Asya
DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”

Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek bünyesinde çalışan kıdemli işlemci mühendisi Shengyu Liu, yayımladığı değerlendirmede yapay zekanın yazılımcıları tasfiye sürecine soktuğunu vurguladı. Kendi geliştirdiği modellerin çok yakında mesleki uzmanlığını gereksiz kılacağını kaydeden Liu, insanlığın ya üretici güçlerin özgürleştiği bir komünizme ya da teknoloji tekellerinin tahakkümündeki karanlık bir distopyaya evrileceğine işaret etti.
Çin merkezli yapay zeka kuruluşu DeepSeek bünyesinde alt seviye donanım mimarisi ve işlemci çekirdeği optimizasyon uzmanı olarak görev yapan Shengyu Liu, yayımladığı değerlendirmede yapay zekanın gelişim hızı karşısında yazılımcıların ve insanlığın karşı karşıya kaldığı varoluşsal krizi ele aldı.
DeepSeek v4.1 modelinin temel dikkat mekanizması çekirdeklerini bizzat kodlayan kıdemli mühendis Liu, kendi elleriyle geliştirdiği teknolojinin çok yakında kendi mesleki uzmanlığını gereksiz kılacağını ve insan emeğini tasfiye sürecine soktuğunu aktardı.
Yapay zekanın gelecekte toplumları ya üretici güçlerin bütünüyle özgürleştiği bir komünizme ya da kaynakların dev teknoloji tekellerinde toplandığı karanlık bir Cyberpunk distopyasına taşıyacağını dile getiren Liu, açık kaynaklı yazılım mücadelesinin insanlık için taşıdığı hayati öneme işaret etti.
Liu, birkaç gün önce kullanıma sunulan DeepSeek v4.1 modelinin küçük ölçekli sistemlerin kabiliyet tavanını daha üst bir seviyeye taşıdığını belirterek, sektördeki dönüşümün akılalmaz bir hızla ilerlediğini vurguladı.
Yalnızca birkaç bin anlamsal belirteçlik bağlam uzunluğuna sahip ilk sohbet robotlarından akıl yürütme yeteneğine sahip güncel modellere sadece iki yılda ulaşıldığını hatırlatan kıdemli mühendis, test ve yürütme ortamlarında karmaşık komutları yerine getiren otonom etmenlerin ortaya çıkışının ise bir buçuk yıl gibi kısa bir zaman dilimini kapsadığını kaydetti.
Gelecek birkaç yıl içinde yapay zekanın kendi kendini geliştirme ve fiziksel bedenli sistemlere bütünüyle entegre olma kapasitesine erişeceğini söyleyen Liu, bu gelişimin kendi çalışma sahasında yarattığı dönüşümü şu sözlerle paylaştı:
“Yapay zeka, tasarımını ve yazımını üstlendiğim işlemci çekirdeği alanında da inanılmaz adımlar atıyor. Yalnızca bir yıl gibi kısa bir sürede, bana sadece teknik belgeleri tarayan, kodları okuyan ve hataları tespit eden mütevazı bir yardımcı olmaktan çıktı; doğrudan grafik işlemcilerin makine dili komutlarını ve donanım düzeyindeki emir dizilimlerini bağımsız şekilde okuyan bir ustaya dönüştü. Profesyonel analiz araçlarıyla her komutun duraklama sürelerini inceliyor ve işlemci çekirdeklerini kendi başına optimize ediyor. Çok uzak olmayan bir gelecekte, işlemci zamanlamalarını bağımsız tasarlama, farklı planların performansını tartma, bunları hayata geçirme ve mükemmelleştirme yeteneğine de kavuşacak.”
