Bizi Takip Edin

Amerika

Fed faiz artırdı

Yayınlanma

Fed, üç yıl sonra ilk kez faiz oranlarını yükseltti ve yetkililer bu yıl en az bir faiz artışı daha öngördü.

Faiz artışıyla birlikte merkez bankasının gecelik fon faiz oranı hedef aralığı %3,75 ile %4 arasına çekildi. Politika yapıcılar bu artış lehinde 12’ye karşı 0 oyla karar verdiler.

Merkez bankasının para politikasındaki daha sıkı duruşu, Fed’in son dönemde petrol fiyatlarındaki toparlanma nedeniyle daha da kötüleşen inatçı enflasyonla mücadele ettiği bir dönemde ortaya çıktı.

Fed Başkanı Kevin Warsh, çeyrek puanlık bu artışın “bir miktar gevşemeyi ortadan kaldırdığını” söyledi.

Warsh düzenlediği basın toplantısında ne kendisinin ne de diğer politika yapıcıların mevcut enflasyon hızından memnun olduğunu söyledi.

Başkan, “Ana odak noktamız, görev tanımımızın fiyat istikrarı kısmı. Gerçek şu ki, enflasyon çok yüksek ve çok uzun süredir bu seviyede seyrediyor,” dedi.

Warsh, ABD ekonomisinin büyümesi için tüketici fiyatlarının istikrarının sağlanmasının önemini vurguladı ve şöyle konuştu:

“Fiyat istikrarı, iktisadi büyümenin temelidir ve bence bugün bunu sağlamak için önemli bir adım attık. Bunu kısmen, daha önce bahsettiğim gevşeme tedbirini ortadan kaldırarak başardık.”

Warsh, Fed’in petrol gibi ürünlerdeki fiyat şoklarını tek başına durduramayacağını belirtse de, merkez bankasının enflasyonist baskıların yayılmasını önlemede üstleneceği bir rol olduğunu ifade etti.

Warsh, petrol ve gıda ürünlerini iki örnek olarak göstererek, “Tek tek hiçbir fiyatı etkileyemeyiz” dedi ve şöyle devam etti:

“Fakat yapabileceğimiz ve yapacağımız şey, göreceli fiyatlardaki herhangi bir değişikliğin yayılmamasını ve ekonomi üzerinde ikinci ve üçüncü dereceden etkiler yaratmamasını sağlamak. Görevimiz budur ve biz de bunu yapıyoruz.”

Warsh, Federal Açık Piyasa Komitesi’nin faiz oranlarına ilişkin gelecekteki kararları hakkında ayrıntıları açıklamayacağını söyledi.

Gazetecilere açıklama yapan Başkan, “İleriye dönük yönlendirme işinde değilim. Bugün aldığımız karar, sağduyulu, ciddi ve sorumlu bir karardı; buradaki 110 ya da [120] gün boyunca hazırlandığımız ve üzerinde düşündüğümüz bir karardı.”

Warsh ayrıca, bu kararın piyasalar tarafından yönlendirilmediğini de ekledi:

“Bugün bu kararı, duruma ilişkin değerlendirmemize, istihdamın gidişatına ilişkin değerlendirmemize ve ekonominin gücüne dair yargımıza dayanarak aldık. Bazen piyasa, sonuçlarımızı önceden yargılamaya çalışır. Piyasa fiyatlarını izleyeceğim ve ne söyleyeceklerini göreceğim. Fakat bugünkü karar bizim kararımızdı.”

Warsh’ın bu açıklamaları, İran krizi nedeniyle akaryakıt fiyatlarının hızla yükselerek tüketiciler ve işletmeler üzerinde maliyet baskısı yaratmasının ardından geldi.

Kamyon ve trenlerde kullanılan dizel yakıtın galon başına fiyatı çarşamba günü yeni zirvelere ulaştı.

İşçi Bayramı tatili sırasında seyahat edenler, ABD’de bu tatil için kaydedilen en yüksek tutarı ortalama bir galon benzin için ödedi.

Warsh, son aylarda faiz oranlarının düşürülmesi çağrısında bulunan Başkan Donald Trump ile olan görüşmelerine ilişkin bir soruyu yanıtlamayı reddetti.

Warsh, “Başkanla yaptığımız görüşme hakkında size verecek hiçbir bilgim yok,” dedi.

Beyaz Saray Ekonomi Danışmanları Konseyi Başkanı Christopher Phelan, salı günü CNBC’ye yaptığı açıklamada, faiz oranlarının yükseltilmesinin bir “hata” olacağını söylemişti.

Başkan Trump, ise Warsh’ın arkasında olduğunu ve merkez bankasının oybirliğiyle faiz oranlarını artırma kararı almasından hemen önce kendisiyle görüştüğünü söyledi.

Trump, çarşamba günü gazetecilerin Warsh’a güvenip güvenmediğine dair bir sorusuna yanıt olarak, “Kevin’a güveniyorum. Fakat yönetim kurulu ona çok baskı uyguluyor. Kevin ile konuştum. Ona, ‘Yönetim kuruluyla aynı yönde oy versen de fark etmez’ dedim. Ona ‘Ne istersen onu yap’ dedim,” diye ekledi.

Beyaz Saray sözcüsü Kush Desai, Fed’in faiz oranlarını artırma kararının iktisadi açıdan haklı bir dayanağı olmadığını ve yüksek enflasyona katkıda bulunan ana faktörü çözmeyeceğini söyledi.

Desai, Fox News’e verdiği röportajda, “Federal Rezerv’in bugün aldığı, faiz oranlarını artırmaya yönelik bu oldukça talihsiz karar, yönetimin bakış açısına göre, özellikle ikna edici bir iktisadi gerekçeyle desteklenmiyordu,” dedi ve şöyle devam etti:

“Başkan ve diğerlerinin de belirttiği gibi, halen enflasyonun var olduğu ölçüde, bu durum tamamen enerji arzındaki şoktan, yani Orta Doğu’daki petrol fiyatlarındaki gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Bunlar faiz oranlarıyla hiçbir ilgisi olmayan ve yüksek faiz oranlarından gerçek anlamda etkilenmeyen unsurlardır.”

Trump, iki gün önce küresel dizel fiyatlarındaki hızlı artışın “büyük ölçüde İran’dan değil, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan kaynaklandığını” ileri sürmüştü.

Desai, “Şu anda faiz oranlarının yükseltilmesinin tek yapacağı şey, ABD’nin bu başkanın yönetiminde kaydettiği önemli iktisadi ilerlemeyi engellemek olacak,” dedi.

Desai, Fed’in kararı hakkında Trump ile şahsen konuşmadığını belirtti.

Amerika

Sam Altman: AI konusunda bize güvenin

Yayınlanma

OpenAI’ın patronu Sam Altman, insanların şirketine ve benzeri kuruluşlara doğru şeyi yapacaklarına dair daha fazla güven duymaları gerektiğini söyledi.

Altman, salı günü San Francisco’da düzenlenen Salesforce’un Dreamforce konferansında, “Dünya, doğru olanı yapacağımıza güvenmeli çünkü bu doğru olan şey ve biz bunun öneminin farkındayız,” dedi.

Öte yandan Altman, araçların yeteneklerinin hızla gelişmesi nedeniyle insanların yapay zeka konusundaki endişelerinin haklı olduğunu da belirtti.

Altman, yapay zeka şirketlerinin kendi kendilerini denetleyebilecek durumda olduklarını söyledi.

“Bunu doğru bir şekilde halledeceğiz,” diyen Altman, şirketlerin “uyum ve güvenliği yeteneklerin çok ötesinde” tutamazlarsa “hızlarını yavaşlatacaklarını ya da duracaklarını” da sözlerine ekledi.

Altman, “sektör genelinde yeni teknolojilerle birlikte bir dereceye kadar kazaların kaçınılmaz olduğunu” savundu.

Büyük şirketlerin “yapay zekayı yavaşlatma” çağrısı hisseleri vurdu

CEO, federal kurumlar tarafından yürütülen kaza raporlamaları, bunlardan çıkarılan dersler ve düzenlemeler sayesinde hava yolculuğunun ne kadar güvenli hale geldiğine dikkat çekti ve şöyle devam etti:

“Muhtemelen, ne yazık ki, herhangi bir yeni teknolojiyle ilgili kazalar kaçınılmaz ve bu konuda şeffaf bir raporlama kültürüne sahip olmalıyız.”

Altman, şirketlerin “güvenli bir şekilde ilerleyemeyeceğimiz bir noktaya gelirsek, hızımızı azaltmaya veya durmaya” hazırlıklı olmaları gerektiğini söyledi.

Sosyal medyayı “ibretlik bir örnek” olarak gösteren Altman, sosyal platformların gerçek faydalar sağladığını, fakat toplum üzerindeki, özellikle de gençler üzerindeki etkilerinin “sadece olumlu” olmadığını söyledi.

Kısa videoları, doğası gereği kötü olmasa da yine de tehlikeli olabilecek bir teknoloji örneği olarak öne çıkardı.

“Kısa videoların doğası gereği kötü olduğunu düşünmüyorum, ancak tehlikeli olduklarını düşünüyorum,” diyen Altman, sorumluluğun ebeveynler, şirketler ve hükümetler arasında paylaşıldığını da ekledi.

Altman, bu tür videoları izleyerek rahatlamayı sevdiğini ancak çocuklarının izlemesine izin vermeyeceğini belirtti.

OpenAI CEO’su, yapay zeka teknolojisini “tanrılardan gelen ateş”e benzeterek, dünyanın sohbet robotları ve kodlama ajanlarından sonra, yapay zekanın insanların adına proaktif olarak işleri yürütebileceği üçüncü bir dalganın eşiğinde olduğunu söyledi:

“İnsanları gerçekten daha yetenekli ve daha güçlü kılacak harika ürünleri nasıl geliştireceğimizi anlamak konusunda henüz yolun başındayız.”

Yapay zeka: Finansal bir balon

İnsan işlerinde büyük bir atalet olduğunu ve teknolojinin tam anlamıyla yaygınlaşmasının yıllar alacağını belirtti.

Bu arada Washington’da konuşan Senatör Bernie Sanders ve eski Trump danışmanı Steve Bannon, ikisi de yapay zekanın daha sıkı bir şekilde denetlenmesi çağrısında bulundu.

Altman’ın yorumlarının ardından Mark Zuckerberg X’te bir yazı yayınlayarak, her yapay zeka şirketinin güvenlik konusunda “kendi adımlarını atma” yeteneğine ve motivasyonuna sahip olduğunu belirtti.

Meta CEO’su, “Uyum konusuna odaklanmayan her laboratuvar geride kalacaktır,” diye yazdı:

“Modelleri zarar verirse laboratuvarlar önemli bir sorumlulukla karşı karşıya kalır, bu nedenle bunu önlemek için de güçlü bir motivasyonları vardır. Uyum, insan etik fikirlerini ve ilkelerini yapay zekaya entegre etmeyi amaçlayan bir alandır. Başka bir deyişle, yapay zekayı insanların değer verdiği şeylerle uyumlu tutmayı hedefler.”

Nvidia CEO’su Jensen Huang, aynı konferansta, teknolojinin yeni sürümlerinin piyasaya sürülüp sürülmeyeceğine yapay zeka şirketlerinin karar vermesi gerektiğini ve bu kararın dış güçler tarafından yönetilmemesi gerektiğini söyledi.

“Yeni yasalara veya düzenlemelere ihtiyacımız yok,” diyen Huang, inovasyon hızı ile yapay zeka ürünlerinin güvenliği arasında “yanlış bir seçim” yapılmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Huang ayrıca, güvenliğin bir “mühendislik sorunu” olduğunu ve şirketlerin bir ürüne olan güvenlerini yitirmeleri halinde “bir ara vermeleri” gerektiğini savundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump, İsrail’e tarihin en büyük bomba sevkiyatına hazırlanıyor

Yayınlanma

Trump yönetiminin İsrail’e 2,8 milyar dolar değerinde, yaklaşık 900 kilogram ağırlığında 40 bin ağır bomba göndermeye hazırlandığı bildirildi.

Paketin ABD’nin modern tarihindeki en büyük konvansiyonel bomba sevkiyatı olabileceği belirtiliyor.

Washington Post’un ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberine göre silah paketi, 20 bin MK-84 ve 20 bin BLU-117 bombasının yanı sıra 20 bin I-2000 delici savaş başlığını kapsıyor.

İşlem resmi olarak “silah satışı” şeklinde tanımlansa da finansman ABD’nin Yabancı Askerî Finansman programından karşılanacak.

Bu program kapsamında Washington, İsrail’in Amerikan silahlarını satın almak için kullanacağı parayı kendisi sağlıyor.

Trump yönetimi, Kongre’ye onay baskısı yapıyor

Önerilen silah sevkiyatı hakkında Kongre komisyonlarına gayriresmi bildirimde bulunuldu. Trump yönetiminin, paketin onaylanması için Kongre yetkililerine baskı yaptığı bildirildi.

Muhafazakâr yorumcu Tucker Carlson, habere ilişkin değerlendirmesinde planlanan sevkiyatın benzeri görülmemiş boyutlarına dikkat çekerek kararı sert biçimde eleştirdi.

Carlson, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu, modern ABD tarihinde konvansiyonel patlayıcı mühimmatın tek seferde gerçekleştirilen en büyük sevkiyatı gibi görünüyor” dedi.

Carlson, Amerikan ölçü birimiyle 40 bin tona, metrik sistemle yaklaşık 36 bin 300 tona karşılık gelen sevkiyatı İkinci Dünya Savaşı bombardımanlarıyla karşılaştırdı.

ABD Sekizinci Hava Kuvvetlerinin Mart 1945’te Berlin’e düzenlediği saldırıda yaklaşık 3 bin ton, Tokyo’ya yönelik Meetinghouse Harekâtı’nda ise yaklaşık 1600 ton bomba kullanıldığını hatırlattı.

Carlson: İsrail, İkinci Dünya Savaşı mı yürütüyor?

Carlson, planlanan sevkiyatın büyüklüğünün tarihsel bir benzerinin bulunmadığını belirterek bu silahların bölgede kullanılmasının askeri gerekçesini sorguladı.

Carlson, “Bunun hiçbir haklı gerekçesi de yok” diyerek sevkiyatın boyutunun İsrail’in “İkinci Dünya Savaşı yürüttüğünü” düşündürecek düzeyde olduğunu ifade etti.

Silahların yoğun nüfuslu bölgelerde kullanılmasının ağır sonuçlar doğuracağını vurgulayan Carlson, MK-84 bombasının binaları yıkabilecek ve derin kraterler açabilecek güçte olduğunu belirtti.

Carlson ayrıca İsrail ordusunun Gazze’de bu bombalardan yüzlercesini kullandığını hatırlattı.

“Vergi mükelleflerinin parasıyla İsrail’e hediye”

Carlson, silahların Yabancı Askeri Finansman programıyla karşılanacak olmasına dikkat çekerek işlemin geleneksel bir silah satışından ziyade Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla İsrail’e verilen bir hediye olduğunu savundu.

ABD Senatörü Chris Van Hollen da silah paketine karşı çıkacağını açıkladı. Van Hollen, İsrail güçleri Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürürken Trump yönetiminin vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen bombaları İsrail’e göndermek istediğini söyledi.

Trump yönetimi, henüz sonuçlanmayan silah sevkiyatı hakkında ayrıntılı açıklama yapmayı reddetti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, Avrupa ve Orta Doğu’ya verdiği askeri yardımları Amerika kıtasına kaydıracak

Yayınlanma

Trump yönetimi, Orta ve Güney Amerika’daki muhafazakâr eğilimli hükümetleri desteklemek amacıyla Avrupa ve Orta Doğu’daki ülkelere sağlanan on milyonlarca dolarlık ABD askeri yardımını kesiyor.

Dışişleri Bakanlığı salı günü Kongre’ye, Slovakya, Kuzey Makedonya, Tunus ve Irak’a ayrılan 52 milyon dolarlık dış askeri finansmanı Panama, Peru, Ekvador ve Kolombiya’ya yeniden tahsis edeceğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio geçen hafta Kolombiya, Ekvador ve Peru’yu ziyaret etti ve Trump yönetiminin dış politikasında “Batı Yarımküre”ye öncelik vererek uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve yasadışı göç konularına ağırlık verdiği için bu ülkelere ek destek sözü verdi.

Bu, Başkan Donald Trump’ın NATO müttefiklerinin savunma bütçelerine yeterince harcama yapmadıkları ve diğer konulardaki şikayetlerine yanıt olarak Avrupa’ya ayrılan fonların veya asker sevkiyatlarının azaltılmasına yönelik bir dizi adımın en sonuncusu.

Hem Kuzey Makedonya hem de Slovakya NATO üyesi.

Fakat bu gelişme, yönetimin “Batı Yarımküre”ye özel bir önem verip sağcı hükümetlerle sıkı bir işbirliği içine girmesiyle aynı zamana denk geliyor.

Yabancı askeri finansman, alıcı ülkelere ABD vergi mükelleflerinin paralarını sağlayarak, bu ülkelerin Amerikan savunma şirketlerinden askeri teçhizat satın almalarına imkân tanıyor.

Dışişleri Bakanlığı, bu fonların “kendi bölgemizde uyuşturucu terörizmiyle mücadele etmek ve Panama Kanalı’nın güvenliğini sağlamaya devam etmek” için kullanılacağını belirterek, “Batı Yarımküre”nin tarihsel olarak ABD’nin askeri yardım programlarında ihmal edildiğini de ekledi.

“Bu fonlar, düşmanların yarımküremizde stratejik dayanaklar kurmasını engelleyecek,” diyen bakanlık, Latin Amerika’daki varlığını güçlendirmeye yönelik çabalarını giderek artıran Çin’e üstü kapalı bir gönderme yaptı.

Bu fon aktarımının Tunus, Irak, Kuzey Makedonya veya Slovakya’ya yönelik yabancı askeri finansmanı ortadan kaldırmadığı belirtildi; fakat bu ülkelere ayrılan kesin tutarın ne kadar olduğu netleşmedi.

Bununla birlikte Dışişleri Bakanlığı, mevcut finansman dağılımının “yönetimin Batı Yarımküre’ye verdiği öncelikle” uyuşmadığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English