Avrupa
Fransa’da “piyasalar” Mélenchon yerine Le Pen’i tercih ediyor

Fransa’da “piyasalar” ve yatırımcılar, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalması halinde Jean-Luc Mélenchon yerine Marine Le Pen’i tercih edecek.
Geçen ay Boyun Eğmeyen Fransa’nın (LFI) lideri ve cumhurbaşkanlığı adayı Mélenchon, Fransa Merkez Bankası’nın elinde bulunan ve değeri yaklaşık 600 milyar avro olan Fransa’nın ulusal borcunun %18’lik kısmını “ateşe vereceğini” iddia etmişti.
Le Pen’in himayesindeki Ulusal Birlik (RN) Başkanı Jordan Bardella ise, faiz oranlarını düşürmek için Avrupa Merkez Bankası’nın bağımsızlığından ödün verilmesi gerektiğini öne sürmüştü.
Hem Mélenchon hem de Le Pen, daha önce avrodan ve hatta AB’den ayrılma fikrine yakın durmuştu.
Fransız 10 yıllık devlet tahvillerinin getirileri şu anda %4,3 civarında. Bu, borç krizinin avroyu yok olmanın eşiğine getirdiği 2008 yılından bu yana en yüksek seviye.
Fransız ve Alman 10 yıllık tahviller arasındaki “spread” (fark) da geçtiğimiz ay içinde benzer şekilde endişe verici seviyelere genişledi.
İtalya, İspanya ve Yunanistan (önceki krizin merkez üssü) gibi harcamacı güney ülkeleri bile artık Paris’ten daha ucuza borçlanıyor.
Fransa Merkez Bankası, Melenchon’un borç planına tepki gösterdi
Bu tür açıklamalar, her iki adayın da mali disipline karşı sergiledikleri genel düşmanca tavırla birleşince, birçok Fransız iktisatçı ve merkezci siyasetçi arasında paniğe yol açtı.
Başbakan Sébastien Lecornu, Mélenchon’un borç yakma planının “en saf haliyle bir dolandırıcılık” olduğunu ileri sürdü.
Nobel ödüllü iktisatçı Philippe Aghion ise bunun ülkenin “iflasına ve avro bölgesinin dağılmasına” yol açacağını savundu.
Ayrıca, ülkenin hızla artan bütçe açığını azaltırken emeklilik yaşını da düşürmeyi öngören Le Pen’in “çelişkili” planını sert bir dille eleştirdi.
AB yetkilileri ise daha da endişeli. Bir yetkili Euractiv’e verdiği demeçte, “Fransız siyasi sisteminin ve politikacıların anlamlı reformlar ortaya koyamaması karşısında tahvil piyasasının sert bir uyarı sinyali vereceğine dair endişeler artıyor. Böyle bir uyarı sinyali muhtemelen tüm AB finans sisteminde yankılanacak ve ardında bir dizi kurumu sarsacak,” dedi.
Öte yandan Euractiv’e göre “iyimser” olmak için bazı nedenler var. Bunlardan ilki şu: Le Pen ile Mélenchon arasında yapılacak bir ikinci tur, tahvil yatırımcıları için en kötü senaryo olsa da, aynı zamanda onların en kötü sonucu olan Mélenchon’un zaferi ihtimalini de fiilen ortadan kaldıracak.
Örneğin, Le Monde tarafından yapılan yakın tarihli bir ankete göre, Le Pen ikinci turda Mélenchon’u %68’e %32 oranında ezici bir farkla yenecek.
Öte yandan anketlerde ikinci sıra için Mélenchon ile rekabet eden merkez sağ eski başbakan Edouard Philippe’i ancak kıl payı farkla geçecek.
Fransa’da cumhurbaşkanı adayı Melenchon NATO’dan ayrılma çağrısı yaptı
Pantheon Macroeconomics’in Avro Bölgesi baş ekonomisti Claus Vistesen, “Piyasalar Le Pen’e şüpheyle yaklaşıyor fakat bir şekilde kabul edilebilir buluyorlar. Mélenchon ise tam bir felaket olur,” dedi.
Yatırımcıların Mélenchon yerine Le Pen’i tercih etmeleri, sadece RN’nin iş dünyası liderlerine yönelik son dönemdeki yakınlaşma çabalarının bir sonucu değil.
Bu durum, Le Pen’in yıllar boyunca eski ve daha “aşırı” tutumlarından (örneğin “Frexit”) uzaklaşmak için gösterdiği çabaların da tek başına bir sonucu değil.
Bunun bir başka nedeni de, zenginleri “parazitler” olarak nitelendiren eski bir Troçkist olan Mélenchon ile ikinci turda karşı karşıya gelmesinin, Le Pen’e merkeze kaymak için mükemmel bir siyasi fırsat sunacağı ve bu süreçte tahvil yatırımcılarını yatıştıracağı düşüncesi.
Vistesen, “Le Pen, Mélenchon’la karşı karşıya gelirse, ‘Ben sorumlu adayım, sol taraftaki bu çılgın ise her şeyi yakıp yıkacak’ demesi onun için çok basit bir karar olacaktır,” dedi.
Üstelik, “aşırı sağcı” politikacıların iktidara geldiklerinde politikalarını gerçekten de yumuşattıklarına ve bunu sağcı tabanlarını kendilerinden uzaklaştırmadan yapabildiklerine dair önemli kanıtlar var.
İtalya’da, kısa süre önce Benito Mussolini’den bu yana ülkesinin en uzun süre aralıksız görevde kalan lideri olan Giorgia Meloni, bunun bariz bir örneği.
ING Research’ün küresel makroekonomi başkanı Carsten Brzeski, “Son dönemdeki deneyimler, hükümete katılan ya da hükümeti yöneten sağcı popülist partilerin mali açıdan sorumlu davranabileceğini gösteriyor,” dedi.
Öte yandan işler o kadar da iyi gitmeyebilir. Le Pen’in bir başka Meloni değil de daha çok Liz Truss’a benzeyebileceğini düşünenler de var.
İngiltere’nin muhafazakâr eski başbakanı Truss’ın 2022’de bütçe açığını patlatan bütçesi tahvil piyasasını çökertmiş ve İngiliz siyasetçi görevde sadece 45 gün kaldıktan sonra istifa etmeye zorlanmıştı.
Euractiv’e göre daha da ciddi bir endişe ise, Le Pen gerçekten de mali açıdan sorumlu davranırsa bile, Fransa’nın yine de dış güçler tarafından bir krize sürüklenebileceği.
Sonuçta, tahvil piyasaları şu anda dünya çapında gergin bir durumdadır. Örneğin, ABD’nin 30 yıllık Hazine tahvillerinin getirileri yakın zamanda 19 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Bazı Japon ve İngiliz borçlanma araçlarının getirileri ise şu anda yüzyılın başından bu yana görülen en yüksek seviyelerde.
Bunun en büyük nedeni ABD. Washington’un İran’a karşı aralıklı olarak sürdürdüğü savaş enflasyonu tırmandırıyor (tahvillerin reel getirilerini eritiyor); devasa bütçe açığı ve tutarsız politika uygulamaları (son dönemde ABD Hazine piyasasına yaptığı müdahaleler dahil) yatırımcıları ürkütüyor; ve ABD’li teknoloji devlerinin devasa tahvil ihraçları, devlet tahvilleriyle rekabet ediyor (kamu borçlanma maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratıyor).
Endişe verici bir şekilde, Fransa’nın ulusal borcunun önemli bir kısmı (yaklaşık %50) da yabancılara ait.
Bu yatırımcı kesimi, bilindiği üzere oldukça “ürkek” bir yapıya sahip ve ülkeyi dışsal şoklara karşı özellikle savunmasız hale getirebilir.
Véron, “Şu anda dış riskler, iç risklerden daha ciddi,” dedi.
Başka bir deyişle, tahvil piyasasına karşı Fransa’nın tavrı asıl sorun olmayabilir; asıl sorun Amerika’nın tavrında yatıyor.
Avrupa
İngiliz denizci, “Rusya casusluğuna hazırlanmak” ile suçlanıyor

Kraliyet Donanması’na mensup bir astsubay, “Rusya adına casusluk yapmaya hazırlandığı” iddiasıyla mahkeme önüne çıktı.
Savaş istihbaratı alanında uzmanlaşmış Astsubay Teddy Young, Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında suçlandıktan sonra perşembe günü Westminster Sulh Ceza Mahkemesi’nde sanık kürsüsüne çıktı.
24 yaşındaki Young’ın, Savaş İstihbaratı Görevlisi olarak görev yaparken erişim hakkı olduğu Birleşik Krallık savunma ve istihbarat belgelerini elinde tuttuğu ve hassas bilgileri ifşa etmek için hazırlık yaptığı iddia ediliyor.
BBC’nin edindiği bilgilere göre, suçlamalar arasında bir mesajı Rusçaya çevirmek ve insanları Rusya’ya bilgi göndermeye davet eden bir web portalı aramak da yer alıyor.
Polis tarafından verilen gri bir sweatshirt giyen Young, mahkemede adını, doğum tarihini ve Bedford yakınlarındaki Clapham’daki adresini doğrulamak üzere konuştu.
Young, korunan bilgileri ifşa etmeye yönelik hazırlık niteliğinde davranışlarda bulunmak ve yabancı bir güce fayda sağlamak amacıyla korunan bilgileri elde etmek, kopyalamak, kaydetmek veya saklamakla suçlanıyor.
Suçlamalar, 26 Kasım 2024 ile 21 Mayıs 2025 arasındaki dönemi kapsıyor.
Polis, iddia edilen suçların, üs yakınında şüpheli faaliyetlerin bildirilmesinin ardından bir dizi gözaltıyla sonuçlanan son RAF Fairford olayıyla ilgili olmadığını belirtti.
Terörle mücadele polisi tarafından soruşturulan olayla bağlantılı olarak toplam yedi kişi gözaltına alınmış ve daha sonra kefaletle serbest bırakılmıştı.
Young, salı günü Bedfordshire’daki evinde gözaltına alındı.
Young, yeni 2023 Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında suçlanan ilk silahlı kuvvetler mensubu.
Londra Terörle Mücadele Polisi Başkanı Komutan Helen Flanagan şunları söyledi:
“Bunlar, görevdeki bir silahlı kuvvetler mensubuna yöneltilen çok ciddi suçlamalar. Soruşturmamız ilerledikçe, bu konuyla bağlantılı olası riskleri en aza indirmek için uygun önlemlerin alınabilmesini sağlamak amacıyla Savunma Bakanlığı’ndaki ilgili operasyonel meslektaşlarımızla son derece yakın bir şekilde çalıştık.”
Kraliyet Donanması sözcüsü, bir askeri personelin suçlandığını doğruladı ve “Yasal işlemler devam ettiği için, bu aşamada daha fazla yorum yapmak uygun olmaz,” diye ekledi.
Yargıç Annabel Pilling, Young’ı tutuklu yargılanmak üzere mahkemeye sevk etti. Young, 16 Ekim’de Old Bailey’de mahkemeye çıkacak.
Avrupa
Ekonomi dosyası Le Pen ile halefini karşı karşıya getirdi

Bloomberg’ün haberine göre Fransa’da Ulusal Birlik lideri Marine Le Pen ile parti genel başkanı Jordan Bardella arasındaki görüş ayrılıkları derinleşiyor. Le Pen’in mahkeme kararıyla 2027 yarışına dönüşü, iki siyasetçinin ekonomi programı ve parti idaresindeki çizgisini karşı karşıya getirdi.
Fransa’da sağcı Ulusal Birlik partisinde Marine Le Pen ile partinin genel başkanı olan yakın müttefiki Jordan Bardella arasındaki görüş ayrılıkları derinleşiyor.
Bloomberg’ün haberine göre, mahkemenin Le Pen’in 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasına izin vermesinin ardından Fransız siyasetçi parti yönetimini yeniden kendi elinde topladı. İki isim özellikle ekonomi politikaları ve parti idaresi konusunda farklı yaklaşımlar sergiliyor.
Le Pen seçim yasağına karşı hukuki mücadele yürütürken Bardella cumhurbaşkanı adayı olmaya hazırlanıyor ve iş dünyası odaklı bir program öne çıkarıyordu.
Paris İstinaf Mahkemesi temmuz ayında Le Pen’i Avrupa Parlamentosu fonlarını kötüye kullanmaktan suçlu buldu ancak cezasını hafifletti.
Kamu görevinden men cezası 30 ayı tecilli olmak üzere 45 aya indirildi.
Yasağın Mart 2025’ten itibaren sayılması nedeniyle 2027 seçimlerine katılma imkanını koruyan Le Pen, kararın açıklandığı gün aday olma niyetini teyit etti.
Ulusal Birlik Genel Başkan Yardımcısı Louis Aliot, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, “Görüş ve üslup farkları var ancak nihayetinde buradaki bir numara Marine Le Pen” dedi.
Ekonomi vizyonundaki ayrışma belirginleşiyor
Görüş ayrılıkları Le Pen’in 6 Ekim’de açıkladığı ekonomi programının ardından belirginleşti.
Le Pen emeklilik yaşının düşürülmesini, alım gücünün artırılmasını ve çok uluslu şirketlere uygulanan vergilerin yükseltilmesini önerdi.
Bardella ise aksine vergi indirimlerini, bürokrasinin azaltılmasını ve girişimcilerin desteklenmesini savunuyor.
Olası cumhurbaşkanı adayı olarak görüldüğü dönemde büyük şirketlerin yöneticileriyle yoğun temaslar yürüten Bardella’nın iş dünyasındaki etkisi, Le Pen’in dönüşüyle gerilemeye başladı.
Le Pen müttefikinin yakın çalışma ekibine de müdahale etti. Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre Le Pen, mahkeme kararının ardından Bardella’nın baş ekonomi danışmanı François Durvye’yi görevden aldı.
Durvye, kararın açıklandığı gün Bardella’ya her şeye rağmen adaylığını ilan etmesi yönünde tavsiyede bulunmuştu.
Gerilime rağmen işbirliği sürüyor
Parti içindeki havayı Mediapart’ın yayımladığı bir haber de etkiledi. Haberde Bardella’nın 2013 yılında antisemit nitelikli ifadeler kullandığı iddia edildi.
İddiaları reddederek yayın organına dava açan Bardella’ya Le Pen kamuoyu önünde destek verdi. Buna karşılık basında söz konusu bilgilerin parti içinden sızdırılmış olabileceğine dair iddialar yer aldı.
Tarihçi Valerie Igounet, iki siyasetçi arasındaki ilişkilerin yaz aylarından bu yana belirgin biçimde soğuduğunu aktardı. Buna rağmen taraflar arasında tam bir kopuş beklenmiyor.
Bardella seçmen nezdindeki popülaritesini korurken Le Pen de kazanması halinde onu başbakan olarak atama vaadini sürdürüyor.
Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri 18 Nisan ve 2 Mayıs 2027 tarihlerinde yapılacak.
Elabe şirketinin 26-28 Ağustos tarihli anketine göre Le Pen, ilk turda farklı senaryolara bağlı olarak yüzde 34 ile yüzde 35,5 arasında oy oranına ulaşıyor.
Avrupa
Bank of France: Şu anda ECB’nin yardımına ihtiyacımız yok

Fransa Merkez Bankası (Bank of Rance) Başkanı Emmanuel Moulin, Fransa’nın iktisadi durumunun ciddi olduğunu ama ülkenin şu anda Avrupa Merkez Bankası’ndan (ECB) yardıma ihtiyaç duymadığını belirtti.
Moulin, France Inter radyosuna verdiği demeçte şöyle konuştu:
“Bugün çözümü Frankfurt’ta aramaya gerek yok; çözüm burada, kendi ülkemizde. Mevcut koşullar göz önüne alındığında, Avrupa Merkez Bankası’nın şu anda müdahale etmesi gerektiğini düşünmüyorum.”
Mevcut küresel tahvil piyasasındaki çöküşte Fransa’nın borçlanma maliyetleri hızla yükseldi.
Bu durum, yatırımcıların ülkenin kırılgan kamu maliyesinin Avrupa’nın geri kalanına da olumsuz etki etme riski taşıdığından endişe duyması nedeniyle avroda bir satış dalgasına yol açtı.
Moulin şöyle konuştu:
“Borçlanma faiz oranlarımızdaki bu fark, avro bölgesindeki diğer ülkelere kıyasla daha yüksek bir bütçe açığına sahip olmamız ve bütçe oylaması konusunda siyasi belirsizlik bulunmasıyla bağlantılı.”
Hükümetin bütçesini parlamentodan geçirebilmesinin hayati önem taşıdığını ekleyen Moulin, bütçe açığını azaltan bir bütçeyi kabul ettirmeyi başarırsa durumun iyileşebileceğini savundu.
2027 yılının başlarında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde sağdan ve soldan baskı gören Başbakan Sebastien Lecornu’nun hükümeti, bütçe açığını GSYİH’nin %5,4’ünden %5’e indirmeyi hedefliyor.
Fransız hükümeti, 1 Ekim’de 2027 bütçe tasarısını sundu. Lecornu’nun iki öncülü de 2024 ve 2025 yıllarında bütçe tartışmaları nedeniyle görevden alınmıştı.
Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen salı günü yaptığı açıklamada, Fransa’nın borçlanma maliyetlerini hafifletmek için Avrupa Merkez Bankası’nın müdahale etmesi konusunda görüşmeler yapılması gerektiğini söyledi.
Le Pen’in teklifiyle ilgili sorulan bir soruya Moulin, bunun ECB’nin görevi kapsamında olmadığını söyledi.
Merkez Bankası başkanı, “Basitçe söylemek gerekirse, ECB’nin görevi enflasyonla mücadele etmek. Bugün %2’lik hedefimizin üzerindeyiz, dolayısıyla ECB’nin görevi ülkelerin bütçe sorunlarına çözüm bulmak değil,” dedi.
Dünya Basını2 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Sachs: Trump’ın Genel Kurul konuşması diplomasi standartlarını sarstı
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Avrupa2 hafta önce“Kararları sağ alıyor, Sol Parti de onlara uyuyor”











