindıç’ın yolsuzluk dosyasıyla bağlantılı bulunuyor. Bankanın, eski Enerji Bakanı German Galuşçenko adına yatırılacak kefaletin bir kısmının aktarılmasında kanal olarak kullanıldığı dava dosyasında yer aldı.

Milletvekilinin verdiği bilgiye göre burada 150 milyon grivnalık bir kaynağın toplanması söz konusuydu.

Ukrayna’da yolsuzlukla mücadele kurumları başsavcılığa bağlandı

Suspilne, Ukrayna Ulusal Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın ifade vermek üzere Verhovna Rada’ya çağrıldığını bildirdi.

NABU ve SAP’ın yürüttüğü özel operasyonun gölgesinde Verhovna Rada, Yevgen Hmara’nın Ukrayna Savunma Bakanlığı görevine getirilmesini onayladı ve Andriy Sıbiga’yı yeniden Dışişleri Bakanı olarak atadı.

Geçen sonbaharda, Cumhurbaşkanlığı Ofisinin eski başkanı Andriy Yermak’ın adresinde “Midas” davası kapsamında aramalar yapılmış, Yermak bu aramaların ardından Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurmuştu. Bu dava, Ukrayna’daki nükleer santrallerin işletmecisi olan devlet kuruluşu Energoatom etrafındaki yolsuzluk planıyla bağlantılı.

Söz konusu planı organize etmekle Kvartal 95 stüdyosunun ortaklarından ve Volodimir Zelenskiy’nin yakın çalışma arkadaşlarından olan iş insanı Timur Mindıç suçlanmıştı.

Soruşturma makamlarının tespitine göre şebeke üyeleri, işletmeyle iş yapan yüklenicilerden sözleşme bedelinin yüzde 10 ila yüzde 15’i oranında rüşvet talep ediyordu. NABU ve SAP, mayıs ayında Yermak’a 460 milyon grivnanın (10,4 milyon dolardan fazla) aklanması suçlamasını yöneltti.

Mindıç’ın kendi adresinde ise 10 Kasım’da arama yapıldı. Ancak iş insanı, aramalardan birkaç saat önce Ukrayna’dan ayrılmayı başardı ve daha sonra İsrail’de bulunduğu anlaşıldı. Zelenskiy, Mindıç’a yönelik yaptırım kararı aldı.

Zelenskiy, yolsuzluk skandalı sonrası konuştu: Arkamdan neler çevrildiğini bilmiyordum

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hürmüz’de riskler devam ederken iki Çin bağlantılı süper tanker geri döndü

Yayınlanma

Deniz taşımacılığına yönelik risklerin yüksek seyretmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı sert bir tutum benimsemesinin ardından trafiğin normale dönme ihtimalinin azalmasıyla, Çin bağlantılı iki süper tanker Hürmüz Boğazı’nda U dönüşü yaptı.

Gemi takip verilerine göre, Irak’tan yüklediği ham petrolü taşıyan Sea V adlı tanker, salı günü Basra Körfezi’nden Hürmüz’e doğru ilerlerken rotasını tersine çevirdi ve şu anda boğazın ortasında bekliyor. Hestia ise çarşamba günü erken saatlerde Umman kıyısı boyunca körfeze girdikten sonra yön değiştirerek yeniden dışarı çıktı. Gemilerin neden aniden rota değiştirdiği henüz bilinmiyor.

Çok büyük ham petrol tankerleri (VLCC) Hong Kong bayrağı taşıyor ve gemilerde Çinli mürettebat bulunduğuna dair sinyal yayıyordu. Salı günü, Birleşik Arap Emirlikleri bağlantılı Amara adlı bir yakıt tankeri de boğazda birkaç kez U dönüşü yaptı ve çarşamba itibarıyla İran yakınlarında, su yolunda kalmayı sürdürüyor.

İran’dan gelebilecek saldırı tehdidinin yüksek kalması nedeniyle dar su yolundaki gözlemlenebilir gemi trafiği oldukça düşük seviyelere geriledi. İngiltere Donanması salı günü, Umman kıyısı boyunca körfezden çıkmakta olan bir geminin kimliği belirsiz bir mühimmatla vurulduğunu bildirdi. Bu olay, son dönemde gemilere yönelik gerçekleştirilen bir dizi saldırıya bir yenisini ekledi.

