Asya
Fed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?

Analistler, ABD Merkez Bankası’nın faiz artırmasına rağmen Pekin’in Çin ekonomisini desteklemek için faiz indirimine gidip gitmeyeceğini değerlendiriyor
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırımının ardından bazı analistler, normal koşullarda Fed’in faiz artırmasının Çin Merkez Bankası’nın parasal gevşeme alanını daraltmasına rağmen, Pekin’in zayıflayan iç büyümeyi desteklemek amacıyla bu yıl yine de faiz indirimlerine yönelebileceğini savunuyor.
Fed çarşamba günü 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırarak gösterge faiz hedef aralığını 0,25 puan yükseltti ve yüzde 3,75-4 seviyesine çıkardı.
Fudan Üniversitesi İşletme Fakültesi Bilim ve Teknoloji İnovasyon Merkezi Başekonomisti Shao Yu’ya göre Fed’in faiz artırımı, Çin’in parasal gevşeme alanını “kayda değer ölçüde” daraltmış değil. Bununla birlikte Shao, Çinli politika yapıcıların kısa süreli temkinli bir gözlem dönemine girebileceğini belirtti.
South China Morning Post’a konuşan Shao, “Çin şu anda küresel ölçekte ekonomik döngüsü ABD dolarının döngüsünün ters yönünde hareket eden az sayıdaki ekonomiden biri. Bu da para politikamızda daha proaktif hareket etmemize imkân tanıyor” dedi.
Shao, Pekin’in ekonomiyi desteklemek amacıyla bu yıl zorunlu karşılık oranını ve faizleri düşürmesini beklediğini söyledi.
Fed’in faiz artırımı, ABD’de enflasyonun kalıcı biçimde yüksek seyrettiği bir döneme denk geliyor ve yılın ilerleyen aylarında bir faiz artışı daha gündeme gelebilir. Buna karşılık Çin, zayıf iç taleple mücadele etmeye devam ediyor.
Çin ekonomisi ikinci çeyrekten bu yana yavaşlıyor. Ekonomi bu dönemde yüzde 4,3 büyüdü. Tüketimin zayıf seyretmesi ve yatırımlardaki gerilemenin derinleşmesi nedeniyle piyasalar, Pekin’in yüzde 4,5-5 civarındaki yıllık büyüme hedefine ulaşabilmek için ilave politika desteği açıklamasını büyük ölçüde bekliyor.
ING Büyük Çin Başekonomisti Lynn Song da benzer şekilde Çin Merkez Bankası’nın (PBOC) önümüzdeki aylarda faiz indirimi yapması için hâlâ “güçlü gerekçeler” bulunduğunu belirtti.
Song, “Yuanın bu yıl sergilediği güçlü performans göz önüne alındığında, Fed’in faiz artırımının PBOC’nin faiz kararında belirleyici bir unsur olması pek olası değil” dedi. Song, yuanın değer kazanmaya devam etmesini beklediğini ancak bu değerlenmenin yılın şu ana kadarki bölümüne kıyasla daha yavaş bir hızda gerçekleşeceğini öngördü.
Song, “Faiz getirileri arasındaki farkın açılması şu ana kadar yuanın değer kazanmasını engellemedi ancak bundan sonraki dönemde giderek daha yakından izlenmesi gereken bir faktör haline gelebilir” dedi.
PBOC perşembe günü yuanın dolar karşısındaki orta nokta kurunu, diğer adıyla günlük referans kurunu, 6,7580 seviyesinde belirledi. Bu, Şubat 2023’ten bu yana görülen en güçlü seviye oldu.
Fed’in faiz artırımları normal şartlarda gelişmekte olan piyasalardan daha yüksek getiri sunan ABD varlıklarına doğru sermaye çıkışlarını tetiklese de Shao, Çin’in güçlü ihracat performansının desteğiyle yuan üzerindeki aşağı yönlü baskının sınırlı kalmasını beklediğini söyledi.
Shao ayrıca, yüksek faizler nedeniyle Washington’ın 40 trilyon dolara ulaşan devasa borcunu çevirebilme kapasitesine ilişkin artan kaygıların yatırımcıları yuan dahil dolar dışı varlıklara yöneltebileceğini, bunun da Çin para birimini değer kaybına karşı daha fazla koruyabileceğini belirtti.
Çarşamba günü açıklanan son verilere göre yabancı yatırımcıların elindeki ABD Hazine tahvillerinin miktarı temmuz ayında art arda ikinci kez geriledi. ABD’nin en büyük üç alacaklısından ikisi olan Japonya ve Çin, ellerindeki ABD Hazine tahvili miktarını azalttı.
Bununla birlikte tüm gözlemciler Çin Merkez Bankası’nın yakın zamanda faiz indirimine gideceği görüşünü paylaşmıyor.
Fransız yatırım bankası Natixis’in Asya-Pasifik Başekonomisti Alicia Garcia-Herrero, ABD ile Çin arasındaki geniş faiz farkına işaret ederek Pekin’in bu yıl herhangi bir parasal gevşemeye gitmesini beklemediğini söyledi.
Garcia-Herrero bunun yerine yetkililerin, sabit sermaye yatırımlarındaki gerilemeyi durdurmak amacıyla veri merkezleri ve elektrik şebekelerinin modernizasyonu gibi alanlardaki altyapı projelerini finanse etmek üzere yerel yönetim özel tahvil ihraçlarının artırılması gibi yerel düzeyde mali destek önlemlerine ağırlık vermesini bekliyor.
Çin’in en üst düzey ekonomik planlama kurumu olan Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu, son bir ay içinde bir dizi toplantı düzenleyerek büyük ölçekli inşaat projelerinin hızlandırılması ve yatırımları desteklemek amacıyla mali kaynakların daha hızlı kullandırılması çağrısında bulundu.
Buna karşın Garcia-Herrero yuanın istikrarlı kalmasını bekliyor. Hong Kong’da tutulan yüksek miktardaki dolar rezervlerinin, Çin bankalarının daha yüksek getiri elde etmek amacıyla fonlarını kısa vadeli ABD para piyasası araçlarına aktarmaya devam etmesinden kaynaklanan baskının bir bölümünü hafifleteceğini belirtti.
Asya
Suudi boru hattına saldırılar sonrası Çin’de petrol fiyatları rekor kırdı

Çin, petrol stoklarını eriterek İran savaşının küresel etkisini hafifletmişti ancak analistlere göre Kızıldeniz’deki gerginlik sonrası durum değişebilir.
Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin’de petrol fiyatları rekor seviyelere yükseldi. Orta Doğu’dan yapılan ihracatın güvenliğine ilişkin kaygıların artmasıyla Çinli rafineriler yeni tedarik kaynakları bulma çabalarını hızlandırdı.
Şanghay’da petrol vadeli işlemleri çarşamba günü varil başına 129 dolardan işlem gördü. Bu seviye, İran savaşının ilk haftalarında görülen 121,80 dolarlık zirvenin de üzerinde. Fiyatlar, Iraklı milislerin geçen haftanın sonunda Suudi Arabistan’ın ihracatı Kızıldeniz’e taşıyan kilit önemdeki boru hattına saldırmasının ardından yüzde 14 yükseldi.
Fiyat şoku, küresel ham petrol ve rafine ürün piyasalarına da yayıldı. Fiyatlandırma kuruluşu Argus’a göre ultra düşük kükürtlü dizelin fiyatı bu hafta New York’ta varil başına 221 dolarla rekor seviyeye ulaştı.
Financial Times’a değerlendiren Rabobank analisti Michael Every, “Doğu-Batı boru hattı önümüzdeki iki ay içinde hızla onarılsa bile Kızıldeniz artık sıcak bir savaş bölgesi. Bu akışlar tam kapasiteyle geri dönmeyecek” dedi.
Şanghay vadeli petrol fiyatları normalde uluslararası petrol göstergesi Brent ham petrol vadeli işlemlerine yakın seviyelerde seyrediyor ve nadiren ciddi bir primle işlem görüyor. Brent petrol çarşamba günü varil başına yaklaşık 108 dolardan işlem görüyordu.
Körfez petrolünün büyük bölümü normal koşullarda Hürmüz Boğazı üzerinden doğuya, Çin ve diğer Asya pazarlarına taşınıyor. Savaş nedeniyle boğazın büyük ölçüde kapanmasının ardından Suudi Arabistan, petrol akışlarının bir bölümünü Körfez’den Arap Yarımadası boyunca Kızıldeniz’e uzanan Doğu-Batı boru hattına yönlendirmeye başladı.
Ancak geçen haftanın sonunda Iraklı militanlar Suudi boru hattına saldırırken, Yemen’deki Husi güçleri de Kızıldeniz ile Hint Okyanusu arasındaki Bab el-Mendeb Boğazı’na doğru ilerledi. Bu gelişmeler hem Çin’de hem de dünya genelinde fiyatları hızla yükseltti ve küresel ham petrol arzına ilişkin kaygıları artırdı.
Rafineriler ve diğer alıcılar acil teslimat için petrol bulmaya çalışırken, Brent ham petrolün spot fiyatı çarşamba günü varil başına 146 dolara çıktı. Bu, geçen haftanın sonuna kıyasla varil başına 25 dolarlık bir artış anlamına geliyor.
Argus’a göre Suudi Arabistan, bazı Avrupalı rafinerilere bu ay yüklenmesi planlanan petrol kargolarının iptal edildiğini ya da ertelendiğini bildirdi. Ayrıca krallığın birkaç gün içerisinde ihraç edebileceği ham petrolün tükenebileceğine ilişkin uyarılar yapılıyor.
Energy Aspects analistlerinin bu hafta kullandığı ifadeyle küresel ham petrol piyasaları “göz yaşartıcı bir hızla” sıkılaşıyor. Alıcılar Suudi Arabistan’dan azalan tedariki telafi etmeye çalışıyor. Danışmanlık şirketine göre piyasada günlük yaklaşık 5 milyon varil ham petrol ve rafine yakıt açığı bulunuyor ve şirket fiyatların yukarı doğru sarmal biçimde yükselmesini bekliyor.
Çin, bu yılın büyük bölümünde ithalatı azaltarak, stoklarını kullanarak ve talebi kısmak amacıyla perakende fiyatları yükselterek savaşın etkisini hafifletmeye çalıştı. Pekin’in bu adımları, dünyanın diğer ülkelerini ham petrol fiyatlarında daha da sert yükselişlerden kısmen korudu.
Ancak Rapidan Energy Group’un kurucusu Bob McNally’ye göre Çin artık “şok diyetinden çıkmaya başlıyor”.
McNally, Çin’in yeniden açık piyasadan petrol almaya başlamasının, Suudi boru hattının kapanması ve savaşın kısa sürede sona ereceğine dair bir çözüm görünmemesi nedeniyleham petrol fiyatlarındaki sıçramayı tetiklediğini söyledi.
Çin’in ham petrol ithalatı savaş öncesinde günlük 12 milyon varilin üzerindeyken haziran ayında 7,1 milyon varile kadar geriledi. Ağustosta ise yeniden günlük 8,9 milyon varile çıktı. Mevcut analist tahminleri, eylül ayında ithalatın günlük yaklaşık 9 milyon varil seviyesinde gerçekleşeceğine işaret ediyor.
Marex’in küresel piyasa analizleri başkanı Guy Wolf, Şanghay vadeli işlemlerinin Orta Doğu petrollerine büyük ölçüde bağımlı olması nedeniyle Çin’in fiyat artışlarına karşı oluşturduğu savunma mekanizmalarının giderek daha fazla risk altında olduğunu söyledi.
Wolf, “Gerçek şu ki bu durum ne kadar uzun sürerse fiziksel stok tamponları da o kadar azalıyor” dedi.
Devlete ait rafineriler ham petrol ithalatlarını azaltırken, İran petrolünün başlıca ithalatçıları olan Çin’in bağımsız rafinerileri son dönemde daha büyük bir rol üstlendi. Ancak ABD’nin Körfez’de uyguladığı deniz ablukasının petrol akışlarını ciddi ölçüde azaltması nedeniyle onlar da giderek büyüyen tedarik sorunlarıyla karşı karşıya kaldı.
Bunun sonucunda Çin’in benzin, dizel ve jet yakıtı stokları düşüyor. Bu durum Pekin’in yakıt ihracatına yeniden yasak getirebileceği yönündeki spekülasyonları artırıyor.
Çin, dünyanın en büyük rafine yakıt üreticilerinden biri. Savaşın ilk dönemlerinde uygulanan ihracat yasağı, ticaret ortaklarını sarsmış ve küresel fiyatların hızla yükselmesine yol açmıştı.
S&P Global Energy’den Karim Fawaz, “Dizel, kıtlık riskine karşı en savunmasız yakıt olmaya devam ediyor. En küçük tedarik aksaması bile piyasayı ciddi sıkışıklıktan doğrudan kriz seviyesine taşıyabilir” dedi.
Rystad Energy’nin Asya petrol piyasaları analisti Ye Lin, Çin’de rafineri üretiminin mevsimsel faktörler nedeniyle zaten artmasının beklendiğini ancak Pekin’in artık ekonomik güvenlik önceliği ile devlete ait petrol şirketleri üzerinde büyüyen mali baskılar arasında nasıl denge kurulacağını değerlendirmek zorunda olduğunu söyledi.
Ye, “Artık tamamen yeni bir durumla karşı karşıyayız” dedi.
S&P Global Energy’de Çin ham petrol, yakıt ve rafinaj baş analisti Hu Min Min de Çin’in rafine ürün stoklarının “son iki ayda çok hızlı düştüğünü” söyledi.
Hu, “Devlete ait rafinerilerin kargoları güvence altına almak için ellerinden geleni yapacağına inanıyoruz. Bunu başaramazlarsa hem ihracatta azalma hem de stokların daha fazla kullanılması söz konusu olacak” dedi.
Çin’in rezervleri savaş süresince arzın sürdürülmesine yardımcı olsa da bu stokların seviyesi veya Pekin’in kamu şirketlerinin bu rezervlerden ne ölçüde yararlanmasına izin vermeye hazır olduğu konusunda kamuya açık çok az bilgi bulunuyor.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright ise Suudi boru hattının kapanmasının yol açtığı kesintinin etkisini küçümsemeye çalıştı.
Wright salı günü CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Bu kısa süreli ve geçici bir kesinti olacak. Süresi günlerle ölçülecek” dedi.
Saudi Aramco, boru hattının onarılması ve yeniden faaliyete geçirilmesinin ne kadar süreceğini açıklamadı. Ancak birçok analist, hattın bir aya kadar devre dışı kalabileceğini öngörüyor.
Asya
DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”

Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek bünyesinde çalışan kıdemli işlemci mühendisi Shengyu Liu, yayımladığı değerlendirmede yapay zekanın yazılımcıları tasfiye sürecine soktuğunu vurguladı. Kendi geliştirdiği modellerin çok yakında mesleki uzmanlığını gereksiz kılacağını kaydeden Liu, insanlığın ya üretici güçlerin özgürleştiği bir komünizme ya da teknoloji tekellerinin tahakkümündeki karanlık bir distopyaya evrileceğine işaret etti.
Çin merkezli yapay zeka kuruluşu DeepSeek bünyesinde alt seviye donanım mimarisi ve işlemci çekirdeği optimizasyon uzmanı olarak görev yapan Shengyu Liu, yayımladığı değerlendirmede yapay zekanın gelişim hızı karşısında yazılımcıların ve insanlığın karşı karşıya kaldığı varoluşsal krizi ele aldı.
DeepSeek v4.1 modelinin temel dikkat mekanizması çekirdeklerini bizzat kodlayan kıdemli mühendis Liu, kendi elleriyle geliştirdiği teknolojinin çok yakında kendi mesleki uzmanlığını gereksiz kılacağını ve insan emeğini tasfiye sürecine soktuğunu aktardı.
Yapay zekanın gelecekte toplumları ya üretici güçlerin bütünüyle özgürleştiği bir komünizme ya da kaynakların dev teknoloji tekellerinde toplandığı karanlık bir Cyberpunk distopyasına taşıyacağını dile getiren Liu, açık kaynaklı yazılım mücadelesinin insanlık için taşıdığı hayati öneme işaret etti.
Liu, birkaç gün önce kullanıma sunulan DeepSeek v4.1 modelinin küçük ölçekli sistemlerin kabiliyet tavanını daha üst bir seviyeye taşıdığını belirterek, sektördeki dönüşümün akılalmaz bir hızla ilerlediğini vurguladı.
Yalnızca birkaç bin anlamsal belirteçlik bağlam uzunluğuna sahip ilk sohbet robotlarından akıl yürütme yeteneğine sahip güncel modellere sadece iki yılda ulaşıldığını hatırlatan kıdemli mühendis, test ve yürütme ortamlarında karmaşık komutları yerine getiren otonom etmenlerin ortaya çıkışının ise bir buçuk yıl gibi kısa bir zaman dilimini kapsadığını kaydetti.
Gelecek birkaç yıl içinde yapay zekanın kendi kendini geliştirme ve fiziksel bedenli sistemlere bütünüyle entegre olma kapasitesine erişeceğini söyleyen Liu, bu gelişimin kendi çalışma sahasında yarattığı dönüşümü şu sözlerle paylaştı:
“Yapay zeka, tasarımını ve yazımını üstlendiğim işlemci çekirdeği alanında da inanılmaz adımlar atıyor. Yalnızca bir yıl gibi kısa bir sürede, bana sadece teknik belgeleri tarayan, kodları okuyan ve hataları tespit eden mütevazı bir yardımcı olmaktan çıktı; doğrudan grafik işlemcilerin makine dili komutlarını ve donanım düzeyindeki emir dizilimlerini bağımsız şekilde okuyan bir ustaya dönüştü. Profesyonel analiz araçlarıyla her komutun duraklama sürelerini inceliyor ve işlemci çekirdeklerini kendi başına optimize ediyor. Çok uzak olmayan bir gelecekte, işlemci zamanlamalarını bağımsız tasarlama, farklı planların performansını tartma, bunları hayata geçirme ve mükemmelleştirme yeteneğine de kavuşacak.”
Kendi emeğinin somut bir meyvesi olan DeepSeek v4.1 modelinin elde ettiği başarıdan gurur duyduğunu belirten Liu, sistemin en kritik dikkat mekanizması bileşenlerini şahsen kodladığını ifade ederek, modelin başarısının kendi zanaatına verilmiş bir onay niteliği taşıdığını, fakat teknolojik ilerlemenin insanı aşan doğasının durdurulamaz olduğunu dile getirdi.
astonishing blogpost from Shengyu Liu (刘胜与, also known as interestingLSY/intlsy), kernel engineer at DeepSeek. The first part is his personal struggle with the fact that his work is about to render his beloved craft obsolete. The second is…
well. let's just say we agree. https://t.co/1mqyOqbl2Y pic.twitter.com/sw4t4bUE0k— Teortaxes▶️ (DeepSeek 推特🐋铁粉 2023 – ∞) (@teortaxesTex) September 14, 2026
“Kendi devrimimi kendim yapmak istiyorum”
Liu, çok değil altı ay ya da bir yıl sonra yapay zekanın kendisinden çok daha kusursuz işlemci çekirdekleri üreteceğine kesin gözüyle bakıyor.
İnsan zihni ile makine kapasitesi arasındaki uçurumun hızla açıldığına dikkat çeken kıdemli mühendis, “Yapay zeka saniyede 300 anlamsal belirteç düşünebiliyor, yarım saniyede bir komut satırı yazabiliyor, yirmi saniyede bütün bir kod blokunu tamamlayabiliyor. Ben bunu yapamam. Yapay zeka model derinliğini, düşünme yoğunluğunu, dış araçları çağırma sıklığını ve işlem paralelliğini sürekli artırabiliyor; bense bunu başaramam” dedi.
Yazılımcıların bile bile kendi sonlarını hazırlayan bir yarışın içine itildiğini vurgulayan Liu, neden kendi ikamesini hızlandıran bu optimizasyon çalışmalarına gecesini gündüzünü verdiğini şu ifadelerle açıkladı:
“İnsanlık, kendini yok etme bahsinde tarih boyunca hiç tereddüt göstermedi. Yazdığım çekirdekler ne kadar kusursuz olursa yeni modelimizin eğitim ve çıkarım hızının o denli artacağını, yeteneklerinin katlanacağını ve benim çok daha erken bir tarihte saf dışı kalacağımı bildiğim halde neden tüm gücümle optimizasyon yapmayı sürdürüyorum? Bir boyutuyla bu iş benim için bir oyun gibi; bana tarifsiz bir haz veriyor. Yeni bir yöntem keşfettiğimde ya da kodun performans grafiğinin yükseldiğini gördüğümde hissettiğim heyecan, rekor kıran bir hız tutkununun heyecanından farksız. Üstelik resmi donanım üreticilerinin kendi kodlarını geride bıraktığım anlarda büyük bir gurur duyuyorum.”
Madalyonun diğer yüzündeki acımasız rekabete işaret eden Liu, “Fakat asıl önemli neden şu: Ben bugün işi bıraksam ya da modellerin gelişimini kasten yavaşlatsam dahi diğer şirketler çalışmalarını sürdürecek ve eninde sonunda beni yine tasfiye edecek. Şüphesiz kimse kendi mesleğinin devrilmesini istemez; ancak bu devrim kaçınılmazsa, beni tahtımdan edecek gücün yine kendi ellerimden çıkmasını isterim. Herkesin kendini yok etmeye böylesine odaklandığı bir tabloda, ben de bu amansız silahlanma yarışına katılmak zorunda kalıyorum” sözlerini kaydetti.
“Makinelerin gürültüsü zanaatın neşesini eziyor”
Yapay zekanın kendi uzmanlık düzeyini geride bırakacağı güne hazırlanan Liu, işsiz kalmayacağını ancak zorunlu olarak alan değiştireceğini aktardı.
Kendi yargı yeteneği, zihinsel kapasitesi ve inisiyatif alma gücü sayesinde sektörün ana masasında kalmayı sürdüreceğini söyleyen uzman mühendis, bu adaptasyonun büyük bir manevi bedeli beraberinde getirdiğini belirtti.
Mesleki dönüşümün derin bir tutkuyla bağlı olduğu alanı terk etmek anlamına geldiğini belirten Liu, hissettiği duygusal kırılmayı şu ifadelerle aktardı:
“Alan değiştirmek, yıllardır emek verdiğim ve aşkla bağlandığım donanım çekirdeği tasarımı, yazımı ve optimizasyonu sahasını geride bırakıp yapay zeka etmenlerinin makine operatörü haline gelmem demektir. Eskiden kişisel merakım, uzmanlık alanım ve sanayinin talepleri birbiriyle tam bir uyum içindeydi. Şimdiyse yapay zeka, benim uzman olduğum sahada benden çok daha becerikli hale geldi. Sanayinin talebi de yüksek performanslı çekirdek kodu yazan insandan, bu kodları yapay zekaya daha hızlı ürettiren operatöre doğru kaydı. Sanayinin bu arzusuna boyun eğmek adına sevdiğim alanı terk edip bilinmez bir rotaya sapmak mecburiyetindeyim.”
Yaşanan kırılmayı geleneksel bir el sanatı üzerinden metaforlaştırarak somutlaştıran Liu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Örnek vermek gerekirse, harika desenler ve renk uyumları yakalayan usta bir kazak örücüsü olduğunuzu düşünün. Dokuduğunuz kumaşın kalitesi o kadar yüksektir ki çevre köylerdeki tüm zenginler size gelir, iyi paralar kazanırsınız. Dahası, pencerenin kenarına oturup çayınızı yudumlarken dağlara, sulara, hayvanlara bakarak sessizce örgü örmekten derin bir dinginlik duyarsınız. Derken bir gün bir makine icat edilir; yalnızca yün ve desen şablonu verirsiniz, sizin el emeğinizden farksız, hatta çok daha hızlı bir şekilde kazağı dokur. Rakiplerinizin bu aletle sizi kolayca yakalayacağını anlar, siz de o aleti kullanmaya başlarsınız. Yirmi yıllık birikiminiz sayesinde aleti kullansanız bile rakiplerinizden hızlı olursunuz. Fakat yağmur sesini dinleyerek, ilmek ilmek işleyerek geçirdiğiniz o zarif zamanların lezzeti, makinenin mekanik gürültüsü altında ezilip yok olur. İşte o pencere kenarındaki sükunet, bu yaz son kez yaşanacak. Yeteneğimi dünde bırakıp bir zırhlı makine sürücüsü olmak zorundayım; ellerimde artık daha fazla dişli var ancak kalbimdeki ritim eksildi.”
“Mühendislik yeteneği olmayanların elindeki yapay zeka felaket getirir”
Bireysel hüznünün ötesinde toplumsal ve pedagojik risklere de dikkat çeken Liu, eğitim sistemindeki çürüme emareleri üzerinde durdu.
Yeni nesil öğrencilerin uygulama ödevlerini yapay zekaya havale etme eğiliminde olduğunu belirten deneyimli mühendis, sekiz saat boyunca ter döküp kusursuz olmayan bir sonuç almak yerine, birkaç kuruş harcayarak dakikalar içinde yapay zekaya tam not alacak kodlar yazdıran bir öğrencinin temel becerilerden yoksun kalacağını dile getirdi.
Bu kolaycılığın sistem kurma, kod mimarisi tasarlama, soyutlama yapma ve gelecekteki olası ihtiyaçları öngörerek tasarım geliştirme gibi hayati mühendislik kabiliyetlerini körelteceğini vurgulayan Liu, derin endişesini şu sözlerle aktardı:
“Bu temel mühendislik nosyonu, eski dönemlerin makine dili yazma becerisi gibi tarihe mi karışacak, yoksa yazılımdan donanıma tüm bilgisayar mimarisini bir bütün olarak kavrama yetisi gibi daimi değerini koruyacak mı? Eğer bu kavrayış değerini korumaya devam ederse durum çok vahim demektir. Çünkü mühendislik temeli zayıf bir kişi yapay zekayla donandığında, eskisine kıyasla katbekat daha hızlı çöp kod yığınları üretecektir. Bu durum yazılım sistemlerinin derinliklerine sayısız saatli bomba yerleştirecek ve dünyayı çok daha eğreti, her an çökebilecek derme çatma bir yapıya sürükleyecektir.”
Geleceğin dünyasında teknik bilgi birikimi ve zekadan ziyade, saf iktidar ve gücün belirleyici hale geleceğine işaret eden kıdemli mühendis, bu temel soruların yanıtını yalnızca zamanın verebileceğini söyledi.
“İki uçlu gelecek: Komünizm ya da şirketlerin karanlık distopyası”
Yapay zekanın gelişimiyle birlikte insanlığın yol ayrımına geldiğini kaydeden Shengyu Liu, geleceğin toplumunun iki radikal kutuptan birine doğru evrileceğini vurguladı. Bu seçenekleri komünizm ve Cyberpunk olarak adlandıran uzman, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yapay zekanın ivmesiyle birlikte geleceğin toplumu muhtemelen iki uçtan birine savrulacak: Komünizm ya da Cyberpunk 2077. İlk seçenekte üretici güçler bütünüyle prangalarından kurtulur, üretim araçları üzerindeki tahakküm kırılır ve insanların yaşam standartları daha önce görülmemiş biçimde sıçrama kaydeder. İkinci seçenekte ise küçük bir teknoloji oligarşisi tüm kaynakları elinde toplar. Sadece ayrıcalıklı bir avuç zümre en gelişmiş yapay zekaya ve ileri teknolojilere erişerek adeta mekanik bir tanrısallık mertebesine yükselirken, toplumun ezici çoğunluğu son derece zayıf ve kısıtlı yapay zekalarla baş başa kalır. Sınıf atlamak imkansız hale gelir; çünkü bir üst sınıfa geçebilmek için en güçlü yapay zekaya sahip olmanız gerekir, o yapay zekaya erişmek içinse zaten o sınıfta doğmuş olmanız şarttır. Böylece kırılamaz bir sömürü döngüsü kurulur.”
Batılı teknoloji şirketlerinin benimsediği tekelci ve kapalı modellere açıkça tepki gösteren Liu, isim vererek şu soruyu yöneltti:
“Dünyanın en gelişmiş yapay zekasının ilelebet Anthropic gibi bir şirketin tekelinde kaldığı bir senaryoda geleceğin komünizme mi yoksa karanlık bir Cyberpunk distopyasına mı evrileceğini düşünüyorsunuz? Tahmin edin bakalım.”
En ileri düzey yapay zekanın tüm insanlığa açık, maliyetsiz ve şeffaf biçimde ulaştırılması gerektiğine inandığını vurgulayan DeepSeek mühendisi, Anthropic veya OpenAI gibi aktörlerin bu misyonu taşıyacağına güvenmediğini belirtti.
Özellikle Anthropic şirketinin yapay genel zekayı tek başına kontrol etmesi ihtimalini, nükleer teknolojinin İkinci Dünya Savaşı sırasında faşist rejimlerin eline geçmesi felaketiyle bir tutan Liu, DeepSeek çatısı altında kalma gerekçesini şu sözlerle tamamladı:
“İşte bu yüzden DeepSeek bünyesinde kalmayı seçtim ve burada direniyorum. Bizler güçlü, ışık hızında çalışan ve tüm insanlığın ortak yararına sunulan yapay zekalar üretiyoruz; bunları açık kaynaklı olarak paylaşıyoruz. Dünyayı o karanlık şirket distopyasının kıyısından çekip almanın ve üretici güçleri halkın lehine özgürleştirmenin yolu buradan geçiyor.”
Asya
Singapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor

Financial Times gazetesi, Singapur’un nitelikli kadroları devlette tutmak ve yolsuzluğun önüne geçmek amacıyla siyasetçilere milyon dolarlık maaşlar ödediğini yazdı. Son artışla birlikte Başbakan Lawrence Wong’un yıllık geliri 2,8 milyon dolara çıkarken, kıdemsiz bakanların gelirleri de en çok kazanan bin vatandaşın gelirine endeksleniyor.
Singapur’da siyasetçilerin ve üst düzey bürokratların maaşları, özel sektördeki en başarılı bankacılar ve hukukçularla rekabet edebilmek amacıyla milyon dolarlık seviyelerde belirleniyor.
Financial Times gazetesinin haberine göre, gelirlerin piyasa koşullarına endekslendiği bu formül, liyakatli kadroları devlete çekme ve yolsuzluğu önleme stratejisine dayanıyor.
Ülkede bu hafta Başbakan Lawrence Wong’un maaşına 1 milyon dolarlık artış yapıldı. Yeni düzenlemeyle birlikte Wong’un yıllık geliri 2,8 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, ABD Başkanı Donald Trump’ın aldığı yıllık başkanlık maaşının yedi katına denk geliyor.
Formül yolsuzluğu önlemeyi ve liyakati korumayı hedefliyor
Singapur, siyasetçilerine piyasa normlarına göre ödeme yapma modelini 1994 yılında benimsedi.
Dönemin Başbakanı Lee Kuan Yew tarafından hayata geçirilen bu düzenleme, kamu yönetiminin en yetenekli uzmanları bünyesine katarken büyük şirketler ve küresel hukuk bürolarıyla rekabet edebilmesini amaçlıyor.
Yüksek maaş politikası aynı zamanda tecrübeli siyasetçilerin karlı özel sektör teklifleri karşısında görevlerini terk etmelerini önlüyor. İyi gelir elde eden bakanların rüşvete yönelme ihtimalinin düşeceği varsayımıyla sistem, yolsuzluğa karşı kurumsal bir kalkan görevi de görüyor.
Financial Times, bu yaklaşım sayesinde Singapurlu siyasi liderlerin dünyanın en çok kazanan yöneticileri arasına girdiğine dikkat çekiyor.
Ülkedeki barem sistemine göre kıdemsiz bir bakanın geliri, Singapur’un en yüksek kazanca sahip bin vatandaşının medyan gelirine endeksleniyor.
Siyasete adım atmanın getirdiği bir “özveri payı” sayılarak bu tutardan yüzde 40 kesinti yapılıyor. Son endekslemenin ardından kıdemsiz bir bakanın yıllık maaşı yaklaşık 941 bin dolar düzeyine çıktı.
Siyasetçilere yapılan toplam ödemelerin yüzde 65’i sabit maaştan, yüzde 35’i ise gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, istihdam oranları ve devletin reel gelir artışına bağlı performans primlerinden oluşuyor.
Başbakan Wong, kendi maaşına yapılan zammı beş yıl boyunca hayır kurumlarına bağışlayacağını duyururken ülkedeki maaş mimarisini savundu.
Wong, “Hiç kimse siyasete para için girmemelidir. Rekabetçi maaşlar devlete hizmet motivasyonu üretmez. Ancak bu motivasyona zaten sahip olanların öne çıkıp adım atmasını mümkün kılar” dedi.
Küresel yetenekleri çekmek için yeni adımlar atılıyor
Singapur yönetimi, yüksek maaş uygulamasının yanı sıra ülkeye küresel sermaye ve beyin gücü çekme adımlarını sürdürüyor.
Hükümet ağustos ayında, dünyanın önde gelen fon yöneticilerini ülkeye çekmek amacıyla uygulanan üst düzey ONE Pass vize programını genişleteceğini duyurdu. Program, ülkenin kalkınmasına somut katkı sunabilecek uluslararası liderleri ve kıdemli yatırım uzmanlarını hedef alıyor.
2023 yılında yürürlüğe giren ONE Pass, geleneksel çalışma vizelerinden farklı olarak yabancı uzmanlara birden fazla işveren bünyesinde eş zamanlı faaliyet gösterme hakkı tanıyor.
Singapur, haziran ayında dünyanın en rekabetçi ekonomileri sıralamasında ilk kez İsviçre’yi geride bırakarak zirveye yerleşti.
Hong Kong’un ikinci sırada yer aldığı endekste üçüncü sıraya gerileyen İsviçre ise Avrupa’nın en rekabetçi ekonomisi olma unvanını koruyor.
Bu sırada bölgedeki diğer ülkeler farklı gündemlerle öne çıkıyor.
Irak Başbakanı, ülkedeki nakit yetersizliğine esprili bir dille yaklaşarak para yokluğu sayesinde yolsuzluğun da yaşanmayacağını savundu.
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya1 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu1 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Dünya Basını2 hafta önceÇin-Mısır ortak tatbikatı, Pekin’in askeri erişiminin göstergesi
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 3: Kapitalizmin (önlenemeyen) ölümleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz








