Diplomasi
Ukrayna limanlarına saldırılar rekor rekolteyi riske atıyor

The Economist’in haberine göre Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar, Ukrayna’nın bu yılki rekor rekoltesini pazarlama imkanlarını tehlikeye düşürüyor. Saldırılar nedeniyle nakliye şirketleri rotalarını değiştirirken uluslararası firmalar yüksek sigorta riskleri sebebiyle Ukrayna limanlarından uzaklaşıyor. Tarım ürünleri ülkenin dış ticaret hacminin yüzde 60’ını oluştururken yetkililer ihracatın şimdiden gerilediğini bildiriyor.
Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına yönelik saldırıları nedeniyle Ukrayna’nın dış ticaret hacminin yüzde 60’ını oluşturan tarım ürünleri ihracatının felç olabileceği bildirildi.
The Economist’in haberine göre, Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı Odessa bölgesi üzerinden yapılıyor.
Saldırılar üzerine deniz taşımacılığı şirketleri lojistik hatlarını değiştirmeye başladı. Yükselen sigorta riskleri de uluslararası şirketleri Ukrayna limanlarından uzaklaşmaya zorluyor.
Danimarkalı deniz taşımacılığı şirketi Maersk, 22 Temmuz’da gemilerinin tahliye işlemlerini Ukrayna’nın Çernomorsk Limanı’ndan Romanya’nın Constanta Limanı’na kaydırdığını duyurdu. Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Aleksey Smolyar da büyük nakliye firmalarının Ukrayna limanlarına uğramayı bıraktığını söyledi.
Smolyar, bu firmaların yerini Rusya-Ukrayna çatışmasının başlamasından sonra ilk gemilerini satın alan Orta Doğulu küçük işletmelerin aldığını kaydetti. Smolyar, Trident Maritime şirketinin ise “elverişli bayrak” sağlayan Gine-Bissau ve Togo gibi ülkelerin bayrakları altında çalışan bu işletmelerin gemilerine denetim hizmeti vermeye yöneldiğini belirtti.
Ukrayna’da bu yıl, geçen yılki 80 milyon tona kıyasla yaklaşık 81 milyon tonluk “rekor” bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekleniyor. Ancak yüksek verim, ürünlerin pazarlanamaması nedeniyle krize dönüşme riski taşıyor.
Ukrayna Tarım Bakanı Taras Vısotskiy, mayıs ve haziran aylarında ihracatın şimdiden dörtte bir oranında azaldığını açıkladı. Vısotskiy, “Saldırıların sayısı ikiye veya üçe katlanırsa bu gerçek bir sorun haline gelir” dedi.
The Economist, durumun iş gücü eksikliğiyle daha da ağırlaştığını yazdı. Habere göre, seferberlik ve muafiyet kurallarının sıkılaştırılması nedeniyle çok sayıda çalışan tarım işletmelerinden ayrılıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ise ordunun, askeri kargoların aktarılmasında da kullanılan Ukrayna altyapısını düzenli olarak vurduğunu bildirmişti. Bakanlık 30 Temmuz’da Novıye Belyarı yerleşim yerindeki bir yakıt merkezinin vurulduğunu açıkladı. Bu kapsamda Odessa ve Yujnıy limanlarında birer, Odessa’nın güneyindeki geçiş hattında ise iki olmak üzere toplam dört kuru yük gemisinin hedef alındığı bildirildi.
Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca askeri tesisler ile Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin menfaatleri doğrultusunda kullanılan enerji ve diğer altyapı tesislerine yönelik gerçekleştirildiğini vurguluyor.
Diplomasi
Hindistan’daki Rosatom nükleer projesinde inşaat süresi üç yıl uzadı

Rusya devlet şirketi Rosatom’un Hindistan’da inşa ettiği Kudankulam Nükleer Güç Santralinin dört yeni ünitesinin maliyeti gecikmelerin ardından yüzde 55 arttı. Projenin toplam maliyetinin yaklaşık 14,4 milyar dolara ulaşmasıyla birlikte ilk ünitenin devreye girme tarihi Haziran 2027’ye ertelendi. Yapım sürecinde yaşanan yaklaşan üç yıllık gecikmede Ukrayna’daki savaş, salgın koşulları ve yaptırımların etkili olduğu bildirildi.
Rusya devlet kuruluşu Rosatom’un Hindistan’da sürdürdüğü Kudankulam Nükleer Güç Santrali projesinde yer alan dört yeni güç ünitesinin inşaat maliyeti, yaşanan gecikmelerin ardından 2024 yılından bu yana yüzde 55 oranında artış gösterdi.
Bloomberg’in aktardığına göre, her biri 1 gigavat kapasiteye sahip dört yeni reaktörün güncellenmiş toplam inşaat bedeli 1,38 trilyon Hindistan rupisine (yaklaşık 14,4 milyar dolar) ulaştı.
Hindistan hükümetinin verilerine göre, 3 ve 4 numaralı güç ünitelerinin inşaat maliyetinde yüzde 73’lük bir artış gerçekleşirken, 5 ve 6 numaralı ünitelerin maliyeti ise yüzde 40 oranında yükseldi.
Rusya, 3 ve 4 numaralı güç ünitelerinin inşası için daha önce Hindistan’a 4,2 milyar dolarlık devlet kredisi tahsis etmişti.
Projenin uygulama takvimindeki toplam gecikme süresi yaklaşık üç yıla ulaştı. Bloomberg, bu gecikmenin temel nedenlerinden birinin Ukrayna’daki savaşın yarattığı sonuçlar olduğunu belirtti.
Hindistan makamları ise gecikmede Kovid-19 pandemisinin etkilerine, belirli malzeme ile ekipmanların tedarikinde yaşanan güçlüklere ve yüklenici kuruluşların karşılaştığı sorunlara işaret etti.
Jeneratör ve ekipman tedarik süreçlerine değinen AO Atomstroyexport’un Hindistan projelerinden sorumlu başkan yardımcısı Andrey Lebedev, “Yaptırımlar çalışma temposunu etkiledi ancak riski yüzde 98 oranında bertaraf ettik” değerlendirmesinde bulundu.
Tamamlanma hedefi 2030 yılına ertelendi
Hindistan Atom Enerjisinden Sorumlu Devlet Bakanı Jitendra Singh, güncellenen çalışma takvimine ilişkin ayrıntıları paylaştı.
Singh’in verdiği bilgilere göre, dört yeni güç ünitesinden ilkinin Haziran 2027’de işletmeye alınması öngörülüyor.
Bakan Singh, dört reaktörün tamamındaki inşaat çalışmalarının ise Mart 2030 tarihine kadar bitirilmesinin planlandığını bildirdi. Hindistan makamları daha önce yaptıkları açıklamalarda, Kudankulam Santrali’ndeki tüm yeni güç ünitelerinin 2027 yılına kadar tamamlanacağını ifade etmişti.
Kudankulam Nükleer Güç Santrali, Rusya ile Hindistan arasında 1988 yılında imzalanan hükümetlerarası anlaşma çerçevesinde Rosatom katılımıyla inşa ediliyor. Her biri 1 gigavat kapasiteli ilk iki güç ünitesi 2013 ve 2016 yıllarında işletmeye alınmıştı.
Rusya projenin hayata geçirilmesi amacıyla Hindistan’a devlet kredisi sağlamayı sürdürüyor. İnşaat maliyetlerindeki bu yükselişin Yeni Delhi yönetimi üzerindeki mali yükü artırdığı ve üretilecek elektrik enerjisinin birim fiyatında artışa yol açabileceği kaydediliyor.
Diplomasi
Paşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülke topraklarından geçen Güney Kafkasya Demiryolu altyapısının Ermenistan’ın mülkiyeti olduğunu ve Erivan’ın kararları doğrultusunda kullanılması gerektiğini söyledi. Konuyu Rusya ile “dostane” bir şekilde çözmeyi hedeflediklerini belirten Paşinyan, hukuki anlaşmazlık halinde tahkime gidilebileceğini ve Rus tarafına 2 milyar dolarlık talep yöneltilebileceğini ifade etti.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, gazetecilere yaptığı açıklamada, ülke topraklarından geçen Güney Kafkasya Demiryolları’nı Ermenistan’ın kendi mülkü olarak gördüğünü belirtti. Açıklamalarını News.am‘in YouTube üzerinden gerçekleştirdiği canlı yayında yapan Paşinyan, “Ermenistan bu demiryolunu kendisi için uygun gördüğü şekilde kullanma imkanına sahip olmalıdır. Bu konuda çok net olmak istiyorum, bunun başka bir alternatifi yoktur” dedi.
Paşinyan, bu meseleyi “dostane biçimde” çözmek niyetinde olduğunu vurgularken, hukuki anlaşmazlıkların ortaya çıkması halinde tahkime başvurulmasının da olası olduğunu ifade etti.
Sözlerini sürdüren Paşinyan, “Şu anda esas olarak muhalefet tarafından şunun ya da bunun fiyatının artabileceğine dair çok şey söyleniyor. Ancak Ermenistan’da 30 yıldır ücretsiz olan şeyler için Ermenistan’ın 2 milyar dolar talep etmeye başlayabileceği ortaya çıkabilir. Ben demiryolunu ima etmiyorum, bunun doğrudan Ermenistan Cumhuriyeti’nin mülkiyeti olduğunu ve başka bir seçeneğin bulunmadığını açıkça söylüyorum” ifadelerini kullandı.
Rusya Demiryolları (RJD) ise konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.
Ermenistan’daki demiryolu altyapısı hukuki olarak Ermenistan hükümetinin mülkiyetinde bulunuyor; ancak bu altyapı, RJD’nin yüzde 100 iştiraki olan Güney Kafkasya Demiryolları (YKJD) şirketinin yönetimine devredilmiş durumda. Söz konusu yönetim süreci imtiyaz sözleşmesine dayanıyor. Sözleşme 2008 yılında imzalanmış olup 30 yıllık bir süreyi kapsıyor.
Nisan ayında Paşinyan, Erivan’ın cumhuriyetteki demiryollarının yönetimine ilişkin Rus imtiyazının satılması konusunu Kazakistan heyetiyle görüşmeye hazır olduğunu açıklamış, ancak bu tür konuların Moskova’nın katılımı olmadan gündeme getirilemeyeceğini vurgulamıştı. Paşinyan, “Rusya’nın arkasından hiçbir görüşmenin yapılamayacağını vurgulamak istiyorum” demişti.
Paşinyan, bu konuda Rusya ile diyalog imkanlarının “geniş ve açık” olduğunu, bu doğrultudaki çalışmaların devam edeceğini belirtmişti.
Paşinyan ihracat kısıtlamaları yüzünden AEB için sonun başlangıcını işaret etti
Daha önce, şubat ayında Paşinyan, Ermenistan’ın stratejik konumunu ve rekabet avantajlarını kaybettiğini belirterek Rusya’ya Ermenistan demiryollarının imtiyazını satmayı teklif etmişti.
2025 yılının sonlarında Paşinyan, Rusya’nın demiryolu altyapısının onarımına acil olarak başlayamaması halinde, Erivan’ın bu hatları imtiyaz yönetiminden çıkararak kendi bütçesinden tamir etmeye hazır olduğu hususunda da uyarıda bulunmuştu.
Ancak kısa bir süre sonra Paşinyan, Ermenistan’dan Türkiye ve Azerbaycan’a uzanan demiryolunun onarımının hızlandırılması talebiyle Moskova’ya başvurmuştu.
Bu süreçte Paşinyan, mayıs ayında Ermenistan’ın Avrupa Birliği ile demiryolu bağlantısı kurduğunu duyurmuş; bu sayede ülkenin Gürcistan’ın Ahılkelek kentinden Türkiye’nin Kars kentine kadar demiryolu üzerinden mal ihracatı ve ithalatı için erişim sağladığını bildirmişti.
Paşinyan bunu ülke ekonomisi için “büyük bir olay” olarak nitelendirmiş ve gelecekte “Trump Rotası” (TRIPP) projesi kapsamında Ermenistan’ın Türkiye, Azerbaycan ve ardından Nahçıvan üzerinden İran ile demiryolu bağlantısının açılmasının beklendiğini kaydetmişti.
Bu gelişmenin öncesinde AB Dış İlişkiler Servisi, Ermenistan ile Türkiye arasındaki demiryolu bağlantısının yeniden kurulması yönündeki çalışmaları desteklediğini bildirmiş ve her iki ülkenin Güney Kafkasya’daki ulaşım altyapısının geliştirilmesindeki önemli rolüne dikkati çekmişti.
Diplomasi
Petrol bilmecesinin yanıtı Çin’in gizli stoklarında

The Atlantic’e göre Çin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ardından petrol alımını yarıya indirerek fiyatlardaki yükselişi sınırladı. Pekin’in enerji ihtiyacını nasıl karşıladığı ise belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, açık rezervuarlar dolu kalırken petrolün gizli depolarda tutulduğunu düşünüyor.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ardından petrol fiyatlarının varil başına 150 veya 200 dolara ulaşabileceği öngörülüyordu. Ancak bu artış gerçekleşmedi. The Atlantic dergisine göre bu “büyük petrol bilmecesi”nin anahtarı Çin olabilir.
Çin, Ortadoğu’daki savaş başlamadan önce Avrupa kıtasının tamamından ve ABD’nin iki katından daha fazla petrol satın alıyordu.
Çatışmanın başlamasından birkaç hafta sonra ise petrol alımını keskin biçimde azalttı ve ithalatını savaş öncesi seviyenin yarısına indirdi.
Dergi, bu azalmanın petrol fiyatlarındaki yükselişin daha sınırlı kalmasına katkı sağladığını belirtti.
Ancak Çin’in ithalatı azaltırken enerji ihtiyacını nasıl karşıladığı, bu durumun ne kadar sürdürülebileceği ve Pekin’in neden böyle bir tercih yaptığı belirsizliğini koruyor.
Küresel petrol piyasası için “felaket” niteliğinde öngörüler, arz ve talep yasasına dayanıyordu. Çatışmadan önce Hürmüz Boğazı’ndan günde 20 milyon varil petrol geçiyordu. Bu miktar, dünyadaki toplam petrol arzının beşte birine karşılık geliyordu.
Ülkeler, kayıpları telafi etmek için çeşitli yollar buldu. Bunlar arasında stratejik rezervlerdeki petrolün piyasaya sürülmesi de vardı. Ancak fiyat şokunun önüne geçilemedi.
The Atlantic, Çin’in almayı bıraktığı petrol miktarının boğazın kapanmasıyla ortaya çıkan toplam kaybın yaklaşık dörtte birine denk geldiğini yazdı.
Günde 5 milyon varile ulaşan bu miktar, Hindistan’ın toplam petrol ithalatına eşitti. Böylece petrolün başka ülkelere yönlendirilmesiyle büyük bir arz açığının oluşması engellendi.
Commodity Context’te petrol piyasalarını izleyen analist Rory Johnston, Çin’in fiyatları sınırlayan en önemli etken olduğunu söyledi.
Johnston, “Çin, kuşkusuz fiyatları sınırlayan en önemli etkendi. Mesele şu ki bunu hiç kimse, özellikle de hiç kimse, öngörmedi” dedi.
Dergiye göre, bu ölçekte ithalatı azaltmanın en açık yolu enerji tüketimini düşürmek olurdu. Ancak Çin’in bu adımı attığını gösteren bir kanıt bulunmuyor.
İthalattaki düşüş, temiz enerjiye geçişle de açıklanamıyor. Çin bu alanda ilerleme kaydetse de ülke ekonomisi petrol ithalatına bağlı olmayı sürdürüyor.
The Atlantic’in görüştüğü uzmanların işaret ettiği en gerçekçi senaryo, Çin’in devasa petrol stoklarını kullanması. Bu rezervler, yıllar boyunca kriz ihtimaline karşı biriktirildi.
Ancak açık depolardaki rezervuarların dolu kalması, Çin’in petrolü dışarıdan görülmeyen gizli depolarda tuttuğuna işaret ediyor olabilir.
Johnston bu ihtimal hakkında, “Bazen bu konuda konuşmaya başladığımda alüminyum folyo şapka takmam gerektiğini düşünüyorum. Buna dair neredeyse hiç kanıtımız yok. Yine de mantıklı olan tek açıklama gerçekten bu” dedi.
Bazı uzmanlar, Çin’in bu tutumuyla “yumuşak gücünü” artırmaya çalıştığını düşünüyor. Bu çerçevede Çin’in dünya ekonomisini kurtarmayı veya ABD üzerinde baskı kurabileceği araçlar elde etmeyi amaçladığı öne sürülüyor.
Bir başka görüşe göre ise Çin, ekonomiyi destekleyerek üretim kapasitesini korumaya çalışıyor.
Bloomberg, mayısta kaynaklara dayandırdığı haberinde Çin’in petrol ithalatını savaş öncesi seviyeye göre yaklaşık dörtte bir oranında ve diğer ülkelerin fark edemeyeceği biçimde azalttığını yazdı. Çin’in iç petrol stokları ise gerilemedi.
Bloomberg, bu durumun arz fazlasına işaret ettiğini belirtti. Bu tablo, petrol kıtlığının yaşandığı koşullarda alışılmadık görülüyor.
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Dünya Basını4 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Görüş2 hafta önceEndüstriyel futbolun kıskacında bir dev: 2026 Dünya Kupası ve küresel ticaretin gölgesi
Asya2 hafta önceTokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek
Dünya Basını3 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Asya2 hafta önceRusya’nın benzin talebine Hindistan’dan ret
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor











