Bizi Takip Edin

Avrupa

Von der Leyen, “Avrupa Güvenlik Konseyi” önerdi

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bir süredir merakla beklenen “Avrupa Birliği’nin Durumu” konuşmasını yaptı.

75 dakika süren ve Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekillerinin “ruhsuz ve sıkıcı” bulduğu konuşmada von der Leyen, dijital düzenlemelerden güvenlik konularına değin çok sayıda konuya parmak bastı.

Başkan, AB’nin, Avrupa genelinde meydana gelen ve çoğu Rusya’ya atfedilen insansız hava aracı olaylarına, sabotaj eylemlerine ve siber saldırılara daha etkili bir şekilde müdahale edebilmek için NATO benzeri bir mekanizmaya ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Von der Leyen, “Avrupa’nın kendi hibrit tehditlere karşı eylem planına ihtiyacı var. Belirli olaylara nasıl tepki vereceğimiz konusunda acilen bir uzlaşmaya varmamız gerekiyor,” dedi ve özellikle “silahlı saldırı düzeyine ulaşmasa da ulusal güvenliğimizi açıkça tehdit eden” eylemlere atıfta bulundu.

Von der Leyen, bu sistemin, topraklarının tehdit altında olduğuna inanan ülkelerin acil toplantılar düzenlemesine imkân tanıyan NATO kuruluş antlaşmasının 4. maddesine benzer olması gerektiğini savundu ve şöyle dedi:

“Bir üye devlet tarafından tetiklendiğinde, tüm üye devletler bir araya gelerek Avrupa çapında bir müdahaleyi koordine edecek, daha fazla tırmanmayı önleyecek ve etkisini hafifletecek.”

NATO’nun 4. Maddesi, saldırı altındaki bir müttefike yardım etmekle yükümlü kılan kolektif güvenlik garantisi olan 5. Madde’den ayrı.

Von der Leyen ayrıca, Komisyon’un “Avrupa Güvenlik Konseyi’ni hayata geçirmek için fikirlerimizi ortaya koyacağını” da belirtti.

Bunun, İngiltere, Kanada, Norveç ve Ukrayna gibi diğer uluslararası ortakları da kapsayacağını söyledi ama konuyla ilgili ayrıntılı bilgi verilmedi.

Ayrıca von der Leyen, Avrupa Birliği’nin Kanada’nın ilk “ortak üye” olması için kapıyı açtığını belirtti ve bu statü, bloğun antlaşmalarında yer almıyor.

Von der Leyen’in açıklaması, AB politikasında önemli bir dönüşüm olarak görülüyor. Birlik, tarihsel olarak esnek kategorilere karşı çıkmış ve AB üyeleri, Mayıs ayında Almanya’nın Ukrayna’nın tam üyeliğe geçiş için bir basamak olması amacıyla önerdiği ortak üyelik teklifine ​soğuk yaklaşmıştı.

Von der Leyen şöyle konuştu:

“Ortaklıklar, Avrupa için stratejik bir tercihtir. Fakat bunlar aynı zamanda kurallara dayalı uluslararası sistemdeki kırılmaya da bir yanıt niteliğindedir. Dünyaya aynı gözle bakıyoruz: yapay zekadan iklim değişikliğine, Kuzey Kutbu’ndan jeopolitik meselelere kadar. Ve Ukrayna, savunma, hammaddeler ve tedarik zincirleri konularında hep birlikte hareket ettik. Fakat her şeyden öte… Avrupa ve Kanada demokrasiye inanıyor.”

Kanada Başbakanı Mark Carney, bu hafta başında Kanada’nın AB ile “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedeflediğini ama üyelik peşinde olmadığını belirtmişti.

Von der Leyen, Carney’i Strazburg’a davet etti ve Carney perşembe günü kendi konuşmasını yapacak.

“Ortaklıklarını acilen yeniden kurgulamak gerektiğini” kaydeden Komisyon Başkanı, “Bu nedenle, Kanada’nın AB’nin ilk ortak üyesi olması için kapıyı açma konusunda sizinle birlikte çalışmak isterim,” dedi.

AB ve Kanada’nın imalattan yapay zekâya, kritik minerallerden enerjiye kadar çeşitli sektörlerde birlikte çalışacağını da sözlerine ekledi:

“Akıllı imalat konusunda çalışacağız. Bir teknoloji ittifakı kuracağız. Savunma sanayi üslerini entegre edeceğiz. Arktik’i amiral gemisi niteliğinde bir ortak proje haline getireceğiz.”

Von der Leyen, ABD Başkanı Donald Trump’ı ima ederek, “Bu, başka kimseye karşı olmayan bir ortaklıktır,” diye ekledi.

Ursula von der Leyen buna ek olarak 13 yaşın altındaki çocukların sosyal medyaya, çevrimiçi oyunlara ve sohbet robotlarına erişiminin yasaklanmasını önerdi.

Başkan, “Birçok kişinin Büyük Teknoloji şirketlerinin gücünü ezici ve geri döndürülemez olarak algıladığının farkındayım. Ben aynı fikirde değilim,” dedi ve şöyle devam etti:

“Bağımlılık yaratan özellikleri kabul etmek zorunda değiliz. Çocukların giderek daha aşırı içeriklere çekilmesini kabul etmek zorunda değiliz. Kızların fotoğraflarının yapay zeka tarafından üretilen cinsel içerikli görüntülerde kullanılmasını kabul etmek zorunda değiliz.”

Von der Leyen, önerisi kapsamında 13-15 yaş arası çocuklara, veliler tarafından denetlenen “mini hesaplar” verileceğini belirtti.

AB’nin 27 üye ülkesi şimdi bu öneri üzerinde oylama yapacak; bu öneri, Avrupa’nın teknoloji düzenlemelerini uzun süredir eleştiren ABD Başkanı Donald Trump ile gerginliklere yol açabilir.

Von der Leyen, konuşmasında, bu yılın başlarında ipucu verdiği bir planı daha ayrıntılı olarak ortaya koydu.

O dönemde çocukların sosyal medyayla “aşamalı ve kademeli” bir şekilde tanışması gerektiğini belirtmişti.

Avrupa Parlamentosu’ndaki en büyük siyasi grup olan Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) Başkanı Manfred Weber, von der Leyen’in konuşmasının ardından söz aldı.

Weber, AB’nin Avustralya’nın örneğini izleyerek vatandaşlara sosyal medya algoritmalarını devre dışı bırakma seçeneği sunması gerektiğini öne sürdü.

Weber, “Elon Musk bundan hoşlanmayacak, ama muhtemelen bunu yapmanın nedeni de budur,” dedi.

Alman Hristiyan Sosyal Birliği’nin (CSU) de üyesi olan Weber, Avrupa’nın üç sarsıntıyla karşı karşıya olduğunu savundu: Yapay zeka (AI) tarafından yönlendirilen teknolojik dönüşüm, Rusya ve Çin’den gelen jeopolitik tehdit ve Avrupa içinde artan iktisadi güvensizlik. 

AP’de yaptığı konuşmada, “Her ay 27.000 Avrupalı sanayi işçisi işini kaybediyor,” diyen Weber, yüksek ücretli istihdamı korumanın, “Avrupa’nın sosyal piyasa ekonomisi için hayati önem taşıdığını” belirtti.

Weber, von der Leyen’in daha sıkı savunma işbirliği çağrısını güçlü bir şekilde destekledi. Avrupa hükümetlerinin önümüzdeki on yıl içinde savunmaya 6,4 trilyon avro harcayacaklarını belirten Weber buna rağmen yine de 27 küçük ulusal ordudan ibaret kalınabileceğini ifade etti.

“Çözüm birliktir,” diyen Weber, ortak komuta yapıları, insansız hava araçları ve uydulara dayalı bir Avrupa savunma ayağı kurulması çağrısında bulundu.

Weber’e göre askeri işbirliği o kadar sıkı bir şekilde birbirine bağlanmalı ki, gelecekteki hükümetler bunu kolayca geri alamamalı.

Yapay zeka konusunda tek tek üye devletlerin ABD ve Çin’deki yatırımlarla boy ölçüşemeyeceğini belirten EPP lideri, bu nedenle, yeni Rekabetçilik Fonu bünyesinde bir Avrupa yapay zeka fonu kurulmasını önerdi.

Öte yandan Weber, Komisyon’un bazı iklim politikalarına yönelik yaklaşımına itiraz etti. İklim değişikliğinin gerçek olduğunu ama politikacıların, yakıt fiyatlarıyla boğuşan Avrupalılara, artan maliyetlerin çevre için iyi olduğunu söylememeleri gerektiğini ifade etti.

Weber, “Yasaklara değil, inovasyona ihtiyacımız var,” diye ekledi.

Konuşmasını, Kanada ile daha güçlü bir işbirliğine sıcak baktığını belirterek sonlandırdı.

Ticaret anlaşmalarının yeni pazarlardan ibaret olmadığına işaret eden Weber, “Bunlar, alternatif bir dünya düzeninin temelidir. Avrupa’nın artık yalnız olmadığı bir dünya düzeni,” diye konuştu.

Avrupa

Alman özel kuvvetleri Rusya ile savaşa hazırlanıyor

Yayınlanma

Almanya Özel Kuvvetler Komutanlığı, eğitim programını Rusya ile olası bir çatışma senaryosuna göre yeniden yapılandırarak arazide uzun süreli muharebe hazırlıklarına odaklandı. Dört saat içinde intikal kabiliyetine sahip yaklaşık 1500 kişilik birlikte, aşırı soğuk hava şartları ve konvansiyonel ordu tehditlerine karşı eğitimler ağırlık kazandı.

Almanya Özel Kuvvetler Komutanlığı (KSK), eğitim ve harekât doktrinini Rusya ile olası bir savaş senaryosuna göre baştan aşağı yeniliyor.

Bild gazetesine konuşan KSK Komutanı Tuğgeneral Andreas Kühne, planlama ve tatbikatlarda doğrudan Rusya’yı hasım olarak merkeze aldıklarını söyledi.

Özel kuvvetlerin geçmişte operasyonlarını çoğunlukla üç gün gibi kısa süreler için planlayıp ardından üsse dönecek şekilde kurguladığını hatırlatan Kühne, yeni dönemde askerlerin arazide çok daha uzun süre kalmak zorunda kalacağını, harekâtın ilk aşamasında görev süresinin tamamen belirsiz olabileceğini dile getirdi.

Almanya’nın Baltık ülkelerinde icra edilen tatbikatlar sırasında özel kuvvetlerinin kabiliyetlerini sahada gösterdiğini belirten Kühne, bu caydırıcılığın NATO’ya yönelik bir saldırının ağır kayıplara yol açacağı konusunda Moskova’ya açık bir mesaj vermeyi amaçladığını vurguladı.

Alman komutan, “Putin bizim muharebe gücümüzü biliyor” diye konuştu.

Yeni eğitim programı, Alman komandolarını tanklar, ağır topçu bataryaları, insansız hava araçları ve gelişmiş elektronik harp sistemlerine sahip konvansiyonel bir orduyla çatışmaya hazırlıyor.

Birlikler aynı zamanda aşırı soğuk hava şartlarında hayatta kalma ve savaşma talimleri yaparak NATO’nun doğu kanadındaki operasyonel senaryolara odaklanıyor.

Rusya ile sıcak bir çatışma çıkması durumunda KSK’nin Alman ordusunun ana muharip unsurlarından daha önce harekete geçmesi planlanıyor.

Özel kuvvetler, Litvanya’da konuşlu bulunan 45. Zırhlı Tugay muharebeye girmeden önce sahada kendilerine verilen kritik görevleri tamamlamayı hedefliyor.

Kühne, birliğin alarm verilmesini izleyen dört saat içinde Stuttgart’tan havalanabilecek intikal hazırlığına sahip olduğuna dikkat çekti.

Aşırı sağ tartışmalarından konvansiyonel savaşa

Karargâhı Calw kentindeki Zeppelin kışlasında yer alan KSK bünyesinde yaklaşık 1500 personel görev yapıyor, ancak bu kadronun yalnızca üçte biri doğrudan komando sınıfında muharip askerlerden oluşuyor.

Kadro doluluk oranı yüzde 70 ile yüzde 80 arasında seyreden birliğe girmek için başvuran adayların sadece yüzde 15’inden biraz fazlası zorlu eleme sürecini geçebiliyor.

Muharebe hazırlığı kapsamında personelin her yıl eğitimlerde 500 bin civarında fişek harcadığı belirtilirken, askerler yoğun güç geliştirme, yüzme ve göğüs göğüse çarpışma eğitimlerinden geçiyor.

Kurulduğu 1996 yılından bu yana rehinelerin kurtarılması, terörle mücadele, çatışma bölgelerinden tahliye operasyonları ve düşman hatlarının gerisinde keşif görevleri icra eden KSK, Afganistan’da da Taliban’a karşı savaştı.

Birlik, birkaç yıl önce aşırı sağcı skandallarla sarsılmış ve lağvedilme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı.

Bu süreçte askerler arasında Nazi selamı verilmesi, domuz kafalarıyla eğlence düzenlenmesi, mühimmatların gizemli şekilde kaybolması ve bir askerin evinde yasa dışı silah ve patlayıcı deposu ele geçirilmesi kamuoyunda büyük tepki topladı.

Skandalların ardından 2020 yılında KSK’nin bir bölüğü tamamen dağıtıldı. Komutan Kühne, benzer disiplin suçları ve aşırı sağcı vakaların günümüzde son derece azaldığını, ancak bu tür eğilimlerin bütünüyle ortadan kalkmadığını kabul ediyor.

Almanya cephesinde Rusya’ya yönelik hazırlıklar yalnızca kara unsurlarıyla da sınırlı değil. Haziran ayında Almanya Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Holger Neumann, Rusya’nın NATO topraklarına saldırması halinde Alman savaş uçaklarının Rus askeri hedeflerine doğrudan saldırı düzenlemeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Neumann; Kaliningrad bölgesi, Kola Yarımadası, Sankt Petersburg çevresi ve Karadeniz’deki noktaları olası hedefler arasında sayarak “Topraklarımızın her karışını savunacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Bakanlıklarda yarı yarıya tensikat: Hollanda bürokrasiyi yapay zekaya devrediyor

Yayınlanma

Hollanda hükümeti, yapay zeka entegrasyonu ve bürokrasiyi azaltma reformu kapsamında 25 bin kamu çalışanının işine son vermeyi planlıyor. Bakanlıklar ve teftiş kurumlarında yüzde 60’a varan tensikat öngören planla, 2035’ten itibaren her yıl 3,5 milyar avro tasarruf hedefleniyor.

Hollanda hükümeti, kamu sektöründe verimliliği artırmak ve yapay zeka teknolojilerini devreye sokmak amacıyla yaklaşık 25 bin memurun görevine son vermeye hazırlanıyor.

Bloomberg’in aktardığı plana göre Lahey yönetimi, kamu kadrolarında gidilecek bu tensikatla 2027 yılına kadar her yıl 900 milyon avro, 2035 yılından itibaren ise yıllık 3,5 milyar avro tasarruf sağlamayı hedefliyor.

İşten çıkarmalar öncelikli olarak bakanlıkları, denetim müfettişliklerini ve idari icra kurumlarını kapsayacak.

Ancak planlanan kesintiler her kamu kurumuna aynı oranda yansımayacak; polis teşkilatı ile savunma sektörü kapsamlı tensikat dalgasından daha az etkilenecek.

Etkin Yönetimden Sorumlu Devlet Sekreteri Eric van den Burg, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Merkezi hükümetin gerçekten verimli çalışması; daha yalın, daha akıllı ve daha küçük hale gelmesi için zor kararlar alacağız” ifadelerini kullandı.

Hükümet verilerine göre ülkedeki kamu personeli sayısı, geçmiş hükümetlerin kadroları daraltma yönündeki vaatlerine rağmen 2025 yılının sonu itibarıyla rekor düzeye çıkarak 160 bine ulaştı.

Bu rakam, kamudaki çalışan sayısının 2018 yılına kıyasla yüzde 41 oranında arttığını gösteriyor.

Eric van den Burg’un parlamentoya sunduğu mektupta yer alan ayrıntılar, bakanlıkların, denetim birimlerinin ve icra dairelerinin belirli kollarında personel sayısının yüzde 45 ila 60 oranında azaltılabileceğini ortaya koyuyor.

Yönetim, idari yükü hafifleterek gereksiz bürokratik prosedürleri yürürlükten kaldırmayı ve kamu çalışanlarının iş verimini yükseltmeyi hedefliyor.

Reformun temel ayaklarından birini, işlevsiz hale gelen ya da aşırı bürokratik yük yaratan 500 kural ve düzenlemenin tamamen iptal edilmesi oluşturuyor.

Hükümet, yasal mevzuatı ve işleyiş kurallarını sadeleştirerek yeni personel ihtiyacını asgari düzeye indirmeyi ve kamu kurumlarında yapay zekadan daha yaygın biçimde faydalanmayı amaçlıyor.

Kamuda yapay zekaya dayalı küçülme eğilimi farklı ülkelerde ve özel sektörde de adımlar atılmasına yol açıyor.

Özbekistan’da Ekim 2025 tarihinde ulusal mevzuat veri tabanında yayımlanan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev imzalı kararnameyle, yapay zeka uygulamalarına geçiş paralelinde 2 binden fazla kamu görevlisinin kadrosunun tasfiye edileceği duyurulmuştu.

Öte yandan teknoloji devleri Microsoft ve Meta da yapay zeka alanındaki yüksek maliyetli yatırımları nedeniyle iş gücünde kesintiye gitme kararı almıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Fonların gölgedeki patronu: Davalar İngiliz milyarderin peşini bırakmıyor

Yayınlanma

Yönettiği 12 milyar dolarlık fon ağına rağmen kamuoyundan gizlenen İngiliz milyarder Peter de Putron, Williams Formula 1 takımı ve ABD’deki 2,8 milyar dolarlık enerji projesini kapsayan davalar nedeniyle gündemde. Mahkemelerin ifade çağrıları, Jersey Adası’ndaki adresinde bulunamayan ve Birleşik Krallık siyasetine milyonluk bağışlar yapan milyarderin gizlilik kalkanını zorluyor.

Finans piyasalarında algoritmik işlemlerle devasa bir servet edinen İngiliz milyarder Peter de Putron, onlarca yıldır kamuoyunun radarından titizlikle kaçmayı başardı.

İnternette tek bir karesi dahi yer almayan, randevu adreslerini buluşmaya birkaç dakika kala bildiren ve eski tanıdıklarının bile telefon numarasına ulaşamadığı finansçı, iş dünyasının en kapalı figürlerinden biri olarak biliniyor.

Fakat Formula 1 takımı Williams’ı ve ABD’deki dev bir veri merkezi yatırımını kapsayan yargı süreçleri, gizem perdesini aralamaya başladı.

Financial Times’ın haberine göre, mahkemelerden çıkan celp ve inceleme kararları, de Putron’u iş ağının ayrıntılarını ve kişisel bilgilerini açıklamaya zorlayabilir.

De Putron’un servetinin omurgasını, Londra merkezli G-Research şirketi oluşturuyor. Finans piyasaları için alım satım yazılımları ve tahmin modelleri üreten bu yapı, hisse senedi alıp satmıyor; yalnızca verileri tarayıp piyasa hareketlerini öngören algoritmalar hazırlıyor.

Şirketin rakiplerinden biri, bu modelleri kullanan ve de Putron ile bağlantılı olan yatırım fonunun 10 milyar dolar ile 12 milyar dolar arasında varlık yönettiğini tahmin ediyor.

G-Research bünyesinde üretilen tahminler, doğrudan Birleşik Krallık dışındaki ilişkili şirketlere iletiliyor. Financial Times, bu yapının milyardere operasyonlarının kayda değer bölümünü düşük vergili yargı bölgelerinden yürütme imkanı verdiğini yazıyor.

Örneğin bağlantılı şirketlerden biri, şirket sahipliğine dair şeffaflık kurallarının oldukça gevşek tutulduğu Marshall Adaları’nda tescil edilmiş vaziyette.

İlk yatırım fonunu 1997 yılında Amerikalı milyarder George Soros’un desteğiyle kuran de Putron, zamanla odağını tümüyle bilgisayar algoritmalarıyla yürütülen ticarete çevirdi.

Finansçı, 2001 senesinde daha sonra G-Research adını alacak olan Gloucester Research şirketini hayata geçirdi. O tarihten bu yana kişisel hayatını neredeyse mutlak bir gizlilikle yürütüyor.

Gazeteye konuşan kaynaklar, de Putron’un toplantılara katılacak kişilerden elektronik cihaz getirmemelerini talep ettiğini aktarıyor.

The Wall Street Journal’a konuşan bir tanıdığı ise milyarderin katıldığı ender bir etkinlikte hem iç mekanda hem dışarıda çıkarmadığı şapkası, trençkotu ve güneş gözlükleriyle adeta klasik bir casus kılığında dolaştığını anlatıyor.

Benzer bir tecrit kültürü G-Research içinde de geçerli. Çalışanların şirket içi bilgileri dışarı aktarması kesin bir dille yasaklanırken, işten ayrılanların rakip kurumlara geçişi de ağır sözleşme şartlarıyla sınırlandırılıyor.

Ofis içi bilgi akışını kesmek amacıyla departmanlar arasına katı bariyerler örülmüş durumda; çalışanlar diğer birimlerin ne tür projeler üzerinde çalıştığını dahi göremiyor.

Şirket, verileri korumak için özel olarak geliştirilmiş yüksek güvenlik altyapıları kullanıyor.

Hukuki ihtilaflar gizlilik kalkanını zorluyor

Milyarderin yatırımları finans piyasalarıyla sınırlı kalmadı.

De Putron, savunma sanayisine teknoloji geliştiren girişimlere ve Formula 1 takımı Williams’ın sahibi Dorilton Capital’a sermaye sağladı.

Financial Times ayrıca, de Putron ile ABD’nin Güney Carolina eyaletinde 2,8 milyar dolarlık devasa bir veri merkezi ve 460 megavatlık enerji santrali inşaatını finanse eden NorthMark şirketi arasında bağlar saptadı.

Fakat her iki yatırım da de Putron’un adını yargı kayıtlarına taşıdı. Güney Carolina’daki projeye karşı çıkan bölge sakinleri, inşaat şirketinin projenin gerçek boyutlarını gizlediğini öne sürerek dava açtı.

Formula 1 kanadında ise Williams takımının eski pazarlama direktörü Claudia Schwarz, Dorilton ve doğrudan de Putron aleyhine dava açtı.

Yargılama sürecinde mahkeme de Putron’un ifadesinin alınmasına izin verdi. Ancak tebligat memurları, Manş Denizi’ndeki Jersey Adası’nda kayıtlı adrese iki kez gitmelerine karşın milyardere resmi evrakı teslim edemedi. Hukukçular, bu süreçlerin финансисті gizlilik kalkanını delmeye mecbur bırakabileceğini değerlendiriyor.

De Putron’un ilişkiler ağı Birleşik Krallık siyasetine ve sivil toplumuna kadar uzanıyor.

Financial Times verilerine göre, milyarderin kontrolündeki şirketler İngiltere Muhafazakar Partisi’ne yaklaşık 1 milyon sterlin bağışladı.

Eşi Hayley de Putron adına kurulan yardım vakfı ise İngiliz kraliyet ailesinin himayesindeki kuruluşlara milyonlarca sterlinlik kaynak aktardı.

Hatta 2017 yılında dönemin Galler Prensi Charles, Hayley de Putron’a yardımlarından ötürü açık teşekkür iletmişti.

İngiliz The Guardian gazetesinin 2016 tarihli araştırması da milyardere ait şirketlerin Muhafazakar Parti kasasına yüz binlerce sterlin yatırdığını ve İngiltere’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini sorgulayan düşünce kuruluşlarına sermaye aktardığını ortaya koymuştu.

Bu kuruluşların başında gelen Open Europe’a doğrudan Gloucester Research üzerinden aktarılan tutar yaklaşık 700 bin sterline ulaşıyor.

De Putron aynı zamanda eski Birleşik Krallık Bakanı Andrea Leadsom ile akrabalık bağı taşıyor; finansçı, Leadsom’ın kız kardeşiyle evli.

Eldeki kayıtlar, Leadsom ile eşinin geçmiş yıllarda de Putron’a ait şirketlerde yöneticilik yaptığını gösteriyor.

Eski bakan ise akrabasının bağışlarının siyasi kariyerinde rol oynadığı iddialarını reddediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English