Diplomasi
AB-ABD tarife anlaşmasında işler karıştı
AB temsilcilerinin ABD ile vardıkları gümrük vergileri anlaşmasına Kıta’dan tepkiler yükselirken, Avrupa Komisyonu “anlaşma yasal olarak bağlayıcı değil” iddiasında bulundu.
Komisyonun salı günü yayınladığı açıklamaya göre, anlaşma “yasal olarak bağlayıcı olmayan” bir “siyasi mutabakat” niteliğinde.
Nitekim Washington ve Brüksel, gümrük vergisi anlaşmasının içeriğine ilişkin kendi versiyonlarını da yayınladı ve bu versiyonlar önemli konularda önemli farklılıklar içeriyor.
Öte yandan anlaşmanın, AB’den ABD’ye yapılan ihracatın çoğuna yüzde 15 gümrük vergisi uygulanmasını öngördüğü, ABD’nin ise AB pazarına gümrüksüz erişim hakkına sahip olacağı tartışmasız.
Pazartesi günü Fransız hükümeti yetkilileri, anlaşmanın AB’nin ABD’ye “boyun eğmesi” anlamına geldiğini açıklamıştı. Paris, AB’nin “iktisadi güç” iddiasını sürdürmek istiyorsa, anlaşmanın direnç gösterilmeden kabul edilmemesi gerektiğini savundu.
Anlaşma, Alman otomotiv endüstrisinin çıkarlarını göz önünde bulundurduğu için Alman hükümeti tarafından desteklendi. Endüstri derin bir krizde ve önemli ABD pazarında risk almaya gücü yok.
“Savunmacı” müzakere stratejisi, Alman hükümeti tarafından sistematik olarak desteklendi. Örneğin Fransa, başından beri daha çatışmacı bir yaklaşım izlenmesini savunmuş, karşı gümrük vergileri uygulanmasını talep etmiş ve ABD’nin Avrupa’daki teknoloji şirketlerine karşı sert önlemler alınacağı tehdidinde bulunmuştu.
Almanya ise gerilimin azaltılmasından yana tavır almıştı. Şansölye Friedrich Merz’in haziran ayı başında Alman iş dünyası temsilcileriyle yaptığı görüşmede, Beyaz Saray ziyaretinde “Trump’a ticaret akışlarını açıkladığını” söylediği belirtiliyor.
Merz, Alman otomobil üreticilerinin ABD’ye ihraç ettikleri araçların sayısının, Almanya’nın ABD’den ithal ettikleri araçların sayısıyla aynı olduğunu belirtmişti.
Öte yananda Merz, ancak geçen hafta ortasında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı görüşmede biraz daha sert bir tavır almayı kabul etmişti; fakat o noktada “anlaşmanın içeriğini uzun süredir bildiği” söyleniyor.
Brüksel ve Washington’dan çelişkili açıklamalar
Dün (29 Temmuz Salı), anlaşmanın son anda gerçekten çökebileceği endişeleri ortaya çıkmaya başladı.
Washington, von der Leyen’in gıda standartları ve dijital konular gibi konularda çok önemli tavizler verdiğini iddia ederken, AB bunu kategorik olarak yalanladı.
Ayrıca Komisyon, “27 Temmuz 2025 tarihli siyasi anlaşmanın yasal olarak bağlayıcı olmadığını” ve yakın gelecekte yeni müzakerelerin yapılacağını açıkladı.
Örneğin Komisyon, Washington’un çelik ve alüminyum için “kota sistemi” kurmayı taahhüt ettiğini ve bu sistemde sınırlı miktarda metalin Donald Trump’ın yüzde 50’lik gümrük vergisinin altında kalacağını açıkladı.
Fakat Beyaz Saray’ın bilgi notunda bu iddia yalanlandı ve “Çelik, alüminyum ve bakır üzerindeki sektörel gümrük vergileri değişmeyecek… AB yüzde 50’yi ödemeye devam edecek ve taraflar bu ürünlerin tedarik zincirlerinin güvence altına alınmasını görüşecek,” denildi.
Bu çelişki üzerine baskı gören AB ticaret sözcüsü Olof Gill, gazetecileri Komisyonun basın açıklamasına yönlendirdi. Bu açıklamada ise tam tersi belirtiliyor ve “AB ve ABD, AB ihracatına yönelik gümrük vergisi oranlarını tarihi seviyelere indirerek, mevcut yüzde 50’lik gümrük vergilerini kaldıracak,” deniyor.
İlaçlar konusunda da karışıklık var. Gill, AB’nin ilaç ihracatının, ABD’nin önümüzdeki haftalarda 232. madde soruşturmasını tamamladıktan sonra sadece yüzde 15’lik bir vergiye tabi olacağını düşündüğünü söyledi. Fakat ABD’nin açıklamasında soruşturmayla ilgili herhangi bir gecikmeden bahsedilmedi.
Gill, tüm konuların ABD-AB ortak bildirisinde açıklığa kavuşacağını ve bloğun “bu bildirinin çok yakında yayınlanmasını umduğunu” söyledi.
Yine de Brüksel en kötüsüne hazırlanıyor gibi görünüyor. Komisyon, ortak bildiriye varılana kadar ABD mallarına yönelik 93 milyar avroluk misilleme paketini geri çekmeyeceğini açıkladı.
Uçak, otomobil ve gıda ürünlerini kapsayan önlemler 7 Ağustos’ta yürürlüğe girecek ve müzakerecilere çatışmayı önlemek için çok kısa bir süre tanınacak.
Almanya, otomotivde kriz nedeniyle ABD’ye boyun eğdi
German Foreign Policy’ye göre Almanya’nın tutumu, derin bir kriz içinde olan Alman otomotiv endüstrisinin çıkarlarına dayanıyordu. Bu krizin en önemli nedenlerinden biri, elektrikli arabalara geçişte geç kalınması ve bir zamanlar lider olduğu önemli Çin pazarındaki payını kaybetmesiydi.
Örneğin, ilkbaharda Mercedes ve BMW, satış ve kârlarında önemli düşüşler bildirdi; ilk çeyrekte satışlar sırasıyla yüzde 7 ve 7,8 azalırken, kârlar sırasıyla yüzde 43 ve 26,4 düştü.
Volkswagen ise geçen hafta, satışların nispeten istikrarlı olmasına rağmen, 2025’in ilk yarısında kârının yüzde 38’den fazla düştüğünü ve bu düşüşün üst üste üçüncü yarıyılda gerçekleştiğini açıkladı.
Uzun süredir kapsamlı işten çıkarmalar planlanıyor. Volkswagen Grubu’nun ana markası olan VW’de, 130.000 kişilik işgücünün neredeyse dörtte biri 2030 yılına kadar işten çıkarılacak.
Audi, 2029 sonuna kadar Almanya’daki işgücünü yaklaşık 7.500 kişi azaltmayı planlıyor. Haberlere göre Mercedes de 20.000 kişiye kadar işten çıkarmayı düşünüyor.
Otomotiv tedarikçisi ZF ise 2028 sonuna kadar 14.000 kişiye kadar işten çıkarmayı planlıyor.
Otomotiv sektörü ihracata bağımlı
Bu durumda Alman hükümeti, Alman otomotiv endüstrisini istikrara kavuşturmayı bir öncelik haline getirdi.
Sektör, ihracata büyük ölçüde bağımlı: Geçen yıl Almanya’da üretilen tüm binek araçların yüzde 78,2’si (3,18 milyondan fazla araç) yurt dışına satıldı.
Fakat Alman üreticiler son yıllarda bazı ciddi aksilikler yaşadı. Örneğin, bir zamanlar Alman araçlarının en büyük alıcısı olan Birleşik Krallık’a otomobil ihracatı, Brexit’in ardından AB’nin bu ülkeye misilleme önlemleri uygulaması nedeniyle azaldı.
Alman üreticiler 2019’da Birleşik Krallık’a 593.000 adet otomobil satarken, bu rakam 2024’te sadece 390.000 adede geriledi.
Çin’e yapılan ihracat geçen yıl yaklaşık yüzde 17 düştü; 2025’in ilk beş ayında Çin’e otomobil ve otomobil parçası ihracatı ise yaklaşık yüzde 36 azaldı.
Bunun nedeni, Çin’de yerli markaların elektrikli otomobillerinin giderek daha fazla satın alınmasıdır. Alman endüstrisi, 2024 yılında Almanya’dan 448.000 otomobil satılan en büyük satış pazarı olan ABD’de daha fazla düşüşü kaldıramayacak durumda.
2025 yılının ilk yarısında VW, ABD’deki müşterilerine yüzde 27,5’lik gümrük vergilerini yansıtmamak ve ABD’deki pazar payını kaybetmemek için 1,3 milyar avro kaybetti.
Alman otomotiv lobisi hâlâ endişeli
Buna göre, özellikle Alman otomotiv endüstrisi, ABD’ye karşı gümrük vergisi uygulamaması için baskı yapmıştı.
Bir yandan, Trump’ın hiçbir koşulda ABD gümrük vergilerini artırmaya teşvik edilmemesi gerektiği, çünkü bunun Alman endüstrisi için yıkıcı sonuçlar doğurabileceği savunuluyordu.
Öte yandan, Alman Otomotiv Endüstrisi Birliği (VDA) Başkanı Hildegard Müller, ABD’den yapılan ithalata karşı gümrük vergilerinin, Alman otomotiv şirketlerinin ABD’deki tesislerinde üretilen ve oradan AB’ye ihraç edilen otomobilleri de etkileyeceğini belirtti.
Bu rakamlar önemsiz değil: Müller, “ABD’den AB’ye yapılan otomobil ihracatının yaklaşık üçte ikisi Alman üreticilerden geliyor,” diyor.
Müller’e göre AB’nin ABD’den gelen otomotiv ürünlerine uygulayacağı herhangi bir karşı gümrük vergisi, Alman üreticilere her yüzde bir gümrük vergisi için yılda yaklaşık 100 milyon avroya mal olacaktı.
Berlin-Paris gerilimi su yüzüne çıktı
Merz bu baskıyı dikkate alınca Fransa ile ciddi anlaşmazlıklar başladı.
Fransa Başbakanı François Bayrou pazartesi günü, Avrupa Komisyonu tarafından da “başarısız bir şekilde” müzakere edilen anlaşmanın, AB’nin ABD’ye “boyun eğmesi” anlamına geldiğini söyledi.
Paris’te hükümet ve muhalefet mensuplarından da benzer açıklamalar geldi. Dış Ticaret Bakanı Laurent Saint-Martin pazartesi günü bir adım daha ileri giderek, müzakerelerin sonucunu olduğu gibi bırakmaya şiddetle karşı olduğunu, aksi takdirde AB’nin artık “iktisadi” olarak kabul edilemeyeceğini açıkladı ve “Son söz henüz söylenmedi,” dedi.
Alman sanayisinin ABD’ye taşınma eğilimi güçlenebilir
Pazar günü Berlin’in Alman otomotiv endüstrisini desteklemek için onayladığı gümrük vergisi anlaşmasının, otomobil fabrikalarının Almanya’dan ABD’ye taşınmasını teşvik edeceği iddiaları ise giderek daha yaygın hale geliyor.
Center Automotive Research’ten otomotiv uzmanı Ferdinand Dudenhöffer’e göre, anlaşma uygulanırsa, Mercedes’in E-Serisi veya BMW’nin 5 Serisi gibi büyük hacimli modellerin artık Almanya’da değil, ABD’de üretilmesi daha kârlı olabilir.
Çünkü von der Leyen ve Trump’ın kararlaştırdığı kurallara göre, ABD’den Avrupa’ya yapılan ihracatta gümrük vergisi ödenmeyecek.
Mercedes ve BMW bu modellerin üretimini ABD’de merkezileştirirse, tek bir yerden her iki tarafa da gümrüksüz olarak tedarik edebilirler ve bu, şirketler için mantıklı ve kârlı olacak.