Diplomasi
ABD Dışişleri Bakanlığı, Afrika haritasındaki tüm ülkeleri yanlış etiketledi

ABD Dışişleri Bakanlığı, bu hafta Brezilya’da düzenlenen küresel AIDS konferansında yapılan bir sunum sırasında gösterilen Afrika haritasında tüm ülkelerin isimlerini yanlış yazdı.
Reuters’ın OpenAI araçlarıyla hazırlandığını öne sürdüğü haritada Nijerya’nın denize kıyısı olmayan bir ülke olarak gösterilmesi, Mozambik’in Afrika Boynuzu’na yanlış yerleştirilmesi ve Fildişi Sahili’nin kıtanın diğer ucuna taşınması gibi hatalar yer aldı.
Reuters, Rio de Janeiro’da düzenlenen AIDS 2026 konferansında yapılan sunumun bir videosunu izledi.
Videoda, Dışişleri Bakanlığı’nın yeni sağlık anlaşmalarına ilişkin sunumun ortasında hatalı haritanın gösterildiği görülüyor.
Dışişleri Bakanlığı, haritasının yol açtığı “karışıklığı” kabul etti. Bakanlık, ortaya çıkan karışıklık için “tüm sorumluluğu” üstlendiğini ve haritanın, etkinlik öncesinde slayt sunumunu aceleyle değiştiren bir ekip üyesi tarafından hazırlandığını açıkladı.
Bu olay, Trump yönetiminin ABD’nin amiral gemisi niteliğindeki HIV girişimi olan PEPFAR’daki kesintilerinin halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ortaya çıkan raporların yayınlandığı bir dönemde meydana geldi.
Washington, dünyanın en büyük HIV salgınının yaşandığı Güney Afrika’ya yönelik PEPFAR fonlarını geri çekiyor.
Bir AIDS uzmanı, haritanın sadece “saygısız” olmakla kalmadığını, aynı zamanda ABD’nin küresel sağlık stratejisinin “gerçeklerle gevşek ilişkisini” de vurguladığını savundu.
Haritanın ekran görüntüleri ilk olarak AIDS uzmanı Emily Bass’ın Substack’te yayınladığı bir yazıda ortaya çıktı ve LinkedIn’de yaygın olarak paylaşıldı.
Bu paylaşımlardan biri yaklaşık 40.000 kez görüntülendi.
Atlantic Council’da yapay zeka ve jeopolitik konularına odaklanan Matt Petit, yazısında “Bu slaytı hazırlayan ve onaylayan kişi, Afrika’daki ülkelerin nerede olduğunu bilmiyordu ve yaptığı işi kontrol etme zahmetine girmedi,” diye yazdı.
Diplomasi
Körfez ülkeleri İran’a karşı Çin’den yardım bekliyor

Körfez ülkeleri, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’i açmak için İran üzerindeki iktisadi baskısını kullanması amacıyla Çin’e yöneliyor.
Reuters’a konuşan Körfez kaynakları, Çin’in daha büyük bir rol üstlenmesi yönündeki bu baskının artan bir hayal kırıklığından kaynaklandığını belirtiyor.
Üç bölgesel kaynağa göre, İran ve müttefiklerinin Hürmüz’ün yanı sıra Kızıldeniz’deki Bab el-Mandeb su yolunu da tehdit etmesi üzerine Körfez ülkeleri, savaşın Amerikan gücünün sınırlarını ortaya çıkardığının bilincinde olarak Pekin’den yardım istedi.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, yeni bir ateşkes sağlanması amacıyla muhataplarıyla onlarca telefon görüşmesi ve toplantı gerçekleştirirken, özel elçi Zhai Jun da Körfez Arap başkentlerinin yanı sıra İran’da görüşmelerde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı, yorum talebine yanıt olarak, “Çin tüm taraflarla yakın iletişim halinde kalmış ve çatışmayı durdurmak ve barışı teşvik etmek için tutarlı bir şekilde çalışmıştır,” açıklamasını yaptı.
Çin’in hem Körfez bölgesinden gelen petrolün başlıca alıcısı hem de İran’ın en büyük ticaret ortağı olması, fırsatlar sunarken aynı zamanda hassasiyetler de yaratıyor.
Bir Körfez kaynağı, “Körfez ile Çin arasında büyük bir saygı var ve bunlar önemli ticaret ortakları; bu nedenle her türlü konu çok sakin bir şekilde gündeme getiriliyor,” dedi.
Kaynak, Körfez hükümetlerinin Pekin’in Tahran’ı nihai olarak müzakere yoluyla bir çözüme yönlendirmesini umduğunu belirterek, Çin’in genellikle yavaş ve temkinli hareket ettiğini ekledi.
Fakat bu hükümetler, uzun süren bir savaşın ABD üzerinde baskı oluşturarak Çin’in çıkarlarına da hizmet edebileceğinin farkındalar.
Pekin’in Orta Doğu politikası: “Çin’in sandığımız kadar etkili olmadığı ortaya çıktı”
Çin, 2022’deki Körfez-Çin zirvesinden bu yana Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye altı ülkeyle (Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri) yakın ticaret ve yatırım bağları kurdu. Bu yıl Riyad’da bir başka zirve planlanıyor ama henüz kesinleşmedi.
Ne var ki Pekin, Tahran’ın deniz taşımacılığına yönelik tehditlerine açıkça karşı çıkmaktan kaçındı.
Bu da Çin’in Körfez’i ve ihracatını güvence altına almak için ne kadar ileri gitmeye hazır olduğu konusunda şüpheleri artırdı.
İkinci bir Körfez kaynağı şunları söyledi:
“Çinliler daha fazla dahil olmaya, daha fazla yardımcı olmaya çalışıyor. Ama Çin’in sandığımız kadar etkili olmadığı ortaya çıktı; bunun irade eksikliğinden mi yoksa kapasite eksikliğinden mi kaynaklandığı tartışılabilir. Görünüşe göre Amerika sahneye girdiğinde, süper güç hesaplamaları her şeyin önüne geçiyor.”
Washington Enstitüsü’nde Çin uzmanı olan Henry Tugendhat, Reuters’a verdiği demeçte, Pekin’in en önemli önceliğinin, açıkça herhangi bir tarafın yanında yer alarak diplomatik bir krize yol açmak yerine, bölge genelindeki ilişkileri korumak olduğunu söyledi.
Washington doğrudan müdahil olmaya başladığında, Pekin’in hesaplamaları Körfez’in ötesine geçerek Washington ile olan daha geniş bağlarını ve rekabetini de kapsar hale geldi.
Çin’in görüşmeleri hakkında doğrudan bilgi sahibi bir kaynak şunları söyledi:
“Körfez hükümetleri Çin teknolojisini, yatırımlarını ve insansız hava araçlarını satın alabilir, fakat satın alamayacakları şey, Washington’la olan ilişkilerinden bağımsız olarak işleyen Çin’in nüfuzu.”
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 24 Eylül’de Başkan Donald Trump ile görüşmek üzere ABD’ye gitmesi bekleniyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Xi’nin Orta Doğu’da barış ve istikrarı korumak ve teşvik etmek için dört maddelik bir öneri sunduğunu ve ayrıca bölgedeki ülkelerin kalkınma, güvenlik ve işbirliğini ilerletmek için destek vermeyi önerdiğini açıkladı.
Çin’in İran savaşındaki diplomatik çabalarında Pakistan’ın rolü
Çin, Ortadoğu diplomasisine girmek için derin ekonomik bağlarından yararlanarak, 2023 yılında Suudi Arabistan ile İran arasında sürpriz bir diplomatik yakınlaşma sağladı ama bu yakınlaşma şu anda sınanıyor.
Üç Pakistanlı kaynak geçen hafta Reuters’a, Pekin’in barış görüşmelerinin yeniden başlaması için Pakistan’ı Washington ile Tahran arasında arabuluculuk yapmaya zorladığını söyledi.
Çin Dışişleri Bakanlığı o dönemde, “Orta Doğu Körfez bölgesinde barış ve huzurun bir an önce yeniden tesis edilmesinde aktif bir rol oynamaya devam edeceğini” belirtti.
Konuyla ilgili bilgisi olan altı kaynak bu hafta, Yemen direnişinin Suudi limanlarına erişimi engelleme sözü vermesinin ardından, Çin’in tankerlerinin saldırıya uğramadan Kızıldeniz’in güneyinden geçebilmesini sağlamak amacıyla Husi hareketiyle doğrudan görüşmeler yürüttüğünü söyledi.
Washington Enstitüsünde araştırmacı Anna Borshchevskaya, Çin ile bağlantılı gemileri korumaya yardımcı olan dar kapsamlı ikili anlaşmaların, Çin’in diplomatik çabalarının şu ana kadar elde ettiği tek görünür sonuç olduğunu söyledi.
“Bunun ötesinde, Çin’in başka neyi başardığını ya da başarmaya istekli olduğunu görmek zor,” diyen Borshchevskaya, savaşın Çin’e çıkarlarını koruma imkânı verirken, enerji fiyatlarındaki artışlar nedeniyle ABD ve Avrupa liderleri üzerindeki seçmen baskısını artırdığını savundu.
Pekin yangına körükle gitmeyecek
Çin, İran’a uygulanan uluslararası yaptırımların bir sonucu olarak İran petrolünde sağlanan büyük indirimden faydalandı.
Yıllar boyunca, savaşın başlamasından bu yana açıkça askeri yardım sağlamasa da, çift kullanımlı bileşenler, çip ekipmanları ve uydu navigasyon sistemleri yoluyla İran’ın güvenliğine verdiği desteği artırdı.
İran savaşı patlak verdiğinden beri Pekin, İran’a yonga ekipmanları, istihbarat desteği veya savunma sistemleri sunduğuna dair medya haberlerini tutarlı bir şekilde yalanlayarak, Pekin’in tutumunun “açık ve net” olduğunu ve “asla yangına körükle gitmediğini” belirtti.
Analistlere göre, Pekin’in krize verdiği tepki, Doğu Asya’daki temel çıkarlarından uzak, bağlayıcı güvenlik taahhütlerinden kaçınmaya yönelik uzun soluklu bir stratejiyi yansıtıyor.
Pekin’in Körfez’de herhangi bir savunma taahhüdü yok
Analistler, ittifaklarını karşılıklı savunma yükümlülüklerine dayandıran ABD’nin aksine, Çin’in ticaret, yatırım ve silah satışları üzerine kurulu ortaklıkları tercih ettiğini ve daha yakın askeri katılımın yalnızca kendi yakın çevresiyle sınırlı kaldığını ekliyor.
Çin’in görüşmelerine ilişkin doğrudan bilgi sahibi olan kaynak, Pekin’in Husilerle olan iş ilişkisi temelli anlayışının, Çin bağlantılı gemileri büyük ölçüde tehlikeden uzak tuttuğunu fakat 2023-2024 yıllarında Husi’lerin gemilere düzenlediği saldırılar sırasında olduğu gibi, tüm saldırıları sona erdirme yönünde bir baskı yaratmadığını belirtti.
Kaynak, ABD’nin aksine Çin’in Körfez’de herhangi bir savunma taahhüdü bulunmadığını, bölgesel su yollarını korumak için askeri bir yetki sahibi olmadığını ve bu tür bir sorumluluğu üstlenmeye de pek istekli olmadığını belirtti.
Pekin, Çin’in Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için askeri güç kullanmaya hazır olmadığını ve diğer tarafların bunu yapabileceğine de inanmadığını açıklamıştı.
Bunun yerine, diplomasi ve diyalog çağrısında bulunmakta ve uluslararası deniz ticaret yollarının güvenliği ile serbest akışını savunuyor.
Diplomasi
ABD Dışişleri, Türkiye’nin F-35 şartlarını sağlamadığını açıkladı

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarını teslim etme sözüne rağmen Ankara’nın anlaşmanın hukuki şartlarını henüz yerine getirmediğini duyurdu. Bakanlığa göre Türkiye’nin uçakları alabilmesi için Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinden vazgeçmesi ve yeni alım yapmama taahhüdünde bulunması gerekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye Amerikan F-35 savaş uçaklarının verileceğine ilişkin sözlerine rağmen ABD Dışişleri Bakanlığı, Ankara’nın anlaşmanın hukuki şartlarını henüz yerine getirmediğini açıkladı.
Bu koşullar arasında Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 uçaksavar füze sistemlerinden vazgeçmesi de yer alıyor.
Konuyla ilgili detaylar, ABD Dışişleri Bakanlığının mektubuna dayandırılarak Fox News tarafından aktarıldı.
Kanalın haberine göre ABD mevzuatı, Ankara Rus S-400 sistemlerinden ve bunlarla ilgili ekipmanlardan kurtulana kadar F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye verilmesini yasaklıyor.
Ayrıca Ankara’nın, ABD’nin talebi doğrultusunda bu sistemleri gelecekte de satın almama sözü vermesi ve Kongre tarafından belirlenen kalan sertifikasyon şartlarını karşılaması gerekiyor.
ABD Başkanı Trump, temmuz ayında yaptığı açıklamada Türkiye’nin beşinci nesil Amerikan savaş uçaklarını alacağını söylemişti.
Ankara, Rus S-400 komplekslerini satın almasının ardından 2019 yılında F-35 programından çıkarılmıştı. Washington yönetimi Ankara’ya yaptırım uygularken ABD Kongresi de Türkiye Rus hava savunma sistemlerini elinde tuttuğu sürece savaş uçaklarının satışını yasaklamıştı.
Euractiv sitesinin kaynaklara dayandırdığı haberinde, Türkiye’nin Amerikan F-35 savaş uçaklarını satın alabilmek amacıyla Rus S-400 füze savunma sistemlerini Rusya’ya iade etmek yerine Güney Kore’ye satabileceği iddia edilmişti.