Kendi emeğinin somut bir meyvesi olan DeepSeek v4.1 modelinin elde ettiği başarıdan gurur duyduğunu belirten Liu, sistemin en kritik dikkat mekanizması bileşenlerini şahsen kodladığını ifade ederek, modelin başarısının kendi zanaatına verilmiş bir onay niteliği taşıdığını, fakat teknolojik ilerlemenin insanı aşan doğasının durdurulamaz olduğunu dile getirdi.
astonishing blogpost from Shengyu Liu (刘胜与, also known as interestingLSY/intlsy), kernel engineer at DeepSeek. The first part is his personal struggle with the fact that his work is about to render his beloved craft obsolete. The second is…
well. let's just say we agree. https://t.co/1mqyOqbl2Y pic.twitter.com/sw4t4bUE0k— Teortaxes▶️ (DeepSeek 推特🐋铁粉 2023 – ∞) (@teortaxesTex) September 14, 2026
“Kendi devrimimi kendim yapmak istiyorum”
Liu, çok değil altı ay ya da bir yıl sonra yapay zekanın kendisinden çok daha kusursuz işlemci çekirdekleri üreteceğine kesin gözüyle bakıyor.
İnsan zihni ile makine kapasitesi arasındaki uçurumun hızla açıldığına dikkat çeken kıdemli mühendis, “Yapay zeka saniyede 300 anlamsal belirteç düşünebiliyor, yarım saniyede bir komut satırı yazabiliyor, yirmi saniyede bütün bir kod blokunu tamamlayabiliyor. Ben bunu yapamam. Yapay zeka model derinliğini, düşünme yoğunluğunu, dış araçları çağırma sıklığını ve işlem paralelliğini sürekli artırabiliyor; bense bunu başaramam” dedi.
Yazılımcıların bile bile kendi sonlarını hazırlayan bir yarışın içine itildiğini vurgulayan Liu, neden kendi ikamesini hızlandıran bu optimizasyon çalışmalarına gecesini gündüzünü verdiğini şu ifadelerle açıkladı:
“İnsanlık, kendini yok etme bahsinde tarih boyunca hiç tereddüt göstermedi. Yazdığım çekirdekler ne kadar kusursuz olursa yeni modelimizin eğitim ve çıkarım hızının o denli artacağını, yeteneklerinin katlanacağını ve benim çok daha erken bir tarihte saf dışı kalacağımı bildiğim halde neden tüm gücümle optimizasyon yapmayı sürdürüyorum? Bir boyutuyla bu iş benim için bir oyun gibi; bana tarifsiz bir haz veriyor. Yeni bir yöntem keşfettiğimde ya da kodun performans grafiğinin yükseldiğini gördüğümde hissettiğim heyecan, rekor kıran bir hız tutkununun heyecanından farksız. Üstelik resmi donanım üreticilerinin kendi kodlarını geride bıraktığım anlarda büyük bir gurur duyuyorum.”
Madalyonun diğer yüzündeki acımasız rekabete işaret eden Liu, “Fakat asıl önemli neden şu: Ben bugün işi bıraksam ya da modellerin gelişimini kasten yavaşlatsam dahi diğer şirketler çalışmalarını sürdürecek ve eninde sonunda beni yine tasfiye edecek. Şüphesiz kimse kendi mesleğinin devrilmesini istemez; ancak bu devrim kaçınılmazsa, beni tahtımdan edecek gücün yine kendi ellerimden çıkmasını isterim. Herkesin kendini yok etmeye böylesine odaklandığı bir tabloda, ben de bu amansız silahlanma yarışına katılmak zorunda kalıyorum” sözlerini kaydetti.
“Makinelerin gürültüsü zanaatın neşesini eziyor”
Yapay zekanın kendi uzmanlık düzeyini geride bırakacağı güne hazırlanan Liu, işsiz kalmayacağını ancak zorunlu olarak alan değiştireceğini aktardı.
Kendi yargı yeteneği, zihinsel kapasitesi ve inisiyatif alma gücü sayesinde sektörün ana masasında kalmayı sürdüreceğini söyleyen uzman mühendis, bu adaptasyonun büyük bir manevi bedeli beraberinde getirdiğini belirtti.
Mesleki dönüşümün derin bir tutkuyla bağlı olduğu alanı terk etmek anlamına geldiğini belirten Liu, hissettiği duygusal kırılmayı şu ifadelerle aktardı:
“Alan değiştirmek, yıllardır emek verdiğim ve aşkla bağlandığım donanım çekirdeği tasarımı, yazımı ve optimizasyonu sahasını geride bırakıp yapay zeka etmenlerinin makine operatörü haline gelmem demektir. Eskiden kişisel merakım, uzmanlık alanım ve sanayinin talepleri birbiriyle tam bir uyum içindeydi. Şimdiyse yapay zeka, benim uzman olduğum sahada benden çok daha becerikli hale geldi. Sanayinin talebi de yüksek performanslı çekirdek kodu yazan insandan, bu kodları yapay zekaya daha hızlı ürettiren operatöre doğru kaydı. Sanayinin bu arzusuna boyun eğmek adına sevdiğim alanı terk edip bilinmez bir rotaya sapmak mecburiyetindeyim.”
Yaşanan kırılmayı geleneksel bir el sanatı üzerinden metaforlaştırarak somutlaştıran Liu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Örnek vermek gerekirse, harika desenler ve renk uyumları yakalayan usta bir kazak örücüsü olduğunuzu düşünün. Dokuduğunuz kumaşın kalitesi o kadar yüksektir ki çevre köylerdeki tüm zenginler size gelir, iyi paralar kazanırsınız. Dahası, pencerenin kenarına oturup çayınızı yudumlarken dağlara, sulara, hayvanlara bakarak sessizce örgü örmekten derin bir dinginlik duyarsınız. Derken bir gün bir makine icat edilir; yalnızca yün ve desen şablonu verirsiniz, sizin el emeğinizden farksız, hatta çok daha hızlı bir şekilde kazağı dokur. Rakiplerinizin bu aletle sizi kolayca yakalayacağını anlar, siz de o aleti kullanmaya başlarsınız. Yirmi yıllık birikiminiz sayesinde aleti kullansanız bile rakiplerinizden hızlı olursunuz. Fakat yağmur sesini dinleyerek, ilmek ilmek işleyerek geçirdiğiniz o zarif zamanların lezzeti, makinenin mekanik gürültüsü altında ezilip yok olur. İşte o pencere kenarındaki sükunet, bu yaz son kez yaşanacak. Yeteneğimi dünde bırakıp bir zırhlı makine sürücüsü olmak zorundayım; ellerimde artık daha fazla dişli var ancak kalbimdeki ritim eksildi.”
“Mühendislik yeteneği olmayanların elindeki yapay zeka felaket getirir”
Bireysel hüznünün ötesinde toplumsal ve pedagojik risklere de dikkat çeken Liu, eğitim sistemindeki çürüme emareleri üzerinde durdu.
Yeni nesil öğrencilerin uygulama ödevlerini yapay zekaya havale etme eğiliminde olduğunu belirten deneyimli mühendis, sekiz saat boyunca ter döküp kusursuz olmayan bir sonuç almak yerine, birkaç kuruş harcayarak dakikalar içinde yapay zekaya tam not alacak kodlar yazdıran bir öğrencinin temel becerilerden yoksun kalacağını dile getirdi.
Bu kolaycılığın sistem kurma, kod mimarisi tasarlama, soyutlama yapma ve gelecekteki olası ihtiyaçları öngörerek tasarım geliştirme gibi hayati mühendislik kabiliyetlerini körelteceğini vurgulayan Liu, derin endişesini şu sözlerle aktardı:
“Bu temel mühendislik nosyonu, eski dönemlerin makine dili yazma becerisi gibi tarihe mi karışacak, yoksa yazılımdan donanıma tüm bilgisayar mimarisini bir bütün olarak kavrama yetisi gibi daimi değerini koruyacak mı? Eğer bu kavrayış değerini korumaya devam ederse durum çok vahim demektir. Çünkü mühendislik temeli zayıf bir kişi yapay zekayla donandığında, eskisine kıyasla katbekat daha hızlı çöp kod yığınları üretecektir. Bu durum yazılım sistemlerinin derinliklerine sayısız saatli bomba yerleştirecek ve dünyayı çok daha eğreti, her an çökebilecek derme çatma bir yapıya sürükleyecektir.”
Geleceğin dünyasında teknik bilgi birikimi ve zekadan ziyade, saf iktidar ve gücün belirleyici hale geleceğine işaret eden kıdemli mühendis, bu temel soruların yanıtını yalnızca zamanın verebileceğini söyledi.
“İki uçlu gelecek: Komünizm ya da şirketlerin karanlık distopyası”
Yapay zekanın gelişimiyle birlikte insanlığın yol ayrımına geldiğini kaydeden Shengyu Liu, geleceğin toplumunun iki radikal kutuptan birine doğru evrileceğini vurguladı. Bu seçenekleri komünizm ve Cyberpunk olarak adlandıran uzman, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yapay zekanın ivmesiyle birlikte geleceğin toplumu muhtemelen iki uçtan birine savrulacak: Komünizm ya da Cyberpunk 2077. İlk seçenekte üretici güçler bütünüyle prangalarından kurtulur, üretim araçları üzerindeki tahakküm kırılır ve insanların yaşam standartları daha önce görülmemiş biçimde sıçrama kaydeder. İkinci seçenekte ise küçük bir teknoloji oligarşisi tüm kaynakları elinde toplar. Sadece ayrıcalıklı bir avuç zümre en gelişmiş yapay zekaya ve ileri teknolojilere erişerek adeta mekanik bir tanrısallık mertebesine yükselirken, toplumun ezici çoğunluğu son derece zayıf ve kısıtlı yapay zekalarla baş başa kalır. Sınıf atlamak imkansız hale gelir; çünkü bir üst sınıfa geçebilmek için en güçlü yapay zekaya sahip olmanız gerekir, o yapay zekaya erişmek içinse zaten o sınıfta doğmuş olmanız şarttır. Böylece kırılamaz bir sömürü döngüsü kurulur.”
Batılı teknoloji şirketlerinin benimsediği tekelci ve kapalı modellere açıkça tepki gösteren Liu, isim vererek şu soruyu yöneltti:
“Dünyanın en gelişmiş yapay zekasının ilelebet Anthropic gibi bir şirketin tekelinde kaldığı bir senaryoda geleceğin komünizme mi yoksa karanlık bir Cyberpunk distopyasına mı evrileceğini düşünüyorsunuz? Tahmin edin bakalım.”
En ileri düzey yapay zekanın tüm insanlığa açık, maliyetsiz ve şeffaf biçimde ulaştırılması gerektiğine inandığını vurgulayan DeepSeek mühendisi, Anthropic veya OpenAI gibi aktörlerin bu misyonu taşıyacağına güvenmediğini belirtti.
Özellikle Anthropic şirketinin yapay genel zekayı tek başına kontrol etmesi ihtimalini, nükleer teknolojinin İkinci Dünya Savaşı sırasında faşist rejimlerin eline geçmesi felaketiyle bir tutan Liu, DeepSeek çatısı altında kalma gerekçesini şu sözlerle tamamladı:
“İşte bu yüzden DeepSeek bünyesinde kalmayı seçtim ve burada direniyorum. Bizler güçlü, ışık hızında çalışan ve tüm insanlığın ortak yararına sunulan yapay zekalar üretiyoruz; bunları açık kaynaklı olarak paylaşıyoruz. Dünyayı o karanlık şirket distopyasının kıyısından çekip almanın ve üretici güçleri halkın lehine özgürleştirmenin yolu buradan geçiyor.”
Asya
Japonya Başbakanı Takaichi piyasaları harcama gündemi konusunda yatıştırmaya çalışıyor

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, hükümetinin maliye politikası konusunda finans piyasalarına güven vermeye çalışarak pazartesi günü ekonomik ve piyasa koşullarına “esnek” yanıt verme sözü verdi. Ancak genişlemeci harcama gündeminden geri adım atacağına dair çok az işaret verdi.
Takaichi’nin tonundaki bu değişim, Japonya’nın mali durumu konusunda piyasalarda artan endişeler ve yenin daha da zayıflamasına yol açabilecek reflasyonist mesajlardan kaçınması yönünde ABD’den gelen baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde geldi. Ancak analistler, açıklamalarının politikada köklü bir değişikliğe işaret etmediğini belirtti.
Japonya Başbakanı Takaichi, olağanüstü Diet oturumunun açılışı dolayısıyla yaptığı konuşmada, hükümetin maliye politikasını ekonomik ve piyasa koşullarına göre “esnek ve hızlı” biçimde ayarlayacağını söyledi.
Tokyo’nun yıllık tahvil ihracı miktarını faiz oranları ve diğer piyasa koşullarını dikkate alarak belirleyeceğini söyleyen Takaichi, hükümetinin “geleneksel politika önlemleri yoluyla hükümete yönelik piyasa güvenini inşa edeceğini” de sözlerine ekledi.
Bu açıklamalar uzmanlara göre, Takaichi’nin enflasyonun yol açtığı hayat pahalılığını hafifletmeyi amaçlayan genişlemeci ekonomik gündemine bağlılığı ile yen ve Japonya’nın zaten zorlanmış durumdaki kamu maliyesine ilişkin artan kaygılar arasında denge kurma çabasını yansıtıyor.
Takaichi, kendi politika sloganı olan “sorumlu proaktif maliye politikası”na atıfta bulunarak, “mali sürdürülebilirlik, elbette sorumlu proaktif maliye politikasının ön koşuludur” dedi ve bu yaklaşımın gerekli harcama reformları ve finansman sağlanmasına yönelik önlemlerle birlikte yürütüleceğini söyledi.
Politika konuşmasından önce Takaichi, pazar günü Okinawa’da bir Japon kadını soymak ve öldürmek şüphesiyle bir ABD deniz piyadesinin gözaltına alınmasına değindi. Olayın ardından Japonya, ABD nezdinde resmi protestoda bulunmuştu.
Takaichi, “Böylesine son derece vahşi ve zalimce bir olayın meydana gelmesi son derece üzücüdür” dedi.
Pazar günü açıklanan ifadesini yineleyen Takaichi, “Japonya hükümeti ABD tarafını güçlü biçimde protesto ediyor ve soruşturmayla azami düzeyde işbirliği yapılmasını güçlü biçimde talep ediyor” dedi. Ayrıca disiplinin sıkılaştırılması ve benzer bir olayın tekrar yaşanmaması için kapsamlı önlemler alınması çağrısında bulundu.
Gözaltı, Takaichi’nin muhafazakâr hükümeti açısından siyasi olarak hassas bir döneme denk geliyor. Geçen ay, iktidar partisinin desteklediği bir aday Okinawa valilik seçimini kazanarak, eyaletteki yoğun ABD askeri üs varlığına karşı çıkan valilerin 12 yıllık yönetimine son verdi.
Okinawa, Japonya’da konuşlu yaklaşık 18 bin ABD deniz piyadesinin büyük bölümüne ev sahipliği yapıyor. Adalar, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yaklaşık 30 yıl boyunca ABD yönetiminde kaldıktan sonra 1972’de Japonya’nın kontrolüne iade edildi.
Japonya Başbakanı, genişlemeci harcama gündemi kapsamında büyümeyi desteklemek ve hayat pahalılığı baskısını hafifletmek amacıyla 2040’a kadar kamu ve özel sektörden toplam 370 trilyon yenlik (2,3 trilyon dolar) yatırım yapılmasını savunuyor. Ayrıca gıda üzerindeki tüketim vergisinin geçici olarak düşürülmesini istiyor.
Takaichi’nin ekonomi politikasını destekleyenler, stratejik yatırıma yapılan vurgunun kısa vadede talebi canlandıracağını, zaman içinde ise ekonominin üretim kapasitesini genişleterek Japonya’nın potansiyel büyümesini artıracağını savunuyor.
Ancak yatırımcılar, ilave mali teşviklerin enflasyonist baskıları artırabileceği ve Japonya’nın mali durumunu daha da zayıflatabileceği konusunda giderek daha fazla endişe duyuyor.
Bu kaygılar tahvil piyasasına da yansıdı. Eylül sonlarında, gösterge niteliğindeki 10 yıllık Japon devlet tahvilinin getirisi, ABD’nin İran’la savaşıyla bağlantılı olarak yükselen petrol fiyatlarının tetiklediği enflasyon endişeleriyle satışların hızlanması sonucu yüzde 3,115’e çıkarak 30 yılın zirvesine ulaştı. Tahvil fiyatları genel olarak getirilerle ters yönde hareket ediyor.
Takaichi ayrıca yen konusunda Washington’ın baskısıyla da karşı karşıya. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, para biriminin süregelen zayıflığı konusunda defalarca endişelerini dile getirerek Tokyo’ya, yeni zayıf tutabilecek reflasyonist mesajlardan kaçınması çağrısında bulundu.
Bessent geçen ay yene karşı pozisyon alan döviz yatırımcılarına meydan okuyarak, kumarhane benzetmesiyle “Artık kasa benim” dedi.
Maliye Bakanı Satsuki Katayama ise geçen hafta Nikkei’ye yaptığı açıklamada, hükümet içinde Japonya’nın reflasyonist politikasının sona erdiği konusunda görüş birliği bulunduğunu söyleyerek Bessent’in açıklamalarını yineledi.
Nomura Research Institute’un baş ekonomisti Takahide Kiuchi ise Takaichi’nin konuşmasının basına geniş biçimde yansıyan taslağını değerlendirdiği analizinde, başbakanın açıklamalarının maliye politikasında köklü bir değişiklik anlamına gelmediğini ve tek başına piyasa kaygılarını gidermesinin muhtemel olmadığını söyledi.
Nikkei Asia’ya konuşan Kiuchi, konuşmanın “piyasaları yatıştırmayı ve piyasa güvenini korumayı amaçlayan ifadelerle dolu” olduğunu belirtirken, “Bu, politikanın gerçekten de finans piyasaları gözetilerek ayarlanacağı anlamına gelmez” dedi.
Kiuchi, genişlemeci maliye ve para politikalarının sürmesinin yen ve Japon devlet tahvili fiyatları üzerinde ilave aşağı yönlü baskı yaratabileceği, enflasyonu daha da artırabileceği ve uzun vadeli faizleri yukarı çekebileceği uyarısında bulundu. Bunun da ekonomi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Japonya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya
İmran Han’ın binlerce destekçisi Pakistan’ın başkentine yürüyüşe başladı

Pakistan’ın tutuklu eski Başbakanı İmran Han’ın binlerce destekçisi, serbest bırakılması talebiyle başkent İslamabad’a doğru uzun yürüyüşe başladı. Han’ın partisi pazartesi günü yaptığı açıklamada, yürüyüşün Pakistan yönetimiyle yaşanan derin görüş ayrılıklarının gölgesinde gerçekleştiğini bildirdi.
Miting, pazar günü İmran Han’ın Pakistan Adalet Hareketi (PTI) partisinin yönetimindeki kuzeybatıdaki Hayber Pahtunhva eyaletinde başladı. Yürüyüşçülerin İslamabad’a ulaşmadan önce çeşitli noktalarda durması planlanıyor.
Yürüyüşe öncülük eden eyalet Başbakanı Sohail Afridi, “Hepinizi dışarı çıkmaya çağırıyorum. Gençler, cezaevinde bulunan lideriniz için sokağa çıkın” dedi.
Han’ın partisi ile Pakistan yönetimi arasındaki anlaşmazlığın kökeni, Han’ın 2022’de parlamento tarafından iktidardan uzaklaştırılmasına dayanıyor. Han, devrilmesinin arkasında ordunun bulunduğunu öne sürerken, ordu bu suçlamayı reddediyor.
Gerilim, Han’ın Mayıs 2023’te tutuklanmasının ardından destekçilerinin sert eylemleriyle daha da derinleşti. Başlatılan operasyonlarda binlerce PTI destekçisi gözaltına alındı ve daha sonra onlarca kişi askeri mahkemelerde mahkûm edildi.
Eski bir kriket yıldızı olan 74 yaşındaki Han, kendisini siyasi tutuklu olarak tanımlıyor.
