Ortadoğu
Petrol devleri uyardı: Küresel akaryakıt krizi resmen başladı

Petrol şirketleri küresel stokların erimesi ve boru hatlarının vurulmasıyla büyük akaryakıt krizinin başladığını duyururken, Trump yönetimi arz kesintilerinin geçici olduğunu savunuyor. Doğu-Batı hattının hasar görmesi piyasadan günlük 2,5 milyon varil petrolü çekerken, ABD’de motorin fiyatları 6,23 dolarla rekor kırdı.
Petrol sektörünün üst düzey temsilcileri, küresel rezervlerin erimesi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmaların kritik ikmal hatlarını devre dışı bırakmasıyla dünya genelinde beklenen büyük akaryakıt krizinin fiilen başladığını dile getiriyor.
Beyaz Saray piyasadaki darboğazı “geçici” olarak nitelendirirken, üretici şirketler yakın vadede fiyatlarda bir rahatlama beklemiyor.
Krizi tırmandıran son olay, Suudi Arabistan’ın petrol sevkiyatını Hürmüz Boğazı’nı kullanmadan sürdürmesini sağlayan Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’na yönelik saldırı oldu.
The Wall Street Journal gazetesinin aktardığı analist tahminlerine göre bu aksama, zaten arz sıkıntısı çeken piyasada günlük en az 2,5 milyon varil ham petrolün alıcılara ulaşmasını engelliyor.
Chevron Üst Yöneticisi Mike Wirth, Teksas’ın Austin kentinde katıldığı enerji konferansında, piyasayı şoklardan koruyan mekanizmaların tükendiğini vurguladı.
Wirth, “Bütün bu mekanizmalar fiyat ve arz riskinin hafifletilmesine yardımcı oldu. Ancak bunların etkisi artık büyük ölçüde sona erdi ve sistemde krizin başında sahip olduğumuz tamponların çok daha azı kaldı” dedi.
Koşulların düzeleceğine dair bir işaret görmediğini belirten Wirth, mevcut tabloda fiyatların hızla gerilemesini beklemenin gerçekçi olmadığını söyledi. Danışmanlar ise İran ile süren savaşa diplomatik çözüm üretilememesi durumunda piyasadaki dengelerin kontrolden çıkabileceği uyarısını yapıyor.
Piyasadaki darlık ABD’deki tüketici fiyatlarına doğrudan yansıyor. Motorinin galon fiyatı 6,23 dolarla rekor kırarken, yaz aylarında 4 doların altına inen benzin fiyatı yeniden 4,32 dolara çıktı.
Enerji analistleri, yüksek maliyetler altında ezilen tüketicilerin harcamalarını ne zaman kısacağını hesaplamaya çalışıyor.
Tüketicilere pompa fiyatlarının gerileyeceği ve Batı Asya’dan enerji akışının süreceği vaadinde bulunan Donald Trump yönetimi ise krizin kalıcı olmadığı görüşünde ısrar ediyor.
ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, Houston’daki G20 etkinliğinde, mevcut fiyat artışlarının faturasını eski Başkan Joe Biden politikalarına kesti.
Burgum, Biden döneminde rafinerilerin kapatıldığını savunarak gazetecilere, “Fiyatlar hakkında yazacaksanız mutlaka ‘geçici’ kelimesini kullanın çünkü bu geçici bir kesinti” diye konuştu.
Beyaz Saray krizin etkilerini kırmak için iki temel adıma odaklanıyor: Venezuela’daki petrol üretimini artırmak ve ABD’deki rafinerilerin kapasitesini genişletmek.
Bu kapsamda eylül başında Amerikalı rafineri yöneticileriyle bir araya gelen yetkililer, kaydedilen ilerlemeden memnun olduklarını bildiriyor.
Savaşın başından bu yana enerji şirketleri ile yönetim arasında temaslar sürüyor.
Şirket yöneticileri ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile düzenli görüşmeler yaparken, Mike Wirth ile Başkan Trump arasındaki diyalog kesilmiş durumda. Trump ile en son 3 Ağustos’ta görüştüğünü belirten Wirth, bu temasın ardından Trump’ın Truth Social hesabı üzerinden kendisini hedef aldığını hatırlattı.
Trump söz konusu paylaşımında Chevron’u petrol alanındaki kazanımları sahiplenmekle suçlayarak şirketlere perakende fiyatları derhal düşürme çağrısı yapmıştı.
Sektör temsilcilerini endişelendiren bir diğer başlık ise çatışmaların tanker trafiği ve enerji altyapısını aşarak genişlemesi. Austin’deki konferansta değerlendirmelerde bulunan Quantum Capital Group Üst Yöneticisi Wil VanLoh, müzakerelerde avantajın sabırlı tarafta olduğunu ifade etti.
VanLoh, “İran acı çekmeye hazır. Halkları onlarca yıldır zaten büyük acılar yaşadı” değerlendirmesini yaptı.
Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin’in piyasa stratejisi de küresel baskıyı artırıyor. Tüketiminin yaklaşık yarısını aylardır kendi stoklarından karşılayan Pekin yönetiminin yeniden uluslararası piyasadan alımlara yönelmesi arz krizini derinleştirdi.
Bölgede ise İran Hürmüz’den geçen tankerleri engellerken, Yemen’deki Ensarullah Hareketi Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik saldırılarını sürdürüyor.
Son operasyonlarda Doğu-Batı Petrol Boru Hattı hasar gördü. ExxonMobil, Chevron ve ConocoPhillips yöneticilerinin mart ayında Hürmüz Boğazı’nın kapanması halinde motorin ve akaryakıt kıtlığı yaşanacağı yönündeki öngörüleri, alternatif boru hatlarının vurulması ve stokların erimesiyle gerçeğe dönüştü.
Ortadoğu
BAE ve Ürdün, 2,5 milyar dolarlık demiryolu projesinin temelini attı

Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Akabe-El Şidiya-Maan Demiryolu Projesi’nin temel atma törenine katıldı.
Proje, Akabe Limanı’nı Ürdün’deki El Şidiya ve Gor el-Safi’deki önemli madencilik merkezlerine bağlayan 403 kilometrelik 2,5 milyar dolarlık bir ulaşım ağının inşasını öngörüyor.
Bu yatırımın, madenler ile limanlar arasında doğrudan bir bağlantı sağlayarak, nakliye maliyetlerini düşürmesi ve tedarik verimliliğini artırmasıyla madencilik sektörüne ivme kazandırması bekleniyor.
BAE, Temmuz ayında Başkan Yardımcısı Şeyh Mansur bin Zayed’in de katılımıyla projeyi imzalamıştı.
Pazartesi günü gerçekleştirilen temel atma töreni, Ürdün-BAE Demiryolları Şirketi tarafından geliştirilen bölgesel ulaşım altyapısı alanında atılmış bir adım.
Şeyh Halid, birkaç üst düzey yetkiliyle birlikte Akabe’deki Kral Hüseyin Uluslararası Havalimanı’nda Kral Abdullah tarafından karşılandı
Veliaht Prens ayrıca projeye dahil olan yetkililerle de bir araya geldi. Projenin, iki ülkenin kilit sektörlerde ikili ortaklıklarını daha da güçlendirme konusundaki kararlılığını yansıttığını belirtti.
Ürdün-BAE Demiryolları Şirketi Başkanı Dr. Muhammed Sneybat, temel atma töreninin Ürdün-BAE ortaklığında yeni bir sayfanın açıldığını ifade etti.
Demiryolu hatlarının yanı sıra, yaklaşık 55 köprü, altı tünel ve ilgili mühendislik yapıları inşa edilecek.
Yılda yaklaşık 16 milyon ton fosfat ve potas taşımak üzere tasarlanan hat, nakliye maliyetlerini önemli ölçüde azaltmayı ve Ürdün’ün madencilik merkezlerinden Akabe’deki nakliye terminallerine doğrudan yapılan ihracat lojistiğini kolaylaştırmayı hedefliyor.
Yeni demiryolu hattı, Ürdün Vadisi’ndeki Gor el Safi’den Akabe’ye uzanan ve şu anda potasın kamyonlarla taşındığı tıkanık karayolunun yanı sıra, güneydeki El Şidiye’den limana fosfat ihracat yükünü taşıyan eski demiryolu hattının yerini alacak.
Projenin iktisadi etkisi, hizmet verdiği çeşitli sektörlere ve bölgelere yayılacak. Projenin, Ürdün’ün güneyinde yaklaşık 5.000 istihdam yaratması ve maden nakliye maliyetlerini yıllık yaklaşık 40 milyon dolar azaltarak Ürdün madencilik sektörünün rekabet gücünü artırması bekleniyor.
Petra haber ajansının bildirdiğine göre, BAE-Ürdün Demiryolu Şirketi tarafından geliştirilen ve işletilen bu inşaat projesi, BAE devlet yatırım şirketi L’imad Holding ile Ürdün Fosfat Madencilik Şirketi, Arab Potash Şirketi, yatırım yönetim şirketi Musahamat ve Sosyal Güvenlik Fonu’ndan oluşan bir konsorsiyum arasında %50-50 oranında bir ortak girişim. İnşaatın beş yıl sürmesi bekleniyor.
BAE, ağır yük ve yolcu taşımacılığı hizmetleri için yedi emirliği de kapsayan 1.200 km uzunluğundaki demiryolu ağı olan Etihad Rail ağı da dahil olmak üzere, çeşitli ulusal ve sınır ötesi demiryolu girişimlerinde yer alıyor.
BAE ayrıca, Abu Dabi’yi Sohar Limanı’na bağlayan Hafeet Rail (Umman-BAE Demiryolu) bağlantısını ortaklaşa geliştiriyor.
BAE, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun da kilit imzacılarından biri.
Bu çok uluslu ulaşım çerçevesi, BAE, Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail’i geçen birleşik gemi-demiryolu transit ağı aracılığıyla Hindistan’ı Avrupa’ya bağlamak üzere tasarlandı.
Ortadoğu
Şam, İsrail’in baskısıyla Dera’daki askeri birliklerini çekmeye hazırlanıyor

El-Ahbar gazetesinde yer alan haberde İsrail ordusunun Suriye sınırındaki askeri tahkimatı ve yol inşaatını artırması üzerine Şam yönetiminin güneydeki ordu birliklerini polisle değiştirmeye hazırlandığı öne sürüldü. Yeniden yapılanma kapsamında 40. Tümen dağıtılırken, Nasib Sınır Kapısı’ndaki yaklaşık 500 sınır muhafızı Tanf bölgesine sevk edildi.
İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinden Şam kırsalına uzanan hatta askeri hareketliliğini ve baskısını artırması üzerine Şam yönetiminin Dera vilayetindeki askeri birliklerini geri çekmeye hazırlandığı öne sürüldü.
Lübnan merkezli El-Ahbar gazetesinin haberine göre İsrail, Suriye’nin güney sınırında yeni bir askeri ve güvenlik düzeni kurma girişimlerini sürdürüyor.
Eylül ortası ve ekim başında yoğunlaşan hava keşif uçuşlarına, kara birliklerinin sınırı geçerek düzenlediği baskınlar ile bombardımanlar eşlik etti.
İsrail güçlerinin eylül ayındaki kara ve hava operasyonlarının, Şeyh Dağı’ndaki Beyt Cin şelaleleri, çevredeki tarım arazileri, Kalat Cendel ve Şam’ın batı kırsalındaki yeni mevzilere kadar yayıldığı aktarıldı.
Sınır hattında askeri yol projesi yeniden başladı
İsrail ordusu, ateşkes ve ayırma hattı boyunca uzanan “Sufa 53” adlı askeri yol projesinin kazı çalışmalarını yeniden başlattı.
Faaliyetlerin özellikle Kuneytra’nın güney kırsalındaki el-Aşşe ve er-Refid köylerinde yoğunlaştığı bildirildi. İsrail ordusunun iş makineleri ve buldozerlerle girdiği bu iki yerleşimde internet bağlantısının kesildiği, öncesinde ise bölgede baskınlar düzenlendiği ve ateş açıldığı kaydedildi.
Haberde, İsrail güçlerinin bölgedeki tarım arazileri ile meralara kimyasal maddeler püskürttüğü, ağaçları kestiği ve arı kovanlarını tahrip ettiği belirtildi.
Gazete, geçim kaynaklarını hedef alan bu adımların, halkı yoksullaştırarak İsrail’in sunduğu yardımları kabule zorlama amacı taşıdığını öne sürdü.
İsrail birliklerinin baskınlar sırasında köylülerin maddi durumları ile gıda gereksinimlerine dair veriler topladığı, el-Hamidiye kasabasında ise bölge sakinlerinin ellerinde tuttukları kimlik kartlarıyla fotoğraflarının çekildiği aktarıldı.
Bu girişimlerin istihbari amaç taşıdığına dikkat çekilirken, bölge dışından kişilerin gözaltına alındığı ve eski işbirlikçiler üzerinden yeni ağlar kurulmak istendiği savunuldu.
Dera’da ordu çekiliyor, yerini polis alıyor
İsrail’in sahadaki baskısı sürerken, Şam yönetiminin güneydeki askeri varlığında köklü bir yeniden yapılanmaya gittiği bildirildi.
Habere göre söz konusu düzenlemeler, İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Havalimanı’na düzenlenen saldırı sonrasında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile Mossad Başkanı Roman Gofman arasında Ürdün’ün başkenti Amman’da yapıldığı belirtilen görüşmeyle bağlantı taşıyor.
Gazeteye konuşan askeri kaynaklar, Savunma Bakanlığına bağlı 40. Tümen’de ani değişikliklere gidildiğini açıkladı. Bu kararın, Heyet Tahrir eş-Şam mensuplarına Ahrar eş-Şam kökenli komutanlar karşısında öncelik verilmesiyle tetiklenen Dera ve kuzeyli komutanlar arasındaki çekişmeden ibaret olmadığı vurgulandı.
Kaynaklar, düzenlemenin ordu birliklerinin Dera’dan çekilmesi ve yerlerine İçişleri Bakanlığına bağlı polis unsurlarının konuşlandırılması yönünde bir ön adım niteliği taşıdığını bildirdi.
40. Tümen dağıtıldı, muhafızlar Tanf’a sevk edildi
Yeniden yapılanma kapsamında dağıtılan 40. Tümen’in personeli, Suriye’nin orta kesiminde kurulan 1. Tugay bünyesine dahil edildi.
Humus, Hama ve İdlib’den bazı birliklerin de bu yeni tugaya bağlandığı kaydedildi.
Dera kökenli subayların bir kısmı görevden uzaklaştırılırken, bazı komutanların rütbeleri tabur komutan yardımcılığı seviyesine düşürüldü.
40. Tümen bünyesindeki değişiklikler çerçevesinde ise Ürdün sınırındaki Nasib Sınır Kapısı’nda görev yapan yaklaşık 500 sınır muhafızı Tanf bölgesine sevk edildi.
Askeri alandaki tasfiyelerin idari birimlere de yansımasının beklendiği, Dera Valiliği görevine güvenlik birimlerinden isimlerin atanabileceği ifade edildi.
Bölgede ordunun çekilmesiyle oluşacak muhtemel güvenlik boşluğunun, İsrail ordusuna güney kırsalında daha geniş bir hareket alanı sağlayabileceği endişesi dile getiriliyor.
Ortadoğu
İsrail’den Batı Şeria planı: Filistin Yönetimi’ne savaş senaryosu

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ne karşı Gazze ve Lübnan modeli askeri harekat planladıklarını açıkladı. Plan; kara ve hava taarruzunu, geniş çaplı tahliyeleri ve altyapının imhasını öngörüyor. Bölgede 2025 başından bu yana on binlerce Filistinli mülteci kamplarından zorla çıkarıldı.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, hükümetin haftalık kabine toplantısında bakanlara Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ne karşı olası bir savaşa dair hazırlıkları aktardı.
Katz, 7 Ekim saldırılarından çıkarılan dersler doğrultusunda ordu için bir “referans senaryo” hazırlandığını duyurdu.
Planın, Filistin Yönetimi güvenlik birimleri ile El Fetih bağlantılı Tanzim grubunun silahlarını İsrail askerlerine ve yerleşimcilere yöneltmesi ihtimaline odaklandığı kaydedildi.
Katz, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde Filistin Yönetimi’ne resmen savaş ilan edileceğini ve ordunun kapsamlı bir taarruz başlatacağını belirtti.
Başbakan Binyamin Netanyahu ile onayladıkları harekat planının “kısa ve şiddetli” bir çatışma öngördüğünü savunan Katz, sürecin Gazze ve Lübnan’daki askeri yöntemlere benzer biçimde ilerleyeceğini ifade etti.
Tahliye ve altyapının hedef alınması planlanıyor
Açıklanan plan; kara ve hava birliklerinin devreye sokulmasını, özel yöntemlerin tercih edilmesini, üst düzey isimlerin hedef alınmasını veya sınır dışı edilmesini içeriyor.
Plan kapsamında ayrıca silah depolarının imhası, halkın geniş çapta tahliyesi, şehirler ile mülteci kamplarındaki altyapının yok edilmesi hedefleniyor. Katz, geçmişteki gibi yıllarca süren bir intifada yerine sahada doğrudan sonuç almayı amaçladıklarını dile getirdi.
Filistin Yönetimi’nin ana omurgasını oluşturan El Fetih bünyesindeki Tanzim ağı, İkinci İntifada sürecinde El Aksa Şehitleri Tugayları’nın ortaya çıkışında rol oynamıştı.
Ramallah yönetiminin İsrail makamlarıyla yürüttüğü güvenlik koordinasyonuna karşın, El Aksa Şehitleri Tugayları dahil bazı gruplar bölgede silahlı faaliyetlerine devam ediyor.
Savunma Bakanı’nın açıklamaları, Başbakan Netanyahu’nun Hamas’a ilişkin iddialarının ardından geldi. Netanyahu, ekim sonunda yapılması planlanan genel seçimler öncesinde Hamas’ın saldırı girişiminde bulunabileceğini öne sürerek, olası adımlara ezici güçle karşılık verileceğini savundu.
Katz ise daha önce de Batı Şeria’ya yönelik geniş kapsamlı askeri harekat ihtimalini gündeme taşımıştı.
İsrail basını da benzer dönemde Ramallah’ın silah kapasitesine ilişkin iddialara yer verdi. Israel Hayom gazetesi, Filistin Yönetimi’nin cephaneliğinde tanksavar sistemleri ile RPG-7 roketatarlarının yer aldığını ve PKM makineli tüfeklerinin kullanıldığını iddia etti.
Filistin Yönetimi ise Hamas ve İslami Cihad gibi grupların da etkin olduğu bölgede, gözaltı operasyonları ve baskınlarla İsrail ile yürüttüğü güvenlik koordinasyonunu sürdürüyor.
İşgal altındaki Batı Şeria’da sahadaki baskı da tırmanıyor.
2025 başından bu yana on binlerce Filistinli, mülteci kamplarından zorla tahliye edildi.
Yüzlerce konutun yıkıldığı bölgede yerleşim birimleri yasal düzenlemelerle genişletilirken, yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet olaylarında da belirgin bir artış kaydediliyor.
Dünya Basını2 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya1 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Görüş6 gün önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Sachs: Trump’ın Genel Kurul konuşması diplomasi standartlarını sarstı
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri










