Bizi Takip Edin

Asya

Suudi boru hattına saldırılar sonrası Çin’de petrol fiyatları rekor kırdı

Yayınlanma

Çin, petrol stoklarını eriterek İran savaşının küresel etkisini hafifletmişti ancak analistlere göre Kızıldeniz’deki gerginlik sonrası durum değişebilir.

Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin’de petrol fiyatları rekor seviyelere yükseldi. Orta Doğu’dan yapılan ihracatın güvenliğine ilişkin kaygıların artmasıyla Çinli rafineriler yeni tedarik kaynakları bulma çabalarını hızlandırdı.

Şanghay’da petrol vadeli işlemleri çarşamba günü varil başına 129 dolardan işlem gördü. Bu seviye, İran savaşının ilk haftalarında görülen 121,80 dolarlık zirvenin de üzerinde. Fiyatlar, Iraklı milislerin geçen haftanın sonunda Suudi Arabistan’ın ihracatı Kızıldeniz’e taşıyan kilit önemdeki boru hattına saldırmasının ardından yüzde 14 yükseldi.

Fiyat şoku, küresel ham petrol ve rafine ürün piyasalarına da yayıldı. Fiyatlandırma kuruluşu Argus’a göre ultra düşük kükürtlü dizelin fiyatı bu hafta New York’ta varil başına 221 dolarla rekor seviyeye ulaştı.

Financial Times’a değerlendiren Rabobank analisti Michael Every, “Doğu-Batı boru hattı önümüzdeki iki ay içinde hızla onarılsa bile Kızıldeniz artık sıcak bir savaş bölgesi. Bu akışlar tam kapasiteyle geri dönmeyecek” dedi.

Şanghay vadeli petrol fiyatları normalde uluslararası petrol göstergesi Brent ham petrol vadeli işlemlerine yakın seviyelerde seyrediyor ve nadiren ciddi bir primle işlem görüyor. Brent petrol çarşamba günü varil başına yaklaşık 108 dolardan işlem görüyordu.

Körfez petrolünün büyük bölümü normal koşullarda Hürmüz Boğazı üzerinden doğuya, Çin ve diğer Asya pazarlarına taşınıyor. Savaş nedeniyle boğazın büyük ölçüde kapanmasının ardından Suudi Arabistan, petrol akışlarının bir bölümünü Körfez’den Arap Yarımadası boyunca Kızıldeniz’e uzanan Doğu-Batı boru hattına yönlendirmeye başladı.

Ancak geçen haftanın sonunda Iraklı militanlar Suudi boru hattına saldırırken, Yemen’deki Husi güçleri de Kızıldeniz ile Hint Okyanusu arasındaki Bab el-Mendeb Boğazı’na doğru ilerledi. Bu gelişmeler hem Çin’de hem de dünya genelinde fiyatları hızla yükseltti ve küresel ham petrol arzına ilişkin kaygıları artırdı.

Rafineriler ve diğer alıcılar acil teslimat için petrol bulmaya çalışırken, Brent ham petrolün spot fiyatı çarşamba günü varil başına 146 dolara çıktı. Bu, geçen haftanın sonuna kıyasla varil başına 25 dolarlık bir artış anlamına geliyor.

Argus’a göre Suudi Arabistan, bazı Avrupalı rafinerilere bu ay yüklenmesi planlanan petrol kargolarının iptal edildiğini ya da ertelendiğini bildirdi. Ayrıca krallığın birkaç gün içerisinde ihraç edebileceği ham petrolün tükenebileceğine ilişkin uyarılar yapılıyor.

Energy Aspects analistlerinin bu hafta kullandığı ifadeyle küresel ham petrol piyasaları “göz yaşartıcı bir hızla” sıkılaşıyor. Alıcılar Suudi Arabistan’dan azalan tedariki telafi etmeye çalışıyor. Danışmanlık şirketine göre piyasada günlük yaklaşık 5 milyon varil ham petrol ve rafine yakıt açığı bulunuyor ve şirket fiyatların yukarı doğru sarmal biçimde yükselmesini bekliyor.

Çin, bu yılın büyük bölümünde ithalatı azaltarak, stoklarını kullanarak ve talebi kısmak amacıyla perakende fiyatları yükselterek savaşın etkisini hafifletmeye çalıştı. Pekin’in bu adımları, dünyanın diğer ülkelerini ham petrol fiyatlarında daha da sert yükselişlerden kısmen korudu.

Ancak Rapidan Energy Group’un kurucusu Bob McNally’ye göre Çin artık “şok diyetinden çıkmaya başlıyor”.

McNally, Çin’in yeniden açık piyasadan petrol almaya başlamasının, Suudi boru hattının kapanması ve savaşın kısa sürede sona ereceğine dair bir çözüm görünmemesi nedeniyleham petrol fiyatlarındaki sıçramayı tetiklediğini söyledi.

Çin’in ham petrol ithalatı savaş öncesinde günlük 12 milyon varilin üzerindeyken haziran ayında 7,1 milyon varile kadar geriledi. Ağustosta ise yeniden günlük 8,9 milyon varile çıktı. Mevcut analist tahminleri, eylül ayında ithalatın günlük yaklaşık 9 milyon varil seviyesinde gerçekleşeceğine işaret ediyor.

Marex’in küresel piyasa analizleri başkanı Guy Wolf, Şanghay vadeli işlemlerinin Orta Doğu petrollerine büyük ölçüde bağımlı olması nedeniyle Çin’in fiyat artışlarına karşı oluşturduğu savunma mekanizmalarının giderek daha fazla risk altında olduğunu söyledi.

Wolf, “Gerçek şu ki bu durum ne kadar uzun sürerse fiziksel stok tamponları da o kadar azalıyor” dedi.

Devlete ait rafineriler ham petrol ithalatlarını azaltırken, İran petrolünün başlıca ithalatçıları olan Çin’in bağımsız rafinerileri son dönemde daha büyük bir rol üstlendi. Ancak ABD’nin Körfez’de uyguladığı deniz ablukasının petrol akışlarını ciddi ölçüde azaltması nedeniyle onlar da giderek büyüyen tedarik sorunlarıyla karşı karşıya kaldı.

Bunun sonucunda Çin’in benzin, dizel ve jet yakıtı stokları düşüyor. Bu durum Pekin’in yakıt ihracatına yeniden yasak getirebileceği yönündeki spekülasyonları artırıyor.

Çin, dünyanın en büyük rafine yakıt üreticilerinden biri. Savaşın ilk dönemlerinde uygulanan ihracat yasağı, ticaret ortaklarını sarsmış ve küresel fiyatların hızla yükselmesine yol açmıştı.

S&P Global Energy’den Karim Fawaz, “Dizel, kıtlık riskine karşı en savunmasız yakıt olmaya devam ediyor. En küçük tedarik aksaması bile piyasayı ciddi sıkışıklıktan doğrudan kriz seviyesine taşıyabilir” dedi.

Rystad Energy’nin Asya petrol piyasaları analisti Ye Lin, Çin’de rafineri üretiminin mevsimsel faktörler nedeniyle zaten artmasının beklendiğini ancak Pekin’in artık ekonomik güvenlik önceliği ile devlete ait petrol şirketleri üzerinde büyüyen mali baskılar arasında nasıl denge kurulacağını değerlendirmek zorunda olduğunu söyledi.

Ye, “Artık tamamen yeni bir durumla karşı karşıyayız” dedi.

S&P Global Energy’de Çin ham petrol, yakıt ve rafinaj baş analisti Hu Min Min de Çin’in rafine ürün stoklarının “son iki ayda çok hızlı düştüğünü” söyledi.

Hu, “Devlete ait rafinerilerin kargoları güvence altına almak için ellerinden geleni yapacağına inanıyoruz. Bunu başaramazlarsa hem ihracatta azalma hem de stokların daha fazla kullanılması söz konusu olacak” dedi.

Çin’in rezervleri savaş süresince arzın sürdürülmesine yardımcı olsa da bu stokların seviyesi veya Pekin’in kamu şirketlerinin bu rezervlerden ne ölçüde yararlanmasına izin vermeye hazır olduğu konusunda kamuya açık çok az bilgi bulunuyor.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright ise Suudi boru hattının kapanmasının yol açtığı kesintinin etkisini küçümsemeye çalıştı.

Wright salı günü CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Bu kısa süreli ve geçici bir kesinti olacak. Süresi günlerle ölçülecek” dedi.

Saudi Aramco, boru hattının onarılması ve yeniden faaliyete geçirilmesinin ne kadar süreceğini açıklamadı. Ancak birçok analist, hattın bir aya kadar devre dışı kalabileceğini öngörüyor.

Asya

Mao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı

Yayınlanma

Kylian Mbappe, internette yayılan bir videoda Çin’in kurucu lideri Mao Zedong hakkındaki sözleri nedeniyle üç dilde özür diledi. Çinli dev markaların sponsorluk anlaşmalarını iptal etmesinin ardından devlet televizyonu La Liga maçlarının yayınına ara verdi.

Fransa Milli Takımı ve Real Madrid’in yıldız futbolcusu Kylian Mbappe, internette hızla yayılan bir videoda Çin’in kurucu lideri Mao Zedong hakkında şaka yapması üzerine patlak veren krizin ardından özür diledi.

Çinli dev markaların sponsorluk anlaşmalarını peş peşe feshetmesiyle başlayan tepki dalgası, İspanya 1. Futbol Ligi La Liga’nın Çin’deki televizyon yayınlarının askıya alınmasına kadar uzandı.

Tepki çeken videoda Mbappe, kendisiyle ilgili internette gördüğü en komik görselin, yüzünün fotomontajla “bir adamın, sanırım bir Çin diktatörünün” bedenine yerleştirildiği içerik olduğunu söylüyor.

Bu sözlerin, futbolcunun yüzünün Mao Zedong’un bilinen portresine yerleştirildiği bir internet mizahına gönderme olduğu görülüyor.

Tepkilerin büyümesi üzerine Fransız forvet Fransızca, Çince ve İngilizce olmak üzere üç dilde yayımladığı yazılı açıklamada, “Yaptığım yorum düşüncesizceydi. Şimdi Çin’de ve dünya genelindeki Çinli topluluklarda birçok insanı incittiğini anlıyorum. Sözlerimin üzdüğü herkesten özür dilerim” dedi.

Krizin büyümesi üzerine La Liga yönetimi de resmi bir özür açıklaması yayımlamak zorunda kaldı.

Açıklamada, “Kylian Mbappe’nin son yorumlarının Çinli taraftarlar arasında yarattığı kırgınlıktan derin üzüntü duyuyoruz. Bu yorumlar kişisel sıfatla yapılmıştır ve La Liga’yı temsil etmemektedir” ifadeleri yer aldı.

Çin’de, 1976 yılında hayatını kaybeden ve sert politikaları tarihçiler tarafından kitlesel kıtlık ile milyonlarca insanın ölümüyle ilişkilendirilen kurucu lider Mao hakkında espri yapmak en katı tabular arasında kalmayı sürdürüyor.

Sponsorlar anlaşmaları tek tek bozdu

Açıklamanın ardından Çin’in önde gelen ticari markaları yıldız futbolcuyla yollarını ayırdı.

Bu yılki Dünya Kupası sırasında Mbappe’nin yapay zekayla üretilmiş görüntülerini spor içeceği reklamlarında kullanan içecek devi Dongpeng, Fransız kaptanla tüm işbirliğini sonlandırdığını duyurdu.

Şirket açıklamasında, “Firmamız, ulusal duyguları inciten her türlü davranışa kesinlikle karşı çıkmakta ve sıfır tolerans politikası uygulamaktadır” dedi.

Çin’in en büyük süt ürünleri üreticisi Mengniu ve peynir markası Milkground da bugüne dek ülkede milyonlarca sosyal medya takipçisiyle büyük bir hayran kitlesine sahip olan Mbappe ile bağlarını kopardığını açıkladı.

Çin’in sosyal medya platformu Weibo’da “Dongpeng İçecek Mbappe ile işbirliğini sonlandırdı” başlığı, 430 milyon görüntülenmeyle en çok konuşulan konu haline geldi. Bir Weibo kullanıcısı söz konusu ifadelerin “kırmızı çizgiyi aşan son derece ciddi yanlış sözler” olduğunu yazarken, birçok kullanıcı Dongpeng’e Mbappe’nin resimlerini şişelerden kaldırması çağrısında bulundu.

Ülkenin en büyük çevrimiçi futbol platformlarından Dongqiudi de Mbappe’nin ifadelerinin “Çin’e ve Çin halkına yönelik bir hakaret” niteliği taşıdığını belirtti.

Geçtiğimiz pazartesi günü dünyanın en iyi futbolcusuna verilen Ballon d’Or ödülünde İngiliz forvet Harry Kane’in arkasında ikinci sırayı alan 27 yaşındaki futbolcu, eylül ayında Fransız spor gazetesi L’Equipe’e verdiği bir mülakatta kendisini askeri bir diktatör olarak gösteren eski bir internet mizahına değinmişti.

Mbappe o söyleşide, “Bunun komik bir yanı var… Ama bir diğer yanı da bu tür insanların tarih boyunca yol açtığı yıkım yüzünden o kadar komik değil” ifadelerini kullanmıştı.

Dışişleri devrede, devlet televizyonu maçları kesti

Gelişmeler Pekin yönetiminin de gündemine girdi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun olağan basın toplantısında, Mbappe ile ilgili haberlerden haberdar olduklarını belirterek, “Çin halkının duygularını inciten söz ve eylemler, Çin toplumunun tüm kesimlerinden doğal olarak ortak bir ret tavrıyla karşılaşacaktır” diye konuştu.

The Paper yayın organının devlet televizyonu kaynaklarına dayandırdığı habere göre, CCTV kanalı La Liga maçlarının tüm yayınlarını askıya aldı ve Mbappe’nin yer aldığı tüm reklamları yayından kaldırdı.

Bununla birlikte CCTV’nin internet sitesinde, bu hafta sonu oynanacak La Liga karşılaşmaları çevrimiçi yayın akışı çizelgesinde görünmeye devam ediyor.

Pekin merkezli spor danışmanlığı şirketi Key-Solution Sports Consulting’in kurucusu Adam Zhang, Mbappe özür dilemeden önce AFP’ye yaptığı açıklamada, krizin yatışması için hızlı hareket edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “İçten bir açıklama yapmak şart. Ne kadar erken olursa o kadar iyi” uyarısını yapmıştı.

Çinli taraftarlar da tepkilerini doğrudan dile getirdi. Pekin’deki bir alışveriş merkezinde çalışan 30 yaşındaki Zhang Jingqi, “Mbappe’yi sahada izlemekten gerçekten keyif alırdım. Fakat dün bu haber çıktığından beri, üzülerek söylüyorum ki bu hayranlığımı tamamen kaybettim” dedi.

Tayvan, Tibet ve Hong Kong gibi Pekin açısından hassas konulara değinen küresel spor yıldızları daha önce de Çin’de benzer tepkilerle karşılaşmış ve sponsorlarını kaybetmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, ticari sırlarını ‘yabancı kuruluşlara’ karşı korumak için yeni kurallar hazırladı

Yayınlanma

Kamuoyunun görüşüne açılan düzenleme taslağı, Çin’in ticari sırlarını yabancı kuruluşlara karşı koruyarak ‘ulusal egemenliğini’ ve ‘kalkınma çıkarlarını’ güvence altına almayı hedefliyor.

Çin Ticaret Bakanlığı, pazartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin ticari sırlarını korumaya yönelik özel kurallar hazırladığını ve önerilen düzenlemeleri kamuoyunun görüşüne açtığını duyurdu.

South China Morning Post’un bakanlığın yayımladığı taslak metinden aktardığına göre düzenlemeler, “yabancı bir kuruluşun uluslararası ekonomi, ticaret ve bunlarla bağlantılı faaliyetler sırasında Çin’e ait ticari sırları ihlal eden eylemlerde bulunması” ve bu eylemlerin “Çin’in ulusal egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını tehlikeye atması veya bunlara yönelik gerçek bir tehdit oluşturması” durumlarında uygulanacak.

Taslağa göre Ticaret Bakanlığı, yasaklanmış faaliyetlerde bulunduğu tespit edilen yabancı kuruluşlara bir veya birden fazla yaptırım uygulayabilecek. Bu yaptırımlar arasında söz konusu kuruluşların Çin ile mal, teknoloji ve hizmet ticaretinin kısıtlanması veya yasaklanması ve Çin’de yeni yatırım yapmalarının sınırlandırılması da bulunuyor.

Öngörülen diğer tedbirler arasında, kuruluşların personelinin ve taşıtlarının Çin’e girişinin sınırlandırılması, ülkede bulunan personelin çalışma izinleri ve oturma haklarının iptal edilmesi veya kısıtlanması ve ihlalin ağırlığıyla orantılı para cezaları uygulanması yer alıyor.

Taslak düzenleme, Çin’in elektrikli araçlar, bataryalar ve nadir toprak elementlerinin işlenmesi gibi sektörlerde lider konuma yükseldiği bir dönemde hazırlandı. Bu sektörlerde teknolojik bilgi birikimi ve ticari sırlar, rekabet gücünün temel unsurları arasında yer alıyor.

Economist Intelligence Unit’in kıdemli ekonomistlerinden Xu Tianchen, “Çin’in ABD ve Avrupa Birliği ile rekabeti bağlamında ticari sırların korunması gerçekten daha önemli hale geldi” dedi.

South China Morning Post’a konuşan Xu, “Özellikle Çin’in uluslararası ziyaretçilere yönelik daha açık bir politika benimsemesiyle birlikte şirketler, olası ticari casusluk faaliyetlerine karşı dikkatlerini artırmak isteyeceklerdir” ifadelerini kullandı.

Ticaret Bakanlığının hazırladığı düzenleme, bu ayın başında Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte yayımladığı ayrı bir taslak planın ardından geldi. Söz konusu planda, yapay zekâdan biyoteknolojiye ve fotovoltaik güneş enerjisine kadar uzanan sektörlerde 14 teknolojiyi kapsayan ihracat yasakları önerilmişti.

Xu, teknoloji ihracat kataloğunda yapılması planlanan değişikliklerin hangi teknolojilerin korunması gerektiğini tanımladığını, yeni düzenlemelerin ise hükümetlerin ve şirketlerin bu tür durumlarda nasıl hareket etmesi gerektiğini belirleyeceğini söyledi.

Yeni kurallar, Ticaret Bakanlığına yabancı kuruluşların faaliyetlerinin Çin’in egemenliği, güvenliği veya kalkınma çıkarları açısından tehdit oluşturup oluşturmadığını soruşturma yetkisi de verecek.

Düzenlemeler, soruşturma altındaki yabancı kuruluşların yetkililerle işbirliği yapmasını ve ilgili bilgileri sağlamasını zorunlu kılarken, söz konusu kuruluşlara kendilerini savunma hakkı da tanıyor. Bununla birlikte, bir kuruluşun işbirliği yapmaması veya “soruşturmayı başka şekillerde engellemesi” durumunda Bakanlık, mevcut bulgulara dayanarak karar verebilecek.

Taslak metne göre şirketler ve bireyler de yabancı kuruluşların ticari sırları ihlal ettiğine ilişkin iddialarını Ticaret Bakanlığına bildirebilecek.

Bakanlığın açıklamasına göre taslak düzenleme şu anda kamuoyunun görüşüne açık bulunuyor. Görüş ve önerilerin 24 Kasım’a kadar iletilmesi gerekiyor.

Geçen hafta ABD Dışişleri Bakanlığı, Amerikan şirketlerine ait ticari sırları çaldıklarından şüphelenilen beş Çinli kuruluşa, Amerikan Fikri Mülkiyetini Koruma Yasası kapsamında kapsamlı yaptırımlar uygulayacağını duyurmuştu.

Yaptırım uygulanan kuruluşlar arasında, eski Google yazılım mühendisi Ding Linwei tarafından kurulan Shanghai Zhisuan Technology, risk sermayesi şirketi MiraclePlus ve bunlarla bağlantılı üç kuruluş yer alıyor.

Çin Ticaret Bakanlığı ise buna karşılık yaptığı açıklamada, söz konusu adıma “kesinlikle karşı çıktığını” belirtti. Bakanlık, yaptırımların “Çinli şirketleri damgaladığını” ve bu şirketlerin hak ve çıkarlarına ciddi zarar verdiğini savundu.

Bakanlık ayrıca Çinli yapay zekâ şirketlerinin hızlı gelişiminin, temel araştırma alanında yıllardır sürdürülen çalışmaların ve inovasyona yapılan kesintisiz yatırımların sonucu olduğunu, ticari sırların çalınmasıyla hiçbir ilgisi bulunmadığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Pentagon Şefi Hegseth, ASEAN kapsamında ABD müttefikleriyle görüşmek üzere Filipinler’e gidecek

Yayınlanma

Pentagon, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bölgedeki müttefiklerle görüşmek üzere bu hafta Filipinler’e gideceğini duyurdu. 

Filipinler’e ziyaret, Washington’ın Hint-Pasifik bölgesindeki güvenlik ilişkilerini güçlendirme çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşecek.

Eski Fox News sunucusu Hegseth, İran’a karşı yürütülen savaşı yönetme biçimi nedeniyle Demokratların ve bazı Cumhuriyetçilerin eleştirilerinin hedefinde. Ayrıca savaşın ABD’nin dikkatini Hint-Pasifik bölgesinden uzaklaştırabileceğine ilişkin endişeler de dile getiriliyor.

Filipinler, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin (ASEAN) yıllık zirvesine gelecek ay başkent Manila’da ev sahipliği yapacak. ASEAN ülkelerinin savunma bakanları ise bu ayın sonunda Cebu kentinde ABD’nin de aralarında bulunduğu bölgesel ortaklarla bir araya gelecek.

ASEAN’ın yıllık rotasyon sistemi kapsamında dönem başkanlığını üstlenen Manila yönetimi, bu görevi daha geniş kapsamlı bölgesel işbirliğini teşvik etmek ve ABD’nin bölgedeki ilişkilerini güçlendirmesine yardım etmek için kullanmayı hedefliyor.

Pentagon, Hegseth’in savunma bakanları toplantısına katılacağını ve “Amerika’nın Pasifik’te güç yoluyla barışa bağlılığını yeniden teyit etmek” amacıyla çeşitli ikili ve çok taraflı görüşmeler gerçekleştireceğini açıkladı.

Pentagon ayrıca toplantıların “caydırıcılığı güçlendirmeyi, temel ittifakları ve ortaklıkları ilerletmeyi ve bölge genelinde yük paylaşımını genişletmeyi” amaçladığını belirtti.

South China Morning Post (SCMP), geçen hafta yayımladığı özel haberinde, ABD’nin müttefiklerinin Filipinler’in başkenti Manila’da düzenlenecek ASEAN zirvesi kapsamında bir araya gelmeyi planladığını bildirmişti.

Hegseth’in ziyareti, Trump’ın Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi için Çin’in Shenzhen kentine yapması beklenen ziyaretten önce gerçekleşecek. Trump’ın burada Çinli mevkidaşı Xi Jinping ile bu yıl üçüncü kez görüşmesi bekleniyor.

Ziyaret, Manila ile Pekin arasında Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik iddiaları nedeniyle gerilimin sürdüğü bir döneme de denk geliyor. Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., bu konuda daha agresif ve iddialı bir tutum izliyor.

Anlaşmazlık, ihtilaflı bölgeler yakınlarında Filipin ve Çin gemileri arasında bir dizi karşı karşıya gelmeye yol açtı. Bu gelişmeler üzerine Manila, ABD ve diğer müttefikleriyle ilişkilerini güçlendirmeye yöneldi.

Filipinler’in Washington Büyükelçisi Jose Manuel Romualdez, kısa süre önce SCMP’ye yaptığı açıklamada, ABD, Filipinler, Avustralya ve Japonya’dan oluşan gayriresmî “Squad” grubunun Filipinler’de düzenlenecek ASEAN etkinlikleri kapsamında toplantılar gerçekleştirmesinin muhtemel olduğunu söyledi.

Romualdez, bu toplantılara söz konusu ülkelerin savunma bakanlarının da katılabileceğini belirterek, “Böyle bir fırsat doğarsa bunu mutlaka değerlendireceklerinden eminim” dedi.

Öte yandan Washington, Filipinler’in yer almadığı, Hindistan’ın ise üyesi olduğu dört ülkeli Quad grubunun da ASEAN zirvesi kapsamında bir araya geleceğini doğruladı.

Hegseth, bu hafta Cebu’da ASEAN savunma bakanları ile ABD, Çin, Japonya, Avustralya, Güney Kore, Rusya ve Yeni Zelanda’nın da aralarında bulunduğu sekiz diyalog ortağını bir araya getirecek toplantıya katılacak.

Çin ve Filipinler, son iki toplantıya katılan Çin Savunma Bakanı Dong Jun’un bu toplantıda hazır bulunup bulunmayacağını henüz doğrulamadı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English