Trump’ın Tahran ile devam eden herhangi bir görüşme bulunmadığında ısrar etmesinin ardından deniz taşımacılığına yönelik risklerin sürmesi bekleniyor. Bu durum, Orta Doğu’daki düşük yoğunluklu ancak devam eden çatışmayı belirsizlik içinde bırakıyor. İran’ın ABD ile müzakerelerden sorumlu baş müzakerecisi de Washington’ın deniz ablukasını kaldırmak, petrol yaptırımlarını sona erdirmek ve askerî operasyonlara son vermek gibi bir dizi tedbiri kabul edene kadar Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmayacağını söyledi.

Tehditlere rağmen gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmayı denemeye devam ettiği görülüyor. Hong Kong bayraklı bir diğer VLCC olan Erecter, Çinli mürettebat bulunduğuna dair sinyal vererek boğazdan Basra Körfezi’ne doğru geçiş yapıyor. Bloomberg News’in gördüğü taşıma bağlantılarına göre gemi son olarak Irak’tan bir kargo almak üzere kiralanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

MAGA ile Papa, Batı Şeria nedeniyle karşı karşıya geldi

Yayınlanma

ABD’deki Trump destekçisi MAGA hareketi ile Papa Leo arasındaki gerilim bu sefer Batı Şeria’daki yerleşimci terörü nedeniyle yükseldi.

Pazar günü Angelus duası sırasında konuşan Papa XIV. Leo, “Batı Şeria’daki Filistinli sivil nüfusa yönelik devam eden şiddetin sona erdirilmesi yönündeki çağrımı yineliyorum ve adil ve kalıcı bir barış için iki devletli çözümün ilerletilmesi amacıyla uluslararası topluma acilen çağrıda bulunuyorum,” dedi.

Papa, bu açıklamayı, Nablus’un güneyindeki Kusra köyünün kuşatılmasının başlamasından bir hafta sonra yaptı.

İsrailli yerleşimciler, temmuz ayında bu köydeki üç Filistinli evin su ve elektriğini kesmiş, evlerin önünü taş yığınlarıyla kapatmış ve aralarına bir çadır kurmuştu.

Filistin kökenli ABD’li, İsrailli yerleşimciler tarafından kuşatılan evine ABD bayrağı astı

Papa Leo’ya yönelik tepkiler de gecikmedi. 2017’den 2021’e kadar Donald Trump’ın İsrail büyükelçisi olan David Friedman, Papa’nın paylaşımından alıntı yaptı ve ona doğrudan yanıt verdi:

“Yahudiye ve Samiriye’deki (bu bölgeye ilişkin İncil’deki atıfla bir sorununuz olmadığını varsayıyorum) şiddet olaylarının ezici çoğunluğu Filistinli haydutlar tarafından başlatılıyor.”

Siyonistler, Batı Şeria’ya “Yahudiye ve Samiriye” adını veriyor.

Friedman Leo’ya ise, “böyle paylaşımlarla itibarını zedelemeden önce gerçekleri iyice araştırması” tavsiyesinde bulundu. Bu paylaşım 200.000’den fazla kez görüntülendi.

Friedman ayrıca mesajına “Ekselansları” ifadesiyle başladı; bu, papa için değil, kardinaller için kullanılan bir unvan.

MAGA ile Papa arasındaki tartışmalar yeni değil. ABD’nin Vatikan Büyükelçisi Brian Burch, temmuz ayında New York Times’a verdiği demeçte, “Papa, Vatikan’ın egemen lideri olarak hareket ettiğinde, dünya liderleriyle eşit konumdadır,” demişti.

MAGA-Papa gerilimi alttan alta yükseliyor

Burch’a göre Leo, İran savaşını haksız olarak değerlendiremezdi; çünkü elinde yalnızca “sınırlı sayıda olgu” vardı ve o savaşı kınadığında bunu Katolik Kilisesi’nin lideri olarak değil, Vatikan Şehir Devleti’nin siyasi başkanı sıfatıyla yapmıştı.

Vatikan buna dört gün içinde yanıt verdi. Vatikan İletişim İdaresi’nin yayın direktörü Andrea Tornielli, şöyle yazdı: “Petrus’un Halefi bir devlet başkanı olarak konuşmuyor. O sadece İncil’i duyuruyor.”

İsrail ve Gazze’de barış, Papa XIV. Leo’nun papalığı boyunca sürekli gündemde tuttuğu bir mesele. İran’da barış, ABD’deki göçmen baskınları ve Afrika’da Hıristiyanlara yönelik şiddet konularından da bahsediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English