Han, 2023’te tutuklanmasından önce orduyla ters düşmüştü. Analistler, nükleer silaha sahip Pakistan’da ordunun siyasette nihai belirleyici güç olduğunu düşünüyor. Ordu ve mevcut sivil hükümet ise Han’ın siyasi tutuklu olduğu iddiasını reddediyor ve Pakistan yargısının bağımsızlığına işaret ediyor.
Han çeşitli davalarda mahkûm edildi. Hakkındaki mahkûmiyet kararlarının biri hariç tamamı daha sonra askıya alındı ya da bozuldu. Temyiz süreçleri ise devam ediyor.
Yürüyüşün başlangıçta 27 Eylül’de yapılması planlanıyordu.
Ancak Başbakan Şahbaz Şerif hükümetinin partinin talepleri konusunda müzakere teklif etmesi üzerine yürüyüş ertelendi. Görüşmeler hafta sonu sonuçsuz kaldı.
PTI’ın iki yıl önce düzenlediği son büyük çaplı protesto, güvenlik güçleriyle ölümcül çatışmalarla sona ermişti.
İslamabad ve çevresine binlerce polis ve paramiliter güvenlik görevlisi konuşlandırıldı. Parlamento, başbakanlık konutu ve yabancı büyükelçiliklerin bulunduğu İslamabad’ın hükümet bölgesine girişleri engellemek amacıyla nakliye konteynerleriyle barikatlar kuruldu.
“BU MESELEYİ BİR DAHA AÇILMAMAK ÜZERE BİTİRECEĞİZ”
Hükümet, yürüyüşçülerin İslamabad’a girmesine izin verilmeyeceğini açıkladı.
İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, “Bu meseleyi bir daha açılmamak üzere bitireceğiz” dedi ve partinin istediği zaman başkentte hayatı sekteye uğratmasına izin verilemeyeceğini söyledi.
Hükümeti müzakerelerde temsil eden Nakvi, görüşmelerin, Han’ın partisinin Afganistan sınırındaki Hayber Pahtunhva eyaletinde artan militan faaliyetleriyle mücadele etmek için öngörülen terörle mücadele politikasında işbirliği yapmayı reddetmesi nedeniyle çöktüğünü iddia etti.
PTI ise bu açıklamayı reddederek, hükümetin parti üzerinde haksız tavizler vermesi için baskı kurmaya çalıştığını savundu.
Asya
Çin’de bankacılık reformu: 2025’te 670’ten fazla banka kapatıldı

Çin yönetimi, finansal riskleri azaltmak amacıyla 2025 yılında çoğu kırsal bölgelerde yer alan 670’ten fazla bankayı birleşmeler ve tasfiyeler yoluyla kapattı. Son dört yılda ülkedeki banka sayısı yüzde 23 azalarak 3 bin 139’a gerilerken Financial Times gazetesi, operasyonun sektör tarihinde görülmemiş bir ölçekte gerçekleştiğine dikkat çekiyor.
Çin hükümeti, finansal sistemi güçlendirme ve sektördeki riskleri azaltma adımları kapsamında 2025 yılında 670’ten fazla bankayı kapattı.
Kapanan kuruluşların neredeyse tamamını kırsal bölgelerdeki kreditörler oluştururken, bu yapıların önemli bir bölümü birleşmeler yoluyla bağımsız tüzel kişiliklerini kaybetti.
Financial Times’ın (FT), Çin Ulusal Finansal Düzenleme İdaresi (NFRA) verilerine ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in raporuna dayandırdığı habere göre, tasfiye ve birleşme dalgası denetimi artırmayı hedefliyor. Süreçte bankaların yükümlülükleri başka kredi kuruluşlarına devredildi.
Gazetenin aktardığı verilere göre, 2025 dahil son dört yılda ülkedeki toplam banka sayısı yüzde 23 azalarak 3 bin 139’a geriledi.
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, özellikle az gelişmiş bölgelerdeki küçük ölçekli kırsal ve kentsel bankaları, düşük varlık kalitesi, yetersiz sermaye ve kurumsal yönetim zayıflıkları nedeniyle finansal sistemin en kırılgan halkası olarak nitelendiriyor.
Gzetenin toplam büyüklüğünü yaklaşık 64 trilyon dolar olarak hesapladığı Çin bankacılık varlıklarının dörtte birinden fazlasını bu küçük kuruluşlar elinde tutuyor.
Singapur Ulusal Üniversitesi Doğu Asya Enstitüsü kıdemli konuk araştırmacısı Jason Bedford, birleşmelerin regülasyonu kolaylaştırdığını ve likidite sıkıntısı yaşayabilecek kurum sayısını azalttığını belirtti.
Bedford operasyonu, “Daha önce hiçbir zaman bu ölçekte bir konsolidasyon görmemiştik” sözleriyle değerlendirdi.
Kırsal bankalar tek çatı altında toplanıyor
Uygulamanın somut örnekleri eyalet düzeyinde öne çıkıyor. FT’nin aktardığına göre, İç Moğolistan’da bankaların geçen yıl Inner Mongolia Rural Commercial Bank çatısı altında birleştirilmesinin ardından, daha önce 100’ü aşan kredi kuruluşu sayısı 12’ye indi.
Temmuz ayında Wuhan kenti yönetimi mali güçlük çeken Z-Bank’ın kontrolünü devraldı ve kurum daha sonra Hankou Bank bünyesine katıldı. Moody’s verilerine göre Z-Bank’ın varlık büyüklüğü 2024 sonu itibarıyla 124 milyar yuan seviyesindeydi.
Çin ekonomi yayını Caixin de ağustos ayında yayımladığı haberde, düzenleyici kuruma dayanarak küçük ve orta ölçekli kırsal banka sayısının 2025’te 670 azaldığını duyurmuştu.
Düzenleme, kırılgan kurumların daha yüksek sermayeye sahip büyük yapılar içinde eritilmesini öngörüyor.
Düşük faiz, deflasyon ve gayrimenkul krizi baskı yaratıyor
Sektör genelinde banka karları; düşük faiz ortamı, deflasyonist baskılar ve gayrimenkul sektöründeki devam eden durgunluk nedeniyle daralıyor.
Kredi araştırma şirketi CreditSights analisti Karen Wu, kredi gelirleri ile fonlama maliyetleri arasındaki faiz marjının zayıflamasının küçük bankaları daha korumasız bıraktığına işaret etti.
Wu, çözüm için “Ya büyük bankalar küçükleri devralmalı ya da yerel yönetimler bu kuruluşlara doğrudan sermaye aktarmalı” görüşünü paylaştı.
Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Başkan Yardımcısı Nicholas Zhu, hanehalkının başta konut kredileri olmak üzere borçlarını azaltmasıyla bankaların kurumsal kredilere ağırlık verdiğini ifade etti.
Zhu, bu yönelimin soru işaretleri yarattığını ancak bankacılık sektörünün bütünü açısından henüz sistemik bir tehdit oluşturmadığını kaydetti.
Kamu bankaları sermaye artırımına gidiyor
Kırsal kesimdeki daralmanın yanı sıra Çin’in önde gelen kamu bankaları da sermaye tabanlarını güçlendiriyor.
Reuters’ın şirket açıklamalarına dayandırdığı eylül tarihli habere göre, devlete ait bankalar ve sigorta şirketleri sermaye artırımı yoluyla toplamda yaklaşık 54 milyar dolar toplamayı planladı.
Agricultural Bank of China 160 milyar yuan, ICBC ise 100 milyar yuan büyüklüğe kadar hisse ihracı planı açıkladı. Söz konusu payların Maliye Bakanlığı, China National Tobacco ve bağlı ortaklıklarına tahsis edilmesi hedeflendi.
South China Morning Post’un Hong Kong Borsası bildirimlerine dayandırdığı bilgiye göre, Mart 2025’te diğer dört büyük kamu bankası; Bank of China, China Construction Bank, Bank of Communications ve Postal Savings Bank of China, çekirdek birinci kuşak sermayelerini takviye etmek amacıyla 520 milyar yuana varan kaynak temin etme planlarını duyurmuştu.
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri












