Asya
Çin Komünist Partisi’nden ‘demir şapkalı prenslere’ tasfiye uyarısı

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, teşkilat içinde yetkilerin kötüye kullanılmasını ve hizipleşmeyi hedef alan kapsamlı bir disiplin kararları paketi açıkladı. Yayımlanan metinde tek adam yönetimine ve otoriter aile reisi modeline izin verilmeyeceği belirtilirken, kripto para ve blokzincir destekli yeni nesil yolsuzluklara karşı tavizsiz mücadele yürütüleceği vurgulandı.
Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, teşkilat içi disiplini sıkılaştırmayı hedefleyen kapsamlı bir kararlar bütünü yayımladı.
Açıklamada, partinin zaferden zafere ilerleyebilmesinin temel nedeni olarak komünizmin yüce idealini benimsemesi, gerçeği savunması ve hataları düzeltme cesaretini göstermesi işaret edildi.
Dünyanın yeni bir çalkantı ve dönüşüm dönemine girdiğini belirten Merkez Komitesi, dış ortamda belirsizliklerin ve öngörülemeyen faktörlerin tırmandığını kaydetti.
Metinde, partinin halka önderlik ederek ülkenin egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını koruma görevinin daha da zorlaştığı vurgulandı.
Ülke içindeki kalkınma dengesizliği ve yetersizliği sorunlarının belirginliğini koruduğuna dikkat çekilen açıklamada; nüfus yapısının, toplumsal grupların ve çıkar dengelerinin sürekli değiştiği aktarıldı.
Parti kadrolarının yapısında köklü dönüşümler yaşandığına işaret eden Merkez Komitesi, Reform ve Dışa Açılma döneminden sonra doğan üyelerin oranının giderek arttığını, bu durumun ise eğitim ve yönetim alanında yeni gereklilikler doğurduğunu bildirdi.
Kadro yapısındaki ideolojik aşınmaya karşı uyarı yapıldı
Açıklamada, az sayıda parti üyesi ve kadro ile hatta üst düzey kadrolar arasında bile parti bilinci zayıflayan, idealleri ve inançları sarsılan veya bunları bütünüyle kaybeden kişilerin yer aldığı tespiti paylaşıldı.
Bu kişilerin halkla bağlarının zayıfladığı, başarı anlayışlarında sapmalar görüldüğü; biçimcilik, bürokratizm, hazcılık ve savurganlık eğilimlerinin ise ciddi boyutlara ulaştığı kaydedildi.
Kadro yapısındaki mücadele ruhunun yetersiz kaldığı belirtilen metinde, bazı kadroların sorumluluk almadığı, görevlerini yerine getirmediği, disiplin ve kurallara uymadığı, yetkilerini kişisel çıkarları için kullanarak yozlaştığı ve ahlaki çöküş yaşadığı bildirildi.
Merkez Komitesi, tüm parti üyelerinin ve kadroların sadık, dürüst ve sorumluluk sahibi olmasının, komünistlerin siyasi karakterini her zaman korumasının sağlanması gerektiğini vurguladı.
Kararda, parti mensuplarının Marksizme inancının, komünizme bağlılığının ve Çin’e özgü sosyalizme güveninin samimi, kararlı ve derin biçimde güçlendirilmesi istendi.
Parti içi hizipleşmeye ‘Yedi İzin Verilmeyen Davranış’ yasağı geldi
Merkez Komitesi, teşkilat hiyerarşisini ve birliğini sarsan tutumlara karşı “Yedi İzin Verilmeyen Davranış” başlığı altındaki yasakları kesin bir dille ilan etti.
Buna göre akraba ve yakın çevreyi kayırma, muhalifleri dışlama, küçük gruplar ve klikler oluşturma ile anonim ihbarlarla iftira atma ve söylenti yayma eylemleri kesinlikle yasaklandı.
Aynı kapsamda destek ve oy satın alma, makam vaat ederek bağlılık kazanma, kendi başına hareket etme, görünüşte uyumlu davranıp gerçekte karşı çıkma, aşırı güç biriktirme ve Merkez Komitesi hakkında uygunsuz değerlendirmeler yapma yasak listesinde yer aldı.
Metinde ayrıca düşüncede liberalizm, siyasette fırsatçılık, örgütlenmede hizipçilik, çalışmada dar bölgecilik ve sorumlulukların yerine getirilmesinde aşırı hoşgörülü davranma anlayışlarına karşı kararlılıkla mücadele edilmesi talimatı verildi.
Marksist öğrenme geleneğinin güçlendirilmesi çağrısı yapılan açıklamada; üyelerin ve kadroların kendi bölgelerinin, kurumlarının, birimlerinin koşulları ile kişisel düşünce ve çalışma deneyimlerini dikkate alarak teorik eğitimi derinleştirmesi gerektiği aktarıldı.
Tek adam yönetimine ve aile reisi modeline sınır çizildi
Yayımlanan kararlarda, parti içi karar alma mekanizmalarında demokratik yöntemlerin zorunlu kılınması gerektiği vurgulandı.
Parti komitesi veya parti grubu sekreterlerinin farklı görüşleri dikkatle dinlemesi ve azınlıkta kalan görüşlere doğru yaklaşması gerektiği kaydedildi.
Yönetim mekanizmalarında tek kişinin karar verdiği yönetim anlayışına ve otoriter aile reisi modeline izin verilmeyeceği kesin bir dille belirtildi.
Alt kademelerden birinci sorumlu yöneticinin kişisel otoritesini her koşulda korumalarının istenemeyeceği kurala bağlandı.
Partiye sadık olmayan, görünüşte bağlılık gösterip gerçekte karşı çıkan ve yetkilerini kişisel menfaatleri uğruna kullanan kişilerin ise kararlılıkla tasfiye edileceği bildirildi.
Özel sektörde ve yeni meslek gruplarında teşkilatlanma kararı alındı
Parti inşasının toplumun farklı katmanlarına yayılacağını duyuran Merkez Komitesi; özel mülkiyete dayalı işletmelerde, karma mülkiyetli yapılarda, özel okullarda ve özel hastanelerde teşkilatlanma yürütüleceğini açıkladı.
Aynı çerçevede yeni istihdam gruplarında parti inşasının güçlendirileceği, gençler, sanayi işçileri, çiftçiler ve aydınlar arasından yeni parti üyeleri kazanılmasına ağırlık verileceği kaydedildi.
Bürokrasinin hantallaşmasını önlemek amacıyla toplantıların, resmi belgelerin ve raporların sayısının azaltılması kararlaştırıldı.
Çalışma düzeninde kısa, somut ve yenilikçi bir anlayışın benimsenmesi; toplantıların ve yazılı metinlerin niteliğinin artırılması istendi.
Yolsuzlukla mücadele yeni teknolojileri kapsayacak biçimde genişletildi
Yolsuzlukla mücadelede “kaplanlar” olarak adlandırılan üst düzey failler, “sinekler” ve “karıncalar” olarak nitelenen taban düzeyindeki şüpheliler ile yurt dışına kaçan kişilerin kararlılıkla takip edileceği bildirildi.
Süreçte bir an bile duraksanmayacağı ve yarım adım dahi geri atılmayacağı belirtilirken, teşkilat içinde “demir şapkalı prensler” veya “dokunulmazlık belgesi” sahibi ayrıcalıklı kişilerin barınmasına izin verilmeyeceği ilan edildi.
Mücadelenin dijital alana da taşındığı metinde; internet, sanal para birimleri, sınır ötesi fon hareketleri ve blokzincir teknolojileri kullanılarak yürütülen yolsuzluk faaliyetlerine kararlılıkla karşı çıkılacağı aktarıldı.
Metinde son olarak “üst düzey bağlantı kurmak ve nüfuzlu kişilerin kapısını çalmak”, “ilkelerden çok ilişkilerin önemli olması”, “resmi mühürden çok kişisel talimatın geçerli olması” ve çıkar sağlanmadan iş yapılmaması gibi düzensizliklerin kökten temizleneceği kaydedildi.
Merkez Komitesi, tüm etnik gruplardan Çin halkının sosyalist modern bir ülkenin kapsamlı inşası ve Çin ulusunun büyük yeniden doğuşunun Çin’e özgü modernleşmeyle ilerletilmesi için kesintisiz mücadeleye yönlendirileceğini bildirdi.
Asya
Pakistan rafinerilerinin çeyreklik kârı yüzde 1860 arttı

Pakistan’ın en büyük dört rafinerisi, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların kâr marjlarını genişletmesiyle çeyreklik toplam net kârını yüzde 1860 artışla 57 milyar rupinin üzerine çıkardı. Uzmanlar jeopolitik kriz kaynaklı bu rekor gelirin uzun sürmeyeceği ve tesis modernizasyonlarını karşılamaya yetmeyeceği uyarısında bulunuyor.
Nikkei Asia’nın aktardığı verilere göre, Pakistan’ın en büyük petrol rafinerisi şirketlerinin eylülde sona eren son çeyrekteki toplam kârı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1860’tan fazla arttı.
Pakistan Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören dört rafinerinin tamamı ilgili çeyrekte net kârlarında belirgin bir artış bildirdi.
Şirketlerin toplam kârı geçen yılın aynı döneminde 2,9 milyar Pakistan rupisi seviyesindeyken, bu dönemde 57 milyar Pakistan rupisini (yaklaşık 206 milyon dolar) aştı.
Dönemin kâr lideri, 18,65 milyar Pakistan rupisi kazanç sağlayan Attock rafinerisi oldu.
Pakistan Refinery 13,97 milyar rupilik kârla ikinci sırada yer aldı.
Listeyi 12,88 milyar rupi kâr açıklayan Cnergyico Pk ile 11,57 milyar rupi kâr elde eden National Refinery izledi.
Cnergyico Pk geçen yılın aynı çeyreğinde net zarar açıkladığı için şirketin yüzdesel artış oranı hesaplanamazken, borsada işlem gören diğer üç rafineride kâr artışı yüzde 1000 barajını aştı.
Haberde bu sıçramanın, küresel pazardaki tedarik aksamaları ve dünya piyasasında yükselen fiyatlar sebebiyle rafineri kâr marjlarının genişlemesinden kaynaklandığı kaydedildi.
Piyasadaki akaryakıt sıkıntısının, ABD ile İran arasındaki savaşın başlaması ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından yaşanan fiyat artışlarıyla tetiklendiği belirtildi.
Buna karşılık uzmanlar, elde edilen yüksek kârların muhtemelen kısa ömürlü olacağını ve tesislerin maliyetli modernizasyonu için şirketlere yeterli finansmanı sağlayamayacağını savunuyor.
Rafineri marjı, ham petrol maliyeti ile bu petrolden elde edilen benzin, motorin, gaz yağı ve fuel oil gibi petrol ürünlerinin toplam piyasa değeri arasındaki farkı ifade ediyor.
JS Global Capital Hisse Senedi Araştırma Bölümü Başkanı Wakas Ghani, “Ham petrol ve petrol ürünleri arzındaki jeopolitik aksamalar, ürün fiyatlarının ham petrol maliyetinden daha hızlı artmasına yol açtı; bu da rafineri marjlarını genişleterek kârlılığı artırdı.” dedi.
Ghani, yüksek kârın jeopolitik koşullara dayandığına ve bu tablonun uzun vadeli bir eğilim olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti.
ABD ve İsrail, İran’a karşı askeri operasyonunu 28 Şubat’ta başlattı.
Washington ile Tahran yönetimi haziran ayında çatışmaların durdurulması ve boğazın yeniden ulaşıma açılması yönünde bir mutabakat muhtırası imzaladı, ancak bir süre sonra karşılıklı saldırılar yeniden başladı.
The Wall Street Journal’ın aktardığına göre, ABD’li petrol şirketleri aylardır uyarısını yaptıkları küresel akaryakıt krizinin eylül ayı itibarıyla başladığını duyurdu.
Haberde, dünyadaki ticari yakıt stoklarının altı aydan uzun süredir eridiği ve stratejik petrol rezervlerini devreye sokma imkanlarının da sınırlı kaldığı vurgulandı.
Bu arada Reuters, OPEC+ koalisyonunun aralık ayında mevcut petrol üretim seviyesini koruma konusunda anlaştığını aktardı.
Asya
Çin Afrika silah pazarında Fransa ve Batılı ülkelerin yerini alıyor

Pekin yönetimi, Afrika’ya yönelik askeri ihracatını hava savunma sistemleri, SİHA’lar ve elektronik harp teçhizatıyla genişleterek Batılı tedarikçileri geride bırakıyor. Fransa ile bağlarını koparan Sahel ülkeleri uygun maliyet ve koşulsuz satış imkanları nedeniyle Çin ürünlerine yönelirken, Afrika kıtası yüzde 14’lük payla Pekin’in ikinci büyük askeri pazarı konumuna geldi.
Çin, Afrika ülkelerine yönelik hafif silah, zırhlı araç, kamyon ve topçu ihracatını hava savunma sistemleri, saldırı dronları ve elektronik harp araçlarıyla genişleterek başta Fransa olmak üzere Batılı tedarikçileri geride bırakıyor.
South China Morning Post gazetesinin araştırmacılara ve bölgedeki askeri hareketliliğe dayandırdığı habere göre, Afrikalı alıcılar Pekin yönetiminin sunduğu kalite ve erişilebilirlik avantajına yöneliyor.
Nisan ayında Mali ordusuna ait bir askeri konvoyda tespit edilen dört aracın, savunma istihbarat şirketi Janes tarafından Çin üretimi Yitian-L hava savunma sistemi olduğu belirlendi.
Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı ise eylül ayında askeri teçhizat denetim ve testlerine dair görüntüler yayımladı.
Gözlemciler, yayımlanan görüntülerde Çinli Norinco şirketinin ürettiği Sky Dragon ailesine ait mobil gözetleme radarı ile füze fırlatma aracının yer aldığını kaydetti.
Fildişi Sahili de ağustos ayında Çin devlet şirketi Catic ile Haziran 2024’te imzalanan sözleşme kapsamında tedarik edilen Wing Loong II tipi silahlı insansız hava araçlarını sergiledi.
Fransa ile savunma işbirliğini sonlandıran ve ABD’nin güvenlik yardımı kısıtlamalarıyla karşılaşan Sahel ülkelerinin silah tedarik rotasında belirgin bir değişim yaşanıyor.
Mali, Burkina Faso ve Nijer Eylül 2023’te Sahel Devletleri İttifakı’nı kurdu ve bu yapıyı Temmuz 2024’te bir konfederasyona dönüştürdü.
Söz konusu ülkeler, yönetimlerin askerlerin kontrolüne geçmesinin ardından Fransa ile ilişkilerini kademeli olarak kesip yeni ortaklıklara odaklandı.
Batı’nın ambargoları ve bütçe sınırları Pekin’in önünü açıyor
ABD’nin eski Burkina Faso ve Etiyopya Büyükelçisi, Çin-Afrika ilişkileri uzmanı David Shinn, Çin askeri teçhizatının kalitesinin yükseldiğine ve Pekin’in Batı’nın çekimser kaldığı pazarlara girmeye istekli olduğuna işaret etti.
Shinn, “Birçok Batılı ülkenin aksine Çin, Birleşmiş Milletler yaptırımı altında olmadığı sürece her ülkeye askeri teçhizat satacaktır.” dedi.
Gazeteye konuşan uzmanlar, daha önce çoğunlukla Batı’dan alınan ve kıtada yalnızca az sayıda ülkenin erişebildiği yüksek teknolojili savunma sistemlerinin artık Çin tarafından Afrika’ya daha sık sevk edildiğini belirtti.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) Silah Transferleri Programı Araştırmacısı Katarina Djokic, bakım maliyetleri dahil olmak üzere uygun fiyat politikasının alımlarda kritik rol oynadığını söyledi.
Djokic, Batı ile iyi ilişkilerini sürdüren ülkelerin de Çin’den silah tedarik ettiğini kaydetti.
SIPRI değerlendirmelerine göre, Afrika ülkelerine yapılan sevkiyatlar Çin’in genel silah ihracatı rakamlarını kökten değiştirecek kadar büyük bir hacme henüz ulaşmadı.
Kurumun 2021-2025 dönemi verilerine göre Çin, küresel silah ihracatında yüzde 5,6’lık payla dünyanın en büyük beşinci tedarikçisi konumunda yer aldı.
Bu dönemde Çin’in en büyük müşterisi yüzde 61’lik payla Pakistan olurken, onu yüzde 6,8 ile Sırbistan ve yüzde 4,7 ile Tayland izledi.
SIPRI’nin 2020-2024 dönemi kayıtlarında ise Afrika, Çin’in ana silah ihracatında yüzde 14’lük pay alarak Asya ve Okyanusya’nın yüzde 77’lik payının ardından en büyük ikinci pazar oldu.
Pekin yönetimi 2020-2024 yılları arasında dünya genelinde toplam 44 ülkeye silah satışı gerçekleştirdi.
Asya
6,3 milyar dolarlık Binance vurgunundan “Kuzey Koreli hackerlar” sorumlu iddiası

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance, sektör rekoru niteliğinde 6,3 milyar dolarlık bir siber saldırıya uğradı.
The Guardian’a göre uzmanlar, olası failin Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) olduğunu belirtiyor.
Binance, etkilenen varlıkları dondurmak için aceleyle harekete geçti ve şu ana kadar yaklaşık 3 milyar dolarlık tutar tespit edildi.
Şirket, geri kalan 3,3 milyar dolar hakkında herhangi bir güncelleme yapmadı.
Binance’in kurucu ortağı Yi He, şirketin “tüm siber saldırı kayıplarını” karşılayacağını söyledi.
Analistler, saldırıyı KDHC devletinin desteklediği hackerlara atfetti. The Guardian’a göre KDHC’nin kripto hırsızlığı konusunda bir geçmişi var ve FBI’a göre, geçen yıl Tokyo’daki bir kripto para borsasından yaklaşık 1,5 milyar dolarlık sanal varlığın çalınmasının arkasında da bu ülke vardı.
Bu olay, o zamana kadar kaydedilen en büyük kripto hırsızlığı rekoruydu.
Kripto analiz şirketi TRM, saldırıyı “yüksek güven derecesiyle” Kuzey Kore’nin seçkin hacker birimi TraderTraitor’a atfetti.
Bir başka analiz kuruluşu olan Chainalysis de soygunu TraderTraitor’a bağladı.
Binance, fonların çalındığını açıkça doğrulamadı. Fakat TRM ve Chainalysis, 6 milyar dolardan fazla paranın çalındığını iddia etti. Şirket, ekiplerinin sorunu çözmek için “gece gündüz çalıştığını” belirtti.
Binance’in açıklamasına göre, ilk soruşturma sonuçları, güvenlik ihlalinin Binance mühendislerinden birine ait hacklenmiş bir dizüstü bilgisayarla başlamış olabileceğini ve bu sayede bir saldırganın şirketin sistemlerinden birine erişim sağlayarak yetkisiz para çekimleri gerçekleştirebildiğini ortaya koydu.
Kullanıcıların dijital varlıkları alıp satmasına ve ticaretini yapmasına olanak tanıyan Binance’in dünya çapında 335 milyon kayıtlı kullanıcısı bulunuyor ve borsanın 2025 yılı yıllık raporuna göre, saklama altındaki varlıkların toplam değeri yaklaşık 162,8 milyar dolardı.
Binance’in eş genel müdürlerinden Richard Teng, “Sonuç olarak, paranız güvende ve her türlü zararı biz karşılıyoruz,” dedi.
Şirket yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Önlem olarak, güvenlik ekiplerimiz kolluk kuvvetleri ve sektördeki ortaklarımızın yakın desteğiyle kontroller yaparken, cüzdan altyapısını güvence altına alırken ve etkilenen varlıkları takip ederken, tüm para yatırma ve çekme işlemleri geçici olarak askıya alınmıştır.”
Piyasalar cuma günü Asya seansının başlarında hemen tepki gösterdi ve açık ara en popüler kripto varlık olan bitcoin, %3’ün üzerinde düşüş yaşayarak 76.368 dolar ile son altı haftanın en düşük seviyesine geriledi.
Kripto borsası Coinbase Global’in hisseleri %4,8 değer kaybederken, bitcoin alıcısı Strategy’nin hisseleri ABD piyasalarında uzatılmış işlem saatlerinde yaklaşık %6 düştü.
Binance, 2017 yılında Changpeng Zhao tarafından kuruldu. Zhao, 2023 yılında platformda kara para aklanmasını önleyememesiyle ilgili olarak ABD’de suçunu kabul etmişti. Donald Trump, 2025 yılında onu affetti.
Zhao, perşembe günü X’te paylaştığı mesajda, “Kullanıcı fonları güvende!” dedi ama olayın “Binance’e yönelik bir siber saldırıya benzediğini” de ekledi.
Artık Binance’i yönetmediğini belirten Zhao, “Hissedar olarak tüm kullanıcı fonlarının tam olarak karşılanmasını bekliyorum,” dedi.
Chainalysis ve diğer sektör uzmanlarına göre, olay doğrulanırsa bu, dünyanın en büyük kripto hırsızlığı olabilir.
Büyük kripto piyasa yapıcı GSR’nin sistematik OTC iş kolunun başkanı Aravind Srinivasan, “Bu, tarihin en büyük siber saldırısı,” dedi.
Analistler, varlıkların olası kaybının ötesinde, bu güvenlik ihlalinin kripto para piyasası üzerinde daha geniş kapsamlı etkileri olabileceğini belirtti.
Zira kripto para piyasası, son zamanlarda ABD’deki faiz oranlarındaki artış ve borsa yatırım fonu alıcılarından gelen talebin zayıflaması nedeniyle zaten baskı altındaydı.
Binance, kullanıcılar için güvenli bir varlık fonu işletiyor; şirketin web sitesinde belirtildiği üzere, bu fon tamamen bitcoin olarak tutulan bir rezerv olup, güvenlik ihlalleri durumunda kullanıcı varlıklarını korumayı amaçlıyor.
Stabil kripto para ihraççısı Tether, olayla bağlantılı yaklaşık 1,57 milyar dolarlık varlığı dondurduğunu açıklarken, Circle ise 800 milyon dolardan fazla tutarı dondurdu.
Trump ve ailesiyle bağlantılı bir kripto şirketi olan World Liberty Financial, perşembe günü yaptığı açıklamada, Binance saldırısı olarak nitelendirdiği olayda çalınan fonları dondurmak için kripto para saklama hizmeti sağlayıcısı BitGo ile işbirliği yaptığını belirtti.
Binance’ten Yi, 27 milyon dolarlık stabilcoin ve yaklaşık 2 milyon dolar değerinde World Liberty tokeninin dondurulduğunu söyledi.
Bu olay, kripto para hırsızlıklarının art arda yaşandığı bir dizi olaya bir yenisini ekliyor. TRM Labs’taki araştırmacılara göre, geçen yıl saldırganlar yaklaşık 150 saldırı sonucunda 2,9 milyar dolar değerinde kripto para çaldı.
Eylül ayında kripto para borsası Bitget, platformundan yaklaşık 350 milyon dolar değerinde kripto paranın çalındığını açıkladı; bu durum, sektörün bilgisayar korsanlarına karşı ne kadar savunmasız olduğunu ortaya koydu.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı