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov ise Türkiye’nin satın aldığı Rus S-400 uçaksavar füze sistemleri konusunu “aşırı hassas” olarak nitelendirmişti. Peskov, “Bu konuda Türk tarafıyla temaslarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullanmıştı.
Diplomasi
Ukrayna’dan ABD’ye İran şartı: Silah karşılığında İHA desteği

Ukrayna, ABD ve Basra Körfezi ülkelerine insansız hava araçlarına karşı destek vermeye hazır olduğunu açıkladı. Politico’nun haberine göre Kiev yönetimi, İran’a karşı sağlanacak bu yardımın Washington’dan silah sevkiyatı yapılması şartına bağlı olduğunu bildirdi.
Ukrayna’nın, Washington’dan silah sevkiyatı yapılması şartıyla ABD ve Basra Körfezi ülkelerine önleyici insansız hava araçlarıyla yardım etmeye hazır olduğu bildirildi.
Politico gazetesinin Ukraynalı bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Kiev yönetimi Ortadoğu’daki askeri desteğini silah tedarikine bağlıyor.
Gazeteye konuşan Ukraynalı yetkili, “Bizi destekleyenleri desteklemeye hazırız. Ukrayna, dronlarla mücadele sistemleri oluşturmak için muazzam bir deneyime, modern teknolojilere ve uzmanlık bilgisine sahip. Hem Birleşik Devletler hem de Ortadoğu’daki ortaklarımız Ukrayna ile işbirliği yapmaktan çıkar sağlıyor ve bu karşılıklı bir durum” ifadelerini kullandı.
Politico’nun değerlendirmesinde, ABD’nin çatışmayı caydırma veya Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını yeniden başlatma konusundaki seçeneklerinin azaldığı kaydedildi. Bazı ülkeler savaşa dahil olmaktan kaçınmaya çalışırken, diğer ülkelerin kendi şartlarıyla sürece dahil olduğu aktarıldı.
Doğu Avrupa ülkelerinden bir yetkili Politico’ya yaptığı açıklamada, ülkelerinin parlamentosunun çatışmaya katılımı onayladığını ancak bu desteğin Washington’a pahalıya patlayacağını belirtti.
Yetkili, “Baltık’ta daha fazla Amerikan askeri istiyoruz; bir tabur yerine en iyi tugayı veya en azından daha fazla taburu ve daha kalıcı bir esasla istiyoruz” dedi.
Yayınlanan haberde, Avrupa Birliği ülkelerinin ise çatışmalarda yer alma konusundaki isteksizlikleri nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump’ın tepkisini çekmemek adına “dikkat çekmemeye” çalıştığı kaydedildi.
Finlandiya Dışişleri Bakanlığının eski çalışanı Joel Linnainmaki, “Avrupa’daki temel duygu, ‘Köstebek Vurmaca’ oyununu andıran savaş dinamiğinden duyulan yorgunluktur” değerlendirmesini yaptı.
Linnainmaki, çatışmalar ne zaman dursa iki tarafın da kaçınılmaz olarak yeni bir tırmanma evresine geçtiğini belirterek, Avrupalı liderlerin şu anda Trump’ın Avrupalılara yönelik yeni taleplerinden kaçınmak için fark edilmemeye çabaladığını ekledi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, mart ayında yaptığı açıklamada Kiev’in Ürdün’deki ABD üslerini korumak amacıyla önleyici dronlar ve insansız hava aracı uzmanları gönderdiğini duyurmuştu.
Zelenski, “Hemen tepki verdik. ‘Evet, elbette uzmanlarımızı göndereceğiz’ yanıtını verdim” demişti.
Aynı ay içinde İran parlamentosunun Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Tahran’a yönelik operasyonda İsrail’e insansız hava araçlarıyla yardım ettiği gerekçesiyle Ukrayna’nın meşru bir hedef olarak görülebileceği uyarısında bulunmuştu.
Patriot sistemleri için füze eksikliği yaşandığı bir dönemde Zelenski, mayıs ayı sonunda ABD yönetiminden bu füzelerin üretimi için Ukrayna’ya lisans vermesini talep ettiğini açıklamıştı.
Zelenski, ABD’deki mevcut üretim hacimlerinin var olan ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini söylemişti.
Zelenski ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri temsilcileri, daha önce de hava savunma sistemleri için füze kıtlığı yaşandığını defalarca dile getirmişti.
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Dünya Basını4 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Görüş2 hafta önceEndüstriyel futbolun kıskacında bir dev: 2026 Dünya Kupası ve küresel ticaretin gölgesi
Dünya Basını3 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Asya2 hafta önceTokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek
Asya2 hafta önceRusya’nın benzin talebine Hindistan’dan ret
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor










