Asya
DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”

Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek bünyesinde çalışan kıdemli işlemci mühendisi Shengyu Liu, yayımladığı değerlendirmede yapay zekanın yazılımcıları tasfiye sürecine soktuğunu vurguladı. Kendi geliştirdiği modellerin çok yakında mesleki uzmanlığını gereksiz kılacağını kaydeden Liu, insanlığın ya üretici güçlerin özgürleştiği bir komünizme ya da teknoloji tekellerinin tahakkümündeki karanlık bir distopyaya evrileceğine işaret etti.
Çin merkezli yapay zeka kuruluşu DeepSeek bünyesinde alt seviye donanım mimarisi ve işlemci çekirdeği optimizasyon uzmanı olarak görev yapan Shengyu Liu, yayımladığı değerlendirmede yapay zekanın gelişim hızı karşısında yazılımcıların ve insanlığın karşı karşıya kaldığı varoluşsal krizi ele aldı.
DeepSeek v4.1 modelinin temel dikkat mekanizması çekirdeklerini bizzat kodlayan kıdemli mühendis Liu, kendi elleriyle geliştirdiği teknolojinin çok yakında kendi mesleki uzmanlığını gereksiz kılacağını ve insan emeğini tasfiye sürecine soktuğunu aktardı.
Yapay zekanın gelecekte toplumları ya üretici güçlerin bütünüyle özgürleştiği bir komünizme ya da kaynakların dev teknoloji tekellerinde toplandığı karanlık bir Cyberpunk distopyasına taşıyacağını dile getiren Liu, açık kaynaklı yazılım mücadelesinin insanlık için taşıdığı hayati öneme işaret etti.
Liu, birkaç gün önce kullanıma sunulan DeepSeek v4.1 modelinin küçük ölçekli sistemlerin kabiliyet tavanını daha üst bir seviyeye taşıdığını belirterek, sektördeki dönüşümün akılalmaz bir hızla ilerlediğini vurguladı.
Yalnızca birkaç bin anlamsal belirteçlik bağlam uzunluğuna sahip ilk sohbet robotlarından akıl yürütme yeteneğine sahip güncel modellere sadece iki yılda ulaşıldığını hatırlatan kıdemli mühendis, test ve yürütme ortamlarında karmaşık komutları yerine getiren otonom etmenlerin ortaya çıkışının ise bir buçuk yıl gibi kısa bir zaman dilimini kapsadığını kaydetti.
Gelecek birkaç yıl içinde yapay zekanın kendi kendini geliştirme ve fiziksel bedenli sistemlere bütünüyle entegre olma kapasitesine erişeceğini söyleyen Liu, bu gelişimin kendi çalışma sahasında yarattığı dönüşümü şu sözlerle paylaştı:
“Yapay zeka, tasarımını ve yazımını üstlendiğim işlemci çekirdeği alanında da inanılmaz adımlar atıyor. Yalnızca bir yıl gibi kısa bir sürede, bana sadece teknik belgeleri tarayan, kodları okuyan ve hataları tespit eden mütevazı bir yardımcı olmaktan çıktı; doğrudan grafik işlemcilerin makine dili komutlarını ve donanım düzeyindeki emir dizilimlerini bağımsız şekilde okuyan bir ustaya dönüştü. Profesyonel analiz araçlarıyla her komutun duraklama sürelerini inceliyor ve işlemci çekirdeklerini kendi başına optimize ediyor. Çok uzak olmayan bir gelecekte, işlemci zamanlamalarını bağımsız tasarlama, farklı planların performansını tartma, bunları hayata geçirme ve mükemmelleştirme yeteneğine de kavuşacak.”
Kendi emeğinin somut bir meyvesi olan DeepSeek v4.1 modelinin elde ettiği başarıdan gurur duyduğunu belirten Liu, sistemin en kritik dikkat mekanizması bileşenlerini şahsen kodladığını ifade ederek, modelin başarısının kendi zanaatına verilmiş bir onay niteliği taşıdığını, fakat teknolojik ilerlemenin insanı aşan doğasının durdurulamaz olduğunu dile getirdi.
astonishing blogpost from Shengyu Liu (刘胜与, also known as interestingLSY/intlsy), kernel engineer at DeepSeek. The first part is his personal struggle with the fact that his work is about to render his beloved craft obsolete. The second is…
well. let's just say we agree. https://t.co/1mqyOqbl2Y pic.twitter.com/sw4t4bUE0k— Teortaxes▶️ (DeepSeek 推特🐋铁粉 2023 – ∞) (@teortaxesTex) September 14, 2026
“Kendi devrimimi kendim yapmak istiyorum”
Liu, çok değil altı ay ya da bir yıl sonra yapay zekanın kendisinden çok daha kusursuz işlemci çekirdekleri üreteceğine kesin gözüyle bakıyor.
İnsan zihni ile makine kapasitesi arasındaki uçurumun hızla açıldığına dikkat çeken kıdemli mühendis, “Yapay zeka saniyede 300 anlamsal belirteç düşünebiliyor, yarım saniyede bir komut satırı yazabiliyor, yirmi saniyede bütün bir kod blokunu tamamlayabiliyor. Ben bunu yapamam. Yapay zeka model derinliğini, düşünme yoğunluğunu, dış araçları çağırma sıklığını ve işlem paralelliğini sürekli artırabiliyor; bense bunu başaramam” dedi.
Yazılımcıların bile bile kendi sonlarını hazırlayan bir yarışın içine itildiğini vurgulayan Liu, neden kendi ikamesini hızlandıran bu optimizasyon çalışmalarına gecesini gündüzünü verdiğini şu ifadelerle açıkladı:
“İnsanlık, kendini yok etme bahsinde tarih boyunca hiç tereddüt göstermedi. Yazdığım çekirdekler ne kadar kusursuz olursa yeni modelimizin eğitim ve çıkarım hızının o denli artacağını, yeteneklerinin katlanacağını ve benim çok daha erken bir tarihte saf dışı kalacağımı bildiğim halde neden tüm gücümle optimizasyon yapmayı sürdürüyorum? Bir boyutuyla bu iş benim için bir oyun gibi; bana tarifsiz bir haz veriyor. Yeni bir yöntem keşfettiğimde ya da kodun performans grafiğinin yükseldiğini gördüğümde hissettiğim heyecan, rekor kıran bir hız tutkununun heyecanından farksız. Üstelik resmi donanım üreticilerinin kendi kodlarını geride bıraktığım anlarda büyük bir gurur duyuyorum.”
Madalyonun diğer yüzündeki acımasız rekabete işaret eden Liu, “Fakat asıl önemli neden şu: Ben bugün işi bıraksam ya da modellerin gelişimini kasten yavaşlatsam dahi diğer şirketler çalışmalarını sürdürecek ve eninde sonunda beni yine tasfiye edecek. Şüphesiz kimse kendi mesleğinin devrilmesini istemez; ancak bu devrim kaçınılmazsa, beni tahtımdan edecek gücün yine kendi ellerimden çıkmasını isterim. Herkesin kendini yok etmeye böylesine odaklandığı bir tabloda, ben de bu amansız silahlanma yarışına katılmak zorunda kalıyorum” sözlerini kaydetti.
“Makinelerin gürültüsü zanaatın neşesini eziyor”
Yapay zekanın kendi uzmanlık düzeyini geride bırakacağı güne hazırlanan Liu, işsiz kalmayacağını ancak zorunlu olarak alan değiştireceğini aktardı.
Kendi yargı yeteneği, zihinsel kapasitesi ve inisiyatif alma gücü sayesinde sektörün ana masasında kalmayı sürdüreceğini söyleyen uzman mühendis, bu adaptasyonun büyük bir manevi bedeli beraberinde getirdiğini belirtti.
Mesleki dönüşümün derin bir tutkuyla bağlı olduğu alanı terk etmek anlamına geldiğini belirten Liu, hissettiği duygusal kırılmayı şu ifadelerle aktardı:
“Alan değiştirmek, yıllardır emek verdiğim ve aşkla bağlandığım donanım çekirdeği tasarımı, yazımı ve optimizasyonu sahasını geride bırakıp yapay zeka etmenlerinin makine operatörü haline gelmem demektir. Eskiden kişisel merakım, uzmanlık alanım ve sanayinin talepleri birbiriyle tam bir uyum içindeydi. Şimdiyse yapay zeka, benim uzman olduğum sahada benden çok daha becerikli hale geldi. Sanayinin talebi de yüksek performanslı çekirdek kodu yazan insandan, bu kodları yapay zekaya daha hızlı ürettiren operatöre doğru kaydı. Sanayinin bu arzusuna boyun eğmek adına sevdiğim alanı terk edip bilinmez bir rotaya sapmak mecburiyetindeyim.”
Yaşanan kırılmayı geleneksel bir el sanatı üzerinden metaforlaştırarak somutlaştıran Liu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Örnek vermek gerekirse, harika desenler ve renk uyumları yakalayan usta bir kazak örücüsü olduğunuzu düşünün. Dokuduğunuz kumaşın kalitesi o kadar yüksektir ki çevre köylerdeki tüm zenginler size gelir, iyi paralar kazanırsınız. Dahası, pencerenin kenarına oturup çayınızı yudumlarken dağlara, sulara, hayvanlara bakarak sessizce örgü örmekten derin bir dinginlik duyarsınız. Derken bir gün bir makine icat edilir; yalnızca yün ve desen şablonu verirsiniz, sizin el emeğinizden farksız, hatta çok daha hızlı bir şekilde kazağı dokur. Rakiplerinizin bu aletle sizi kolayca yakalayacağını anlar, siz de o aleti kullanmaya başlarsınız. Yirmi yıllık birikiminiz sayesinde aleti kullansanız bile rakiplerinizden hızlı olursunuz. Fakat yağmur sesini dinleyerek, ilmek ilmek işleyerek geçirdiğiniz o zarif zamanların lezzeti, makinenin mekanik gürültüsü altında ezilip yok olur. İşte o pencere kenarındaki sükunet, bu yaz son kez yaşanacak. Yeteneğimi dünde bırakıp bir zırhlı makine sürücüsü olmak zorundayım; ellerimde artık daha fazla dişli var ancak kalbimdeki ritim eksildi.”
“Mühendislik yeteneği olmayanların elindeki yapay zeka felaket getirir”
Bireysel hüznünün ötesinde toplumsal ve pedagojik risklere de dikkat çeken Liu, eğitim sistemindeki çürüme emareleri üzerinde durdu.
Yeni nesil öğrencilerin uygulama ödevlerini yapay zekaya havale etme eğiliminde olduğunu belirten deneyimli mühendis, sekiz saat boyunca ter döküp kusursuz olmayan bir sonuç almak yerine, birkaç kuruş harcayarak dakikalar içinde yapay zekaya tam not alacak kodlar yazdıran bir öğrencinin temel becerilerden yoksun kalacağını dile getirdi.
Bu kolaycılığın sistem kurma, kod mimarisi tasarlama, soyutlama yapma ve gelecekteki olası ihtiyaçları öngörerek tasarım geliştirme gibi hayati mühendislik kabiliyetlerini körelteceğini vurgulayan Liu, derin endişesini şu sözlerle aktardı:
“Bu temel mühendislik nosyonu, eski dönemlerin makine dili yazma becerisi gibi tarihe mi karışacak, yoksa yazılımdan donanıma tüm bilgisayar mimarisini bir bütün olarak kavrama yetisi gibi daimi değerini koruyacak mı? Eğer bu kavrayış değerini korumaya devam ederse durum çok vahim demektir. Çünkü mühendislik temeli zayıf bir kişi yapay zekayla donandığında, eskisine kıyasla katbekat daha hızlı çöp kod yığınları üretecektir. Bu durum yazılım sistemlerinin derinliklerine sayısız saatli bomba yerleştirecek ve dünyayı çok daha eğreti, her an çökebilecek derme çatma bir yapıya sürükleyecektir.”
Geleceğin dünyasında teknik bilgi birikimi ve zekadan ziyade, saf iktidar ve gücün belirleyici hale geleceğine işaret eden kıdemli mühendis, bu temel soruların yanıtını yalnızca zamanın verebileceğini söyledi.
“İki uçlu gelecek: Komünizm ya da şirketlerin karanlık distopyası”
Yapay zekanın gelişimiyle birlikte insanlığın yol ayrımına geldiğini kaydeden Shengyu Liu, geleceğin toplumunun iki radikal kutuptan birine doğru evrileceğini vurguladı. Bu seçenekleri komünizm ve Cyberpunk olarak adlandıran uzman, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yapay zekanın ivmesiyle birlikte geleceğin toplumu muhtemelen iki uçtan birine savrulacak: Komünizm ya da Cyberpunk 2077. İlk seçenekte üretici güçler bütünüyle prangalarından kurtulur, üretim araçları üzerindeki tahakküm kırılır ve insanların yaşam standartları daha önce görülmemiş biçimde sıçrama kaydeder. İkinci seçenekte ise küçük bir teknoloji oligarşisi tüm kaynakları elinde toplar. Sadece ayrıcalıklı bir avuç zümre en gelişmiş yapay zekaya ve ileri teknolojilere erişerek adeta mekanik bir tanrısallık mertebesine yükselirken, toplumun ezici çoğunluğu son derece zayıf ve kısıtlı yapay zekalarla baş başa kalır. Sınıf atlamak imkansız hale gelir; çünkü bir üst sınıfa geçebilmek için en güçlü yapay zekaya sahip olmanız gerekir, o yapay zekaya erişmek içinse zaten o sınıfta doğmuş olmanız şarttır. Böylece kırılamaz bir sömürü döngüsü kurulur.”
Batılı teknoloji şirketlerinin benimsediği tekelci ve kapalı modellere açıkça tepki gösteren Liu, isim vererek şu soruyu yöneltti:
“Dünyanın en gelişmiş yapay zekasının ilelebet Anthropic gibi bir şirketin tekelinde kaldığı bir senaryoda geleceğin komünizme mi yoksa karanlık bir Cyberpunk distopyasına mı evrileceğini düşünüyorsunuz? Tahmin edin bakalım.”
En ileri düzey yapay zekanın tüm insanlığa açık, maliyetsiz ve şeffaf biçimde ulaştırılması gerektiğine inandığını vurgulayan DeepSeek mühendisi, Anthropic veya OpenAI gibi aktörlerin bu misyonu taşıyacağına güvenmediğini belirtti.
Özellikle Anthropic şirketinin yapay genel zekayı tek başına kontrol etmesi ihtimalini, nükleer teknolojinin İkinci Dünya Savaşı sırasında faşist rejimlerin eline geçmesi felaketiyle bir tutan Liu, DeepSeek çatısı altında kalma gerekçesini şu sözlerle tamamladı:
“İşte bu yüzden DeepSeek bünyesinde kalmayı seçtim ve burada direniyorum. Bizler güçlü, ışık hızında çalışan ve tüm insanlığın ortak yararına sunulan yapay zekalar üretiyoruz; bunları açık kaynaklı olarak paylaşıyoruz. Dünyayı o karanlık şirket distopyasının kıyısından çekip almanın ve üretici güçleri halkın lehine özgürleştirmenin yolu buradan geçiyor.”
Asya
Çin’le 110 milyar dolarlık ilaç anlaşmaları ABD’nin hedefinde

ABD Hazine Bakanlığı Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yatırımı kısıtlamayı önerirken Pekin de hücre ve gen tedavisi gibi teknolojilerin yabancılara satışını yasaklamaya hazırlanıyor. Çinli şirketlerin yalnızca 2026’nın ilk yarısında yaklaşık 110 milyar dolarlık 81 lisans anlaşması imzaladığı sektörde, Mart 2027’ye kadar netleşmesi beklenen kurallar ilaç devlerinin tepkisini çekti.
ABD ile Çin arasındaki ticari rekabette biyoteknoloji yatırımları yeni cephe haline geldi.
Politico’nun ABD kural taslağına ve sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine dayandırdığı haberine göre Washington, Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yapılacak yatırımları kısıtlamayı önerirken Pekin de teknolojilerin yurt dışına satışını sınırlamaya hazırlanıyor.
ABD Hazine Bakanlığının hazırladığı taslak; biyoüretim, biyolojik tasarım ve dizileme teknolojileri, beyin-bilgisayar arayüzleri ile otomatikleştirilmiş bilimsel araştırmalara yönelik belirli yatırımların yasaklanmasını öngörüyor.
Nihai kuralların Mart 2027’ye kadar kabul edilmesi gerekiyor.
Hazine Bakanlığı yetkilisi, lisans anlaşmalarının taslak kapsamına girmediğini belirtti ancak kısıtlamaların ilaçların ortak geliştirilmesini ve tanıtımını etkileyip etkilemeyeceğine açıklık getirmedi.
Haberde, ilaç üreticileri Pfizer, Bristol Myers Squibb ve Roche’un bu yıl Çinli geliştiricilerle milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzaladığı hatırlatıldı.
İlaç şirketleri kısıtlamalara karşı çıkıyor, Pekin karşı adım hazırlıyor
ABD’li ilaç şirketleri, gelecek vaat eden ilaçlara erişimin tehlikeye gireceği endişesiyle kısıtlamalara itiraz ediyor.
Biotechnology Innovation Organization Başkanı John Crowley, “Çin’deki bir laboratuvar çocuklarda görülen nadir bir kanser türüne ilaç geliştirirse, ABD vatandaşlarına ve şirketlerine buna dokunamayacaklarını nasıl açıklayacağız?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
PhRMA Başkan Yardımcısı Jocelyn Ulrich ise ilaçlar ABD’de geliştirildiği, test edildiği ve tescil edildiği sürece Çin kaynaklı bir ulusal güvenlik tehdidi görmediğini vurguladı.
ABD Kongresinde kısıtlamaları savunanlar ise Amerikan sermayesinin Çin’deki sektörü güçlendirmesinden endişe duyuyor.
Temsilciler Meclisi Çin Özel Komisyonu Başkanı John Moolenaar, biyoteknoloji yatırımlarının sınırlandırılması ve lisans anlaşmalarının denetlenmesi çağrısı yapmıştı. Pekin cephesinde de benzer bir kısıtlama hazırlığı var.
Politico’nun aktardığına göre Çin yönetimi, hücre ve gen tedavisi dahil bir dizi biyofarmasötik teknolojinin yabancılara satışını yasaklamayı, erişimi yalnızca lisanslar üzerinden sürdürmeyi önerdi.
Çin sağlık sistemi uzmanı Yanzhong Huang, bu adımla temel fikri mülkiyetin ülke içinde tutulmasının ve şirketlerin bundan gelir elde etmesinin hedeflendiğini değerlendirdi.
Adı açıklanmayan ABD’li bir sektör temsilcisi ise söz konusu önlemlerin Washington’a karşı koz oluşturduğunu ileri sürdü.
Reuters’ın temmuz ayında Çin ilaç piyasası düzenleyici kurumunun verilerine dayandırdığı haberine göre, Çinli şirketler 2026’nın ilk yarısında yenilikçi ilaçların yurt dışında lisanslanması için toplam değeri yaklaşık 110 milyar doları bulan 81 anlaşma imzaladı; hakları satın alanlar arasında ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya’dan şirketler de yer aldı.
Washington, Çin’in diğer teknoloji sektörlerine yönelik yatırımları halihazırda sınırlandırıyor. ABD Hazine Bakanlığı; yarı iletkenleri, mikroelektroniği, kuantum teknolojilerini ve belirli yapay zeka sistemlerini kapsayan kuralları Ekim 2024’te onaylamıştı.
2 Ocak 2025’te yürürlüğe giren bu düzenlemelere gerekçe olarak, söz konusu teknolojilerin askeri alanda, istihbaratta ve siber operasyonlarda kullanılma riski gösterilmişti.
Asya
Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.
Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.
Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.
Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.
Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.
Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.
Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.
Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.
Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.
Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü
Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.
O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.
Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.
Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.
Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.
Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.
Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor
Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.
Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.
Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.
Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.
Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.
Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.
Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.
Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.
Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor
Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.
Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.
Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.
Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.
Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.
Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.
Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.
Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.
Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.
Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.
Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.
Asya
Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.
Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.
Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.
Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.
Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.
Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.
Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.
Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.
Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.
Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.
Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.
Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.
Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.
Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.
Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.
Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.
Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.
Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.
Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.
SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.
Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.
Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.
Amerika7 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor











