Avrupa
Alman sanayisi kritik hammaddeleri stokluyor

Alman şirketler, önümüzdeki ay AB ile Çin arasında yapılacak ticaret görüşmelerinin sonuçsuz kalması ihtimaline karşı kritik hammaddeleri stoklamak istiyor.
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, AB’nin Çin ile olan rekor düzeydeki ticaret açığını azaltmak amacıyla görüşmelerde bir ilerleme sağlamak üzere 8-9 Ekim tarihlerinde Pekin’e gidecek.
Šefčovič, bir anlaşmaya varılamaması halinde Brüksel’in Çin mallarına erişimi kısıtlayacağı uyarısında bulundu.
Pekin’in nadir toprak elementleri ve diğer kritik hammaddelerin ihracatına yeni kısıtlamalar getirerek misilleme yapma riski, iş dünyasını tedirgin etti.
Washington’dan yapılan açıklamaya göre Çin, çarşamba günü bir dizi ek nadir toprak ihracat kontrolünün askıya alınma süresini iki ay daha uzatarak Ocak ayına kadar uzatmayı kabul etti.
Frankfurt merkezli ticaret şirketi Tradium’un CEO’su ve 25 yılı aşkın süredir nadir toprak elementleri ve diğer teknoloji metalleriyle çalışan Matthias Rüth, “Aslında sahip olmadığımız gücü göstermeye çalışıyoruz. Bazı ortaklarla iş yaparken, kendi konumunuzu gerçekçi bir şekilde değerlendirmeniz gerekir,” dedi.
Konunun hassasiyeti nedeniyle kimliğini açıklamak istemeyen bir Alman sektör yetkilisi, “çok endişeli” olduklarını ve üretimin durma noktasına gelebileceğini belirtti:
“Şirketler şu anda panik içinde ve stok yapıyorlar. Bazıları oldukça erken başladı ve şu anda stoklarında birkaç aylık malzeme var. Fakat çoğunluk için durum böyle değil.”
Yine isminin açıklanmamasını isteyen bir başka sektör yetkilisi de bu yorumlara katılarak şunları ekledi: “İhracat kontrollerinin sıkılaştırılması sektörü ağır bir şekilde vuracak. Durum son derece gergin.”
Çin’in, geçen yılın Nisan ayında yedi nadir toprak elementine uygulanan ihracat kontrolleri, ciddi kıtlıklara yol açmış; Avrupa’daki otomobil üreticileri bazı üretim hatlarını durdurmak zorunda kalmış, diğer sektörlerdeki fabrikalar ise kapasite kullanım oranlarını düşürmüştü.
Pekin, geçen Ekim ayında nadir toprak elementlerine yönelik kontrollerini daha da genişlettiğini duyurdu.
Bu önlemler, ek elementlere ve bunların işlenmesinde kullanılan teknolojiye yönelik kısıtlamaları da içeriyordu.
Bu tedbirler, Washington ile yapılan ticaret ateşkesi kapsamında bir yıllığına askıya alınmıştı.
Hazine Bakanı Scott Bessent, Başkan Donald Trump ile Xi Jinping arasındaki zirve görüşmeleri öncesinde çarşamba günü yaptığı açıklamada, moratoryumun 10 Ocak’a kadar uzatıldığını belirtti.
AB, Asya’nın en büyük ekonomisiyle yaşadığı günlük 1 milyar avroluk ticaret açığını azaltmak istiyor fakat bunu başarmak için Pekin’i ya daha fazla AB malı ithal etmeye ya da kendi ihracatına kısıtlamalar getirmeye ikna etmesi gerekiyor.
Teorik olarak bu, otomotiv, makine ve kimya sektörlerinde Çin ile rekabet eden, bloğun imalat gücü olan Almanya için iyi bir haber olur.
Almanya’nın sanayi merkezlerindeki şirketler, hem uluslararası rekabeti hem de yüksek enerji maliyetlerini gerekçe göstererek fabrika kapanışlarını duyurmaya devam ediyor.
Fakat yöneticiler, şirketlerinin elektrikli araçlar, rüzgâr türbinleri, veri merkezleri ve silah sistemlerinde kullanılan nadir toprak elementleri de dahil olmak üzere Çin’in tedarik zincirleriyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Nadir toprak madenciliğinin yaklaşık %60’ı ve arıtma işlemlerinin %90’ı Çin’de gerçekleştiriliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın bir raporuna göre, Avrupa ve ABD, Çin’in ihracat kısıtlamalarına en fazla maruz kalan bölgeler olup, Pekin’in nadir toprak elementleri ihracat kontrollerinin tam olarak uygulanması halinde 1,5 trilyon dolardan fazla doğrudan kayıp yaşayacaklar.
Bloomberg’in haberine göre, Çin’in ABD’ye nadir toprak mıknatıs ihracatı, Ağustos ayında bir önceki aya göre yaklaşık %20 düştü.
Avrupa Komisyonu’nun sanayi politikası sözcüsü Siobhan McGarry ise, AB’nin geçen yılki nadir toprak elementleri krizinden bu yana tedarik kesintilerine karşı kırılganlığını azalttığını savundu:
“Yarın bir şeyler olursa –[örneğin] ihracat kısıtlamaları gibi– artık alternatif tedarik kaynaklarımızın nerede olduğu konusunda çok daha fazla farkındalığa sahibiz. Aynı malzemelere ihtiyaç duyan diğer ülkelerle çok daha fazla ortaklığımız var. Bu, bir ihracat kısıtlamasının hiçbir etkisi olmayacağı anlamına gelmez ama bence artık çok daha iyi hazırlıklıyız.”
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, geçen hafta yaptığı yıllık AB Durumu konuşmasında kritik mineralleri satın almak ve stoklamak için yeni bir girişim duyurdu.
Bu etkinlik için Strazburg’da bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney, kaynak zengini ülkesinin kritik mineraller konusunda işbirliği yapmayı ve aynı zamanda AB ile ittifakını derinleştirmeyi hedeflediğini belirtti.
Geleneksel müttefikleriyle yaşanan gerginliklere rağmen ABD de işbirliği arayışında. Şubat ayında Trump yönetimi, Çin’in kilit hammaddeler üzerindeki hakimiyetini kırmak amacıyla ABD, AB ve Japonya arasında uluslararası bir ticaret platformu kapsamında üçlü bir ortaklık önerisi sundu. Washington, önümüzdeki aylarda ortaklarına sunmayı planladığı bir metin hazırlıyor.
Brüksel, AB içinde stratejik hammadde yıllık tüketiminin %10’unu kendi topraklarında çıkarmayı ve %40’ını yurt içinde işlemeyi hedefleyen 2030 hedefleri belirledi.
Ayrıca 60 stratejik projeyi belirleyerek, bu projelerin daha hızlı izin ve finansman alabilmesini sağladı.
İlerleme sinyalleri görülmeye başlandı. Geçen yıl, kimya şirketi Solvay’a ait bir tesis, kalıcı mıknatıslarda kullanılan neodim ve praseodim üretimine başladı.
Bu sonbaharın ilerleyen dönemlerinde disprosyum ve terbiyum ayırma işlemlerine başlaması bekleniyor.
Estonyalı bir şirket olan Performance Materials ise bu ay kalıcı mıknatıs sevkiyatına başladı.
Almanya’da, otomobil üreticisi BMW’nin öncülüğündeki bir sektör girişimi, talebi bir araya getirip ortak alımlar gerçekleştirmek amacıyla kritik mineraller ticaret merkezi kurmayı hedefliyor ve bu sayede daha fazla pazar gücü kazanmayı umuyor.
Komisyon ayrıca, endüstriyi Çin dışındaki kaynaklardan malzeme tedarikini çeşitlendirmeye teşvik etmek (hatta zorunlu kılmak) ve kritik minerallerin Avrupa’da üretimi için bir pazar oluşturmak üzere yeni kurallar üzerinde çalışıyor. Šefčovič, öneriyi Aralık ayı başında sunmayı planlıyor.
Gergin dönemlere rağmen, Alman politika yapıcılar Avrupa’yı sakin olmaya çağırıyor.
Örneğin Şansölye Friedrich Merz’in partisi CDU’nun kardeş partisi CSU’dan, kritik hammaddelerin jeopolitiğine odaklanan Bavyeralı milletvekili Tobias Winkler şöyle konuştu:
“Eşit ortaklar olarak profesyonel bir şekilde müzakere etmek ve mevcut araçları masaya koymak önemlidir. Çin’in de bir ticaret çatışmasına ilgi duyması pek olası değil, özellikle de bu durum zaten zor durumda olan iç ekonomisine daha fazla yük getirecekse.”
Winkler, Avrupa’nın bağımlılıklarını anlamlı bir şekilde azaltmanın yıllar alacağını belirterek, “O zamana kadar, piyasa dengesini korumak ve tedarik güvenliğini sağlamak için başka önlemlere ihtiyacımız olacak,” dedi.
Avrupa
İngiltere’de hava kuvvetleri üssüne bombalı saldırı soruşturması

ABD ordusu tarafından kullanılan bir hava kuvvetleri (RAF) üssüne yönelik bomba saldırısı planıyla bağlantılı olarak beş kişi gözaltına alındı.
İngiltere Savunma Bakanı Wes Streeting, Birleşik Krallık güvenlik birimlerinin, ABD ordusu tarafından kullanılan bir RAF üssüne yönelik bomba saldırısı planıyla bağlantılı olarak gözaltına alınan bir grup şüpheliden önceden haberdar olduğunu belirtti.
ABD Hava Kuvvetleri’nin İran’a karşı yürüttüğü operasyonlara ev sahipliği yapan Gloucestershire’daki RAF Fairford üssünden birkaç dakika uzaklıkta park edilmiş üç minibüste silahlı polisler tarafından patlayıcılar bulunmasının ardından, beş kişi “terör” suçlamasıyla gözaltına alındı.
The Telegraph’ın aktardığına göre polis, söz konusu komplonun arkasındaki “en olası devlet aktörünün” İran olduğunu düşünüyor.
Pazar günü sabahın erken saatlerinde üssün yakınlarında araç kullanan yerel bir kadın, minibüsleri ve olağandışı davranışlar sergileyen adamları fark edince 999’u arayarak polisi uyardı.
Pazartesi sabahı BBC’ye konuşan kadın, güvenlik birimlerinin bu konuda “gerçekten büyük bir hata yaptığını” söyledi.
BBC çalışanlarından biri tarafından okunan ifadelerde, polisi arayan bir kadın, bir partiden geç saatte eve doğru araba kullandığını fakat çiftliğine vardığında giriş yolunun ve ana yolun üç beyaz minibüs tarafından kapatıldığını fark ettiğini söyledi.
Bunun RAF Fairford’daki güvenlik operasyonlarıyla ilgili olduğunu düşünerek arabasını geri çevirdi, ancak o sırada kapüşonlu ve maskeli bir grup adam gördü; adamlar onu görünce kaçtılar. Şüpheye kapılan kadın, önce Savunma Bakanlığı polisini, ardından da 999’u aradı.
Kadın şöyle konuştu:
“Minibüslerle hemen hemen aynı anda köye varmamın tamamen şans eseri olduğunu düşünüyorum. Bunu fark edip bildirme görevinin bana, yani sıradan bir vatandaşa düşmüş olmasına gerçekten hayret ediyorum. Hava üssü, üssün girişine yakın bir yerde yol barikatı kurmuştu ama diğer yollarda böyle bir şey yoktu. Oysa biz, birinin üs çevresindeki yolları izlediğini ve köyde düzenli devriye gezdiğini varsaymıştık… “Sadece şunu vurgulamak istiyorum: Görünüşe göre bu konuda gerçekten birileri işini savsaklamış.”
Daha sonra BBC Radio 4’ün Today programına konuk olan Streeting, ismini gizli tutmayı tercih eden kadına polisi aradığı için teşekkür etmek istediğini ama “kadının olayın sadece bir kısmını gördüğünü” belirtti.
Şüphelilerin uzun süredir gözetim altında olduğunu iddia eden Donald Trump’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, polis ve güvenlik güçlerinin çalışmalarını övdü.
Adamların “büyük bir hasar vermek istediklerini” belirten ABD başkanı, “Harikaydı. İngiltere ile birlikte çalışmak, muhteşem bir işti” diye ekledi.
Trump’ın haklı olup olmadığı sorulduğunda Streeting bunu reddetmedi:
“Güvenlik birimlerimiz ve polisimiz övgü beklemez fakat dün ABD Başkanı’nın, polisimizin, güvenlik ve istihbarat birimlerimizin yıl boyunca ve dünyanın her yerinde güvenliğimizi sağlamak için her gün yaptıkları olağanüstü çalışmaları takdir etmesini görmek gurur verici bir andı. Bu sabah bu konuda söylemek istediğim tek şey bu.”
Streeting, komployla ilgili önceden elde edilen bilgiler veya tutuklanan kişilerin kimlikleri hakkında herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetti.
Bakan şöyle devam etti:
“Polis soruşturması devam ediyor ve doğal olarak operasyonel güvenlik konularında ayrıntılı yorum yapmıyoruz; çünkü çoğu zaman ne kadar çok şey söylersek, fırsat bulduklarında bize zarar vermek isteyenlere o kadar fazla ipucu vermiş oluruz.”
Görüntülerde, RAF Fairford’a doğru ilerleyen üç şüpheli minibüs ihbarı üzerine polisin çağrıldığı karanlık bir kırsal yolda, vücutlarının üst kısmı soyulmuş erkeklerin kelepçelendiği görülüyordu.
Bu olay sırasında, Cotswolds’taki Whelford köyünde bulunan 85 hanenin sakinleri hızla Cirencester eğlence merkezine tahliye edildi ve ordunun bomba imha ekibine ait robotlar minibüsleri incelerken, beyaz minibüslerin çevresine 400 metrelik bir güvenlik çemberi kuruldu.
Avrupa
Fransız Senatosunda Le Pen’in partisi ilk kez grup kurabilecek

Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik (RN), Fransız Senato seçimlerinde bir grup oluşturmaya yetecek kadar sandalye kazandı.
Bu sonuç, partiye parlamentonun üst meclisindeki liderlik pozisyonlarında ve komitelerde daha fazla temsil imkânı sağlayacak.
Le Pen X’te yaptığı açıklamada, “Bu tarihi bir zafer ve önemli bir dönüm noktası,” diye yazdı.
RN, pazar günkü seçimlerde Senato’daki koltuk sayısını 3’ten 15’e çıkardı ve bir grup oluşturmak için gerekli olan 11 koltuk barajını aştı.
Senato’nun yarısı, her üç yılda bir yaklaşık 42.000 yerel yetkili tarafından seçiliyor.
Anketlere göre gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en önde giden aday olan Le Pen, X’te yaptığı açıklamada, partisinin yeni Senato grubunun “cumhurbaşkanlığı kampanyası sırasında önemli bir platform görevi göreceğini” söyledi.
Siyasi yelpazenin diğer ucunda ise Jean-Luc Mélenchon’un liderliğini yaptığı Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Senato’da tarihinde ilk kez bir sandalye kazandı.
Senato, muhafazakâr Les Républicains ve “merkezci” bir grubun milletvekillerinden oluşan ittifakın kontrolünde kalacak fakat bu blok birkaç sandalye kaybetti.
Açık sözlü konuşabilmesi için isminin gizli tutulması istenen “merkezci” bir senatör, Ulusal Birlik’in bir grup kazanmasının “siyasi arenada yerleşmelerinin doruk noktası” olduğunu söyledi ve şunları ekledi:
“[Merkez sağ] çoğunluk aynı kalacak ve bizim görevimiz istikrarı sağlamak olacak. Eğer biri kurumlara müdahale etmek isterse, istikrarı garanti altına almak için orada olacağız.”
Avrupa
Polonya’nın silahlanma yarışı AB’nin en büyük bütçe açığını doğurabilir

Polonya’nın savunma harcamalarını 53 milyar dolara çıkararak milli gelirin yüzde 4,8’ine ulaştırması, kamu maliyesinde tarihi açık riskini beraberinde getirdi. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 7,1’ine tırmanması beklenirken, kredi notu düşen Varşova’da ordu harcamaları hükümet ile cumhurbaşkanı arasında krize dönüştü.
Polonya’da son beş yılda iki kattan fazla artarak 53 milyar dolara ulaşan askeri harcamalar, ülke ekonomisinde ciddi bütçe açıklarına ve mali risklere yol açıyor.
İngiliz The Guardian gazetesinin yetkililer, silah üreticileri ve ekonomistlerle yaptığı görüşmelere dayandırdığı habere göre, Varşova yönetimi savunma bütçesini yerli üretime aktararak büyümeyi hedeflese de hızlanan silahlanma yarışı kamu maliyesini zorluyor.
Ülkenin savunma harcamaları son beş yıl içinde gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 2,2’sinden yüzde 4,8’ine yükseldi.
2026 yılı itibarıyla 53 milyar dolara ulaşan bu rakam, Polonya’yı Almanya, Fransa ve İtalya’nın ardından Avrupa Birliği (AB) içindeki en büyük dördüncü askeri harcama yapan ülke konumuna taşıdı.
Varşova yönetimi, ithalata bağımlılığı azaltmak amacıyla üretimi ülke içine çekmeye çalışıyor. Füze sistemleri üreticisi MBDA’nın başkent Varşova’nın kuzeyindeki Czosnow’da kurduğu yeni tesis bu girişimin somut örnekleri arasında yer alıyor.
İki yıl öncesine kadar mısır tarlası olan alanda yükselen fabrika hakkında konuşan MBDA Polska Genel Müdürü ve eski İngiliz deniz piyadesi Jim Price, “Polonya’nın ihtiyaçlarını karşılamak için herkes iki kat daha hızlı hareket etmek zorunda kaldı” dedi.
Polonya, Avrupa Birliği’nin imtiyazlı savunma kredisi programı SAFE kapsamında da yaklaşık 44 milyar euro ile en büyük finansman payını aldı.
Hükümet, bu kaynağın neredeyse yüzde 90’lık kısmını devlete ait savunma sanayi grubu Polska Grupa Zbrojeniowa öncülüğündeki yerli şirketlere yönlendirmeyi planlıyor.
Buna rağmen Polonya’nın savunma bütçesinin önemli bir bölümü yurt dışına akmaya devam ediyor. Varşova, ABD’den Patriot hava savunma sistemleri, Abrams tankları ve F-35 savaş uçakları satın alıyor.
Yabancı şirketler ise ortak üretim projeleriyle Polonya’daki sanayiye dahil oluyor. İngiliz Babcock şirketi Gdynia tersanesinde Miecznik fırkateynlerinin inşasında yer alırken, BAE Systems Katowice yakınlarında bir topçu üretim tesisi kuruyor.
Top mermisi üretimi de hızla artırılıyor. 2023 yılında yıllık yalnızca 5 bin adet 155 mm’lik top mermisi üretebilen Polonya, bu sayıyı 2026’da 30 bine, takip eden iki yıl içinde ise 200 bine çıkarmayı hedefliyor.
Başbakan Donald Tusk, mevcut kapasiteyi değerlendirirken, “Rusya-Ukrayna cephesinde bir günde bundan fazlası harcanıyor” ifadelerini kullanmıştı. Varşova yönetimi, mühimmat üretimini büyütmek amacıyla üç yeni fabrika daha kurmayı tasarlıyor.
Ancak askeri harcamalardaki hızlı artış bütçe dengesini sarsıyor. Gelecek yılın bütçe tasarısında bütçe açığının GSYH’nin yüzde 7,1’ine ulaşması öngörülüyor. Bu oran, Polonya’yı AB içinde en yüksek bütçe açığına sahip ülke yapabilir.
Avrupa Komisyonu’nun mayıs ayı tahmini ise açığın 2027 yılında yüzde 6,3 seviyesinde gerçekleşeceği yönündeydi.
Komisyon, savunma yatırımlarının da etkisiyle ülkenin kamu borcunun 2025’teki yüzde 59,7 seviyesinden 2027’de yüzde 68,3’e çıkmasını bekliyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, kalıcı yüksek açıklar, artan faiz yükü ve yükselen kamu borcunu gerekçe göstererek eylül ayında Polonya’nın kredi notunu A2’den A3’e düşürdü.
Kuruluş; savunma, sağlık, kamu yatırımları ve sosyal yükümlülüklerin bütçe açığının daralmasını engellediğine dikkat çekti.
ING ekonomisti Leszek Kąsek de mevcut tabloyu, “Bu yol sürdürülebilir değil. Polonya’nın büyüme hızını koruyup koruyamayacağını ve siyasetçilerin rotayı düzeltmeye hazır olup olmadığını sorgulamak gerekiyor” sözleriyle değerlendirdi.
Ordunun finansmanı, Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile Tusk hükümeti arasında siyasi gerilime dönüştü.
Nawrocki, SAFE kredileriyle bağlantılı bir yasayı veto etti. Nawrocki’nin destekçileri, silahlanmanın altın rezervlerinin bir kısmının satılarak finanse edilmesini önerdi.
Maliye Bakanı Andrzej Domański ise bu öneriyi “hayal” olarak nitelendirip hükümetin Avrupa kredilerine erişim için mücadelesini sürdüreceğini duyurdu.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Asya2 hafta önce“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”











